Sharm El-Sheikh summit declaration: Investing in Stability


Leaders of the EU and the League of Arab States (LAS) agreed to strengthen their partnership at the first summit ever held between the two regions. They adopted a joint declaration. The summit marked the start of a new dialogue between the EU and the LAS. Leaders committed to hold EU-LAS summits regularly, with the next summit set to take place in Brussels in 2022. Read the Summit Declaration; Syria, Libya, Yemen, Israel et…

***

Continue reading

EU – League of Arab States Summit : Leaders from both sides will seek to strengthen Arab-European ties.


The Arab League was founded in 1945, has 22 members and four observer members: Europeans and Arabs have a long and rich history of cultural, economic, commercial and political exchanges. Brazil, Eritrea, India and Venezuela. Turkey and Iran have also both expressed their desire to join as observers, but their requests were delayed due to political problems with other Arab states, especially Iraq, Egypt and Syria.. [English] [Türkçe]

***

Continue reading

2018: Basın için «Kara Yıl» – «Black Year» for Media


«Asmayıp» da besleyecek miyiz? Diyenlerle «Öldürmeyip» de destek mi vereceğiz? Gazeteciliği, kamu çıkarı doğrultusunda yapmak için çırpınanların zorla sürüklendikleri «girdap»tan kurtulma şansları her geçen yıl azalıyor. Misilleme ve diğerlerine gözdağı vermek için işlenen gazeteci cinayetlerinin yanısıra, iktidarların ekonomik baskıları mesleği yok olmaya itiyor. Rahatsız etmeden, hayatını yaşamayı kabul edenlerin sayıları ise artıyor.

***

Continue reading

News & Analysis from Brussels


***

Continue reading

A world without NATO: The end of NATO?


Predictions about the imminent demise of NATO have been around for ages… Today, the narrative about the “demise of the West” appears to be gaining more traction, and some even question NATO’s continued relevance. Imagine what a world without NATO might look like

***

Continue reading

ABD ve İRAN «Örtülü bir İlişki» İçinde mi?


ABD’nin İran ile başı belada gözükürken, Türkiye’nin de hem ABD ile başı belada, hem de İran ile ciddi sıkıntıları var. İran’daki ve Irak’taki eş zamanlı protestolar ve halk hareketlerinin Türkiye’ye sıçraması için ortam müsait. Ekonomi kötüye gidiyor. Kış yaklaşıyor ve sürekli zamlar halkı bezdiriyor. Bu da hedefte Türkiye’nin olabileceğini düşündürüyor.

***

Continue reading

Avrupa – ABD İlişkileri: Quo Vadis?


 

Atlantik «Köprü»sü Çatırdıyor mu?

Trump’ın ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve özellikle de İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ABD ile Avrupa arasındaki ayrılığı çok daha görünür hale getirdi.

P5+1 nükleer anlaşmasının ardından uluslararası güçlerin ve küresel şirketlerin İran ile kurmuş olduğu ilişkiler, geçici olmayıp çok yönlü çıkarlara dayanıyor. Trump’ın İran politikasının, başta AB olmak üzere, uluslararası alanda beklenen desteği görmesi oldukça zor. Bu yönelimde küresel sermayenin de sanıldığı gibi bir çıkarı olmaz. İran’ın başta Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere, AB ülkelerinden önemli tutarda yatırım çekmesi bekleniyor.

ABD’nin Avrupalı müttefikleri Washington’nun büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve bununla bağlantılı Gazze’deki İsrail saldırılarına da tepkisiz kalmadılar.

Trump’ın bölgesel dengeleri bütünüyle değiştirmeye yönelik yeni adımlar atması halinde Orta Doğu’daki kriz, tahmin edilenden çok daha fazla derinleşebilir ve yıllar süren bir istikrarsızlıkla karşı karşıya kalınabilir. ABD’nin tek başına yönetme şansının olmadığı böyle bir kriz, bölgesel bir savaşı bile tetikleyebilir.

***

Continue reading

EU: FAC…


 

Authoritarian Regime Leaders and Una Signora!

The Foreign Affairs Council will start with a review of pressing issues on the international agenda. The High Representative and ministers may refer to the EU-Western Balkans summit in Sofia on 17 May, recent developments related to North Korea and the situation in Yemen.

The Council will discuss Iran, in particular the Iran nuclear deal, the JCPOA, following the US withdrawal from the JCPOA as announced on 8 May.

Over lunch, foreign ministers will discuss the situation in Gaza following recent developments, including with regard to Jerusalem.

Foreign ministers will exchange views on Venezuela, following the presidential and regional elections on 20 May and the re-election of Nicolás Maduro for a second six-year term. The Council will adopt conclusions on Venezuela.

The Council will discuss the situation in the Democratic Republic of the Congo (DRC). The Council will discuss the progress and the challenges in the electoral process which is expected to lead to the general election scheduled for 23 December 2018.

Foreign ministers will discuss the future partnership framework with the African, Caribbean and Pacific (ACP) countries, as the current agreement framing the partnership, the Cotonou agreement, is due to expire on 29 February 2020.

The Council is expected to adopt conclusions on enhanced EU security cooperation in and with Asia.

The Council is expected to adopt conclusions on strengthening civilian CSDP, in follow-up to the process launched by the Council in November of last year.

***

Continue reading

İran’daki Protestoları Anlamak…


 

Gösterilerin altında yatan esas neden ne?

Birçok uzmana göre bu protestolar muhtemelen, ABD ve İsrail tarafından yürütülen geniş bir rejim değişikliği operasyonunun ilk aşaması. Protestoların birden fazla şehirde eş zamanlı olarak başladığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, gösterilerin bir şehirde ortaya çıkan kendiliğinden bir yerel başkaldırı olmadığını ve belli bir düzeyde koordinasyon içinde gerçekleştiğine işaret ediyorlar. Özetle bütün bu olayların ABD başta olmak üzere İran’a düşman ülkeler tarafından çıkartıldığına dair bir görüş hakim.

Ancak gösterilerin altında olağan şüpheliler aramak yerine ülkenin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara bakmakta fayda yok değil! Göstericilerin dini kurumlara karşı attığı öfkeli sloganların nedenleri arasında baskıcı rejimin yanı sıra sınıfsal adaletsizlik de var.

Son olarak Suriye rejimine, Yemen’deki muhaliflere ve Filistin’de savaşan Hizbullah’a yapılan askeri yardımlar ülkenin ekonomisini daha da zorluyor. Bu nedenle sokaklarda “Ne Gazze ne Lübnan canım feda İran’a” ve “Suriye’yi bırakın derdimize çare bulun” sloganları atılması doğal.

Bu nedenle; ‘İran’da yaşanan olayların arkasında ülkede yaşanan ekonomik sorunlar ve Tahran yönetiminin iç ve dış politikada izlediği tutum yatmakta.’ Demek abartılı bir analiz olmaz.

Peki gelişmelere Batılı ülkeler nasıl bir yaklaşım gösteriyor?

***

Continue reading

Tahran’ın Son Kudüs Hamlesi…


 

Quo Vadis Ortadoğu?!

İran’ın Doğu Akdeniz’deki varlığının Lübnan’dan ve Suriye’den sonra Filistin yönetimindeki Gazze Şeridi’nde de kendisini gösterebileceğidir.

Tahran’ın Kudüs sorunu üzerinden Filistin’e verdiği destek, İsrail için, İran tehdidine güç katmakla kalmayacak, bu tehdidi daha da “yakınlaştırmış” olacaktır. ABD için de, İran daha güçlü bir hedef haline gelmiş olacaktır.

Peki ABD Kudüs kararı alırken, böyle bir tablonun ortaya çıkacağını tahmin etmedi mi. Etmez olur mu! Kararın hemen sonrası, İsrail’in başlattığı devasa tatbikat ve hemen uygulamaya koyduğu diğer tedbirler; Washington ile Tel Aviv’in koordineli çalıştığını gösteriyor. İyi de, ABD-İsrail ikilisi mevcut tabloyu nereye kadar taşırlar ve tüm bu hazırlıkların sınırı nereye dayanıyor?

Orta Doğu eskisi değil, değişti. Bu değişimin kontrolü zor, bilinmeyeni çok. Bölgedeki muhtemel yeni büyük karmaşa tahmin edilenden daha ciddi olacağa benziyor. Çatışmalar, artık düzenli ordular arasında ve cephede olmayacak; her şey, her konu, her alan hedeftir. Asimetrik tehdit, öne çıkmıştır. Önleyici istihbarat, artık kolay değildir. Bu, önce krizin yönetimini, sonra da sıcak bir çatışmanın yönetimini zorlaştıran bir durum. Bu da, Orta Doğu’daki muhtemel karmaşanın tahmin edilenden çok daha ciddi olacağını gösteriyor.

***

Continue reading

Suudi Arabistan’a yönelik İran kuşatması…


 

…ve Güç Dengesindeki Değişiklik!

☫ ♨ ⚠ İran’ın Irak’ta, Suriye’de ve Lübnan’da, geçen her gün biraz daha artan nüfuzu bir sır değil. Riyad, başlattığı kriz ile; hem Katar’ı Tahran’a daha çok itmiş, hem de İran’ın Umman ile bağlarını güçlendirmesine yol açmış bulunuyor. Suudi Arabistan, krizi yönetememiş ve kendi aleyhine bir mecraya sürüklenmiş gözüküyor.

☫ ♨ ⚠ ABD ise Riyad’ı adeta ortada bıraktığı izlenimi yaratan davranışlar sergiliyor. Bu arada Riyad’ın Sünni İslâm Âlemi’nin tam desteğini sağladığını söylemek te mümkün değil. Körfez İşbirliği Konseyi’nin bile dağılma noktasına geldiği öne sürülüyor.

☫ ♨ ⚠ Bu koşullar ve daha önce yaşanmış olaylar ışığında bakıldığında, yaklaşan Kurban Bayramı münasebetiyle Müslümanların hac farizalarını yerine getirmek için Suudi Arabistan’a akın edecek olmalarının da, Riyad için ciddi bir sıkıntı yaratacağı düşünülüyor. Ayrıca, Kâbe gibi kutsal mekânların, Riyad’ın yönetim ve kontrolünde bulunmasından dolayı duyulan rahatsızlıkları da unutmamak lâzım.

☫ ♨ ⚠ Suudi Arabistan’ın iç dengelerinde mevcut olan huzursuzluk ile düşük petrol geliri nedeniyle artan ekonomik kaynak ihtiyacı da eklendiğinde, Riyad’ı oldukça zor ve sıkıntılı bir sürecin beklediğini tahmin etmek zor değil.

***

Continue reading

«Kaos’un Mimar ve Mühendisleri…»


 

…«tuğla piyonları» ve «taşeronları!»

ABD’yi, bölgesel politikaları, uluslararası ilişkilerde örgütsel davranışları anlayarak, Türkiye için ciddi dersler çıkarabilmek.

Hangi hareket noktasından yola çıkarak?

ABD’nin dışişleri, güvenlik ve istihbarat birimlerindeki görüş ayrılıkları… Pakistan ve Suudi Arabistan istihbaratlarının ABD nezdindeki bağlantıları ve nüfuzları…
Afganistan gerçeklerinin nasıl görmezden gelindiği…
ABD’nin Afganistan’da “yolunu” nasıl kaybettiği ve ne yapacağını bilemez bir duruma düştüğü…
Afganistan sorununun çözümü zor bir mecraya nasıl kayarak bölgesel bir soruna dönüştüğü…
Pakistan’ın Taliban ile ilişkileri ve bu ilişkiler üzerinden nasıl giderek adeta “Talibanlaştığı…”
Pakistan-Taliban ilişkilerinin şekillenmesinde İslamabad’ın Afganistan’ı kontrol etmek ve İslami direnişçileri Keşmir sorunu üzerinden Hindistan’a karşı kullanmak düşüncesinin etkili olması…
Hindistan’ın Afganistan’da dolaylı olarak var olması…
ABD’nin sorumluluklarını nasıl yerine getirdiği, getiremediği, kimi vakit kararsızlık içine düşerek yapamadıkları…

Gücün uluslararası ilişkilerde önemli olduğu biliniyor. Doğru yerde kullanıldığı ve adil olduğu takdirde… Elbette, yetersiz bile olsa uluslararası hukuk, evrensel değerler,çağdaş uluslararası ilişkiler anlayışının gerekleri yerine getiriliyorsa. ABD’nin bütün bunlara sadık kalmaması sonucudur bugün içinde bulunulan durum…

Barış ve İstikrar bozulmuştur; silahlanma yarışı yeniden başlamıştır; demokrasiler geriye gitmektedir;temel hak ve özgürlükler çiğnenmektedir; vahşet sıradanlaşırken, kendilerine bulaşmadığı sürece küresel kamuoyu kanıksama sürecine girmiştir.

Peki bu süreçte, AKP iktidarının, Erdoğan’ın Afganistan ve çevresindeki dini liderlerle ilişkilerinin, Türkiye’nin bugün içine düştüğü veya düşürüldüğü ortamın, milli istihbarat örgütünün rolleri nedir veya olmuş mudur?! (nö)

***

Continue reading

EU Foreign Affairs Council and Syria Conference…


 

…and NATO Foreign Ministers’ Meetings

Foreign Affairs Council: EU for Syria, the situation in Libya, the situation in Yemen, EU and the League of Arab States, conclusions on the promotion and protection of the rights of the child, EU and the League of Arab States, The new partnership agreement is expected to be adopted at the London Somalia Conference on 11 May 2017.

Syria Conference: Bringing together ministerial representatives from 70 delegations, including from the EU and the region but also the wider international community, the United Nations, major donors and civil society, humanitarian and development organisations, the conference will address the situation in Syria and the impact of the crisis in the region.

NATO: First, fair burden-sharing to keep the transatlantic bond strong. The Alliance have started to increase defence spending, but needs to keep up the momentum and meet the pledge the allies have all made.
The second major topic will be stepping up NATO’s efforts to project stability and fight terrorism.

***

Continue reading

2017 Global Forecast


What are the main risks in the Middle East?

 

css2

Turkey’s in-tervention in northern Syria has complicated U.S. and partnered security efforts, as U.S. and Turkish objectives clash with regard to the role and reach of Syrian Kurdish forces. Additionally, Arab-Kurd ten-sions present a specter of a civil war to come. Washington could also reduce support to lo¬cal Syrian rebels in order to deescalate ten¬sions with Russia, Assad, and Turkey. Help Iraq find some solution to the post-ISIS tensions and divisions between its Sunnis and Shi’ite and Arabs and Kurds. These ef¬forts cannot be separated from the threat to Iraq posed by an unstable Syria, and the con¬flicting pressures on Iraq from Iran, Turkey, and outside Arab states. Some form of feder¬alism may be needed, Restructure its relations with a post-coup “Erdogan” Turkey whose relations with the United States and Europe have become steadily more authoritarian, and that is in¬tervening actively in Syria and Iraq. Turkey presents a steadily growing prospect of become a repressive and divisive regime that could lock itself into excessive security measures and pro¬long conflict with its own Kurds while seeking to intervene to deal with Kurds and Turkoman minorities in Syria and Iraq. Turkey will at best be a difficult strategic partner, and is a major “wild card” the Trump administration will have to deal with.

 

***

Continue reading

İran : Erdoğan’ın «gücü» Esad’ı devirmeye yetmez!


Irak : Bağımsız Kürt Devleti İlânı ve Bağdat’tan kopmaya adım adım…

Irak Kürt Özel Bölgesi Yönetimi Başkanı Mesut Barzani; Irak’ın kuzeyinin Bağdat’tan koparak bağımsızlığını kazanması ve bu suretle Kürdistan Devleti’nin kurulmasından sonra, free_kurdistan İran, Türkiye’ ve Suriye’de bulunan Kürtlere katılma çağrısı yapmayacaklarını açıkladı. Eş zamanlı diğer gelişmeler de bir yönüyle Erbil’in Bağdat’tan kopmaya oldukça yakın olduğu sinyalleri gönderiyor, Bu açıklamanın esasen; Tahran, Ankara ve Şam’ın endişelerini ve muhtemel tepkilerini tolere etme niyeti ile yapıldığı söylenebilir. Ancak Barzani’nin bu açıklamaların, şu anlamda, fazla bir değeri olmayacaktır: Barzani, bu açıklamayı yapsa da yapmasa da, siyaset psikolojisinin doğası gereği, Irak Kürtlerinin bağımsız bir devlete kavuşması, diğer bölge ülkelerindeki Kürtleri de etkileyecek ve onları ülkesinde yaşadıkları devlete karşı harekete geçirecektir. Bunun pratiğe yansıması; İran, Türkiye ve Suriye’deki Kürt ayrılıkçı hareketlerinin daha ciddi bir tehdide dönüşmesi olacak.

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: