İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

Seçimlere «Çeyrek» kala AB’nin Beklentileri…


 

Seçimler sonrasında karşımızda nasıl bir Türkiye Göreceğiz?!

Zamanlama açısından AB’nin Türkiye Raporu’nun yayınlanma günü ve saati ile örtüşen Devlet Bahçeli’nin Erken Seçim çağırısına ilişkin gelişme ile Avrupa ilişkilerini gündemin arka sıralarına itmiş oldu.

Peki erken seçimler Türkiye’nin AB ilişkileri ve AB üyelik perspektifi açısından ne anlama geliyor? Öncelikle bu seçimlerin adil ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi, seçim öncesinde muhalif seslere de yeterince propaganda imkânı tanınması ve bu şekilde seçim sonuçlarına gölge düşürülmemesi önemli.

© photocredit

Bunun yanında, bu seçimlerin Türkiye’nin yeni bir siyasi yönetim sistemine adım attığı seçimler olacağını da unutmamak gerekiyor. AB tarafından denge ve denetleme açısından değerlendirildiğinde, yürütmeye orantısız bir güç veren, kuvvetler ayrılığı ilkesini yeterince karşılayamayan, yargı ve yasama üzerinde yürütmenin hâkimiyetini tanıyan bir sistem olmakla eleştiriliyor.

Brüksel’de de üç aşağı beş yukarı Türk Halkı’nın sorular soruluyor, beklentiler sıralanıyor. Türkiye bu yeni sisteme geçtiğinde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlükler açısından AB kriterlerini karşılamayan bir sisteme mi geçmiş olacak? Yoksa OHAL’in bugüne kadar devam etmesine yol açan güvenlik sorunlarını yeni ve güçlendirilmiş bir yönetim ile aşarak, yeniden AB reform gündemine geri dönecek mi?

AB hedefi doğrultusunda, sistemin daha demokratik, kuvvetler ayrılığı ve denge ve denetleme ilkelerine uyumlu olması, temel hak ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması için adımlar atılacak mı?

Peki Brüksel ve Strasbourg’un Seçim öncesi sıraladığı ama Seçim sonrasını hedefleyen önemli diğer beklentileri neler?

***

Continue reading

Gender Equality: Paving the Way


 

Council of Europe Strategy 2018-2023

Gender equality is key to safeguard human rights, up-hold democracy and preserve the rule of law. Gender equality entails equal rights for women and men in all spheres of public and private life.

Gender equality lies also at the root of efforts to prevent violence against women and domestic violence.  

In the current context of growing economic difficulties and subsequent austerity policies and measures, political uncertainties and raising inequalities at all levels of the society, rising nationalism and populism and their attacks on women’s rights, the Council of Europe launches its Gender Equality Strategy 2018-2023

Even if progress is visible and the legal status of women in Europe has undoubtedly improved during recent decades, effective equality between women and men is far from being a reality.

Gender gaps and structural barriers persist in many areas, constraining women’s opportunities to benefit from their fundamental rights. Progress is very slow as regards women’s political participation, access to justice and the elimination of gender stereotypes and sexism. Violence against women is both a violation of the human rights of women and a major obstacle to gender equality.

«Égalité entre les femmes et les hommes : ouvrons la voie»

***

Continue reading

Bu Bayram Başka Bayram!


 

Eğer milletin bir kesimi “23 Nisan”ı coşku içinde kutlarken, bir kesimi de “23 Nisan”a sırtını dönmüş bir görüntü veriyorsa; bu, millet mensubiyetinin sorgulanmasına yol açar, dolayısıyla hem milli birliğe ve beraberliğe zarar verir, hem de devletin gücünde zafiyete yol açar.

Bir tarafta, devletimizi ve milletimizi içeriden ve dışarıdan hedef alan bilinçli ve sistemli bir çaba; diğer tarafta, “23 Nisan”ın da bir parçası olduğu milli değerlere sahip çıkmada görülen belirgin zayıflık…  Bugün, hem Türkiye’nin yeni bir milli mücadele verdiğine, yerli-milli olma gereğine işaret ediliyor, hem de milli değerleri hedef alan olaylara/gelişmelere gereken cevap verilmiyor!…

Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaşmaktadır. Çarpık, çağdışı, etnik aidiyet temelli demokrasiye çoğulculuğa inanmayan Arapçı dinci zihniyet; toplumun ortak dokusunu parçalamaktadır.

Çözümü ertelenen sorunlar; ülkenin geleceğini ipotek altına almaktadır.

 

Yeni rejim diye sayıklayanlar; demokrasinin olanaklarından yararlanıp, demokrasiyi tersyüz etmeye devam etmektedirler. Millet egemenliği, milli irade; milletin birlik ve beraberliğini parçalamak demek değildir. Milli egemenlik; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kurumların meşruiyetinin dayanağıdır.

Bugün; Türk Milleti diyemeyenlerin; kökenlerin açıklamaktan korktukları, kutsal din duygularını istismar ettirmede başarılı oldukları bir süreç yaşanmaktadır.

***

Continue reading

23 nisan 1920


 

Akıl akıldan üstündür. Tek adam aklıyla yetinilmemeli!

İnsan, bireysel birey değil; toplumsal bireydir. Hiç birimiz, kendimiz için değil; birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içiniz. Her toplumsal insan, tek zihin ortamında akıl yürütebilir; doğru yanlış sonuçlara varabilir.1000 İnsanın, birbirinden bağımsız Ve kopuk 1000 zihni olduğu için tek zihne odaklanıp düşünmesi olanaksızdır. İnsan kitleleri, insan bireyleri gibi akıl yürütemez, sadece duygu üretir.Üstelik ürettiği duyguyu, doğru ve haklı bulur.

Demokrasi; halkın şımarık çocuk gibi her istediğinin yapılması değildir. Halkın istekleri, makul ve adil ise, sorun olmaz. Halk, devletin dayandığı güçtür. Devletin adil olabilmesi için, içinden çıktığı halkın adaleti benimsemiş olması olmazsa olmazdır. Halka dayanmayan; tek adam ve tek parti rejimleri devrimci olabilir adalet üretebilir; ya da çıkarcı olabilir, yolsuzluk üretebilirler.

Atatürk’ün Meclisi; Olağanüstü harp içinde, OHAL ilan etmeden, demokratik Meclis denetim ve yönetiminde Kurtuluş Savaşını kazandı. Bu mucizeyi gerçekleştiren bu millet bugün; Tek Adamın duygusu, düşüncesi ve kararıyla yönetilmeyi hak etmiyor.

***

Continue reading

Supporting the future of Syria and the region’ Brussels II conference, 24-25 April 2018


 

To maintain international engagement in delivering assistance to the Syrian people and host communities.

60 Countries and 30 International Organisations, 200 NGOs from Syria and the region invited. Over 50 Syrian artists will reflect the diversity of backgrounds and views among Syrians,both in-country and from the regional and European diaspora.

The plenary sessions will cover all key aspects of the conflict: the political aspects will be the focus of the morning plenary, economic recovery for the regionwill be at the centre of the early afternoon session and humanitarian aspects.

The donor community pledged significant financial support for humanitarian assistance and protection in Syria, as well as civilian stabilisation measures to strengthen resilience in host communities

The total amount of pledges from the international community to the Syrian people and host communitieswill be announced during this session.

***

Continue reading

DEİZM DARISI


 

İmam hatip arpasından Deist darısı çıkarmak!

© photocredit:Oliver Schopf

Arpa ektim darı çıktı şinanay
Bir kız aldım karı çıktı şinanay
Küçük kızın adı çıktı şinanay

Haydi kuzum şinanayda şinanay
Hayde yaurum şinanayda şinanay

Arpa ektim yaza kadar şinanay
Kaba döşek dize kadar şinanay
Kalk gidelim bize kadar şinanay

Haydi kuzum şinanayda şinanay
Hayde yavrum şinanayda şinanay

[Ignác Kúnos]

***

Continue reading

%d bloggers like this: