«Ateş Hattı»ndaki Türkiye…


 

«Tasfiye Süreci»nde Hızla İlerlerken!

Türkiye’de, toplumun da âlet edilmesiyle dış merkezli sinsi oyun hız kazandı. Siyasi tartışmalar içindeki ülke idarecileri, içeride ve dışarıda bocalarken, sürekli olarak değişim dönüşüm yapmayı da ihmâl etmiyorlar.

Sanki, birilerinin çok acelesi varmış hissi yaratan bir tablo var önümüzde.
Sanki, Türkiye’yi istedikleri kıvama getirmek için, dışarıdan içeriye doğru aralıksız bir inisiyatif yönlendirmesi yapılıyor.
Sanki, Türk ekonomisinin köşe başlarını tutanlar, basının da kullanılmasıyla Türkiye’yi el birliğiyle sonu felaketle bitecek maceraya sürüklerken, artık aceleciliklerini de saklamıyorlar.

Hedef; Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye etmektir! Bu bağlamda, Anadolu coğrafyasına yönelik yeni projeler üretiliyor, plânlar yapılıyor, yapılırken de; “değişim, dönüşüm, demokratikleşme, özgürleşme, askeri vesayetten kurtulma, güç odaklarını etkisizleştirme” kavramları ile toplum uyutuluyor, itiraz edenler baskı vasıtaları ile sindiriliyorlar.

Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü tehlike altında. Türk Devleti her gün biraz daha gerileyerek çözülüyor.

Farkında mısınız

***

Continue reading

Kandırılıyor muyuz ?!


 

Mevcut Gerilimler Gerçek mi, yoksa Yapay mı?>

Türkiye’yi meşgul eden dış politikaya ilişkin konular; “gerçekçi” mi, yoksa “suni/yapay” mı?

Bu sorunun temelinde yatan ise, hem Türkiye’nin cari dış politika anlayış ve uygulamasının hâlâ ciddi ve “sorunlu” olmaya devam ettiği, hem de, dış politikaya ilişkin bu “sorunlu” anlayış ve uygulamanın münhasıran iç politikaya ilişkin mülahazaların ürünü olduğuna dair değerlendirmelerdir.

Türkiye’de iktidar, uluslararası ilişkilerini içeride sadece “oy kaygısı” ile şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kimi vakit egemenlik alanını ülke sınırları dışına taşıyan bir dış politika anlayış ve uygulamasını da sergiliyor tablosu yaratıyor.

Peki hassas bölgelerde durum ne, halk ne düşünüyor?

 

Önce; basın çıkışlı haberler veya idarecilerin en yetkili ağızlardan yaptıkları açıklamalarla örtüşen bir durum yok. Türkiye’nin önümüzdeki günlerde/dönemde sıcak bir çatışma içine girebileceğine dair bir algının işaretleri bile gelmiyor bölgelerden… Afrin konusunda bile halk yapılan açıklamaları bir ‘blöf’ olarak algılarken, tamamen iç politida hamaseti yükseltmeye yönelik olduğuna inanıyor.

İktidar hâlâ seçmeni çekmeye devam ediyor. Bunda yardımların da etkisi var elbette, ancak gerçekte, AKP’yi endişeye sevk eden bir durum var. Kapıldığı bu endişe yüzünden, dış politikaya/uluslararası ilişkilere dair konuları “suni/yapay” bir şekilde öne çıkarıyor. Gerçek durumu ise seçmenin gözünden kaçırma, gerekirse kendisini bugüne kadar desteklemiş olanların beklentilerini artık niçin karşılanmayacağını izah etmede “anlaşılabilir” bir gerekçe üretme peşinde koştuğu izlenimi ediniliyor. MHP’yi yanına çekmesi de buna dayandırılıyor.

Bölge Halkı genel olarak şöyle düşünüyor:

 

“iktidar partisi ‘bağırır-çağırır’ ama, sonuçta hiçbir şey yapmaz/yapamaz, ABD’nin dediğine gelir, bunu Kobani olayları sırasında gördük. Halkın söylediklerinden 15 yıllık iktidar süresinde AKP’yi ve idarecilerini çok yakından tanıdıklarından dolayı kaygılı olmadığını çıkarmak mümkün.

Peki, Bölgedeki seçmenin iktidar partisine bağlı kalma görüntüsü, güvenilir bir görüntü mü?

***

Continue reading

MHP’nin «İstikbali…»


 

Ne Durumda?!

Fıkrayı bilirsiniz; bilmeyenleriniz için yineleyelim…

Okulda çocuğa politika konulu kompozisyon ödevi verilir. Çocuk da babasına sorar:

Politika nedir?

Baba ne cevap vereceğini bilemez. Başlar sallamaya:

Yavrum, anlatacaklarımı iyi dinle. Ben evin geçimini sağlamak için çalışıyorum para kazanıyorum. Yani ben kapitalistim. Annen, kazandığım parayı harcayıp evi idare ediyor, yani hükümet. Hizmetçimiz ev işlerini yapıyor, yani işçi. Sen halksın. Kundaktaki kardeşin de istikbal. Kompozisyon ödevini buna göre yaz! Anlaştık mı?

Çocuk, ‘anladım’ der, sabah ödevini yazmak üzere uykuya çekilir. Gece tuvalete kalkar ve beşikteki kardeşinin ağladığını duyar. Hizmetçiye haber vermek için odasına gider, babasıyla hizmetçi yatakta sarmaş dolaş.
Annesine seslenir, ama annesi horul horul uyumaktadır.
Çocuk hemen masasına geçip ödevini yazmaya koyulur:

Politikanın ne olduğu çok açık:

Kapitalist işçiyi götürüyor, hükümet uyuyor, halkı duyan yok, istikbal bok içinde

İyi de MHP ile ilgisi nedir bu fıkranın? Diye soracaklarınız olacaktır doğal olarak. Bunu da Prof.Osman Metin Öztürk anlatsın sizlere (nö)

***

Continue reading

Burası Türkiye, Yok Öyle…


 

«Ayran»ı Yok İçmeye, Köstekli Saat ile Gidilir Kongre’ye!