Irak, İran, Suriye ve Kürtler…


 

Türkiye’nin burnunun dibinde yeni bir «Sıcak Çatışma»ya doğru mu?

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Iraklı Kürtler, ABD’nin bölgeden çekilmesini değil, kalmasını istiyorlar ve çekilmenin IŞİD’ın geri gelmesine yol açacağına inanıyorlar. Irak Kürtleri, kendi savunma ve güvenlik yapılanmalarını inşa etmek ve IKBY’yi ikiye bölen “parti milisleri”ne son vermek için, ABD’den ciddi taahhütte bulunmasını bekliyorlar. Bu bağlamda ABD’nin Erbil Uluslararası Havaalanındaki varlığını İncirlik’in yerini alacak şekilde tam bir askeri üsse dönüştürmesi çağrısı yaptılar.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Bu çağrı, Türk-Amerikan ilişkilerinin içinde bulunduğu olumsuz durumu istismara yönelik olsa da, Barzani ekibinin gerçekte Türkiye’ye nasıl baktığını da göstermiyor değil.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Bu arada, Türkiye’nin ve İran’ın IKBY’yi ve Irak’ı kontrol etmek için rekabet ettiği, bunun ABD’nin bölgedeki çıkarlarını tehdit ettiği, bölgede petrolleri tekelleştirme ve bölge halkının demokratik taleplerini söndürme çabalarının bulunduğu öne sürülüyor.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Türkiye şimdi ciddi bir “ikilem” ile karşı karşıya:
Irak Kürtleri’nin bağımsızlığı Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit edecek ve bu tehdit, Ankara’yı Tahran’a itecek; . İran kontrolündeki Şii milislerin Şam’a bağlı güçler ile temasa geçmesi, Türkiye’nin doğudan sonra güneyinden de İran’a komşu olmasına yol açacak.

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Peki, Barzani’nin bağımsızlık referandumu ve arkasından Erbil’in Bağdat’tan kopması durumunda Tahran Erbil’e karşı sıcak bir çatışmaya girebilir mi? Türkiye’nin tutumu ne olur?

☪ ☫ ⚔ ⛽ ⚠ Daha bir çok soru ve bütün bu son gelişmeler, Türkiye’nin sınırlarına dayalı bölgede oldukça sıcak bir sonbahar geçmesi ihtimaline işaret ediyor.

© photocredit

***

Continue reading

Sahi ne oldu bizim «BOP Eşbaşkanlığı» ?!


 

…ve de iktidarın «Bölgesel güç» olacağız vaadi!

Farklı olmayı öğrenmiş birinin söz vermeye ihtiyacı yoktur.
Richard Bach

Sözünde durmak mümin işi, sözünden caymak münafık işidir.
Hadis – Din Alimleri

Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır.
Ataullah İskenderi

Verdiğiniz sözü ve yaptığınız antlaşmayı yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.
İsrâ sûresi

Cömertliğin üç belirtisi vardır: sözünün eri olmak, gereksiz yere övünmemek ve sorgusuz sualsiz bağışlamaktır.
İmmanuel Kant

Ani kararlar alıp onları yerine getirmeyenler, sıradan olan ve sözünde durmayanlar; ahmaklar ve yalancılardır.
Konfüçyus

İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
Mevlana

Söz vermek, borçlanmak demektir.
Hz. Muhammed (sav.)

Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler; Söz verince sözünde durmaz; Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder.
Resûlullah

İnsanın, onuruyla arasında çok ince bir tel vardır, o da sözdür.
Theodre Simon

Söz vermek senet vermek kadar kıymetlidir.
Tagore

Yapamayacağın işler için, kimseye söz verme.
George Washington

***

Continue reading

«Kutuplar Diyarı»nın iki kızı…


Biri al yazmalı, diğerinin fuları kırmızı!

© photocredit

***

Continue reading

Bir NATO Zirvesi de böyle geçti…


© photocredit

***

Continue reading

Trump Administration; Turkey’s friend or foe?


 

Her Yönü ile Türkiye’yi Hedef Alan bir Karar!

☛ Ankara ile Washington arasında NATO’da çok sayıda “ikili” düzenleme mevcuttur. Ayrıca; bu müttefiklik ilişkisinin yanısıra “dostluk” ve “stratejik ortaklık” bulunduğu da unutulmamalı. Bu çerçevede iki başkentin hukuksal ve siyasal sorumlulukları çok boyutlu bir ilişkiyi etkilemekte.

☛ Trump Yönetimi ile birlikte Türkiye’nin görmezden gelindiği, hedef alındığı izlenimi her geçen gün artmakta.. ABD’nin YPG/PKK ayrımı yapmasının fazla bir değeri olmadığı son karar ile görülüyor. Çünkü, ABD’nin YPG’ye vereceği ağır silahlar, eninde sonunda Türkiye’ye çevrilecek, Türkiye’yi parçalamayı amaç edinenlere güç katacak.

☛ Bunun en canlı örneği Afganistan Savaşı’nde yaşandı. Sovyetlere karşı kullanılmak üzere mücahitlere verilen Stinger Füzeleri’nin kimlerin eline geçtiği ve hangi amaçlara hizmet ettiği görüldü. ABD’nin Irak’ta bıraktığı ağır ve hafif silâhların İŞİD eline geçmesi gibi.

☛ ABD;

1) NATO Anlaşması ile BM Şartı’nın ilke ve kurallarının yanısıra, imzacı ülkelere yüklediği hukuksal ve siyasal vecibeleri görmezden geliyor;

2) Bugüne kadar verdiği güvencelerinin ve büyük olasılıkla Beyaz Saray resmî ziyareti sırasında gönül alıcı söylemler ile vereceği sözlü taahhütlerin hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayacağını açıkça göstermiş oluyor;

3) Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünün ciddi tehdit/risk altında olduğuna dair endişeleri ile uyarılarını sanki ciddiye almıyor.

☛ Bu durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyaretini yeniden gözden geçirmesi ve Mayıs sonunda Brüksel’de yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde gündeme getirip, yayımlanacak Ortak Bildiri’ye bir kınama maddesi olarak ekletme girişiminde bulunması gerekmiyor mu?

© photocredit

***

Continue reading

HİBRİT SAVAŞ…


 

…ve katılımcılığın dışlanması, bilginin “değersizliği (!)”nin artması!

Siber savaş olgusu yerini artık hibrit savaşa bırakmaya başladı ve Batı bu konuya yönelmiş bulunuyor.

★ Üstelik geçen her gün, ülke politikalarının ve küresel politikaların, genellikle ulusal ya da uluslararası medyada görünenden, anlatılandan ya da tahmin edilenden çok farklı olduğu, gerçeklerin kısmen ve/veya tamamen gizlendiği daha çok anlaşılıyor.

★ Bu, belirsizliğin artması anlamına geliyor ki; artan belirsizlik de, yine artan risk, tehdit, güvensizlik, dolayısıyla istikrarsızlık ve kaos anlamına geliyor.

★ Gidişat bu yöndedir. Bu gidişattan zarar görmemenin yolu, bilgiye önem/değer vermekten geçiyor. Artık hiçbir şey uzun süre gizli kalamıyor. Bilgi üretimindeki korkunç hız bunu anlamlı olmaktan çıkarıyor. Çünkü açığa düşen gizli bilginin yerini hemen daha fazla sayıda yeni gizli bilgi alıyor, bu da belirsizliği ve dolayısıyla bilgiye olan ihtiyacı daha çok artırıyor.

★ Önem ve özellikle dikkate alınması gereken de; artık uluslararası politikada hızı giderek artan, bu tür bir döngünün söz konusu olduğudur.

***

Continue reading

COUNTERTERRORISM YEARBOOK 2017


 

Security Challenges Faced by Turkey!

Turkey chapter discusses the security implications of the failed coup plot, the underlying dynamics of the PKK insurgency and IS militancy and the government’s response to these twin security challenges.

Post-coup commentary has focused primarily on the bitter feud between President Recep Tayyip Erdogan and the reclusive Pennsylvania-based Muslim cleric, Fethullah Gulen. That’s unsurprising, in the light of the Turkish Government’s allegation that Gulen had a central role in the coup plot.

However, this oversimplifies the coup by sheeting it home to the relationship between two consequential personalities while ignoring the deep polarisation in Turkish society as its root cause. Recent opinion polls reveal the extent to which ideological, sectarian and ethnic divisions bedevil Turkish politics and society.

Turkey’s botched coup and its aftermath have occurred at a time of a rising PKK insurgency and IS militancy. Wholesale changes to the military, intelligence apparatus and security forces have raised concerns over the country’s readiness to counter security threats, whether from Kurdish nationalism or Islamist militancy.

Turkey’s secular–religious and Turkish–Kurdish cleavages created the enabling environment for the botched coup. Putschists sought to exploit fractures in society and visceral feelings towards Erdogan but underestimated the overwhelming popular preference for electoral politics over military intervention.

***

Continue reading

%d bloggers like this: