«MHP Cephesi»nde Değişen Yok…


 

Yönetim Zafiyeti Giderek Ağırlaşıyor!

İktidara yönelik tek bir eleştiri yok, tam tersine; iktidarın yanında olunduğu adeta açıkça haykırılıyor. Demek ki Türkiye’de her şey yolunda gidiyor, iktidar, her şeyi en iyi ve en güzel şekilde yapıyor. Bardak ağzına kadar dolu olmalı ki, varsa yoksa dış politika! İç Politikada ise seçim barajı meselesi…

Esnafın, çiftçinin, sanayicinin, emeklinin, çalışanın durumu es geçiliyor. Artan döviz fiyatları, olumsuz yönde güncellenen yılsonu enflasyon beklentisi, artan dış ticaret açığı, kapanan fabrikalar ve işyerleri, artan işsizlik, ağırlaşan geçim koşulları, eğitimdeki yaz-boz görmezden geliniyor. Vatandaşın; “kapat şu televizyonu, yine aynı konular” tepkisi haksız mı?! Vatandaş; “iş-aş-yarın” derdinde iken, Suudi Arabistan’ın, Rusya’nın, ABD’nin ne yaptığı onların ilgisini mi çeker?

MHP liderliği, AKP’nin 15 yıldır ülkeyi tek başına yönettiğini; bu süreçte Türkiye’de bir arada yaşama kültürünün erimeye ve kaybolmaya başladığını, toplumda belirgin bir kamplaşmanın, bölünmenin yaşandığını, dış politikada dip yapmış “derin bir yalnızlığın” konuşulmakta olduğunun da mı farkında değil!

Devlet Bahçeli diyor ki; “Çürük iple kuyuya inen, dibe çakılır.” Bu durumda MHP’nin mevcut yönetiminin siyaset yapma anlayışının yetersizliği ve artan zafiyeti de; ister istemez insanlara; tutunduğu ip “çürük” böyle giderse “dibe çakılma”sı kaçınılmaz olacak, dedirtmiyor değil!

***

Continue reading

Günümüzün ‘3 Tür İnsan’ Dünyası…


 

Mümin, Kafir ve Münafıklar!

Müslümanları aldatmaya çalışırlar;

Kalplerinde hastalık vardır;

Fesatçıdırlar: Kendilerine yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler;

Kâfirleri dost edinirler: İzzeti (güç ve şerefi) onların yanında ararlar;

Kulluk ederler: Eğer kendilerine bir hayır dokunursa pek memnun kalırlar, kopamazlar. Eğer bir musibete uğrarlarsa çehreleri değişiverir, yüzçevirirler;

Yalan yere yemin ederler; Mü’minlere kin beslerler; Mü’minlerin iyi olmalarına üzülür, başlarına bir belâ geldiğinde seviniler; Müslümanları küçümserler, yeri geldiğinde alay ederler; Korkaktırlar; Kötü propaganda yaparlar; Fırsat kollarlar, suikast düzenlerler, gizli plânlar yaparlar, iftira atarlar, kâfirler hesabına ajanlık yaparlar, dönektirler…

(Tevbe; Bakara; Münafıkın; Nisâ; Âl-i İmran; Mâide; Nur; Mücadele; Hacc gibi âyetlerden alıntıdır!)

© photocredit

***

Continue reading

SES VER MHP…


 

Balgat’ta Kimse Kaldı Mı?!

MHP, muhalefet partisi olma gerçeğini yansıtmaktan uzak ve kamuoyunun hissiyatını yansıtan tespitlerin muhatabı iktidar olmasına rağmen, iktidara söylenmiş tek bir söz ve yönelik bir eleştiriden uzak durmayı sürdürüyor. Böyle bir tabloda, MHP’den gidişler ile MHP’deki “erime” ve MHP ile ilgili bu minvaldeki iddiaların gündeme gelmesi normal değil mi?

MHP önem arz eden konu ve sorunlardaniçin sorumluluğunu bir muhalefet partisinden beklenildiği şekilde,  “gerektiği gibi” ya da “hakkıyla” yerine getirmekten kaçıyor? Söz konusu filler karşısında iktidarın “olması gerektiği” gibi hareket etmediği sorunların üzerine gitmediği, kamuoyunda yaygın bir kanaat olarak ortada duruyorken niçin MHP liderliği iktidara tek laf etmiyor (uyarmıyor). Balgat’ın iktidarın destekçisi gibi görülmekten ya da gösterilmekten rahatsız olmaya hakkı olabilir mi? Ya da böyle bir tabloda MHP’yi iktidarın destekçisi gibi görenler ya da gösterenler haksız sayılabilir mi?

Hükümet, daha yeni bir tasarruf genelgesi yayınlamış ve yaklaşan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının da bu genelgenin kapsamına dâhil olduğu ifade edilmiş iken, niçin bu konu gündeme getirilmiyor?!

Tezatlar ile dolu bir süreçte MHP yönetiminin daha bir çok konudaki yaklaşımı “samimiyet” sorgulamasını da beraberinde getiriyor.

MHP’nin iktidarın “dümen suyuna” girmiş bir görüntü vermesi anlaşılır gibi değildir! Böyle bir tabloda, herkesin, Türkiye’nin telafisi çok daha ağır olabilecek durumlara düşme ihtimalinin bulunduğunu görmesi zorunlu olmaktadır.

***

Continue reading

President Trump has ‘no luxury’ of despising Turkey and her capabilities!


 

Donald Trump’ın, Türkiye’nin imkân ve yeteneklerini küçümseme gibi bir “lüksü” yoktur!

BM Sistemi (BM Şartı ve BM bünyesinde alınmış kararlar), BM’ye üye ülkelerin; üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına saygı göstereceklerini, üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını hedef alan girişimlerden uzak duracağını ve bu tür girişimlere destek vermeyeceğini, aksine hareketlerin o üye ülkeye yapılmış bir “saldırı” anlamına geleceğini öngörmektedir.

Türkiye, ABD’nin sadece müttefiki değildir. Aynı zamanda, özgür ve bağımsız Dünyanın üyeleri olarak, iki ülke aynı zamanda dosttur ve tarafların bu dostluktan kaynaklanan sorumlulukları da bulunmaktadır.

Donald Trump’ın Suriye’de Rakka ilinin IŞİD’dan temizlenmesi üzerine yayınladığı mesajda gösterilen başarı için Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bağlamında PKK terör örgütüne (ve PYD’ye) yollama yapması; BM Sistemine, NATO üyeliğine ve dostluğa aykırı, bunların hepsinin açık ihlali niteliğindedir.

Türkiye’yi görmezden gelenler için, “ileride” bunun bedeli ağır olabilir. Tarih, Türkiye’nin “görülmeyen ya da ihmal edilen” gerçek gücü ve geniş etki alanı, ileriye yönelik olarak Türkiye’ye çok şeyler vaat etmektedir. Bugünler geride kalacaktır. Ve Türkiye, yeniden “dostluğuna güvenilen”, “düşmanlığından çekinilen” bir ülke olacaktır.

Başkan Trump’ın en kısa zamanda ve “samimi” bir şekilde hatasını “telafi etme”si gerekmektedir!

***

Continue reading

MHP’nin «Sabuklanmaları…»


 

MHP, hangi konularda İktidar’a yakın, hangilerinde değil? Mevcut çelişkilerin sorumlusu, BALGAT’takiler mi?

Haftalık Meclis Grup Toplantıları’nda yapılan konuşmalar dinlenince veya okununca, Balgat’ın, MHP Lideri Bahçeli ile tam bir «UYUM» içinde olduğunu veya çalıştığını söylemek giderek zorlaşıyor

Bir kere genel tabloya bakılınca; [i] “MHP bu konular dışında iktidara yakın durmuyor.” ayrımına da gidilebilir; veya [ii] Sanki «suç ortaklığı» sorumluluğunu paylaşıyor demek te mümkün!

Zira, seçmenin veya siyaseti yakından izleyenlerin kafalarında oluşacak algılarla doğrudan ilintilidir bu ikizi… Diğer bir deyişi ile; MHP’nin “iktidara yakın duruşunun” sınırları konusunda kamuoyuna/seçmene mesaj niteliğindedir. Balgat ya MHP’ye yönelik eleştirilerin farkındadır, bilerek kayıtsız kalmaktadır; ya da «adamsencelik» hüküm süregelmektedir!

Neden mi?

 

Örnekleri ile içeride…

***

Continue reading

MHP’ye Sürekli Kan Kaybettiren Bahçeli’nin Balgat’ı…


Hamasi Söylem Çok, Eleştiri, İcraat ve Siyaset Yapma Anlayışı Yok!

© photocredit

***

Continue reading

Washington’un Türkiye Kararı ne anlama geliyor?


 

«Dostluk ve Stratejik Ortaklık» pul üzerinde mi kalacak?!

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yoğunluğu ve yaygınlığı ile, iki ülkenin uluslararası politikadaki statüleri/durumları dikkate alındığında; vize hizmetlerinin askıya alınması, Türkiye için ciddi politik, ekonomik ve askeri sonuçlar doğuracağı gibi; eğitim, bilim, teknoloji, turizm, spor dâhil hemen her alanda Türkiye’yi derinden etkileyek nitelikte.

ABD kararı, Washington’un, Ankara’yı doğrudan karşısına aldığı, ve de Ankara’yı üçüncü kişiler ile karşı karşıya getirme amacı güttüğü anlamlarına da gelebiliyor. Böyle bir algıdan, kuvvetle muhtemel Türkiye’de diplomatik misyon bulunduran diğer ülkeler de etkilenecek, onların da vize konusunda benzeri kararlar alması ihtimali belirecek.

Yoksa, ABD gibi bir süper güç için “Fethullahçı Terör Örgütü” nün fazla bir değeri bulunmuyor. Vahim olanı ise, ABD’nin vize hizmetlerini askıya almasının “Fethullahçı Terör Örgütü” ile irtibatlandırılmasıdır.

Buna karşılık, eş zamanlılık nedeniyle, karar, Türkiye’nin Rusya ve İran ile birlikte İdlib konusunda harekete geçmesi ile de ilişkilendirilebilirse de ciddi potansiyel güçlükleri içeren bir konu olduğundan zayıf ihtimâl dahilindedir.

Burada unutulmaması gereken önemli bir husus da; Erbil Referandumu ve ABD-İsrail ikilisinin, Moskova-Ankara-Tahran üçlüsünün yakınlaşmasından duyduğu rahatsızlık ve kaygıdır. İki tarafın da yıllardır Kürtler üzerine yatırım yaptıkları dikkate alınırsa «meyve» tam olgunlaşmış ve koparılması zamanı gelmişken dış etkenlerin sopa indirip düşürmeleri, Washington’dan Ankara’ya; “eğer sen Erbil’e sınırını ve hava sahasını kapatırsan, ben de vize hizmetlerini askıya alıp, başka ülkelerin de aynı şeyi yapmasını sağlayarak seni aynı duruma düşürecek güce sahibim!’ mesajı gönderilmesini de tetiklemiş olabilir.

***

Continue reading

%d bloggers like this: