Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – III


 

Yıldız İstihbarat Teşkilâtı

Yıldız İstihbarat Teşkilâtı – Mührü Hümayun (Dr.Zeynel Abidin Erdem ve Mehmet Nezih Erdem kardeşler tarafından bir müzayedede satın alınıp Topkapı Sarayı bağışlanan Sultan Vahdettin’in mührü) Tuğra ve Osmanlı Arması.

Yıldız İstihbarat Teşkilâtı – Mührü Hümayun (Dr.Zeynel Abidin Erdem ve Mehmet Nezih Erdem kardeşler tarafından bir müzayedede satın alınıp Topkapı Sarayı bağışlanan Sultan Vahdettin’in mührü) Tuğra ve Osmanlı Arması.

Gelişen iç ve dış olaylar, Abdülhamid’i, doğrudan kendisine bağlı bir istihbarat teşkilatı kurmaya sevk etti. Veziri dahi başkalarının adına ve devlete karşı çalışır olmuştu. Bunun sonucu olarak Yıldız İstihbarat Teşkilatı kuruldu. Teşkilat, emsallerinden farklı olarak devlete değil tek bir kişiye, Abdülhamid’e hizmet veriyordu. Teşkilat daha sonra, Abdülhamid lehine çalışanlar ve aleyhine çalışanlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Ülke içerisinde özellikle Ermeni komitacılara karşı istihbarat faaliyetlerinde bulunuyordu.

Çok kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayılan hafiyeleri sayesinde saraya, ayda 3000’den fazla jurnal gelmeye başladı. Teşkilat, 1908 yılında Abdülhamid’in tahttan indirilişine kadar faaliyetlerine devam etti.

II Abdülhamid Dönemi’nde, teşkilatın icraatları için jurnalcilik ya da ispiyonculuk tanımlamaları kullanılıyordu.

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Çal Be Ozan…


 

Çal ki; avurdumda şişen özgürlüğün, inlesin cümle âleme türküsü!

ozan

© photocredit

çal tutuklu dillerin prangalarını gevşetecek
ve içinizdeki suskun notaları emzirecek
öz/gür türkülerim var sözüm var ışıltılı çağa söyleyecek neslimi sabun köpüğü algıların tiryakisi kılan cilveli zamana
akılları dalayan uygarlıkların potasında duyuları eritip yavan hisler peydahlayan
ve tuzaklı avuçlarına hileler katıp hırslarını üzerimde alkışlayanlara
terimi yadırgayan rahatlıklara sözüm var
emeği horlayan doygunluklara
ve tenimdeki sıcaklığı doyumsuz dürtülerinin uçurumlarındaki ayazlarla sağanlara
çal ozan içimde ipildeyen ateş ufuklarımdan çalınan güneş sancısı sözüm var
kuluncumdaki yaraların faili karanlıklara ve aydınlıklarda gözüm var
çal ki dilim sızlayan kemiklerin başına çınar olup dikilsin çal doğmamış çocuklara verilmiş yeminli sözlerim var coşkuyla çal bu türkü tutuklu duyuların dayatılan hazlara başkaldırışı

kadim bir yarayım cümle alem dilinde vur tele
dağdan dağa işmar eder özgürlük
vur çıngılansın söz zifir gecelere çakmaktaşı olayım öfkeliyim dilim duldalardan boşansın
sözümün yamacında feriştahlar üşüsün
vur ozan ovalardan yükseklere uzun hava yürüsün firariyim dökülsün heybemdeki ateş buzulların üstüne canı telef edip yarenimin alnına akik taşı olayım
çal ozan avurdumda şişti özgürlüğün türküsü

***

Continue reading

Toplumun has düşmanları: Dalkavuklar…


 

Aydının dalkavukluğu, cahilinkinden çok daha yıkıcı ve tehlikelidir!

dalkavuk

Kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık sözlüklerde Dalkavukluk diye geçer! Gelin bakalım, ünlü düşünürler neler demişler bu konuda:

İktidar yalakalıktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref ortadan kalkar; ayaklar altında ezilmeye başlarShakespeare; Dalkavuklar, devlet adamlarının çevresini sarmış bir çemberdir; Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün getirdiği çıkardan daha fazla olursa, o ülke batar Montesguieu; Rakip ve düşmanlarınızı gülünç gösterip mahvetmek isterseniz, etrafını dalkavuklarla doldurunEdmound Jaloux; Kendine ait olmayan bir ölüye sunu sunmak, dalkavukluktur Konfüçyus; Bizi tenkit ederek kurtaran dost, kaybımıza sebep olan dalkavuktan çok daha itibarlıdırDelavigne; Ülke bölünsün istiyorum. Yandaş, Yalaka ve Yavşaklar bir tarafa; Onurlu, Şerefli, Emekçi ve Vatanperver insanlar bir tarafa Can Yücel; Yağcılık, her türlü sosyal ilişkinin merhemidirNeyzen Tevfik; Dalkavuklar ne kadar yükselirlerse yükselsinler, kendilerini yükselten tekme izlerini arkalarından silemezlerCenap Şahabettin; Dönemsel şekil değiştiren iki mahluk vardır; ipek böceği ve dalkavukH.Danişmend; Kişi, sende olmayan vasıflarla överse, sende olmayan kusurlarla da yerebilirAli Zeynel Abidin…

***

Continue reading

Views of Islam and extremism…


In the U.S. and Abroad!

islam_in_usa

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – II.


 

«Pişmiş tavuk»un başına bile gelmeyenlere maruz bırakılanlar!

yildiz_sarayi

‘İstanbul’da Kalyoncu Kışlası oğlanlar kerhanesine dönmüştü’
diyor II.Abdülhamit’in en güvendiği sadrazamı… Yıldız Sarayı’ndaki bir görüşmeden dönerken sıkışır. Zar zor bir jandarma karakoluna atar kendini. Kimseye selâm vermeden…
‘Tuvalet nerde tuvalet nerde?
diye sorar, kendisini tuvalete götürürler ama adamcağız bu arada altına yapıverir gidene kadar.

Karakoldan çıktığında hemen kapıda jandarma müfrezesi kendisine Padişahın emridir diyerek saraya dönmesini bildirir (Veliaht Vahdettin Teşkilat-ı Mahsusa’nın başındadır ve onun takibi nedeniyle Padişaha yönlendiriliyor).

Sadrazam Saraya çıktığında II Abdülhamit Sadrazamın üzerine yürüyüp; ‘sen kimin ajanısın?’ diye çıkışır. Sadrazam kellesinin gideceğini anlayınca; ‘Padişahım yemin ederim ki çiş yapmak için karakola öyle acele acele girdim. İnanmıyorsanız ceketimi koklayın yarısını altıma ettim’ der. II Abdülhamit ceketi koklar ve gerçekten idrar kokusu alınca Sadrazamı bırakır! – [Kaynak:Tarih-i Cevdet]

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.


 

Günâhları ve Sevapları ile II.Abdülhamit!

ii_abdulhamit

Bir insanın bakışları çok şey anlatır yaşamda. Anne sevgisinden mahrum kılındığını; babasının ilgisizliği; çevresinin kendisine kayıtsızlığını okursunuz o bakışlarda. Çekingen, kuşkucu, içine kapanık bir mizaca sahip oluşunu da yansıtır derinliklerinde… Sevecenlik göremezsiniz. Oysa bütün bunlar demek değildir ki; kişi insan varlığının ciddi meseleleri üzerinde düşünmüyor. Düşünmesi bile insanı sevdiğinin bir göstergesi kabul edilemez mi? Hele o kişi bir girdap, iğneli fıçı, cellâtların kol gezdiği, bin türlü iç ve dış entrikaların döndürüldüğü devletin en tepesinde ise, bir Padişahsa. Hayatta kalabilmek için hileye karşı hile yaparak kendini korumaya mecbursa. Sivil ve askerî vesayetin, din tacirlerinin temsilciliğini yapan Ulema zümresinin ruhunu okumuş, «marifetleri»ni çözebilmişse… II.Abdülhamit’in yaşamına güvenilir, sağlam bilgilerden ve belgelerden yola çıkan, Münir Kebir’in bakış açısından göz atmaya ne dersiniz?

***

Continue reading

Şiir Pazarı : Bir Yol Tutturmuşum…


 

O da benim Yaşam Yolum!

life_road

Bir yol tutturmuşum
Sisler ardında aydınlık
Sisler ardında, yedi rengi parlar güneşin
Bir dünya düşlemişim
Toprağı bereketli, suları coşkulu
Havası tertemiz, insanı sıcak yürekli
Düşüncelerimdeki dünü Bu günle birlikte kucaklamışım Geleceği düşleyerek
Kâh mutsuz, kâh mutlu
Kâh karamsar, kâh umutlu
Pembe görmüşüm evrenimi
Karanlığı düşlemeden
Gök kuşağına sevdalanmışım
Genç bir yürekle Bir heykel yaratmışım
İnsan ve tanrı karışımı
Kutsanmış toprağı
Yoğurmuşum sevgimle
Altından bir kalp, gümüşten bir isim
Vermişim ona kendimce
Bir türkü tutturmuşum
Dumanlı dağlara doğru
Sevda kokulu, aşk yazgılı
Bir çabaya düşmüşüm
Karıncalara özenerekten
Mutlu etmek için insanları
Yediden yetmişe, kadından erkeğe
Ne para düşünmüşüm
Ne de erk koltuğu
Ne şana tutsak olmuşum
Ne de alkışlara köle
Bir yol tutturmuşum
Sisler dağılınca aydınlık
Sisler dağılınca yedi rengi parlar
Kor ateşli sevgi güneşinin.

Prof.Dr.Yıldız Tümerdem

***

Continue reading

%d bloggers like this: