Yeni Kabine’de «Yapay Zekâ» Bakanı Kim Olacak?


 

«Akıllı» Bir Robot Değil Herhalde!

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, “İki el bir baş içindir.”
Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez…
En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,
Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş…
Sesler de: “Vatan tehlikedeymiş… Batıyormuş!”
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur!’ deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

***

Continue reading

EU – TURKEY: Ekonomik Alanda Ankara Ne Yapmalı?


 

The links between the progress on rule of law/fundamental freedoms and the improvement in economic governance and the judiciary system.

The submitted 2018 Economic Reform Programmes (ERPs) of the Western Balkans and Turkey outline the medium-term macroeconomic and fiscal framework as well as structural reforms (affecting areas such as labour markets and education, energy, innovation and the business environment) to enhance competitiveness and long-term growth.

Participants recalled the commitment to set out a new set of targeted policy guidance to support efforts towards fulfilling the Copenhagen economic criteria. In this context, Participants agreed that the elements of the 2017 policy guidance which had not yet been fully implemented remained valid and needed to be addressed by policymakers in Turkey.

Lower external imbalances in light of high external funding needs constituting a substantial risk for the Turkish economy.

Focus monetary policy on the pursuit of price stability and ensure that the monetary policy stance is sufficiently tight to bring inflation back to the target band, anchor inflation expectations and increase trust in the local currency.

With a view to improving the business environment, strengthen the rule of law and the judiciary. The effective implementation of the amended law on bankruptcy.

***

Continue reading

AB Çelik İhracatı % 50 Tehlikede…


 

Ya Türkiye?

Dünyadaki ham çelik üretiminin yarısını gerçekleştiren Çin’den sonra ikinci sırada gelen AB, küresel ham çeliğin yüzde 10’unu üretiyor. AB’yi yüzde 6 ile Japonya ve Hindistan, yüzde 5 ile ABD, yüzde 4 ile Güney Kore ve Rusya, yüzde 2 ile Türkiye ve Brezilya izliyor.

ABD Ticaret Bakanlığının 1962 Ticaret Genişleme Yasası’nın 232’nci Maddesi kapsamında imzalar atılmadan önce Amerika Uluslararası Çelik Enstitüsü Başkanı John D. Foster, Donald Trump’a gönderdiği mektupta, Türk çelik üreticilerinin de düzenlemeden muaf tutulmasını istedi. ABD’nin kararının, Çin ya da AB kadar önemli bir ticaret ortağı olmaması sebebiyle Türkiye’ye ve ekonomisine derin bir darbe indireceği sanılmıyor.

Trump, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkeden ithal edilen çeliğe yüzde 53 vergi getirmeyi seçseydi, Türkiye’nin ABD’ye çelik ihracatı durma noktasına gelebilirdi. Trump’ın bu seçeneği seçmemiş olması, Türk iş dünyasında “kötünün iyisi” olarak yorumlanıyor.

ABD’nin Gümrük Duvarlarını Aşmak için Yapılması Gereken (yeni!)

***

Continue reading

AB’nin Döngüsel Ekonomi Vizyonu


 

İyi de Nedir Bu Döngüsel Ekonomi Dedikleri?

Uzun yıllar bireylerin ekonomik faaliyetlerine yön veren doğrusal ekonomide kaynaklar, “üret-tüket-at” yaklaşımı ile kullanılıyordu. Üretim için kullanılan kaynaklar yaşam döngüsü sonunda ekonomiden uzaklaştırılıyor, bu sebeple de her seferinde doğadan birincil ham madde alınıyordu. Öte yandan sürekli yenilerinin kullanılmasıyla azalmakta olan kaynakların artan ihtiyaçlara daha fazla cevap veremeyeceğinin idrak edilmesiyle, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm sesleri yükselmeye başladı. Bu durum ekonomiyi, yeni üretim modelleri aramaya itti. Dolayısıyla öncelikle atık ve çöp arasındaki ayrım gün yüzüne çıkmaya başladı.

AB Komisyonu şimdi; çevre dostu yatırımlar için AB’nin küresel sistemdeki en uygun yer haline gelmesini, kaynak verimliliğinin yükselmesini, kısıtlı ham maddelere bağımlılığın azalmasını ve böylelikle rekabet gücünün AB çapında artmasını amaçlıyor.

Hedeflerden bazıları şöyle: 2030 itibarıyla Birliğin kentsel atıklarının yüzde 65’inin ve ambalaj atıklarının yüzde 75’inin geri dönüştürülmesi; yiyecek atıklarının 2030 yılında ilgili sürdürülebilir kalkınma hedefine paralel olarak yarıya indirilmesi; ikincil ham maddeler için kalite standartlarının getirilmesi; Tek Pazar’da organik ve atık bazlı gübrelerin tanınırlığının sağlanması; denizlerdeki çöplerin azaltılması ve suyun tekrar kullanılması.

Peki nerede kaldı o eskilerin doğrusal ekonomi modeli

***

Continue reading

Yaşlanan Avrupa’da Sosyal Yaşamın Geleceği…


 

Türkiye’deki Durum Ne?

2050 yılına kadar Avrupalıların karşı karşıya kalacağı çeşitli zorluklar var. Ortalama yaş 45 olan Avrupa, 2030 yılına kadar dünyanın en “yaşlı” bölgesi olacak. Uzayan ömür, sağlık sistemi ve bakım sektörünün ötesinde, eğitim sisteminden yaşlı dostu konut ve hareketliliğe olan ihtiyaca kadar kamu politikaları ve sosyal hizmetleri üzerinde derin bir etki yaratacak.

Yaşam tarzında değişiklikler de bekleniyor. Bireysel değerler, özgürlüğe ve bağımsız yaşam tarzına yönelik bir beklentiler öne çıkacak. Sosyal izolasyon artacak.

Dijitalleşme, yeni teknolojiler ve ortaya çıkan işgücü gereksinimleri eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılacak.

Türkiye, 1999 yılında AB’ye aday ülke statüsü kazanmasından ve sonrasında müzakere sürecine girmesinden bu yana, her alanda olduğu gibi sosyal politika alanında da uyum politikalarını devreye sokmuş ve AB’yle ilişkileri sosyal politika alanında ciddi bir zihniyet değişikliğini de gündeme getirmiş durumda.

Peki Avrupa’ya koşutsal ilerlemeler mevcut mu? Varsa eksiklikler hangileri? İvedi olanlar neler

***

Continue reading

PARTİDIŞI ELEKTRONİK MUHALEFET PLATFORMU


 

‘Bıktık Artık Bu Siyasetten’ Diyenlerden misiniz?!

Sadece seçimden seçime hatırlanmak

 

Siyasetçilerin birbirlerini hain ilan etmeleri

 

Dediği dedik, çaldığı düdük liderler

 

Başarısız olan siyasetçilere katlanmak

 

Genel başkanların delegeleri, delegelerin de genel başkanları seçmesi

 

Milletvekillerinin genel başkanların kuklası gibi oy kullanması

 

Parti yöneticilerine sesinizi duyuramamak

 

Milletvekili ve belediye başkan adaylarını genel başkanların belirlemesi

 

Gönül verdiğiniz partiye katkı verme şansı bulamamak’tan sürekli, dert mi, yanıyorsunuz?

 

Özgürlük, demokrasi ve adalet arıyorsanız; Sevgi ve barış hedefliyorsanız; Sınıfların değil, bireylerin hakkını savunuyorsanız; Lider değil, ekip çalışması istiyorsanız; Yönetilmeye değil, birlikte yönetmeye talipseniz; Mucizeler değil, planlanmış hedefler bekliyorsanız; Hayallerin değil, gerçeklerin peşindeyseniz; Çekişmeden değil, uzlaşmadan yanaysanız; Sadece kendinizin değil, tüm insanlığın iyiliğini hedefliyorsanız; Aklın, bilimin ve teknolojinin kılavuzluğuna güveniyorsanız…

 

Alın Size «Seçenek!»

© photocredit

***

Continue reading

Anahtarı Kimde Olacak ?


 

Kişisel Güvenliğimizin !

Popülizm kıskacında ve kurumsal geleceğine ilişkin buhranlı tartışmaların odağındaki AB’nin her şeye rağmen, dijital dönüşüm alanında dünyadaki kural koyucu ve yönlendirici rolünü sürdürüyor.

AB ile yakın ekonomik, siyasi ve sosyal ilişki içerisindeki ülkelerin de bu yeni sürece ve uygulanacak modele ayak uydurabilmesi büyük önem taşıyor. Bu ülkeler arasında ilk sıralarda hiç kuşkusuz Türkiye geliyor.

Peki güvenliğimizi, ruhumuzun korunması kadar yakından ilgilendiren bu konu Türkiye’deki kamu, iş dünyası, akademi ve sivil toplum merkezli paydaşlar tarafından net biçimde anlaşılıyor ve tartışılıyor mu? Ne getirecek, ne götürecek sorularına yanıtlar aranıyor mu? Yoksa, ‘Her şeyimiz Allah’a emanet. Yarına Allah Kerim, gerektiğinde bakarız’ anlayışı mı hüküm sürüyor yine? (nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: