Kürtleri Güçlendirme veya Eritme…


«Koalisyonlar Çatışması»na doğru mu?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Orta Doğu’da kaosun yeni adı Suriye krizi olacak ve bu kriz münhasıran Kürtler ile ilgili olacak ise; Türkiye’nin Rusya, İran (+Irak) ve Suriye’den oluşan koalisyona shieldmüzahir bir yaklaşım içinde olması, milli ve coğrafi bütünlüğüne ilişkin olarak algıladığı tehdidi tolere etmesine ve ötelemesine hizmet edebileceği; ABD’nin başını çektiği, içinde İsrail’in ve Suudi Arabistan’ın yer aldığı diğer koalisyona müzahir bir yaklaşımda ise, bu ihtimalin oldukça düşük, Türkiye’nin “küçülme” ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Şu an itibarıyla görünen, Türkiye’nin, ABD’nin başını çektiği koalisyon içinde yer almasının, bile bile binilen dalın kesilmesi anlamına geleceği, düşüşün kaçınılmaz olacağıdır. Suriye krizinin geldiği ve bölge Kürtlerini taşıdığı bugünkü nokta, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü artık çok yakından ve ciddi şekilde tehdit etmektedir. Peki bu tehdidin bugün geldiği noktanın arkasındaki etkenler neler?

***

Continue reading

Bir toprak bilimcisinin gözüyle Elbistan’daki toplu zehirlenmenin suçlusu…


Su değil, suyu özelleştirenler!

ortas

© Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

elbistan

Su doğada kendine has kimyası olan bir bileşik olarak yaşamın kaynağı olarak zorunlu bir ihtiyaçtır. Susuz yaşanmayacağı için temiz su içilmesi aynı zamanda temel bir insan hakkıdır. Ve bu hak devletlerin güvencesi altında olmak zorundadır. Bu bağlamda insan ihtiyacı olan su metalaşmamalıdır. Doğanın bütün canlılara sunduğu suyun bir şekilde tek elden tutulması kabul edilemez. Su konusu beklenenin de ötesinde bir sorun olarak ileride insanlığın önüne çıkacaktır.

***

Continue reading

DÜŞÜNCELERİ DÖRT DÖRTLÜK iRDELEME YÖNTEMİ


Birlikte düşünme ve kararlaştırma

©Erol Erdoğmuş.

Bilincimizi etkileyen duygularımız, B e n O d a k’lıdır. ortak_akilBen odaklı duygular; çevreyi olduğu gibi değil, algıladıkları gibi değerlendirmemize neden olurlar. Hislerimiz; görüşümüzü kısıtlayan, sağlıklı bilgi edinmemizi engelleyen, aklımızın pusulası olan mantığımızı tökezleten beyaz karanlıktır, sistir. Dört dörtlük irdeleme yönteminin olmazsa olmazı; histen arındırılmış aklın aydınlığında ve tarafsız sakinliğinde bir z i h i n‘dir. Peki yönetim şekli nasıl olmalıdır?

***

Continue reading

‘1 Eylül Dünya Barış Günü’ Mesajları – 2016


peace_day

Dinleyin ağalar dinleyin beyler, Toplum barış ister fert barış ister. Nasır tutar gönül, kinden nefretten, Hüzün barış ister dert barış ister. Dinsin anaların akan göz yaşı, Yok olsun şu ölüm-kalım savaşı, Başlasın bu çağda dostluk yarışı. Yabana atılır doğru sözümüz, Çok değer yitirdi inan özümüz, Açmış kucağını her bir düzümüz. Doğsun yeni ufuklar, Gülsün yüzümüze serin şafaklar, Paslansın, çürüsün toplar tüfekler. Dünya barış ister yurt barış ister.
Sadık Turan

***

Continue reading

Gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanların Türkiye’sinde…


30 Ağustos’lar ağlamaya devam ediyorlar!

ata

Atatürk’ü, İslamı, milliyetçiliği yıllardır sömüren ve suistimal eden siyasi cambazlar hâlâ iplerin üzerinde entrikalar çevirmeye yüzleri kızarmadan devam ediyorlar; Dört koldan milletin aklını bulandırmak amacıyla, akbabalar tünedikleri yerlerden köpeksiz köyde çomaksız oynuyorlar; Memlekette toprak satma, liman satma, maden satma, hayati kurumları satma, hazineyi soyma ve sülalece zengin olma furyası dört nala gidiyor; Ağla ‘30 Ağustos’ hakkındır! Eh böyle bir kara tabloda, sen ağlamayacaksın da, millet denilen unsurun zibidilerinin ağlamasını bekleyecek değilsin ya! [29 Ağustos 2012 tarihli makalenin tamamı!]

© photocredit

***

Continue reading

ZİFİRİ KARANLIĞIN DERİNLİKLERİNDE YÖN DEĞİŞTİRİLMESİNİN ADI: “ILIMLI İSLAM”


Bir Hayatı Aşan Eserler Bırakmalı İnsan…
[Bölüm 3]

bircan_unver

© Bircan Ünver, IşıkBinyili.Org

Bir noktada, karanlıklar içinden ışığı aramak – görmek ve potansiyel gelecek yönleri öngörmeye çalışmanın da bir yansımasıdır. Zifiri bir karanlığın içinden, gün doğumunun ilk ışıklarını arıyor ve hemen görmek istiyorsunuz… Ağırlaştırılmış–katmerlenmiş Türkiye’nin siyasal gündeminde henüz aydınlığı görememiş olmaya da bir tepki, belki düşünsel boyutta bir kaçış ya da gerçek ışığın/aydınlığın yolunu görebilmenin de bir arayışıdır… Suyun yüzüne vurmuş olduğu kadarıyla ya da soyut olarak olup-bitene baktığımızda, Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en KARANLIK ve KARARTAN yüzü Fetö Örgütünün seçilmesi, desteklenmesi ve karanlıkların karanlığı bir güç olarak ülke ve dünya çapında ileri sürülmesi sadece bugünün işi midir?

* * * * *

Continue reading

ZAFER AYI


Türk Tarihi’nde Ağustos ayının ayrı ve özel yeri!

30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” nde (Dumlupınar’da) kazanılan zafere, Büyük Taarruz’a işaret etmez. tsk Hem Büyük Taarruz içinde cephelerde kazanılmış zaferler, hem de Türk Tarihinde, Ağustos ayı içinde kazanılmış, başka büyük zaferler de vardır. Malazgirt Zaferi (26 Ağustos 1071), Otlukbeli Zaferi (11 Ağustos 1473), Çaldıran Zaferi (23 Ağustos 1514), Mercidabık Zaferi (24 Ağustos 1516), Mohaç Zaferi (29 Ağustos 1521), Kıbrıs Zaferi (01 Ağustos 1571) ve Sakarya Zaferi (23 Ağustos 1921), Türk Milletinin Ağustos ayında kazanmış olduğu diğer büyük zaferlerdendir.

© photocredit

***

Continue reading

Halvaşi gözüyle Kılıçdaroğlu’na saldırı…


En önemli mesaj SAĞDUYU!

nh1

©Nazmiye Halvaşi

Türkiye’nin mayası CHP‘dir.. Yeniden LAİK, DEMOKRATİK bir TÜRKİYE‘nin hedefine yöneltmek için toplumu..!!! CHP bu ülkenin olmazsa olmazıdır.. Farklılıkları ile yaşamayı becermek için önce sevgi..Farklılıkları dayatanları reddediyorum.. Olup bitenleri.. Kaosu anlamak için sebep ve sonuçları doğru analiz edip halka anlatmak görevimizdir! Güzel ülkemizin avuçlarımızdan kayıp gitmesini izlemeyiz.. Bu nedenle Atatürk’ün parmağının ucuna değil.. İşaret ettiği yere bakmayı ve yürüyüşümüzü sürdürmeliyiz.. Saza değil..! Gaza değil..! Akla, mantığa yakın davranılması gereken bu günlerde… Saldırı sonrasında Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşması işte bu açıdan değerlendirilmelidir!

***

Continue reading

Twitter Tunes – 3


twitter_tunes

***

Continue reading

İNTERNET ORTAMINDA MİLLİYETÇİLİK


İnsanı umursayan yok!

©Erol Erdoğmuş.

Milliyet, toplumsal kişiliktir. Her milletin devleti olamayabilir. din_milliyetcilik Anadilini korumak, tarihininin bilincinde olmak devletsiz olsa da her milletin temel insan hakkıdır. Her Milliyet’in ve dinin amacı, en iyi insanı oluşturmak olduğuna göre; her milliyet ve din iyi ve doğru insan yetiştirme amacının hizmetkarı, aracıdır. Sıralamada din tacirlerine göre; ‘Din-Milliyet-İnsan’; faşist ve fanatiklere göre de; ‘Milliyet-Din-İnsan’ şeklindedir. İnsan en başta gelmesi gerekirken, en sona atılır! Din vicdandan sokağa çıkınca özelliğini ve özünü yitirir, başkalarını ilgilendiren gösterişe dönüşür, metalaşır. Peki hangi milliyet, hangi din; en kötü milliyet, en kötü din olmak ister ki?!

***

Continue reading

ABD 2 Numarası Biden’in Ankara Ziyareti ve Moskova Boyutu…


TSK İncirlik Tesisi’nde sırıtan Rusya, karşısında surat asan ABD (mi?)

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

TSK İncirlik Tesisi’nden yararlanma imkânına kavuşması Rusya için önemlidir. Bu önem, elde edilecek imkânın derecesine bağlı olmaktan çok, psikolojiktir, algı yönetimi ile ilgilidir. incirlikTSK İncirlik Tesisi’ni kullanması; İslami aşırıcılık ve yasa dışı göç ile mücadele etme, Kafkasya’yı elinde tutma, enerji (üretim+taşıma) güvenliğini sağlama ve uluslararası prestij (itibar) açılarından Rusya için çok değerlidir. Onun içindir ki, Rusya’nın, 15 Temmuz olayı ile Türkiye’nin içine düşürüldüğü durumdan da istifade ederek, Türkiye’den giden mektuba rağmen Ankara-Moskova ilişkilerinin eylemli olarak eski “rayına” oturması için TSK İncirlik Tesisi’nin kullanımını masaya süreceğini beklemek yanlış olmayacaktır. Peki NATO Şapkası altında bu üssü kullanan ABD ve Kuzey Atlantik İttifakı bu işe ne der? Olayın hukukî boyutu nedir?

***

Continue reading

Zihinsel esaret çarkı…


…ve Çağdaş Kölelik Dişlileri!

İnsanlar yaşadıkları ortama göre farklı düşünce, anlayış ve beklenti ile hareket ederler. carkKendilerine biçtikleri veya başkalarınca belirlenen oyunu oynarlar. Bir tür maskeli balodur bu… Her insanın yaşamında üstlendiği bir rol vardır. Başrol, ikinci derecede oyuncu veya figüran… General, komutan, yaver, emireri gibi… Güç ve paraya ulaşmak için her yolu mübah kılan bu rollerle esir alınanlara , bir de bulaşıcı «mikrop» zerkedilir. Topluma yayarak ahlaki, insani değerleri çökertsinler diye… Bu «mikrop»un ismi yolsuzluktur! Mikrop bir kere bulaştıktan sonra toplum âdeta salgın hastalık üreten bataklığa dönüşür. Bireylerin yaşam tarzları altüst olur. Ruhsal ve sosyal hastalıklar kıvrandırır insanları… Peki bu kan emici «sivrisinekler»i yok etmenin, bataklığı kurutmanı yol ve yöntemi nedir?

***

Continue reading

ONURLUCA, SADE VE HAKKINI VEREREK YAŞAMAK HAYATI…


bircan_unver

© Bircan Ünver, IşikBinyılı.Org

Bir Hayatı Aşan Eserler Bırakmalı İnsan…
[Bölüm 2]

Yeryüzüne geliş ve gidişimizin en temel amaçlarından biri de kanımca, karınca kararınca da olsa, insanlığın devamlılık zincirine yeni halkalar ekleme çabalarına ve geleceğine katkıda bulunacak nitelikte olmalıdır… Diğer deyişiyle; edinilen olumlu ve somut tecrübe ve birikimlerin gelecek kuşaklar tarafından miras sayılacağı, bütün bir yaşamı aşan türden eserler, iz bırakacak fikirler, buluşlar, öneriler veya olumlu-yapıcı bir insan örneğini geride bırakmak!.. Ya da en azından yaşamı onurluca, sade ve hakkını vererek yaşamak…

***

Continue reading

Endamlı Güzel…


Türkçe!

JoseRomanFrances

Neden titizleniyoruz ki?! Dr.Halit M.Umar ağabeyin ve bendenizin Türkçe konusundaki hassasiyeti, tabiri caizse «ölümsüz»dür! Birikim, kalite ve kültür/sanat açılarından zaten O’nunla ne rekabet edebilirim, ne de kalkarım. Halit ağabeyin ‘Öpüş, düşün acı çek’ başlıklı son yazısında, «editör» görevlisi bendenizin gözünden kaçan, ama O’nun cımbızla çekip bulduğu bir iki küçük düzeltme ile başladı münazaramız ve sonunda, naçizane bu girişi yapmama, içeride de O’nun ‘Gelişi güzel Türkçe’ yazıma niçin niçin önem verilmesi gerektiğine dair «mektup»una yol açtı:) Kıraç’tan uyarlarsak, Endamın yeter, uğramasın sana ne hüzün ne de keder ey güzel Türkçe…Buyrun, okuyun! Türkçe sevdalısıysanız elbette…

© photocredit

***

Continue reading

Türkiye’de irtica hareketini kimler idare etti?


60’lı yılların sonlarından, bugünün iktidarına uzanan «şebeke!»

Yıl 1968… Laik Cumhuriyet’e yönelen tehdide karşı uyaran kapsamlı bir Dosya… ts5Son derece detaylı hazırlanmış dosya, nokta atışı verilerle 1968’den bugüne uzanan yolu öngörüyordu. Bu istihbaratın; gidişattan endişe duyan sol Kemalist kadrolar tarafından verildiği akıllara geliyor. 1968’de tüm öngörüleri gerçekleşen bu dosyayı hazırlayan donanımlı kadrolar devletten yıllar içinde tasfiye edilirken, yerlerine İslamcıların doldurulmasıyla gelinen nokta bugün ortada: Ordusu dağılmış, güvenlik ve istihbaratı çökmüş paramparça bir devlet…

***

Continue reading

%d bloggers like this: