EU: Enlargement Reports 2018


 

TURKEY!

© photocredit

The European Commission adopted today its annual Enlargement Package, including seven individual reports, assessing the implementation of the European Union’s enlargement policy which is based on established criteria and fair and rigorous conditionality.

Progress along the European path is an objective and merit-based process which depends on the concrete results achieved by each individual country, with the rule of law, justice and fundamental rights being an utmost priority. A credible enlargement perspective requires sustained efforts and irreversible reforms. The EU Enlargement is an investment in peace, security and stability in Europe: a prospect of EU membership has a powerful transformative effect on the partners in the process, embedding positive democratic, political, economic and societal change.

The current enlargement agenda covers the partners of the Western Balkans and Turkey. Accession negotiations have been opened with candidate countries Montenegro (2012), Serbia (2014), Turkey (2005). The former Yugoslav Republic of Macedonia is a candidate country since 2005 and Albania obtained candidate status in 2014. Bosnia and Herzegovina (application to join the EU submitted in February 2016) and Kosovo (Stabilisation and Association Agreement entered into force in April 2016) are potential candidates.

***

Continue reading

ÇİN’DEKİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ (REFORM) ÜZERİNE


Türkiye’de de ‘Merkezî Yönetim’in Güçlendirilmesi gerekli ama…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Çin’de anayasada değişiklik yapılıyor. Bir süredir konuşulan, bu konu, geçtiğimiz Ekim (2017) ayında gerçekleşen Çin Komünist Partisi (ÇKP)’nin 19. Kongresinde iyice belirginleşmişti. Bugün (05 Mart 2018 günü) başlayacak Ulusal Halk Kongresi (UHK)’nin ana gündem maddesi, anayasanın değiştirilmesi. UHK, Çin’in Parlamentosu ve anayasayı değiştirme yetkisi bu kuruma ait. Bu konudaki reform paketi, UHK’nde ele alınıp karar bağlanacak. Anayasada yapılmak istenen değişiklikleri Dünya gündemine taşıyan en önemli etken, değişikliklerden birinin mevcut Devlet Başkanı Xi Jinping’in uzun süre bu görevde kalmasının önünü açacak olmasıdır.

Konu, uluslararası medyada tartışılıyor. [Can China avoid sliding back into strongman politics as Xi Jinping reshapes charter in his own image?”] Farklı görüşler var. Anayasada yapılmak istenen değişiklikler, sadece Çin halkını ilgilendirmiyor, belki onlardan çok uluslararası politikayı ilgilendiriyor.  Çünkü temelde Çin’in yükselişini sürdürülebilir kılmayı, bunu garanti altına almayı öngörüyor.

Niçin böyle düşündüğümün arkasında, aşağıda sırlanan hususlar var.

***

Continue reading

BM’nin 72.Kuruluş Yılı: Bircan Ünver Elazığ’da…


 

Söyleşi:Sürdürülebilir İnsani Gelişme, Kültür ve Gelecek!

***

Continue reading

Council of Europe: School segregation still deprives many children of quality education


 

Ségrégation scolaire: Beaucoup d’enfants demeurent privés d’une éducation de qualité

***

Continue reading

Tarih hep aynıdır…


 

Farklı kıyafetlerle karşımıza çıkıp, aldatır bizleri!

Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.

Gelişimimiz için bir aynaya ihtiyacımız vardır.

Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır.

Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız.

İyimserlik dinlerde olduğu gibi felsefede de gerçeklerin yerini almış temel bir yanılgıdır.

Yanlış bir görüşü geri almak onu savunmaktan daha çok kişilik gerektirir.

İnsanların kader dedikleri şey; çoğu zaman sadece kendilerinin yarattıkları oyunlardır.

Her mesele kabul edilene kadar üç aşamadan geçer: İlkinde gülünç duruma düşürülür. İkincisinde ona karşı mücadele edilir. Üçüncüsünde tabii sayılır.

Hakikat, onu arzu etmeyenin boğazına sarılan bir fahişe değildir. Hatta o kadar çekingen bir güzeldir ki, onun için herşeyini feda etmiş olan bile onun lütufundan emin olamaz.

Çoğu hakikat sadece hiç kimsenin sorunu ele alacak ve üstüne gidecek cesareti bulamamasından dolayı aydınlatılamıyor.

En değersiz gurur, milli gururdur. Bu, onunla gurur duyandaki bireysel eziklikleri ele verir. Dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilir. Ama dünyada gurur duyabilecek hiç bir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.

Arthur Schopenhauer

© photocredit

***

Continue reading

Küresel Güçlerin Anlamsız ve Samimiyetsiz Çabaları…


 

…ve ülke yöneticilerinin mağduru olan halklar!

☮ Aralarında nedensellik bağı var, bu çok açık… Biri diğerinin sonucu, besliyor ya da tahrik ediyor. Putin’in Çin’de yaptığı konuşma, son dönemde ABD’de artan ve zemininde etnik/dinsel unsurların yattığı şiddet olaylarını da akla getiriyor. Ayrıca, Türkiye’de artık daha sık konuşulan ve risklerine dikkat çekilen toplumdaki bölünmeyi de…

☮ ABD, Çin ve Rusya, terörizmden, aşırıcılıktan ve kayıtdışı göçten yakınıyorlar, bunlarla mücadele ediyorlar. Ancak, terör örgütlerinin elinde Onların imalâtı silahlar var. Terör örgütlerinin destekçisi görülen ülkelere satma yarışındalar. Bu niye?

☮ Bu durum aynı zamanda bir taşla iki kuş vurma anlamına gelmiyor mu? Hem bu silâhları satın alan ülkelerdeki halkın refah ve mutluluğundan çalıyorlar. Hem de kendileri zenginleşirken, diğerleriyle kalkınma farklılıklarını giderek genişletiyorlar.

☮ Bu noktada sorulması gereken soru şu; Ülkelerinin yöneticileri yüzünden mutlu ve müreffeh bir yaşamdan zorunlu fedakârlık yapan halkların makus talihlerini değiştirmeleri, zenginliklerini sahiplenmeleri ve kendi geleceklerini belirlemeler gerekmiyor mu ve yapılması gerekenler neler?

***

Continue reading

‘Tanrı’nın «görünmez eli…»


Çiftçiyi «soyuyor!»

Sermaye mantığı.. emekçilerin açlığıyla ve emekçi çocuklarının kötü beslenmesiyle ilgilenmez. İş kazalarıyla, emekçilerin yiyip yemedikleriyle, barınıp barınmadıklarıyla ilgilenmez. crocodile_tearsHayır! Sermaye mantığı bunların hiçbirini umursamaz, şeytanidir, sapkındır (…) Kapitalizm mantığı piyasanın «görünmez bir el» tarafından yönlendirildiği dogmasına dayanıyor. Bu da «Tanrı’»dır! Doğa, takdiri ilahi, tanrı…” Sonra Tanrı’nın elinin yerini «piyasa» aldı. Timsah gözyaşı dökmeyen piyasa… Çözüm yolu? Kooperatiflerin, ekolojik köylü pazarlarının, topluluk destekli tarım gruplarının desteklenmesi…

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: