A statement to the “Turkish Youth and Youth of the World”


 

19 MAYIS: TÜRK VE DÜNYA GENÇLİĞİNE ORTAK BİR MESAJ

Your first duty is forever to preserve and to defend your own home country towards establishing a culture of peace in the world. This is the very foundation of your existence and your future. This foundation is your most precious treasure. In the future, too, there may be detrimental people at home and abroad who will wish to deprive you of this treasure and put in an immense risk not only your own country but the world at large.

If some day you are compelled to defend your independence and your republic, you must not dwell on the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty.

And, most unfortunate than all these circumstances, those who hold power within the country and in the world political system at large may be in error, misguided and they may even be traitors. Furthermore, they may identify their personal interests with political designs of the invaders. The country may be impoverished, ruined and exhausted.

Dear all the Youth of Turkey’s present and future as well as the Youth of the world at large.
Even in such circumstances, it is your duty to save your own home country and the world as one home for all. You will find the strength you need in your noble blood. As an international message to you all, we’d like to conclude our presentation with the following quote by Franklin D. Roosevelt, 32nd President of the United States:“If civilization is to survive, we must cultivate the science of human relations – the ability of all peoples, of all kinds, to live together, in the same world at peace.”

When we have peace at home, we will have peace in the world!

***

Continue reading

Europe Day and Turkey…


 

Türkiye’nin tam üye alınmadığı bir AB projesi, eksik kalmaya mahkûmdur.

Sixty-eight years ago today, French foreign minister Robert Schuman proposed a joint authority to oversee French and German production of coal and steel, launching an ambitious and remarkable project which has shaped the course of European history and redefined Europe’s place in the world. This project – of peace, of partnership, of shared values and solidarity – is far from over.

 

However, given that the accession process of Turkey, also a European country, has been held back, the EU integration is yet to be completed. An EU, of which Turkey is not a full member, is destined to remain an unfinished project.

The greatest threat towards the future of the Union comes from inside Europe. The dissemination of trends such as discrimination, racism, xenophobia and Islamophobia is hijacking Europe’s socio-politic life.

Avrupa değerlerinin bugün her zamankinden de fazla anlamlı ve geçerli olması gerekiyor.  Dünyamız sancılı bir değişim ve dönüşüm döneminden geçmekte.  Bu dönemde AB’nin bir barış ve demokrasi projesi olarak varlığı büyük önem taşıyor.

Giderek fay hatlarının keskinleştiği ve gerilim noktalarının arttığı günümüz Dünyasında AB’nin Türkiye’yi de yanına alarak güçlenmesi ve tüm dünyaya önemli bir mesaj vermesi gerekiyor. Bu mesaj “AB değerlerine sadıktır ve bunları ayrımcılık yapmadan tüm aday ülkelere uygulamaktadır” olmalı.

***

Continue reading

Bu Bayram Başka Bayram!


 

Eğer milletin bir kesimi “23 Nisan”ı coşku içinde kutlarken, bir kesimi de “23 Nisan”a sırtını dönmüş bir görüntü veriyorsa; bu, millet mensubiyetinin sorgulanmasına yol açar, dolayısıyla hem milli birliğe ve beraberliğe zarar verir, hem de devletin gücünde zafiyete yol açar.

Bir tarafta, devletimizi ve milletimizi içeriden ve dışarıdan hedef alan bilinçli ve sistemli bir çaba; diğer tarafta, “23 Nisan”ın da bir parçası olduğu milli değerlere sahip çıkmada görülen belirgin zayıflık…  Bugün, hem Türkiye’nin yeni bir milli mücadele verdiğine, yerli-milli olma gereğine işaret ediliyor, hem de milli değerleri hedef alan olaylara/gelişmelere gereken cevap verilmiyor!…

Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaşmaktadır. Çarpık, çağdışı, etnik aidiyet temelli demokrasiye çoğulculuğa inanmayan Arapçı dinci zihniyet; toplumun ortak dokusunu parçalamaktadır.

Çözümü ertelenen sorunlar; ülkenin geleceğini ipotek altına almaktadır.

 

Yeni rejim diye sayıklayanlar; demokrasinin olanaklarından yararlanıp, demokrasiyi tersyüz etmeye devam etmektedirler. Millet egemenliği, milli irade; milletin birlik ve beraberliğini parçalamak demek değildir. Milli egemenlik; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kurumların meşruiyetinin dayanağıdır.

Bugün; Türk Milleti diyemeyenlerin; kökenlerin açıklamaktan korktukları, kutsal din duygularını istismar ettirmede başarılı oldukları bir süreç yaşanmaktadır.

***

Continue reading

23 nisan 1920


 

Akıl akıldan üstündür. Tek adam aklıyla yetinilmemeli!

İnsan, bireysel birey değil; toplumsal bireydir. Hiç birimiz, kendimiz için değil; birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içiniz. Her toplumsal insan, tek zihin ortamında akıl yürütebilir; doğru yanlış sonuçlara varabilir.1000 İnsanın, birbirinden bağımsız Ve kopuk 1000 zihni olduğu için tek zihne odaklanıp düşünmesi olanaksızdır. İnsan kitleleri, insan bireyleri gibi akıl yürütemez, sadece duygu üretir.Üstelik ürettiği duyguyu, doğru ve haklı bulur.

Demokrasi; halkın şımarık çocuk gibi her istediğinin yapılması değildir. Halkın istekleri, makul ve adil ise, sorun olmaz. Halk, devletin dayandığı güçtür. Devletin adil olabilmesi için, içinden çıktığı halkın adaleti benimsemiş olması olmazsa olmazdır. Halka dayanmayan; tek adam ve tek parti rejimleri devrimci olabilir adalet üretebilir; ya da çıkarcı olabilir, yolsuzluk üretebilirler.

Atatürk’ün Meclisi; Olağanüstü harp içinde, OHAL ilan etmeden, demokratik Meclis denetim ve yönetiminde Kurtuluş Savaşını kazandı. Bu mucizeyi gerçekleştiren bu millet bugün; Tek Adamın duygusu, düşüncesi ve kararıyla yönetilmeyi hak etmiyor.

***

Continue reading

Supporting the future of Syria and the region’ Brussels II conference, 24-25 April 2018


 

To maintain international engagement in delivering assistance to the Syrian people and host communities.

60 Countries and 30 International Organisations, 200 NGOs from Syria and the region invited. Over 50 Syrian artists will reflect the diversity of backgrounds and views among Syrians,both in-country and from the regional and European diaspora.

The plenary sessions will cover all key aspects of the conflict: the political aspects will be the focus of the morning plenary, economic recovery for the regionwill be at the centre of the early afternoon session and humanitarian aspects.

The donor community pledged significant financial support for humanitarian assistance and protection in Syria, as well as civilian stabilisation measures to strengthen resilience in host communities

The total amount of pledges from the international community to the Syrian people and host communitieswill be announced during this session.

***

Continue reading

“TÜM SOYKIRIMLARI ARAŞTIRMA VE YENİLERİNİ ÖNLEME VAKFI” ÖNERİSİ


 

Tarih Katliam Kulesi Gibidir!
Hegel

Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımını unutmayın. Çünkü unutulan ve unutturulan soykırımı tekrarlanır.

Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Biz de zalimlerden olursak zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Nefrete nefretle cevap vermeyin. Nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, İnsanlığın özünü de zedeliyor. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.

İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah’ın önünde hesap verecektir. İnsan şahsiyetini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir.

Aliya İzzetbegoviç

***

Continue reading

14 Şubat, DÜNYA İNSANLIK SEVGİ GÜNÜ OLSUN


Şiirsel Günce!

Bircan ÜNVER

 

Gençliğimde bilmezdim,
14 Şubat’a ilişkin hiç birşey…
Sanırım ilk kez Gelişim Yayınları’nda [*] çalışırken
Dergilerinden birinde kapak konusu olduğunda okumuştum…
Anlamı çok dar gelmişti o zaman…
Sonrasında da, hem çok dar hem de çok ticari…

***

Continue reading

%d bloggers like this: