Yazarlarımızdan farklı 23 Nisan!


***

Continue reading

MHP’de «Çatırtı Sesleri» yükseliyor (mu?)


 

Hayır işlemek adına ‘Hayır’ !

mhp

Atatürk, 20 Eylül 1917’de Talat Paşa ile Başkomutan Enver Paşa’ya bir rapor gönderir ve çözüm tekliflerini iletir; halk ile yönetim arasında bağlar sarsılmış ve ülke bir anarşiye sürüklenmiştir. Rüşvet, yolsuzluk ve vurgunculuk almış başını gitmiştir. Yargı işlememekte, ekonomi her geçen gün çökmektedir. Ordu ise büyük bir dağınıklık içindedir… Ama O, ümitsiz değildir. Doğru tedbirleri almak ve uygulamak gereklidir.

Siyaseti, hükümeti ve orduyu güçlendirmekle işe başlayıp, adaleti tesis etmek, ekonomiyi iyileştirmek, ihmal ve suistimalleri azaltmak, askeri politikamızı bir savunma politikası haline getirmek ve memleket sınırları dışında ordunun tek bir neferini bırakmamak zorunludu .

Bugün Türkiye, Atatürk’ün teşhis ettiği sorunlarla yüz yıl sonra yeniden boğuşmaktadır. Aynı veya benzer tedbir ve çözümlerin, uygulanması gerekmektedir. Mevcut iktidar ve onun başı, bunları yapacak durumda değildir. Sorunların bir sebebi de zaten bizzat onlardır.

İşte bu yüzden artık bir şeyler yapma zamanı gelmiştir!

 

***

Continue reading

«Etnisite» veya Çok Kültürlülük Üçgeni…


 

Ulusal Kültür; Etnik Kültür; Dinsel Kültür!

etnisite1

Etnisite, ilk ortaya atıldığı zamandan günümüze, anlam kaymasına uğramış bir kavram.

Başlangıçta ‘etnisite’yi anlamlandırmak için, kişiler “kan” yolu na başvurmakta idi. Ancak zamanla, saf ırkın kalmamasından dolayı, etnisite kelimesi, anlatılmak istenileni tam olarak karşılamamaya başladı.

Bilim insanları, o vakitten sonra, çeşitli kültür unsurlarını, coğrafi nitelikleri de işin içine katarak yeniden bir etnisite tanımlamasına gitmek zorunda kaldılar. Ortaya çıkan etnisite tanımlamaları da genelde ulusa, millete karşılık gelen tanımlar oldu.

Gerd Baumann, Çok Kültürlülük Bilmecesi [The Multicultural Riddle. Rethinking National, Ethnic, and Religious Identities]adlı kitabında, etnisiteyi şöyle tanımlamaya çalışır; “etnisite köklerdir; nereden geldim, beni ben yapan nedir? Veya tek bir deyişle ‘doğal kimlik’tir ya da böyle görünür.” [Kaynak.]

İyi de konumuzla ne ilgisi var diyeceksiniz yine. Buyrun okuyun!

 

***

Continue reading

Türkiye’nin içeride ve Kutsal Topraklar’daki yalnızlığı…


Zeytindağı!

Osmanlı İmparatorluğu, ümmetçilik fikri sebebiyle üç kıtada egemen olurken, bu coğrafyanın büyük bir kısmını Arapların yaşadıkları ülkeler kapsamaktaydı. zeytindagiKudüs, Şam, Filistin, Hicaz gibi… Ancak kazanılan bu toprakların kültürlerine, dillerine, ticaretlerine ve mal mülk, para ile ilgili şeylere egemen olamamıştı. Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkleri Araplaşmıştır. Buraları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştı. Osmanlı âdeta, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Osmanlı Emperyalizmi şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi. “Türk milleti kendi başına devlet yapamaz!” Büyük harpte Osmanlı hazinesinin büyük bir kısmını çöl ve Çöl Arapları yedi ve de Osmanlı’yı sırtından bıçakladı. Sonuç mu? cehaletin ve hayalciliğin doğurduğu büyük bir hüsran. Oysa Atatürk’e göre; önce ilim ve vatan adamı olunmalı ve bunalımlardan çıkış da, birlik ve beraberlikle sağlanmalı… Günümüzün, dini oyunlaştırmış bir Garp tiyatrosunun sahnesi olan Kudüs’teki durum mu? Birinci ağızdan dinleyelim isterseniz!

***

Continue reading

Türkler için iki büyük laboratuvar: Balkanlar ve Filistin!


Oralarda ne olmuş tarihe bakın ve aklınızı başınıza toplayın!

Devleti yönetenlerin olaylar hakkındaki çelişkilerini görüyormusunuz? Görmüyorsanız vakit çok geç olmadan görün! Yapılan onca yanlıştan sonra Suriye politikası da yanlıştı denilmesi, bizi başkanlık dayatmasınında yanlış olduğu sonucuna götürür! yobazGizli bir el, Türkiye’nin direnç kulelerini etkisizleştirerek Türkiye’yi dönüştürüyor. Milli Devlet ne yazık ki, sarsılıyor.Sahip çıkalım! Türkiye’nin de tıpkı Osmanlının son zamanlarında olduğu gibi yarı sömürge haline geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Günümüzde Müslüman ülkelerin nerede ise tamamı sömürge halindedir. İslamın inananlar üzerindeki etkisini gören emperyalist küreselciler, Müslümanların aleyhine bunu hep kullanmıştır. Camilerde, Türk Milletinin karşı karşıya olduğu tehlikelere ilişkin tek bir söz duymak mümkün değildir. Din adamlarımızın ezici çoğunluğu milli değildir ve Türk olsalar bile Türk milliyetini red etmektedirler. Tıpkı Diyanet gibi… Din tacirleri ve din siyasetçileri yalancıdır! Biraz dikkat ederseniz bunu çok net görürsünüz… Allah bir toplumu akılsız yaratmış olamaz!

***

Continue reading

Ballama ve Aba altından Sopa gösterme…


Zamanı yine geldi ve çattı!

© photocredit

Türk’ün, sosyolojik ve psikolojik hali darma duman. Bölünmenin bir adım ötesine geçildi, parçalanma aşamasına sürükleniyor ülke… Strateji yine aynı; uyuyan Türk’ü uyandırmamak; uyumaya meyilli olanları da horoz düdüğü, elma şekeri ve balla uyutmak. bal_aba_sopa_saksi Atatürk ne diyor? ‘Onlardan ayrı ve yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin zaafa uğradığı anda bizi tahkir ettiler, aşağıladılar, horgördüler. Anladık ki; kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış!’ Çok yakın tarihte, 36 etnik parçadan biri gösterdikleri Türk’ü iğdiş etmeye kalkanlar şimdilerde «Milliyetçi» postuna büründüler! Niçin? Yeni anayasa ve devlet başkanlığı dayatması var. Birileri çıkıp ne diyor? 1923 Doğumlu Cumhuriyet’in bekası tehlikede! Eğer fiili durumu hukukileştiremezsek felakete sürükleniyoruz. Kuşkuculara da dönüp ekliyor; ‘bakma sen söylenenlere, yeni anayasa buram buram Türk Milliyetçiliği kokacak! Geçmişimizden ders çıkaranlar ne diyorlar? Gidişat kötü! Nüfusun ekseriyetini oluşturan Türk’ün sırtını yine oy için sıvazlayanlar aslında mayın döşemekle meşguller! Peki hangi taraf doğru konuşuyor acaba?

***

Continue reading

Osmanlı Türk müydü?


Yanıtı; günümüzün «Neo-Osmanlı»sının Türk’ü «eritme» politikasında saklıdır!

turc

Osmalı’nın tebasının bir kısmı Türk’tü, evet ama Osmanlı Türk değildi. Bir devlet olarak Osmamlı’nın Türk olmadığını gösteren padişahların annelerinden çok bürokrasinin devşirmelerden oluşmasıydı. Ayrıca Türk sıfatı Osmanlı’da köylü veya cahille eş anlamlı kullanılırdı. Devletin resmi yazışma dili Türkçe değil Arapça ve Farsça’ydı. Osmanlı’ya bugün Türk olarak bakmak zorlama bir bakış. Araplaşmış Türkler Osmanlı ailesi altında temsil olunmuş ve asıl Türkler ve Türklük hep ötelenmişti. Taa ki atatürk’e kadar… Peki şimdi bugün niçin Türk’üm denilince hemen“çağdışı” damgası basılıyor?! Türklük bilinci savunmak neden faşizm ile eş tutuluyor?! Hangi plân ve gerekçeler sonucu Türk halkı üzerinde, korku ve ümitsizlik içeren bir ruh hali dayatılıyor?

***

Continue reading

%d bloggers like this: