AFRİN Operasyonu’na Rus Desteği…


 

Türkiye Oyuna mı Getiriliyor?!

Fırat Kalkanı Operasyonu üzerinden Türkiye’nin “kontrolüne” girmiş bölge varken, Afrin’e operasyon ne kadar doğrudur? Güneydeki bir kısım hariç, Afrin zaten Türkiye ile çevrilidir.

Türkiye “krizi fırsata çevirme” düşüncesi ile, Afrin operasyonu üzerinden Orta Doğu’daki yangına benzin dökmeyi düşünüyor olabilir mi?

Ankara Yönetimi, acaba Afrin operasyonuna, içerideki ve dışarıdaki “malum” gelişmelerin yol açtığı üzerindeki baskıyı savuşturmak ya da hafifletmek işlevini yüklemiş olabilir mi?

Türkiye, Afrin’e operasyon yapmak için Rusya’nın “yeşil ışığına” ihtiyaç duyan bir ülke midir? Nerede kaldı Türkiye’nin egemenliği, gücü, büyüklüğü?

Orta Doğu’da İran üzerindeki baskı artarken, ABD’nin Kudüs konusundaki kararı Orta Doğu’yu germiş iken, Türkiye’nin “hedef alındığı” konuşulur iken, Orta Doğu’da muhtemel yeni ve büyük bir karmaşa beklenirken, Afrin operasyonu ne kadar doğrudur

***

Continue reading

Human Rights Day: İnsan Hakları mı dediniz?


 

Yaş 70 İş Bitmiş!

Respect for human rights, based on the principles of equality of persons before the law and non-discrimination, is an unwavering feature of the Republic of Turkey. Today, Turkey is as advanced as it has not ever been, regarding the exercise of democratic rights and freedoms. Through the reforms and arrangements realized over the past 15 years, our country has consolidated this basic feature even further.

The EU will continue to reaffirm its commitment to protect and promote the universality of human rights whenever they are violated or questioned, inside or outside its borders. The full respect of all human rights is a precondition for any democratic and resilient society, for sustainable development, security and long term peace. As the European Union, from the very beginning we have made the protection of human rights not only the foundation of our common internal and external policies, but of our Union itself. We view all human rights as universal, indivisible and interdependent, with no difference between civil, political, economic, social and cultural rights.

We have all witnessed worrying examples: freedom of expression being curtailed; discrimination being tolerated and in some cases incited; and the rule of law being applied selectively. Those who value freedom and justice cannot accept this clear erosion of individuals’ rights. The peace and stability of Europe depend on democracy, the rule of law and full respect for human rights.

The United States will be firm in representing our core democratic values and advocating for the right for all people to live in freedom.

© photocredit

***

Continue reading

Reis’e Sevgide, Saygıda Kusur İşlemek mi?


Sümme Hâşâ… Ama!

***

Continue reading

Millet ne eylesin…


Reis; ‘Böyle Olacak…’ dediyse!

© photocredit

***

Continue reading

SES VER MHP…


 

Balgat’ta Kimse Kaldı Mı?!

MHP, muhalefet partisi olma gerçeğini yansıtmaktan uzak ve kamuoyunun hissiyatını yansıtan tespitlerin muhatabı iktidar olmasına rağmen, iktidara söylenmiş tek bir söz ve yönelik bir eleştiriden uzak durmayı sürdürüyor. Böyle bir tabloda, MHP’den gidişler ile MHP’deki “erime” ve MHP ile ilgili bu minvaldeki iddiaların gündeme gelmesi normal değil mi?

MHP önem arz eden konu ve sorunlardaniçin sorumluluğunu bir muhalefet partisinden beklenildiği şekilde,  “gerektiği gibi” ya da “hakkıyla” yerine getirmekten kaçıyor? Söz konusu filler karşısında iktidarın “olması gerektiği” gibi hareket etmediği sorunların üzerine gitmediği, kamuoyunda yaygın bir kanaat olarak ortada duruyorken niçin MHP liderliği iktidara tek laf etmiyor (uyarmıyor). Balgat’ın iktidarın destekçisi gibi görülmekten ya da gösterilmekten rahatsız olmaya hakkı olabilir mi? Ya da böyle bir tabloda MHP’yi iktidarın destekçisi gibi görenler ya da gösterenler haksız sayılabilir mi?

Hükümet, daha yeni bir tasarruf genelgesi yayınlamış ve yaklaşan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının da bu genelgenin kapsamına dâhil olduğu ifade edilmiş iken, niçin bu konu gündeme getirilmiyor?!

Tezatlar ile dolu bir süreçte MHP yönetiminin daha bir çok konudaki yaklaşımı “samimiyet” sorgulamasını da beraberinde getiriyor.

MHP’nin iktidarın “dümen suyuna” girmiş bir görüntü vermesi anlaşılır gibi değildir! Böyle bir tabloda, herkesin, Türkiye’nin telafisi çok daha ağır olabilecek durumlara düşme ihtimalinin bulunduğunu görmesi zorunlu olmaktadır.

***

Continue reading

Washington’un Türkiye Kararı ne anlama geliyor?


 

«Dostluk ve Stratejik Ortaklık» pul üzerinde mi kalacak?!

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yoğunluğu ve yaygınlığı ile, iki ülkenin uluslararası politikadaki statüleri/durumları dikkate alındığında; vize hizmetlerinin askıya alınması, Türkiye için ciddi politik, ekonomik ve askeri sonuçlar doğuracağı gibi; eğitim, bilim, teknoloji, turizm, spor dâhil hemen her alanda Türkiye’yi derinden etkileyek nitelikte.

ABD kararı, Washington’un, Ankara’yı doğrudan karşısına aldığı, ve de Ankara’yı üçüncü kişiler ile karşı karşıya getirme amacı güttüğü anlamlarına da gelebiliyor. Böyle bir algıdan, kuvvetle muhtemel Türkiye’de diplomatik misyon bulunduran diğer ülkeler de etkilenecek, onların da vize konusunda benzeri kararlar alması ihtimali belirecek.

Yoksa, ABD gibi bir süper güç için “Fethullahçı Terör Örgütü” nün fazla bir değeri bulunmuyor. Vahim olanı ise, ABD’nin vize hizmetlerini askıya almasının “Fethullahçı Terör Örgütü” ile irtibatlandırılmasıdır.

Buna karşılık, eş zamanlılık nedeniyle, karar, Türkiye’nin Rusya ve İran ile birlikte İdlib konusunda harekete geçmesi ile de ilişkilendirilebilirse de ciddi potansiyel güçlükleri içeren bir konu olduğundan zayıf ihtimâl dahilindedir.

Burada unutulmaması gereken önemli bir husus da; Erbil Referandumu ve ABD-İsrail ikilisinin, Moskova-Ankara-Tahran üçlüsünün yakınlaşmasından duyduğu rahatsızlık ve kaygıdır. İki tarafın da yıllardır Kürtler üzerine yatırım yaptıkları dikkate alınırsa «meyve» tam olgunlaşmış ve koparılması zamanı gelmişken dış etkenlerin sopa indirip düşürmeleri, Washington’dan Ankara’ya; “eğer sen Erbil’e sınırını ve hava sahasını kapatırsan, ben de vize hizmetlerini askıya alıp, başka ülkelerin de aynı şeyi yapmasını sağlayarak seni aynı duruma düşürecek güce sahibim!’ mesajı gönderilmesini de tetiklemiş olabilir.

***

Continue reading

Türkiye «ketenpereye» mi getiriliyor?


 

BOP eşbaşkanı siviller ve ABD madalyalı askerlerce!

İdlib; Ankara’nın “uzak görüş” noksanlığı ve Türk Dış Politikasındaki zafiyetin “küçük ya da günlük” hesaplar peşinde koşma ve dış politikada Sünni kimliği öne çıkarma alışkanlığının devam ettiği gibi bir operasyon olarak mı tarihe geçecek?

Türk ve Müslüman olan Irak Türkmenleri için askeri harekâta girişmeyen, 15 yıl içinde kayıtsız kalan Ankara’nın İdlib’teki Sünni Müslümanları korumak için askeri harekâta girişmesi yeni bir samimiyetsizlik örneği değil mi?

Türkiye’nin İdlib operasyonu için ileri sürdüğü veya açıkladığı müdahale gerekçeleri; Erbil’e göre, oldukça zayıf gözükmüyor mu. Bu, Türkiye için ayrıca risk oluşturmuyor mu?

Türkiye, İdlib üzerinden, Suriye Kürtlerini Şii milislere ve “Sünni cihatçılara” karşı koruma gibi bir işe soyunmuş olabilir mi?

Moskova, Tahran ve Şam’a güvenilebilir mi, yeni durum Esad’ı Erdoğan’dan “intikam almaya” isteklendirebilir mi?

Rusya veTürkiye’nin İsrail karşısında İran’a müzahir müzahir duruşu, ABD-İsrail ikilisini çok rahatsız ettiğinden dolayı mı, biri açık diğeri örtülü Erbil’in bağımsızlığını destekliyor?

İsrail-ABD ikilisinin hedefinde sadece İran değil, Türkiye de mi bulunuyor?

Ve daha Türkiye’nin başına beterin beteri gelebilir dedirten soru ve hususlar! Futbol ve dizilerden biraz olsun uzaklaş, oku ve üzerinde düşün ey vatandaş…

***

Continue reading

%d bloggers like this: