Akademik Kadroların Sorunu Ne?


 

Yardımcı Doçentlik mi; yoksa, Bilimsel Özgürlük, Üretkenlik ve Kalite Sorunu mu?

2017 yılı verileri bazında Türkiye’de toplam 196 üniversitedeki öğretim elemanlarının akademik unvanlarına göre dağılımına bakıldığında, bunların 21 bin 958′i profesör, 14 bin 497‘si doçent, 34 bin 196‘sı yardımcı doçent olarak tanımlandığında yardımcı doçentler öğretim üyeleri içinde en büyük zümreyi oluşturmaktadır.

Türkiye; Amerikan üniversite modelindeki “assistant professor” unvanına denk gelen Yardımcı Doçentlik kadro unvanı modeli benimsedi. Ancak, ABD ekolünde Yard. Doç. sürekli bir kadro değil. Belirli süre ile görev alır ve doçentliğe hazırlanma süreci tanınmış araştırmacı konumundadır.

Şimdi sorulacak asıl soru şu olmalı; TBMM’ye sunulan Yard. Doç. kadrolarının doktoralı öğretim üyeliğine dönüştürülmesi ve doçentlik sınavında bazı değişikliklerin yapılması üzerine tasarı yasalaştığında, üniversitelerin nitelikli bilim insanı seçme ve kurumuna kazandırılmasına ne tür bir katıda bulunacak.

Yeni yasa bu bağlamda Yard. Doçentliğin kalitesi mi yükseltilecek, araştırma ortamı mı iyileştirecektir? Bunlar net değil.

© photocredit

***

Continue reading

Milli Mücadele Sporcularının Ruhlarını araplara satan…


 

Millî ve Manevî «Değer Yıkıcılar» İktidarı!

Bırakın bu değer yıkıcılığını! Yıkmadığınız, yok etmeye çalışmadığınız ne kaldı? Çekin ellerinizi değerlerimizden! Özellikle de Cumhuriyete dair değerlerle uğraştıkları acı bir gerçektir. Yahya Galip’in duası Allah katında makbuldür… Yapamazsınız bazı şeyleri. Gücünüz ve siyasi ömrünüz yetmez buna…

Şimdi sıra Milli Mücadele «Değerleri»nden Eyüp Stadında. Eyüp Stadının, toplum için bir değer olduğu göz edilerek rant canavarlığı sebebi ile ortadan kaldırılmak istenmesidir.

Eyüp Spor Kulübü, 1919 yılında İstiklal Mücadelesi için insanlarımızı örgütlemek, savaşacak insanları ve silahları Anadolu’ya geçirmek ve kurtuluş ateşini canlı tutmak için kurulmuştu. O günleri Eyüp’ün ilk futbolcularından emekli MİT mensubu 101 yaşındaki rahmetli Neşet Güriş‘ten dinlemeliydiniz!

Peki kimmiş bu Halveti Şeyhi ve «Hakan» Yahya Galip?

!

***

Continue reading

İran’daki Protestoları Anlamak…


 

Gösterilerin altında yatan esas neden ne?

Birçok uzmana göre bu protestolar muhtemelen, ABD ve İsrail tarafından yürütülen geniş bir rejim değişikliği operasyonunun ilk aşaması. Protestoların birden fazla şehirde eş zamanlı olarak başladığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, gösterilerin bir şehirde ortaya çıkan kendiliğinden bir yerel başkaldırı olmadığını ve belli bir düzeyde koordinasyon içinde gerçekleştiğine işaret ediyorlar. Özetle bütün bu olayların ABD başta olmak üzere İran’a düşman ülkeler tarafından çıkartıldığına dair bir görüş hakim.

Ancak gösterilerin altında olağan şüpheliler aramak yerine ülkenin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara bakmakta fayda yok değil! Göstericilerin dini kurumlara karşı attığı öfkeli sloganların nedenleri arasında baskıcı rejimin yanı sıra sınıfsal adaletsizlik de var.

Son olarak Suriye rejimine, Yemen’deki muhaliflere ve Filistin’de savaşan Hizbullah’a yapılan askeri yardımlar ülkenin ekonomisini daha da zorluyor. Bu nedenle sokaklarda “Ne Gazze ne Lübnan canım feda İran’a” ve “Suriye’yi bırakın derdimize çare bulun” sloganları atılması doğal.

Bu nedenle; ‘İran’da yaşanan olayların arkasında ülkede yaşanan ekonomik sorunlar ve Tahran yönetiminin iç ve dış politikada izlediği tutum yatmakta.’ Demek abartılı bir analiz olmaz.

Peki gelişmelere Batılı ülkeler nasıl bir yaklaşım gösteriyor?

***

Continue reading

ECHR: Your Daily Rights and Freedoms – New Factsheets…


 

AİHM: Günlük Bütün Haklarınız Elinizin Altında!

⚖⚠ The European Court of Human Rights is launching a series of five new factsheets on its case-law on the following themes: access to the Internet and the freedom to receive and impart information; deprivation of citizenship; legal professional privilege; and accompanied and unaccompanied migrant minors in detention.

⚖⚠ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sanal ortamda yayımladığı yeni bir katalogda, günlük yaşamın her alanında bilinmesi gerekenleri, ilgilenenlerin bilgisine sundu.

⚖⚠ Çeşitli dillerde yayımlanan katalogda sırasıyla; Avrupa Birliği İçtihadı, Ayrımcılık, Ceza Hukuku, Çalışma ve İş Hayatı, Düşünceler ve Bilgi, Yaşam, Sağlık ve Sınırdışı Etme genel konu başlıkları altında, öğrenmek istediğiniz bütün bilgileri ayrıntılı bir şekilde yanıtlıyor.

⚖⚠ The factsheets aim to contribute to increasing awareness about the Court’s judgments among journalists, national authorities and the public in the Member States of the Council of Europe with a view to improving implementation of the European Convention on Human Rights at national level.

⚖⚠ Ένα από τα βασικά αιτήματα της τρέχουσας μεταρρύθμισης που αποσκοπεί στην αύξηση της αποτελεσματικότητας του συστήματος της Σύμβασης είναι τα κράτη μέλη να εγγυηθούν την εσωτερική εφαρμογή της Σύμβασης και της νομολογίας της.

***

Continue reading

Dignity and autonomy in care


 

The right of older persons !

Older persons have exactly the same rights as everyone else, but when it comes to the implementation of these rights, they face a number of specific challenges.

Les personnes âgées ont exactement les mêmes droits que toute autre personne. Pourtant, la mise en œuvre de leurs droits est entravée par plusieurs obstacles spécifiques

 

They often face age discrimination, particular forms of social exclusion, economic marginalisation due to inadequate pensions, or are more vulnerable to exploitation and abuse, including from family members.

 

Ainsi, les personnes âgées sont souvent victimes d’une discrimination fondée sur l’âge, de formes particulières d’exclusion sociale et d’une marginalisation économique due à des pensions insuffisantes, et sont plus vulnérables à l’exploitation et aux abus, y compris de la part de leur propre famille.

Дневник прав человека
Право пожилых людей на достойное обращение и автономию при уходе за ними

***

Continue reading

Medeni ve Dürüst Osmanlı’dan Geriye Ne Kaldı ki …


 

«Derin» ama «Değerli» Yalnızlık!

Rivayet odur ki; Osmanlı yıllarında italyan bir tacir İstanbul’a gelir. Beyoğlu’na doğru giderken, Tophane iskelesinde içinde paraları bulunan kemeri çözülür ve paraları etrafa saçılır. Yetmemiş gibi bir de bir kısmı denize yuvarlanır.

Etraftan görenler hemen adamın yardımına koşup, yerdeki paraları teker teker toplarlar ve tüccara teslim ederler. Adam şaşkın mı şaşkın, telâşla kemerini yeniden doldururken, teker teker sayar ve toplayanlardan bazılarının çalabildiğini düşünerek kaygıya düşer.

Oysa o sırada çevredekilerin bazıları Tophanenin sularına atlamışlar ve denize dökülen paraları da karaya çıkarmakla meşguller. Endişesi kaybolmaya başlayan tüccar parasının neredeyse tamamına yakınının toplanıp kendisine teslim edildiğini görünce, kaygı duyduğundan dolayı utanç duyması bir yana, nasıl teşekkür edeceğini dahi bilemeksizin yanındaki tercümanı aracılığıyla paralarını toplayanlara hitap etmeye başlar:

Beni tanımıyorsunuz. Hatam sonucu para kemerim çözüldü ve iş yapmak için getirdiğim paralarım etrafa saçıldı. Büyük bir iyilik ettiniz, canınızı bile hiçe sayıp soğuk sulara atladınız büyük bir zahmete katlandınız. Bu iyiliklerinizi karşılıksız bırakamam. Sizlere olan borcumu ödemem şart, der ve kemerine elini atıp dağıtmak için para çıkarmaya başlar.

Ancak, kendisine iyilikte bulunanlar derhal itiraz ederler. İçlerinden biri; lafı bile olmaz, bizlere hiçbir borcunuz yoktur. Biz sadece ve sadece insanlık görevimizi yaptık. Sevinmeniz, paralarınıza kavuşmanız bizim için yeterlidir, der.

Adam kulaklarına inanamaz.
Nasıl olur, bunca iyilik bizim oralarda olsa karşılıksız kesinlikle yapılmazdı, diye karşılık verir.

Çevredekilerden biri; orası orası, burası burası der ve ekler:

 

İnsanlık yardımlaşmayı, zorda olanın yardımına koşmayı gerektirir. Arkadaşımın dediği gibi görevimizi yaptık sadece.

 

Tüccar bin kere teşekkür ederek tercümanı ile beraber şaşkın mı şaşkın oteline döner.
Paralarını yeniden sayar, bir kaç kuruş hariç hepsi tamamdır. Oturur düşünür;
Halkın en fakir tabakasındaki bu incelik, yardımseverlik derecesi sadece Türklere mahsus olmalıydı.

Peki ya şimdi?

 

 

Elbette arada sırada basından okuruz, yerde bulduğu parayı sahibine veren, vermek için araştıran ve kendisine verilmek istenen ödülü kabul etmeyen istisnalar çıkar.

Ama, ahlâk bakımından günümüzdeki Türk siyaseti ve medeni hayatı bütün cihana örnek olabilmekte midir?

 

Yanıtı içeride…

***

Continue reading

İnsanoğlunun Tükenmek Bilmeyen Oburluğu…


 

Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlıyor, fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil.
Mahatma Gandhi

Nüfusun hızla arttığı, gelişmekte olan ülkelerdeki gelir artışı ile birlikte tüketimin de katlandığı, buna karşılık üst ve alt gelir grupları arasındaki uçurumun giderek açıldığı ve var olan işlerin de azaldığı bir dünyada çıkabilecek çatışmaları önlemek, yüzyılın vebası olan terörizm ile mücadele etmek ve ekonomik ve sosyal sistemleri yeni gerçekliklere uygun bir şekilde revize etmek için sürdürülebilir kalkınma felsefesi bizlere önemli ipuçları sunuyor. Sürdürülebilir kalkınmayı “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yetisini tehlikeye atmadan, bugünün ihtiyaçlarını karşılayan kalkınma” olarak tanımlayabiliriz. Bu kavramın temelinde, özellikle yoksulların ve dezavantajlı grupların temel ihtiyaçlarının karşılanması önceliği ve bunun yanında çevrenin sunduğu kaynakların sınırlı olduğu anlayışı yatmakta. Tüm kamu politikalarının bu felsefe uyarınca tekrar gözden geçirilmesi ve adapte edilmesi insanlığın geleceği açısından da kritik önem taşıyor.

“Sürdürülebilir Bir Dünyaya Doğru: Küresel Gündem ve Türkiye” başlıklı bu yayın, sürdürülebilirlik ekseninde, küresel gelişmeleri ve trendleri bizlere sunuyor. Ülkelerin sürdürülebilirlik ve rekabet edebilirlik gibi küresel endeksler kapsamında değerlendirildiği ilk bölümden sonra, sırasıyla sera gazı salınımlarının çevre üzerindeki etkileri, yenilenebilir enerjideki son trendler ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş gündemine ait bölümlerden oluşan bu yayının konu ile ilgili güncel gelişmeleri derliyor.

***

Continue reading

%d bloggers like this: