G7 summit, 08-09/06/2018 : Agenda…


© photocredit

***

Continue reading

Avrupa – ABD İlişkileri: Quo Vadis?


 

Atlantik «Köprü»sü Çatırdıyor mu?

Trump’ın ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve özellikle de İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ABD ile Avrupa arasındaki ayrılığı çok daha görünür hale getirdi.

P5+1 nükleer anlaşmasının ardından uluslararası güçlerin ve küresel şirketlerin İran ile kurmuş olduğu ilişkiler, geçici olmayıp çok yönlü çıkarlara dayanıyor. Trump’ın İran politikasının, başta AB olmak üzere, uluslararası alanda beklenen desteği görmesi oldukça zor. Bu yönelimde küresel sermayenin de sanıldığı gibi bir çıkarı olmaz. İran’ın başta Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere, AB ülkelerinden önemli tutarda yatırım çekmesi bekleniyor.

ABD’nin Avrupalı müttefikleri Washington’nun büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve bununla bağlantılı Gazze’deki İsrail saldırılarına da tepkisiz kalmadılar.

Trump’ın bölgesel dengeleri bütünüyle değiştirmeye yönelik yeni adımlar atması halinde Orta Doğu’daki kriz, tahmin edilenden çok daha fazla derinleşebilir ve yıllar süren bir istikrarsızlıkla karşı karşıya kalınabilir. ABD’nin tek başına yönetme şansının olmadığı böyle bir kriz, bölgesel bir savaşı bile tetikleyebilir.

***

Continue reading

GDPR: Veri Güvenliği Polisi (mi?)


 

AB’de Gizliliğin ve Veri Güvenliğinin Eşit Şartlarda Korunması!

AB çapında geçerli olacak Genel Veri Koruma Tüzüğü [GDPR] yürürlüğe girdi. Tüm AB vatandaşlarının gizliliğinin ve veri güvenliğinin eşit şartlarda korunmasını amaçlıyor. Başka bir ifadeyle, AB vatandaşlarının kredi kartı bilgilerini, Facebook hesap bilgilerini, hastane kayıtlarını ve bunlar gibi çok çeşitli veriyi korumayı hedefliyor. GDPR’ın hazırlık, geçiş ve uygulama aşamaları, güncel konjonktürde kişisel verilerin korunması ve gizliliğe ilişkin mevcut hukuk sistemini küresel ölçekte sarsacağa benziyor.

Peki, Türkiye bu resmin neresinde? AB uyum süreci çerçevesinde Türkiye de kişisel verilerin korunması mevzuatını güçlendirmeye çalışıyor. [Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Yönetmelikler] Bunun için bir kurul oluşturuldu ve etkin bir şekilde işlemeye başladı. İlgili kamu birimlerinin özel sektör ve sivil toplumdaki paydaşlarıyla fikir alışverişi ise kesinlikle kötü bir aşamada değil. Türkiye’deki mevzuat AB standartlarında değil ve bu durum Türkiye’nin vize serbestliği serüveni ile AB’deki kolluk ve güvenlik birimleriyle işbirliğini sınırlandırıyor.

GDPR’ın yürürlüğe girmesiyle artık buna ticari ve ekonomik boyutlar da eklendi. Çünkü KOBİ’ler de dâhil olmak üzere tüm Türk şirketlerinin AB’deki paydaşlarıyla veri alışverişi yapabilmeleri için Birliğin veri güvenliği standartlarına uymaları gerekecek.

***

Continue reading

Yeni Kabine’de «Yapay Zekâ» Bakanı Kim Olacak?


 

«Akıllı» Bir Robot Değil Herhalde!

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, “İki el bir baş içindir.”
Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez…
En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,
Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş…
Sesler de: “Vatan tehlikedeymiş… Batıyormuş!”
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur!’ deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

***

Continue reading

Batıdaki “ayrışma” işaretleri


BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor [Trump to Host NATO Secretary-General] … Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. [Almanya ve Çin işbirliğini artırıyor]

***

Continue reading

İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

ABD «Derin Devleti» ve «Küresel Patronluk…»


HİNDİSTAN VE ABD’NİN RUSYA YAPTIRIMLARI!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Putin, Almanya Başbakanı Merkel’den sonra, bugün (21 Mayıs 2018) Hindistan Başbakanı Modi’yi de Soçi’de kabul ediyor.  Putin-Modi görüşmesinin, 4-6 saat süreli, gayri resmi bir zirve olacağı ifade ediliyor [Defence buys won’t be dictated by the US: India on Russia sanctions]. Önümüzdeki günlerde Japonya Başbakanı Abe ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron da, Putin’i ziyaret edecekmiş…

Bu ziyaretler, yeniden Devlet Başkanı seçilen Putin’i tebrik ziyaretleri midir? Yoksa tebrik, bir bahane bir kılıf mıdır? Gerçekte, küresel politika çok önemli gelişmeler mi yaşanmaktadır?

***

Continue reading

%d bloggers like this: