President Trump has ‘no luxury’ of despising Turkey and her capabilities!


 

Donald Trump’ın, Türkiye’nin imkân ve yeteneklerini küçümseme gibi bir “lüksü” yoktur!

BM Sistemi (BM Şartı ve BM bünyesinde alınmış kararlar), BM’ye üye ülkelerin; üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına saygı göstereceklerini, üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını hedef alan girişimlerden uzak duracağını ve bu tür girişimlere destek vermeyeceğini, aksine hareketlerin o üye ülkeye yapılmış bir “saldırı” anlamına geleceğini öngörmektedir.

Türkiye, ABD’nin sadece müttefiki değildir. Aynı zamanda, özgür ve bağımsız Dünyanın üyeleri olarak, iki ülke aynı zamanda dosttur ve tarafların bu dostluktan kaynaklanan sorumlulukları da bulunmaktadır.

Donald Trump’ın Suriye’de Rakka ilinin IŞİD’dan temizlenmesi üzerine yayınladığı mesajda gösterilen başarı için Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bağlamında PKK terör örgütüne (ve PYD’ye) yollama yapması; BM Sistemine, NATO üyeliğine ve dostluğa aykırı, bunların hepsinin açık ihlali niteliğindedir.

Türkiye’yi görmezden gelenler için, “ileride” bunun bedeli ağır olabilir. Tarih, Türkiye’nin “görülmeyen ya da ihmal edilen” gerçek gücü ve geniş etki alanı, ileriye yönelik olarak Türkiye’ye çok şeyler vaat etmektedir. Bugünler geride kalacaktır. Ve Türkiye, yeniden “dostluğuna güvenilen”, “düşmanlığından çekinilen” bir ülke olacaktır.

Başkan Trump’ın en kısa zamanda ve “samimi” bir şekilde hatasını “telafi etme”si gerekmektedir!

***

Continue reading

Kişiye odaklı Türkiye Rejimi…


 

…ve Eli Kelepçeli, Ayağı Prangalı Yaşam Koşusunda «Yarışanlar!»

⚖ Günümüzün tablosu:

⚖ Bir tarafta; yeteneksiz, üretken olmayan kişi ve kişiler ülkeyi istedikleri gibi, hiç kimsenin müdahale etmediği, kuralsız, kurumların dışlandığı bir düzende yönetmek istiyorlar.

⚖ Oysa; Devletlerin bütünlüğü sabit ve istikrarlı kurumlar, istisnasız herkesin uyacağı temel kurallar ve yasalar ile korunmaz mı? Demokrasilerde, seçimlerle yönetenler değişir, ancak devlet yerinde durur.

⚖ Karşılarında; kendi mutlak iktidarları altında, itirazsız yapılanlara destek istedikleri ise paryalar, diğer deyişi ile halk yığınları duruyor. Eğitimi düşük geliri düşük, hamasete, sloganlara, dinsel ve milli kavramlara biat edebilen yığınlar…

⚖ İşte, insanlık tarihinin sayfalarını açtığımızda, tüm diktatörlerin, oligarşik güçlerin kullandığı, istismar ettiği, kimi vakit ezdiği bu kesim çıkar karşımıza. Halk Yığınları…

⚖ Demokrasilerde hukukun üstünlüğü, vesayet rejimlerinde ise üstünlerin hukuku geçerlidir. Günümüzdeki mücadelenin temelinde de bu yatıyor. Kurumların hukuka tâbî olması, evrensel hak ve özgürlüklerin herkes için dikkate alınması, hukukun önünde “herkesin bir tarağın dişleri gibi eşit olması” gerekiyor.

⚖ Peki Nasıl?

***

Continue reading

Irak, İran, Suriye ve Kürtler…


 

Türkiye’nin burnunun dibinde yeni bir «Sıcak Çatışma»ya doğru mu?

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Iraklı Kürtler, ABD’nin bölgeden çekilmesini değil, kalmasını istiyorlar ve çekilmenin IŞİD’ın geri gelmesine yol açacağına inanıyorlar. Irak Kürtleri, kendi savunma ve güvenlik yapılanmalarını inşa etmek ve IKBY’yi ikiye bölen “parti milisleri”ne son vermek için, ABD’den ciddi taahhütte bulunmasını bekliyorlar. Bu bağlamda ABD’nin Erbil Uluslararası Havaalanındaki varlığını İncirlik’in yerini alacak şekilde tam bir askeri üsse dönüştürmesi çağrısı yaptılar.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Bu çağrı, Türk-Amerikan ilişkilerinin içinde bulunduğu olumsuz durumu istismara yönelik olsa da, Barzani ekibinin gerçekte Türkiye’ye nasıl baktığını da göstermiyor değil.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Bu arada, Türkiye’nin ve İran’ın IKBY’yi ve Irak’ı kontrol etmek için rekabet ettiği, bunun ABD’nin bölgedeki çıkarlarını tehdit ettiği, bölgede petrolleri tekelleştirme ve bölge halkının demokratik taleplerini söndürme çabalarının bulunduğu öne sürülüyor.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Türkiye şimdi ciddi bir “ikilem” ile karşı karşıya:
Irak Kürtleri’nin bağımsızlığı Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit edecek ve bu tehdit, Ankara’yı Tahran’a itecek; . İran kontrolündeki Şii milislerin Şam’a bağlı güçler ile temasa geçmesi, Türkiye’nin doğudan sonra güneyinden de İran’a komşu olmasına yol açacak.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Peki, Barzani’nin bağımsızlık referandumu ve arkasından Erbil’in Bağdat’tan kopması durumunda Tahran Erbil’e karşı sıcak bir çatışmaya girebilir mi? Türkiye’nin tutumu ne olur?

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Daha bir çok soru ve bütün bu son gelişmeler, Türkiye’nin sınırlarına dayalı bölgede oldukça sıcak bir sonbahar geçmesi ihtimaline işaret ediyor.

© photocredit

***

Continue reading

Sahi ne oldu bizim «BOP Eşbaşkanlığı» ?!


 

…ve de iktidarın «Bölgesel güç» olacağız vaadi!

Farklı olmayı öğrenmiş birinin söz vermeye ihtiyacı yoktur.
Richard Bach

Sözünde durmak mümin işi, sözünden caymak münafık işidir.
Hadis – Din Alimleri

Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır.
Ataullah İskenderi

Verdiğiniz sözü ve yaptığınız antlaşmayı yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.
İsrâ sûresi

Cömertliğin üç belirtisi vardır: sözünün eri olmak, gereksiz yere övünmemek ve sorgusuz sualsiz bağışlamaktır.
İmmanuel Kant

Ani kararlar alıp onları yerine getirmeyenler, sıradan olan ve sözünde durmayanlar; ahmaklar ve yalancılardır.
Konfüçyus

İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
Mevlana

Söz vermek, borçlanmak demektir.
Hz. Muhammed (sav.)

Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler; Söz verince sözünde durmaz; Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder.
Resûlullah

İnsanın, onuruyla arasında çok ince bir tel vardır, o da sözdür.
Theodre Simon

Söz vermek senet vermek kadar kıymetlidir.
Tagore

Yapamayacağın işler için, kimseye söz verme.
George Washington

***

Continue reading

«Kutuplar Diyarı»nın iki kızı…


Biri al yazmalı, diğerinin fuları kırmızı!

© photocredit

***

Continue reading

Bir NATO Zirvesi de böyle geçti…


© photocredit

***

Continue reading

Trump Administration; Turkey’s friend or foe?


 

Her Yönü ile Türkiye’yi Hedef Alan bir Karar!

☛ Ankara ile Washington arasında NATO’da çok sayıda “ikili” düzenleme mevcuttur. Ayrıca; bu müttefiklik ilişkisinin yanısıra “dostluk” ve “stratejik ortaklık” bulunduğu da unutulmamalı. Bu çerçevede iki başkentin hukuksal ve siyasal sorumlulukları çok boyutlu bir ilişkiyi etkilemekte.

☛ Trump Yönetimi ile birlikte Türkiye’nin görmezden gelindiği, hedef alındığı izlenimi her geçen gün artmakta.. ABD’nin YPG/PKK ayrımı yapmasının fazla bir değeri olmadığı son karar ile görülüyor. Çünkü, ABD’nin YPG’ye vereceği ağır silahlar, eninde sonunda Türkiye’ye çevrilecek, Türkiye’yi parçalamayı amaç edinenlere güç katacak.

☛ Bunun en canlı örneği Afganistan Savaşı’nde yaşandı. Sovyetlere karşı kullanılmak üzere mücahitlere verilen Stinger Füzeleri’nin kimlerin eline geçtiği ve hangi amaçlara hizmet ettiği görüldü. ABD’nin Irak’ta bıraktığı ağır ve hafif silâhların İŞİD eline geçmesi gibi.

☛ ABD;

1) NATO Anlaşması ile BM Şartı’nın ilke ve kurallarının yanısıra, imzacı ülkelere yüklediği hukuksal ve siyasal vecibeleri görmezden geliyor;

2) Bugüne kadar verdiği güvencelerinin ve büyük olasılıkla Beyaz Saray resmî ziyareti sırasında gönül alıcı söylemler ile vereceği sözlü taahhütlerin hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayacağını açıkça göstermiş oluyor;

3) Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünün ciddi tehdit/risk altında olduğuna dair endişeleri ile uyarılarını sanki ciddiye almıyor.

☛ Bu durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyaretini yeniden gözden geçirmesi ve Mayıs sonunda Brüksel’de yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde gündeme getirip, yayımlanacak Ortak Bildiri’ye bir kınama maddesi olarak ekletme girişiminde bulunması gerekmiyor mu?

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: