Children Rights: Council of Europe Recommendation…


Guidelines to respect, protect and fulfil the rights of the child in the digital environment

How to better respect, protect and fulfil the rights of the child in the digital environment ? How States must respect, protect and fulfil the right of the child to privacy and data protection. States should not prohibit in law or practice anonymity, pseudonymity or the usage of encryption technologies for children.

Lignes directrices relatives au respect, à la protection et à la réalisation des droits de l’enfant dans l’environnement numérique

***

Continue reading

Babasının mesleğinden utanmak mı?


Kesinlikle dayamam!

Üzmüşler çocuğu, diğer çocuklar. “Senin baban çöpçü, sen de pis kokuyorsun” demişler. Vicdan duygusu tam gelişmemiştir okul öncesi çocuklarında. Zaman zaman böyle acımasız olabilirler. Sonuçta hepsi çocuk işte. Kırmışlar yavrucağın kalbini.

***

Continue reading

Intolerance and xenophobia on the rise in Europe


 

Managing migration while respecting human rights stay a major challenge in European States!

Xenophobic populism and hate speech continue to be on the rise, with high levels of migration and challenges of integration, religious extremism, terrorist attacks and the austerity-driven socio-economic climate observed all over Europe.

The populist rhetoric has blended into a hatred of non-nationals or minorities; migration and multiculturalism have continued to be presented as a threat to social cohesion and security.

Anti-Muslim rhetoric has persisted in many states in 2017. The negative stereotyping of Islam has led to an increase in violence and hate speech. The situation of Jewish people in Europe has not substantially improved, and antisemitic hatred was still widespread.

With regard to homo- and transphobia, the 2017 report describes a varied picture, with progress in some countries offering greater protection for LGBT persons and problems in others where they still experience unacceptably high levels of stigma, intolerance, hatred and discrimination

Montée implacable du populisme xénophobe, du ressentiment et du discours de haine en Europe

***

Continue reading

2018 Uluslararası Göç Görünümü


 

2018 International Migration Outlook and World Refugee Day.

Migration flows to OECD countries have dropped slightly for the first time since 2011, with around 5 million new permanent migrants in 2017, down from 5.3 million in 2016.

Öncül veriler, OECD ülkelerinin 2017’de 5 milyondan biraz fazla yeni ve kalıcı yasal göçmen aldığını gösteriyor. Bu da 2011’den bu yana bölgeye yönelik göçteki ilk azalışı (2016 ile karşılaştırıldığında yaklaşık %5 gerilemeyi) ifade ediyor.

OECD member countries currently host around 6.4 million refugees, more than half of whom are in Turkey. The top three countries from which asylum seekers have come are Afghanistan, Syria and Iraq.

Countries should focus on labour market policies to help refugees and improve coordinated actions to tackle illegal immigration.

 

Ortalama olarak OECD ülkeleri genelinde göçmenlerin istihdam oranı, 2017’de yüzde 1 puan artarak 67.1’e çıkmıştır. Ortalama işsizlik oranları yüzde 1 puan azalarak %9.5’e düştü. Yabancı işçilerin yasa‑dışı istihdamının nispeten genç yaştaki erkekleri etkiliyor. En çok kaygı duyan sektörler tarım, inşaat, imalat ve yurtiçi hizmetleri.

Perspectives des migrations internationales

***

Continue reading

Fırtına Öncesi Sessizlik…


 

Meydanlar «Bangır Bangır» Boş Vaadler ile İnlerken!

© photocredit

Bir kesim mutlu ve herşey çok iyi diyor. Bir kesim takdir çalıyor ama hizmet te ediyor diyor. Bir kesim çaresiz geçim derdinde. Bir kesim paralarıyla yurtdışına gidiyor. Birileri de pişkinlikle sırıtıyor.

 

Ülkenin birikimi fabrikaların yabancılara satışı, temel üretimlerin durdurulması, her konuda özelikle tarım ve hayvancılık alanında vergi muafiyeti ile ithalatın artışı, ülkede üretici şaşkın çaresiz.

Kim nasıl ne şekilde neye göre hesaplıyorsa, birileri Türk halkıyla, sokaktaki vatandaşla dalga geçiyor. Düşük kur yüksek faizle, ithalata dayalı, ihracatla büyüyen ekonomi! İstihdam yaratmayan Türk halkına yansımayan gelir artışı.

Dolar milyonerlerin arttığı, işsizliğini yoksulluğun kol gezdiği, fuhuşun, ahlaksızlığın her yeri sarmaladığı ülke gerçeği, yine örtülüyor.

Ülkenin istikrarına zarar verecek siyasi kumarlar oynanıyor. Bunca sorumsuzluğu yap sonra bir iç ve dış bol harcırahlı gezilerle, konuşmalarla bütün sıkıntılardan kurtul. Böyle bir sihirbazlık yeteneğine hiçbir iktidar sahip olamaz.

Peki ne yapmak gerekiyor?
Tamam mı Devam mı?

***

Continue reading

Effective Teacher Policies: What do to assign high-quality teachers?


 

Teacher policies have a critical role to play in delivering a future

Teachers are the most important school resource. In every country, teachers’ salaries and training represent the greatest share of expenditure on education; and this investment in teachers can have significant returns. Research shows that being taught by the best teachers can make a real difference in the learning and life outcomes of otherwise similar students. But not all students are equal when it comes to access to high-quality teaching. In fact, PISA data show that there are inequities in access to experienced and qualified teachers in many countries, and that they are related to the gap in learning outcomes between advantaged and disadvantaged students.

In 2015, a majority of countries and economies that participated in PISA compensated disadvantaged schools with smaller classes and/or lower student-teacher ratios. However, in more than a third of countries and economies, teachers in the most disadvantaged schools were less qualified or less experienced than those in the most advantaged schools.

Gaps in student performance related to socio-economic status were wider in countries where socio-economically disadvantaged schools employed fewer qualified and experienced teachers than advantaged schools.

Greater school autonomy for managing teachers is associated with more equitable sorting of teachers across schools.

 

Une plus grande latitude en matière de recrutement peut permettre de réduire les pénuries d’enseignants dans les régions défavorisées

***

Continue reading

İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: