EU Leaders’ Summit – 14 – 15 December in Brussels


 

No Turkey at the Dinner’s Table

The Last Summit of the Year 2017 is reserved more internal problems and topics than International issues..

The EU engages more directly on the politically sensitive issues of EMU and migration.

Chancellor Merkel and President Macron will also report on the implementation of the Minsk Agreements, with a view to renewing economic sanctions vis-à-vis Russia. Prime Minister Michel has also asked to raise the question of the United States’ decision to move their embassy to Jerusalem.

Permanent Structured Cooperation (PESCO). This will be a historic moment, not only because we are witnessing European countries taking up long-term defence activities together. But also because of the context and how this decision came about. his example of unity in practice should be an inspiration to all of us, and hopefully a good omen for other important decisions.

Finally, the European Council will decide whether it is time to move our negotiations with the UK to the next phase. Whether we have enough guarantees that citizens’ rights, EU financial interests and the integrity of the Good Friday Agreement in Ireland will be effectively protected when the UK leaves the EU.

***

Continue reading

Destek var, inanç yok…


 

Toplumun %68,8 üyeliğin yakın bir gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor.

Anket sonuçları Türk halkının hâlâ büyük ölçüde AB üyeliğini desteklediğini ortaya koyuyor. Halk, refah ve istikrar beklentisini önde tutuyor ve bu yüzden AB üyeliğini desteklemeye devam ediyor. Destek oranı geçen seneye göre % 3 puan artışla, %78,9’u bulurken; katılımcılar, Türkiye’nin yakın bir gelecekte AB üyesi olacağı konusunda olumlu bir beklenti içinde değiller. İnanan oranı % 31’de seyrediyor. Bu da, AB hedefine yönelik bir inanç ve güven bunalımı olduğunu gösteriyor.

Ankete katılanlar; Türkiye’nin AB üyeliğini engelleyen başlıca unsurlar arasında ekonomik nedenlerin, AB’nin çifte standart politikalarının, Avrupa’daki Türkiye’ye yönelik önyargıların ve kültürel farklılıkların bulunduğuna inanıyor. Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırmanın temel mekanizması olması gereken katılım müzakereleri sürecinin işlemediğinin Halk da farkında…

Kamuoyu AB’yi Türkiye’nin birinci ekonomik partneri olarak görüyor ama siyasi açıdan AB’ye kuşkuyla bakıyor ve Türkiye’nin yanında yeterince destek vermediğinden yakınıyor. Siyasi müttefik ve ortak olarak AB ikinci sırada kalırken, ilk sırayı Rusya ve Türki Cumhuriyetler alıyor.

***

Continue reading

Proshchay, Siriya – Прощай, Сирия!


 

Rusya Afganistan Hatasını Tekrarlamadı!

Çekilme kararı; uluslararası kamuoyu nezdinde Rusya’nın itibarını artıracak, imajını güçlendirecek;

Çekilme kararı; Orta Doğu halkları nezdinde, Moskova’nın çekiciliğini artıracak;

Çekilme kararı; sadece bölgenin değil, uluslararası kamuoyunun genelinde de Rusya’ya sempati ile bakılmasına hizmet edecek;

Çekilme kararı; ABD’nin NATO’yu ve AB’yi de peşine takarak Rusya’yı karşısına aldığı günümüz tablosunda, bu politikaları büyük ölçüde boşa çıkaracak, etkisini azaltacak, aşağıya çekecek;

Çekilme kararı; Orta Doğu’da ortaya çıkabilecek, muhtemelen İran ve Türkiyeile bağlantılı “yeni” ve büyük bir karmaşada, Moskova’nın müdahil olma baskısını azaltacak; ve hatta, “dostça girişimlerde” bulunma veya “arabulucu” olma avantajını güçlü şekilde sunabilecek;

Çekilme kararı’nın Türkiye açısından anlamına gelince; ülkeyi yönetenler, her şeyi, en iyi şekilde biliyor. Dışarıdan “gazel okuma”nın gereği var mı sizce?!

***

Continue reading

Cumhurbaşkanı’nın «Lozan Çıkışı…»


 

…ve «Çam Devirme»nin Eşiğinden Dönülmesi!

© photocredit

***

Continue reading

EU and Turkey: 2nd HLED


 

Turkey still wants to update Customs Union deal!

The second High-level Economic Dialogue (HLED) between the EU and Turkey was held in Brussels on 8 December 2017.

Ministers and Commissioners noted that global economic growth continues to recover and that current growth prospects are encouraging. Risks to the global economy have become more balanced this year but downside risks remain sizable. The most prominent are renewed volatility in financial markets, increase in protectionism and geopolitical tensions.

We conducted a frank and amicable consultation today, during which I stressed the importance of upholding individual rights and the rule of law for the benefit of investment and economic growth. We look forward to continue our financial and economic engagement with Turkey. (Vice-President Jyrki Katainen)

Turkey remains anchored to full EU membership, which serves to the best interest of both parties. We look forward to smooth and swift upgrading of the Customs Union. Building on this fruitful exchange of views, both parties welcomed the intention to meet again in the same format next year in Turkey.(DPM Mehmet Şimşek)

***

Continue reading

AB Ekonomisi: Beklenenin Ötesinde Gerçekleşen Büyüme…


 

…and Turkey: A risky path to sustainable growth!

The Turkish economy registered strong growth recently, helped by foreign demand, construction activity and a range of government policies from expansionary fiscal policy to credit guarantees and loosening of macro-prudential regulations. Shifting to private consumption and investment in machineries and equipment, growth will move to a more sustainable base. Downside risks are sizable, however, and include past high loan growth, inflation infused by a legacy of monetary overhang, the uncertain business environment and high unemployment.

Positive growth surprises in the first half of 2017

Broadening and more sustainable growth

 

Monetary policy complicated by high money growth

A temporary break in expansionary policy impetus

Downside risks aplenty

***

Continue reading

Daha Adil ve Eşitlikçi bir AB…


 

Mümkün mü?!

AB dünyada en gelişmiş refah sistemlerine, en iyi uygulamalara ve birçok sosyal yeniliğin çatısı olsa da, benzeri görülmemiş toplumsal zorluklarla yüzleşmek ve bunlara uyum sağlamak zorunda.

AB’nin 20 yılın ardından sosyal konulara ağırlık verme zorunda kalmasının önemli nedenleri var. Avrupa sosyal sisteminin önemli bir risk altında olduğu söylenebilir. Üye ülkeler arasındaki uçurum artıyor. İşsizler ve çalışanlar arasındaki fark gittikçe açılıyor. Bu son derece tehlikeli ve Avrupa sosyal sistemini tehdit ediyor.

Bu bağlamda; fırsat eşitliğine, daha iyi çalışma koşullarına ve adil ücretlendirmeye dayanan daha adil bir Avrupa inşa etme yolunda adımlar atılması gerekiyor.

Şimdi; kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin yaratılması, işsizlik ve yoksulluk oranlarının düşürülmesine dair kâğıt üzerinde kayıt altına alınan ilkelerin yaşama geçirilmesi ve uygulanmaya başlaması beklenecek.

***

Continue reading

%d bloggers like this: