14 Şubat, DÜNYA İNSANLIK SEVGİ GÜNÜ OLSUN


Şiirsel Günce!

Bircan ÜNVER

 

Gençliğimde bilmezdim,
14 Şubat’a ilişkin hiç birşey…
Sanırım ilk kez Gelişim Yayınları’nda [*] çalışırken
Dergilerinden birinde kapak konusu olduğunda okumuştum…
Anlamı çok dar gelmişti o zaman…
Sonrasında da, hem çok dar hem de çok ticari…

***

Continue reading

Şehit var, Şehit var: Bunlar Oy Getirmeyenler!


“Türkan Bebek Çeşmesi”

***

Continue reading

Human Rights Day: İnsan Hakları mı dediniz?


 

Yaş 70 İş Bitmiş!

Respect for human rights, based on the principles of equality of persons before the law and non-discrimination, is an unwavering feature of the Republic of Turkey. Today, Turkey is as advanced as it has not ever been, regarding the exercise of democratic rights and freedoms. Through the reforms and arrangements realized over the past 15 years, our country has consolidated this basic feature even further.

The EU will continue to reaffirm its commitment to protect and promote the universality of human rights whenever they are violated or questioned, inside or outside its borders. The full respect of all human rights is a precondition for any democratic and resilient society, for sustainable development, security and long term peace. As the European Union, from the very beginning we have made the protection of human rights not only the foundation of our common internal and external policies, but of our Union itself. We view all human rights as universal, indivisible and interdependent, with no difference between civil, political, economic, social and cultural rights.

We have all witnessed worrying examples: freedom of expression being curtailed; discrimination being tolerated and in some cases incited; and the rule of law being applied selectively. Those who value freedom and justice cannot accept this clear erosion of individuals’ rights. The peace and stability of Europe depend on democracy, the rule of law and full respect for human rights.

The United States will be firm in representing our core democratic values and advocating for the right for all people to live in freedom.

© photocredit

***

Continue reading

Cumhurbaşkanı’nın «Lozan Çıkışı…»


 

…ve «Çam Devirme»nin Eşiğinden Dönülmesi!

© photocredit

***

Continue reading

ABD’nin «Kudüs Kararı»ndan Sonra…


Mutluluk ayrılıkta mı, boşanmada mı?

***

Continue reading

ON KASIM BİLİNCİ…


 

90 Yıl Önce Bugünleri Gören Deha!..

İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal’ler idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangibir tehlike anında ben ortaya çıktıysam, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal’ler doğurmayacaklar mı? Feyiz -olgunluk- milletindir, benim değildir.

İnsanoğlu Dünya Okuluna öğrenmek, ya da başarıp öğretmek görevi için gelir. Öğrenciler çoğunlukta; başararak örnek olanlar azınlıktadırlar. Mustafa Kemal Atatürk, Türk milleti için bir görevli olarak Dünyaya gelmiş ve görevini başarmıştır. Başarısı, Türk ulusuna kazandırısı, katkısıdır.

Mustafa Kemal herkes gibi ana babadan Dünyaya gelen, beslenerek gelişen, uyuyan, hastalanan vefat ederek Dünyadan ayrılan biridir. İnsanüstü değildir. Kendisine tapılmaz, nankörlük edilmesi ahlaksızlıktır.

Atatürk’ü sevmek, saymak yetmez. Onun çağdaşlık idealini özümlemek gerekir.

***

Continue reading

Yazarlarımızdan 10 Kasım Mesajları…


 

Elbet bir gün içimizdekiler de güneşin balçık ile sıvan(a)mayacağını anlayacaklardır!…

Öleni anma, yâd etme vefadır!…

Hele ki; bu ülke, bu devlet, bu halk, bu günlerini O’na borçluysa, vefa bir asli görevdir.

Vefasızlık; hayâsızlıktır der atalarımız!… Kitaplar da öyle yazar.

Anaya vefa…Babaya vefa…Ata’ya vefa!. Vefa; var olmaya şükür; var edene teşekkür adına…

***

Continue reading

%d bloggers like this: