«Ateş Hattı»ndaki Türkiye…


 

«Tasfiye Süreci»nde Hızla İlerlerken!

Türkiye’de, toplumun da âlet edilmesiyle dış merkezli sinsi oyun hız kazandı. Siyasi tartışmalar içindeki ülke idarecileri, içeride ve dışarıda bocalarken, sürekli olarak değişim dönüşüm yapmayı da ihmâl etmiyorlar.

Sanki, birilerinin çok acelesi varmış hissi yaratan bir tablo var önümüzde.
Sanki, Türkiye’yi istedikleri kıvama getirmek için, dışarıdan içeriye doğru aralıksız bir inisiyatif yönlendirmesi yapılıyor.
Sanki, Türk ekonomisinin köşe başlarını tutanlar, basının da kullanılmasıyla Türkiye’yi el birliğiyle sonu felaketle bitecek maceraya sürüklerken, artık aceleciliklerini de saklamıyorlar.

Hedef; Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye etmektir! Bu bağlamda, Anadolu coğrafyasına yönelik yeni projeler üretiliyor, plânlar yapılıyor, yapılırken de; “değişim, dönüşüm, demokratikleşme, özgürleşme, askeri vesayetten kurtulma, güç odaklarını etkisizleştirme” kavramları ile toplum uyutuluyor, itiraz edenler baskı vasıtaları ile sindiriliyorlar.

Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü tehlike altında. Türk Devleti her gün biraz daha gerileyerek çözülüyor.

Farkında mısınız

***

Continue reading

İran’daki Protestoları Anlamak…


 

Gösterilerin altında yatan esas neden ne?

Birçok uzmana göre bu protestolar muhtemelen, ABD ve İsrail tarafından yürütülen geniş bir rejim değişikliği operasyonunun ilk aşaması. Protestoların birden fazla şehirde eş zamanlı olarak başladığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, gösterilerin bir şehirde ortaya çıkan kendiliğinden bir yerel başkaldırı olmadığını ve belli bir düzeyde koordinasyon içinde gerçekleştiğine işaret ediyorlar. Özetle bütün bu olayların ABD başta olmak üzere İran’a düşman ülkeler tarafından çıkartıldığına dair bir görüş hakim.

Ancak gösterilerin altında olağan şüpheliler aramak yerine ülkenin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara bakmakta fayda yok değil! Göstericilerin dini kurumlara karşı attığı öfkeli sloganların nedenleri arasında baskıcı rejimin yanı sıra sınıfsal adaletsizlik de var.

Son olarak Suriye rejimine, Yemen’deki muhaliflere ve Filistin’de savaşan Hizbullah’a yapılan askeri yardımlar ülkenin ekonomisini daha da zorluyor. Bu nedenle sokaklarda “Ne Gazze ne Lübnan canım feda İran’a” ve “Suriye’yi bırakın derdimize çare bulun” sloganları atılması doğal.

Bu nedenle; ‘İran’da yaşanan olayların arkasında ülkede yaşanan ekonomik sorunlar ve Tahran yönetiminin iç ve dış politikada izlediği tutum yatmakta.’ Demek abartılı bir analiz olmaz.

Peki gelişmelere Batılı ülkeler nasıl bir yaklaşım gösteriyor?

***

Continue reading

EU Foreign Affairs Council Meeting


 

Middle East:Top Agenda of Ministers

The Foreign Affairs Council will discuss the state of play on the Middle East Peace Process, including the latest developments in the region.

In its conclusions of 14 December 2017, the European Council reiterated its firm commitment to the two-state solution and, in this context, recalled that the EU position on Jerusalem remains unchanged.

EU foreign ministers and the High Representative will have an informal lunch with Palestinian President Mahmoud Abbas, to discuss the Middle East Peace Process, bilateral relations and regional developments.

A similar meeting was held on 11 December with Israeli Prime Minister and Minister for Foreign Affairs Benjamin Netanyahu.

The Council is also expected to endorse the objectives and the proposed policy approach detailed in the communication and thereby to establish the strategic objectives of the EU in Iraq.

The conclusions also are expected to underline the relevance of the upcoming Kuwait international conference for reconstruction on Iraq.

***

Continue reading

EU Bulgarian Presidency


 

United We Stand!

Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından birçok Balkan ülkesinden farklı olarak, Bulgaristan’da barışçıl bir demokratikleşme dönemi yaşanırken; 29 Mart 2004 tarihinde NATO, 1 Ocak 2007 tarihinde ise AB üyeliği gerçekleştirildi. Yaşadığı sosyo-ekonomik ve politik sorunlara rağmen ülke, küresel dinamiklere hızlı bir şekilde adapte olduğunu göstermiş bulunuyor.

Bulgaristan, bir önceki dönemsel başkan Estonya ve 1 Temmuz’da görevi Sofya’dan devralacak Avusturya Trio’su ile AB’yi yönetecek. 18 ay boyunca yakın işbirliğiyle çalışacak olan Estonya, Bulgaristan ve Avusturya’nın güvenlik, AB sınırlarının güçlendirilmesi, ekonomik büyüme ve rekabetçilik odaklı politikalar benimsemesi kararlaştırıldı.

İlk kez üstlendiği dönemsel AB Konseyi başkanlığında Bulgaristan, geleceğine odaklanan AB için etkili adımlar atmak istiyor. Bu bağlamda kendi tarihsel ve kültürel değerlerini, Birliğin değerleriyle özdeşleştirerek ülkenin milli sloganını AB Konseyi dönem başkanlığı sloganı haline getirdi: “Birlikten kuvvet doğar.”

Peki, Bulgaristan’ın AB Başkanlığı’ndan Türkiye ile ilişkiler açısından neler beklenebilir?

© photocredit

***

Continue reading

2018’de Dünyayı Neler Bekliyor?


 

Büyüteç Altındakiler!

Dünya genelinde çarpıcı gelişmelere sahne olan bir yılı geride bırakıp 2018’e girdik. 2017’de meydana gelen krizler, özellikle Ortadoğu ve Körfez bölgesiyle ile Ukrayna’da tırmanan çatışmalar, mültecilerin dramı ve popülizmin yükselişi gibi küresel sistemin sinir noktalarında etkisini artıran olaylar 2017’de kendilerinden sıklıkla söz ettirdi. Bunun yanı sıra, Brexit müzakereleri ve uluslararası arenanın kilit oyuncusu pek çok ülkede dikkat çekici isimlerin galibiyetleriyle neticelenen ulusal seçimler; liberal sistemin geleceği ve esen otoriter/popülist rüzgârlara ilişkin tartışmaların 2018’e taşınmasına sebep oldu.

Bildiğimiz dünya hızla değişirken, parametreler de farklılaşıyor ve insanlık olarak bir sistem değişimi ve eksen kaymasına tanıklık ediyoruz. Bu zor dönemde, AB’nin temelini oluşturan ve aslında Avrupa değerleri olmanın ötesinde evrensel değerler olan insan hakları, demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya ve bu değerleri korumaya almaya her zamankinden de fazla ihtiyaç var. Türkiye gibi kritik bir coğrafyada yalnız bölgesi için değil, tüm dünya için önemli olan bir ülkenin AB’ye yakınlaşması, kuşkusuz ki hem AB’yi güçlendirecek hem de bölge için bir motivasyon kaynağı olacaktır. Tüm zorluklara rağmen bu idealin bırakılmaması ve AB’ye entegrasyon için çalışılması 2018’de de önemini koruyan bir amaç olacak.

İKV olarak, 2018’de takip edilmesini önemli bulduğumuz 12 önemli olayı ele aldık. İKV uzmanları bu 12 olayın önemini sizler için yorumladı.

***

Continue reading

Turkey – EU: 2018


 

Türkiye – AB ilişkilerinin çerçevesi Brüksel’de Nasıl Çiziliyor?!

AB çapında 50 kişilik bir karar alıcı-yönlendiriciler grubu ile yapılan ankette Türkiye, 2017 yılı için AB’nin uğraşacağı başlıca sorunlar arasında ikinci sırada yer alıyordu. Üstelik, AB karar alıcıları ve kamuoyu oluşturucuları, Türkiye ile müzakerelerin dondurulmasını arzu etmediklerini kayda geçirmişlerdi. AB’den müzakereleri dondurma kararı çıkmadı. Ama konu da AB gündeminden de çıkmadı. 2018’de de Türkiye ile müzakerelerin durdurulup durdurulmayacağı tekrar AB’nin gündeminde olacak. Hem de daha ciddi biçimde.

AB topun Türk tarafında olduğunu düşünüyor. Birincisi “normalleşme”. Bundan kasıt olağanüstü hale ve KHK uygulamalarına son verilmesi. İkincisi ise Avrupa Konseyi kararları doğrultusunda reform adımları atılması.

2018 açısından, Üst Düzey Diyalog alanları (ekonomi, enerji, dışişleri, güvenlik) haricinde ise üç açık dosya var:

Vize serbestliği

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu

Müzakere süreci

Yeni bir anlayış ve yeni bir formatta hazırlanacak olan 20’nci Türkiye İzleme Rapor’u Nisan ayında yayınlanacak. Bu üç dosyanın da kaderini etkileyecek. Raporun yayımlanmasına kadar geçecek yaklaşık dört aylık sürenin iyi değerlendirilmesi halinde, olumlu sonuçlarını haziran ayından itibaren görmek mümkün.

Peki AB’yi 2018’de neler bekliyor?

***

Continue reading

EU – Turkey: «Dialogue» but how far!


 

Diyalogdan Derinleşmeye Doğru mu?

İlişkilerin geliştirilmesi bir kazan-kazan durumu ve Türkiye ile AB’ye fayda sağlayacak. Ekonomik açıdan ise, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yeni sektörlerin katılmasıyla derinleştirilmesi ilişkileri ileriye götürme potansiyeli taşıyor.

Güncelleştirme; Türkiye’nin AB norm ve standartlarına uyumunu hızlandıracağı gibi, hizmetler ve tarım gibi yeni sektörlere genişletilmesi, bu sektörlerde görece olarak daha fazla istihdam edilen kadınların iş gücüne katılmasına da katkı sağlayıcı etki yapacak.