Trump-Putin yakınlaşması…


Medeniyetler Çatışması’na Doğru (mu?)!

 

Türkiye; hatalı politikaları ile Orta Doğu’daki sarsıntılı değişimin baş aktörlerinden biri olduğu gibi, bölgeyi çağrıştıran olumsuzluklar ile birlikte anılan bir ülke haline gelmiş bulunuyor. Türkiye’nin ayrıca, Batı tarafından ortada ve yalnız bırakıldığı da bir sır değil. Bunun sonucu olarak; bölgesel kriz yön değiştirip Türkiye’yi hedef alan bir mecraya sürüklenmiş görünüyor. Trump-Putin yakınlaşmasının somutlaşması hâlinde, bu ikilinin bölgedeki Türkiye engelini aşmalarına yardımcı olma ihtimalini de yok değil. Washington ve Moskova’nın aşırı ve cihatçı İslami gruplara bakışları örtüşüyor. Yakınlaşma, stratejik bir mahiyet kazanırsa ikiliyi İslam Dünyası ile karşı karşıya bırakacak, örtülü şekilde İslâm içi çatışmayı teşvik ve tahrik etmek suretiyle de İslam ülkelerinin birbirlerine düşmelerine bile yol açacaktır. Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve Çin’i hedef alan bir tablo ortaya çıkaracaktır. Bu tabloda, Türkiye’nin içerideki ve dış ilişkilerindeki mevcut durumun hem kendisi hem İslam Dünyası hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından kritik bir eşiğe gelmesi rizikosu da yüksektir. Peki bu tabloda küresel güç olma yolunda ilerleyen Çin’in konumu ve izleyeceği muhtemel politika ne olabilir?

 

© photocredit

***

Continue reading

LİDEROKRASİ


Beşerin böyle dalaletleri var. Putunu kendi yapar kendi tapar
Tevfik Fikret.

leader_cheik

Mürit, şeyhten cennet vaadi, seçmen, liderden çıkar vaadi bekler. Vaatler veresiye, oylar peşindir. Ödeme şimdi ve peşin, hizmet gelecektedir. Atı alıp Üsküdar’ı geçmeye yeter. Köyün ağası köye muhtar olmak ister mi hiç! Muhtar seçtirecek güçte olması yeter. Maşa varken elini ateşe mi soksun? Dünyanın ağaları, dünyanın para babalarıdır. Onlar işlerine gelecek kişileri aratır, buldurur; ülkesinde parlatır şöhretlendirirler. Halkın eli mahkumdur onların atadıklarını seçtiğini sanarak onaylamaya!

***

Continue reading

The Foreign Affairs Committee debates on the modernisation of the Customs Union with Turkey.


Reports&Opinions

bcrim_eu-turkey_deal

***

Continue reading

AB ile ilişkilerinde İngiltere’yi «Örnek» alma Türkiye!


Brexit, Türkiye için bir model olamaz…

  Marine Le Pen :   Tahrik oluyorum!

Marine Le Pen : Tahrik oluyorum!

© photocredit

BREXIT CANNOT BE A MODEL FOR TURKEY

***

Continue reading

Sevişmek Güzeldir…


art_of_sex

Sanatını bilirsen!

Bir ”Öznel-Bilim dalıdır!” Sevmeler, sevilmeler, sevişmeler. Ezelden, ebede: Öncesizlikten sonrasızlığa… Erişemeyeceği asmanın üzümünde kalır, kurnaz tilkilerin hain gözleri. Ve erişemeyecekleri ciğerde takılı kalır, hırsız kedilerin hırslı gözleri…İki zıt can, bir elipste buluşunca, hardal acısı gibi, iştah açıcı bir ulu zevk kargaşası çöker köstebek yuvalarına bile. Sarkıntılıklar oturur bir otobüs sahanlığına, köpek oturuşu… Yaşam denilen bu mucizede, şimşeği görünmeyen gökkuşakları bile sevgiye muhtaçtırlar, ucundan, kıyısından..! Meyve vermeyen tek ağaç, “Dar-Ağacı”dır unutma bunu can!

***

Continue reading

TURKISH EMPIRE…


67 Yıl sonra Türkiye İmparatorluğu, hoş dönüşler ola!

dscf4104aa

© photocredit

***

Continue reading

«Şeytan!» da körelmiş olmalı…


 

Bakın bir Fenerli ne diyor bu işe?

fenerbahce_ataturk

Kuruluş tarihi her ne kadar 1907 yılı olsa da, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk ziyaret ettiği 3 Mayıs 1918’den alıntı yapılarak 3 Mayıs 1907 olarak değiştirilmiştir. [Ata’nın FB’yi Ziyareti]Atatürk; Şeref Defteri’ne; ’Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-ı takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.’ Kaydı düştüğü bu müstesna yuvanın kuruluş tüzüğünde de şu yazar; Kulübün takip ettiği amaç: Memlekette bedenî ve fikrî terbiyenin yayılmasını sağlamak. Vatan gençlerini vatanın korunmasına, zorluklara ve seferberliklere hazırlamaktır!. 1907’liler şimdi acaba ‘Haydi Vatan Korumasına; Haydi Zorluğu Aşmaya; Haydi Referandum Seferberliği’ne kampanyası başlatmayı; ceplerı ile egolarını FB’nin kuruluş ilkelerine aykırı davranarak ön plâna geçiren«İblisler»e ders vermeyi düşünüyor mu? Öyle değil mi ama, ‘Fenerbahçe Cumhuriyeti’ haydi göreve! – nö.

 

***

Continue reading

«Şeytan!»ın Sandık başında «Hayır!» demesi…


…Ne anlama geliyor ve gerekçeleri!

Anayasa, toplumsal uzlaşma ürünüdür; ülkede yaşayan ve vatandaşlık bağı ile o ülkenin devletine bağlı olan herkesi dikkate alan ve kucaklayan metindir; avocat_du_diable etnik, dinsel ya da siyasal mülahazalarla belli kesim(ler)i bilinçli bir şekilde yok varsaydığı taktirde, “şeklî” olmanın ötesine geçemez; bu tür anayasaların, o ülkelerde istikrarsızlığı teşvik ve çöküşü tahrik etme ihtimalleri çok yüksektir; yeni hukuksuzlukların önünü açacak, hukukun üstünlüğü ilkesini sadece tarumar etmekle kalmayıp, hukuksal ihlâli de hukukileştirir; bir ülkede olan hukuka riayet edilmiyor ve riayet etmeyene de müeyyide uygulanmıyorsa, bu durum hukuksal bir “kisve”ye kavuşturuluyor ve müeyyide boşa çıkarılıyorsa, çok vahimdir; içeride açıklamaya çalışacağım diğer gerekçelerden hareketle, her ne kadar «düşman» sayılsak ta, kâinatın kurulu düzenine ve «ben veya benim gibiler» yönetimi ele geçiremedikleri sürece, «fanî dünya»ca ilahî tek erk kabul edilen «Tanrısal Düzen»e karşı çık(a)mam!

© photocredit

***

Continue reading

Başkanlık sayesinde her şey «Millî» olacak!


İktidar «Milli» mi, [*] yoksa Millet için değil çok uluslu şirketler için mi politikalar üretiyor?

 

yerel_tohum

Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek? Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek?Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu politika daha çok yine uluslararası tohum şirketlerine yarayacağı gibi yerel tohumun yayılmasının önüne de set çekme amacı güdüyor! [*]

 

***

Continue reading

ECHR: Annual Report 2016 : Incoming cases considerably increased.


Especially in Turkey since the dramatic attempted coup d’état !

echr3

***

Continue reading

Council of Europe : No to open the urgent monitoring procedure for Turkey…


Better to carry on bilateral dialogue

pace

In the light of current developments, it necessary that the Assembly decides to re-open the monitoring procedure for Turkey, currently subject to a post-monitoring dialogue.But, challenging the credentials of the Turkish parliamentary delegation would not only be erroneous but also counterproductive. It would target majority and opposition members from the Turkish parliament alike, harm the dialogue that has been engaged and could lead to distancing the country from the Organisation. We should count on the continuing and full co-operation with the Turkish parliamentary delegation.

***

Continue reading

ULUSLARARASI YOLSUZLUK ALGI ENDEKSİ 2016


TURKEY!

 

transparency_turkey

Türkiye 9 basamak birden gerileyerek 176 ülke arasında 75. sırada yer aldı. Türkiye’nin Yolsuzluk Algı Endeksi puanı ve sıralamadaki yeri 2013 yılından beri çarpıcı bir biçimde gerilemeye devam ediyor. 2016 yılı Endeks sonuçlarına göre Türkiye, bir puanlık düşüşle 41 puan aldı.

Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele alanındaki gelişmeleri takip edememesi nedeniyle, önceki yıllarda alt sıralarda bulunan birçok ülke bu yıl ön sıralara geçti.

AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin, son sıradaki Bulgaristan ile aynı puana sahip olduğu görülüyor. G20 ülkeleri arasında 2014’te 10, 2015’te ise 12. sırada bulunan Türkiye, 2016 yılında da 13. sıraya düşerek endişe verici gerileyişini sürdürdü.

2016 Yolsuzluk Endeksi sonuçları yolsuzluğun dünyadaki temel nedenlerinin; sosyal eşitsizlik, cezasızlık uygulamaları, otoriter yönetimler, kurumsal zayıflık, hak ve özgürlük ihlalleri, savaş ve ekonomik istikrarsızlık olduğunu gösteriyor.

 

Corruption Perceptions Index 2016

***

Continue reading

SİYASETTE. KUTSAL İNEK…


Sahada «Kutsal Lider» : Ölme eşeğim ölme, yaz gelir, yonca biter!

kutsal

Benim kulübüm… Benim partim… Oysa, Futbol kulübü ile siyasi parti eşdeğer değildir. Kulübün yenilgisi revanla kadar hüsranken; siyasi partinin iktidardaki başarısızlığı milletin zararınadır. Benim partimin Genel Başkanı, en iyi niyetli, en bilgili, en yetenekli liderdir! Böyle hissetmesi partiliyi düşünme külfetinden kurtarır, rahatlatır. Her milletteki sayısal çoğunluk, o milletin layık olduğu idareyi seçer. Nitelikli oy kullananlar mı? Kim öle kim kala!

***

Continue reading

Korku imparatorluğu: Korkanlara değil, korkutanlara yarıyor…


Ecele de hiçbir faydası yok!

korku_imparatorlugu

Çoğu zaman bilgi ve güç aynı kişi veya kişilerde olmayabiliyor. Bilgisi olanlar susturuluyor, erk sahibi konuşuyor veya bir şekilde varlığını hissettiriyor. İnsanlıkta buluşmak yerine düşmanlıkta, husumette, muhalefette zaman ve enerji tüketiliyor. Hemen herkesin kendine göre haklı gerekçeleri var. Ama, konuşmalar bilgi verme şeklinde değil, kendi haklılığını kanıtlama, ikna etme ağırlıklı. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor. Ölen de öldüren de Allahüekber diyerek cennete gitme yarışında. Oysa görevimiz; adaylıktan asil insanlığa terfi etmek değil mi! Diğer insanları, dışlamadan ve ötekileştirmeden… Sübjektif sabit fikirlerin tutsağı olmaktan hep kaçınarak. Gerisi mi?

***

Continue reading

«Koruyucu Örtü» altından topluma gösterilen sopa…


İstikrarı K O R U Y A L I M!

Sanal Âlem’e «kelepçe» vurdukları yetmiyormuş gibi şimdi de Referandum öncesi «beyinlere tuzak»lar kuruluyor. rte_el_presidente İstikrar, Mağduriyet, Engellendik, Demokratikleşme, Paralel, Yolsuzluk, Terör, Yandaş, İstismar, Yalan, Hırsızlık, Gemi, Namert, Yardım, Dönek, İşbirlikçi, Yandaş, Kayırma, İhale, Özgürlük, Adalet, Ulusalcı, Dinci, Laik, Demokrat… At ayağını yakalan «kapana!» Siyasal erkin, «tehlikeli tehdit ve gizemli felaket haberciliği» yaptığı bir ortamda… Üstelik, «Milli Piyango ikramiyesi» gibi insanlara tuzağa düşmemeleri için gösterilen yol, yordam, yöntem de gırla gidiyor; ’iktidarı alkışla, destekle kavramları aman ola ki evrensel tariflerine uygun kullanmaya kalkarsın, derhal son ver, senden iyi günümüzün demokratı, özgürlükçüsü, insan gibi insanını arasınlar da buluversinler!’ Bu tür «dek»lere düşenlerden misiniz yoksa?!

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: