Referandum’a doğru ilerlerken…


 

Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver…

Vakit geldi zaman ilerliyor
Geri sayım artık başlıyor
Kordan oy atacaksın sandığa
Aha bak o zaman çıkan dumana
Elin varmıyorsa atmana
Belâlı dayım getirir seni imana

Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver
Oyunu vermeye gidiver
Gımıldanamazsan söylerim dayıma
Kahve yerine zehir doldurur fincana

Akmazsın, çağlamazsın
Gülersin hep halimize, ağlamazsın
Bi oy ver deriz
Umursamazsın
Gımıldan, ımıldan, gımıldanıver
Silkelen de kendine geliveriver

Bahçelerde açtı Hanımeli
Referandum yolu doldu deli
Adın tarihe geçer
Çıkmazsa sandıktan Milletin eli
Aha o zaman söyle bana
Nerelere kaçalım bi deyiver
Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver
Uykundan uyan beri beri gel

Çökertme’den uyarlama (nö)
Doğa İçin Söyle’den aslını dinle!

***

Continue reading

Baykal’ı «tekfir etme»ye kalk…


 

Asıl «kâfirler»e Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni teslim et!

Bir kimseyi yaptığı bir işten veya sarfettiği bir sözden dolayı kâfir sayma, onu küfre nispet etmektir!

İman ile küfrün sınırının tesbiti çok güç olduğundan, Hz.Peygamber fertleri ve kişileri değil, belirli tipleri tasvit etmek suretiyle tekfir etmiştir. Ehl-i Sünnet âlimleri bu hadisleri bile gerçek manâda tekfir için değil, işlenen günâhların büyüklüğünü göstermek amacıyla ele almışlardır.

Bir kimsenin küfrü için 99 delil bulunsa da, sadece biri de imanına delalet etse, o 99 delile değil, bir delile bakılarak imanına hükmedilir. Bu kaide; Ehl-i sünnetin, toplum huzur ve düzeni açısından konuya gösterdiği hassasiyetin delilidir!

Gelelim Deniz Baykal olayına!

AKP yöneticileri; 1) Gebze Milletvekili ne dedi? “Allah’ın bütün hususiyetleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da toplanmıştır” Küfrün dik âlâsı! 2) Recep Tayyip Erdoğan ne dedi? “Bizim Rahmetimiz gazabımızı aşmıştır” Küfrün dik âlâsı. Sen şimdi bunları duymazdan, görmezden gel; kalk Deniz Baykal gibi çoğunu cebinden çıkaracak bir devlet ve siyaset adamını «kâfir» ilân etmeye kalk, cahil cühelâ takımını, dinden yakından uzaktan ilgisi bulunmayanları dolduruşa getir, daha da ileri gidilirse, linç teşebbüsünde bulunmaya tahrik et!

Ey millet 16 Nisan’da işte bu tıynetteki insanların toplandığı bir partinin hazırladığı Anayasa Referandumu için oy kullanacaksınız? Vicdanınız el veriyor mu? – nö.

Şimdi sözü Münir Kebir beye bırakalım… Bakalım uzmanı ne diyorlar?

© photocredit

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – VII.


 

Kuvvetler Ayrılığı Yoksa Hürriyet de, Demokrasi de Yoktur!

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin tek elde toplandığı bir sistemde hiçbir şekilde özgürlük ol(a)maz. Aynı idarenin kişilik veya yapısında, yasama erki yürütme erkiyle birleşmişse, zalimce yürütmek için zalimce kanunlar yapmasından korkulur.

Yargı erki de, yasama ve yürütme erklerinden ayrılmış değilse ve yasama erkiyle birleşirse, toplum keyfî bir idare tarafından yönetilir. Çünkü yargıç kanun koyucu olur. Yargı erki, yürütme erkiyle birleşirse, yargıç korkunç bir zalim kesilir.

Müstebit olmak isteyen hükümdarlar da, bütün idare otoritesini kendi kişiliklerinde birleştirmekle işe başlarlar. Kuvvetlerin aynı elde toplandığı bir sistemde kimse güvende değildir. Böyle bir sistemde medenî yaşam tehdit altındadır.

Türk demokrasisi ne bir deney laboratuvarıdır ne bir kumarhane ortamı! Bu alanda kumar oynamaya kalkmak Rus Ruleti’nden başkaca bir şey değildir. Bunun diğer anlamı da; bile bile intihardır…

‘Türkiye’nin güçlü bir liderliğe ihtiyacı var’ türünden söylemlerle, kuvvetler birliği sistemini savunanlar ve övgü düzenler toplumun gözünün içine baka baka yalan söyleyenlerdir.

Bu söylemlere ve ballandırarak, yaldızlayarak aktaranlara inanmakta elbette serbestsiniz. Ancak iş işten geçtikten sonra bırakın pişmanlığı, gözyaşı dökmeye bile vaktiniz olmayacaktır.

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – VI


 

Sonuca doğru: II.Abdulhamid kimdi?

Bu çalışmayı yaparken amacımız, şahıslar hakkında hükme varmaktan çok, müesseselerin nasıl ve niçin değişmiş olduğunu anlatmaya çalışmaktı.

Padişah hakkında lehte ve aleyhte keskin ve kesin hükümlere varılmıştır. Devrimizin aydınları arasında da sözlü bu yönde tartışmalar devam etmektedir.

Lehte olanlar; O’nun Islahatçı ve mahir bir diplomat olduğu; 33 yıllık saltanatında, İmparatorluğun birliğini korumayı başardığıdır.

Aleyhinde olanlara gelince; İmparatorluğun en büyük yıkıcısı ve Makyavelist bir diplomat olduğu; genlerinde istibdatçılık bulunduğudur. Oysa; ne bir reformistti ne de tek adam yönetici fıtratı ile doğmuştu.

Bu görüşe ve sonuca varmamızın nedenlerine gelince…

***

Continue reading

Sonun Başlangıcı…


 

Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – V


 

İstibdat’ın sonunu getiren olaylar!

istibdat

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
“Bu bir câni!” dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se…
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblis’e…

Ortalık şöyle fena, böyle müzebzeb işler,
Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer,
Âkıbet çok kötü…

Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?
Ya böyle kalfa değil, basbayap muallimdi.
Nasıl da kadrini bilmedik, tuhaf iş:
Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş.”
Nasihatim sana: Herzeyle iştigâli bırak;
Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak.
Adam mısın Ebeddiyyen cihanda hürsün, gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kestiğin semercilere

Mehmet Akif Ersoy.

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – IV


Devr-i İstibdad

anuh00109-2

Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdad,
Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yad!
Diyor ecdadımız makberlerinden: “Ey sefil ahfad,
Niçin binlerce ma’sum öldürürken her gelen cellad,
Huruş etmezdi, mezbuhane olsun, kimseden feryad?

Otuz milyon ahali, üç şakinin böyle mahkumu
Olup çeksin hükumet namına bir bar-ı meş’ümu!
Utanmaz mıydınız bir, saysalar zalimle Mazlumu?
Siz, ey insanlık isti’dadının dünyada mahrumu,
Semalardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhumu!

O birkaç hayme halkından cihangirane bir devlet
Çıkarmış, bir zaman dünyayı lerzan eylemiş millet;
Zaman gelsin de görsün böyle dünyalar kadar zillet,
Otuz üç yıl devam etsin, başından gitmesin nekbet
Bu bir ibrettir amma olmıyaydık böyle biz ibret!

Sema-peyma iken rayatımız tuttun zelil ettin;
Mefahir bekleyen abadan evladı hacil ettin;
Ne ali kavm idik; hayfa ki sen geldin sefil ettin;
Bütün ümmid-i istikbali artık müstahil ettin;

Rezil olduk Sen ey kabüs-i hüni, sen rezil ettin!
Hamiyyet gamz eden bir pak alın her kimde gördünse,
“Bu bir cani!” dedin sürdün, ya mahkum eyledin hapse.
Müvekkel eyleyip casusu her vicdana, her hisse.
Düşürdün milletin en kahraman evladını ye’se
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e!
Değil kabusun artık, devr-i devlet intibahındır.

Gel ey nazende hürriyyet ki canlar ferş-i rahındır.
Emindir mevki’in: En pak vicdanlar penahındır.
Serapa mülk-i Osmani müeyyed taht-gahındır.
Serir-ara-yı ikbal ol ki: Bir millet sipahındır.

250px-mehmet_akif

[Mehmet Akif Ersoy
İstibdat Şiiri]

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: