«Misafir»i hem «Davet» et, hem de içeri sokma…


24 Haziran Seçimlerinin Yabancı Gözlemcileri!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

24 Haziran’a 2 gün kaldı.
Türkiye, 24 Haziran’da çok kritik bir seçim yapacak.
Ya 1950 Seçimleri ile kazandıklarına sahip çıkacak, ya da bunlara elveda diyecek…

Ancak bu denli önem arz eden seçimde, “Seçim Güvenliği” endişesi çok yüksek.

İktidar, önceki seçimler nedeniyle, seçim güvenliği konusunda “şaibe” altında.

***

Continue reading

Global Rights Index 2018 : Worst Countries for Working People


 

Turkey: Arrest of union leaders – Discrimination and dismissals

In the aftermath of the attempted coup in July 2016, civil liberties have been severely downtrodden in Turkey and trade unions and their members have been systematically targeted under the guise of the state of emergency. In April 2017 alone, more than 2,125 persons were detained and 3,974 workers were dismissed from public services. During the year, the government banned numerous strikes organised in the glass and the metal sectors because it deemed them “prejudicial to national security”.

In April 2017, 14 TUMTIS officials, including Ankara branch president Nurettin Kılıçdoğan, received heavy prison sentences ranging from 1.5 years to 6.5 years for recruiting new members and obstructing the freedom of conducting business, while Zeynep Çelik, a nurse and former DISK Executive Committee member, was arrested in May 2017.

In August 2017, 682 teachers in the southeastern provinces, all members of Eğitim-Sen (Union of Education Workers), were subject to compulsory reassignment in other provinces for “participating in marches contrary to the Turkish Republic’s fight against terrorism”.

In February 2018, Elif Cuhadar, a KESK Executive Committee member, was arrested for statements she had made during a panel discussion in 2014.

Three other public service trade union members, Cagdas Yazici, Recep Temel and Idil Ugurlu, were detained without due process in March 2018.

***

Continue reading

EU – TURKEY: Ekonomik Alanda Ankara Ne Yapmalı?


 

The links between the progress on rule of law/fundamental freedoms and the improvement in economic governance and the judiciary system.

The submitted 2018 Economic Reform Programmes (ERPs) of the Western Balkans and Turkey outline the medium-term macroeconomic and fiscal framework as well as structural reforms (affecting areas such as labour markets and education, energy, innovation and the business environment) to enhance competitiveness and long-term growth.

Participants recalled the commitment to set out a new set of targeted policy guidance to support efforts towards fulfilling the Copenhagen economic criteria. In this context, Participants agreed that the elements of the 2017 policy guidance which had not yet been fully implemented remained valid and needed to be addressed by policymakers in Turkey.

Lower external imbalances in light of high external funding needs constituting a substantial risk for the Turkish economy.

Focus monetary policy on the pursuit of price stability and ensure that the monetary policy stance is sufficiently tight to bring inflation back to the target band, anchor inflation expectations and increase trust in the local currency.

With a view to improving the business environment, strengthen the rule of law and the judiciary. The effective implementation of the amended law on bankruptcy.

***

Continue reading

Batıdaki “ayrışma” işaretleri


BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor [Trump to Host NATO Secretary-General] … Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. [Almanya ve Çin işbirliğini artırıyor]

***

Continue reading

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TEK ADAM MIYDI?


Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye ‘milli irade’ denmez!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Dün, twitter hesabımdan, MHP Milletvekili Sayın Attila Kaya’nın, “Erdoğan’a oy verme” başlığı ile verilmiş bir haberdeki tespitlerine yer vermiş, bu tespitlere katıldığımı ifade etmiştim. Yer verdiğim üç tespitten biri, “Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye ‘milli irade’ denmez” tespiti idi.  Twitter’dan bir izleyicim, rahatsız olduğum bir hitapla, bana sormuş: “Mustafa Kemal Atatürk tek adam mıydı?”

***

Continue reading

«Devlet Ciddiyeti Komedyası…»


 

ABD SİLAH SATMAZ İSE, TÜRKİYE BUNA KARŞILIK VERECEKMİŞ!…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Türk Dış Politikası, bana göre, tam bir komedi…

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına bir tepki olarak ABD’de Türkiye’ye silah satılmasını engellemeyi öngören bir yasa tasarısının gündemde gelmesi üzerine, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor ve diyor ki, bu yasa çıkarsa, Türkiye buna “karşılık” verir [Turkey says it will retaliate if U.S. halts] + [ABD’ye F-35 mesajı].

Bu açıklamayı da, komedinin yeni bir parçası, son örneği gibi görüyorum.

Niye böyle gördüğümü aşağıda açıklıyorum.

***

Continue reading

Seçimlere «Çeyrek» kala AB’nin Beklentileri…


 

Seçimler sonrasında karşımızda nasıl bir Türkiye Göreceğiz?!

Zamanlama açısından AB’nin Türkiye Raporu’nun yayınlanma günü ve saati ile örtüşen Devlet Bahçeli’nin Erken Seçim çağırısına ilişkin gelişme ile Avrupa ilişkilerini gündemin arka sıralarına itmiş oldu.

Peki erken seçimler Türkiye’nin AB ilişkileri ve AB üyelik perspektifi açısından ne anlama geliyor? Öncelikle bu seçimlerin adil ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi, seçim öncesinde muhalif seslere de yeterince propaganda imkânı tanınması ve bu şekilde seçim sonuçlarına gölge düşürülmemesi önemli.

© photocredit

Bunun yanında, bu seçimlerin Türkiye’nin yeni bir siyasi yönetim sistemine adım attığı seçimler olacağını da unutmamak gerekiyor. AB tarafından denge ve denetleme açısından değerlendirildiğinde, yürütmeye orantısız bir güç veren, kuvvetler ayrılığı ilkesini yeterince karşılayamayan, yargı ve yasama üzerinde yürütmenin hâkimiyetini tanıyan bir sistem olmakla eleştiriliyor.

Brüksel’de de üç aşağı beş yukarı Türk Halkı’nın sorular soruluyor, beklentiler sıralanıyor. Türkiye bu yeni sisteme geçtiğinde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlükler açısından AB kriterlerini karşılamayan bir sisteme mi geçmiş olacak? Yoksa OHAL’in bugüne kadar devam etmesine yol açan güvenlik sorunlarını yeni ve güçlendirilmiş bir yönetim ile aşarak, yeniden AB reform gündemine geri dönecek mi?

AB hedefi doğrultusunda, sistemin daha demokratik, kuvvetler ayrılığı ve denge ve denetleme ilkelerine uyumlu olması, temel hak ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması için adımlar atılacak mı?

Peki Brüksel ve Strasbourg’un Seçim öncesi sıraladığı ama Seçim sonrasını hedefleyen önemli diğer beklentileri neler?

***

Continue reading

%d bloggers like this: