Cumhuriyet Demokrasisinden, Anarşi Demokrasisine…


 

Ayva Çiçek Açtı Yaz mı Gelecek?

Oyun bozuldu ayvayı yediler Mİ?… Kılıçdaroğlu anarşik demokrasiyi yıkıyor, Devletin Demokratik Cumhuriyet yapısı için kendi partisinin  istikbalini dahi riske ediyor. Buna dikkat edin lütfen.

Ey AKP kadrosu sen siyasi üçkağıt yaptığında normal diyorsun, senin üçkağıtçılığını bozduğunda bozan ahlaksız oluyor öyle mi !?..

Ey Adalet Bakanı Bekir Bey. Siz Demokrasiyi kurucu iradenin dışına ittiniz, Demokratik Cumhuriyeti, Anarşik Demokratik Cumhuriyet haline getirdiniz. Sizin bu yaptıklarınız, keşke ahlaksızlıkla sınırlı suçlanabilse… Siz Rejimi ortadan kaldırma suçu işlediniz.

***

Continue reading

Türkiye Nereye Gidiyor?


«Erken Seçim»e mi, «Toplu İntihar» Uçurumuna mı?!

***

Continue reading

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir…


 

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!
Ziya Paşa


Geçmişten adam hisse kaparmış…
Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi.

Mehmet Akif Ersoy

***

Continue reading

Irak olmadı, Suriye deneyelim (mi!)…


 

ABD Ordusuyla çarpışabiliriz!

ABD askeri var Kuzey Irak’ta. ABD karşı koymaz mı?
Koysun.
Türk askeri ile ABD askerinin çatışması risk doğurmaz mı?
Doğabilir. Çarpışabiliriz o zaman.
ABD’yle?
Evet. ABD’yle. Bizim Silahlı Kuvvetlerimiz niye öyle ABD silahlı kuvvetlerinden aşağı görülüyor ki!?..
ABD dünyanın tek süper gücü, askeri olarak ta öyle değil mi?
O imaj var.. O kadar! Başka bir şey yok, imaj..

Savaş, Barış için yapılır. Barış ise amaç yönünden Ülkemizin bekâsı ile eşanlamlıdır. Bu yüzden de hiçbir partinin malzemesi YAPILAMAZ…

AKP ile bugün ittifak ettiğini açıklayan Devlet Bahçeli,Türk ulusunun bekâsını, “Efsane Bozkurtlar” ı, tarihi şan ve şerefle dolu olan bu ordumuzun tamamlayıcı unsuru olarak kullanmasın. Milli şuurumuza fitne sokmaktan uzak dursun. Ülkemizin bekası, bu ülkeyi, biri bozkurt, diğeri yandaş, diğeri bilmem ne diyerek bölüp parçalamak PKK’dan daha azılı terörizmdir.

Peki bugünlere nasıl gelindi?

***

Continue reading

Söz var kese savaşı; Söz var kestire başı.


 

Veya; «ahd-u peyman»dan dönmek!

☞ İnsanlar konuşarak ilişkilerini sürdürürler. Öyle sözler edilir ki muhatabı etkiler ve ondan umulan davranışı ortaya çıkarır. Ancak yine öyle sözler vardır ki muhatabı kızdırıp kötü olayların ve felâketlerin ortaya çıkmasına yol açar. Konuşurken yumuşak, olumlu, ılımlı, tatlı ve ikna edici konuşmalı; hakaret dolu, ölçüsüz, sert ve kötü sözler söylememelidir. Ölçülü ve yapıcı konuşmak gereklidir.

☞ Bir sözün insan üzerinde büyük etkisi vardır.Yerinde söylenmiş bir söz, karşıdakini yumuşatır, inandırır; işimizin olmasını sağlar. Ölçüsüz, sert, kırıcı sözler ise kavgaya, kargaşaya yol açar.

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” Ve yine söz söze geldiğinde “Babam da olsa ben haktan ayrılmam” diyerek objektif dürüstlüğümüzü öne sürüyoruz. Öyleyse, Hükümet olsun RTE olsun, onun da has bel beşer yanlışlıklarını yapıcı eleştirilerle düzeltmeye çalışmak, hem vatan sevgimiz ve hem de objektif dürüstlüğün gereği gibi görülmeli, anlaşılmalıdır.

☞ İran, Rusya ve Türkiye, 22 Kasım 2017de Soçi’de, Garantör Devlet statüsünde anlaştıklarını Cumhurbaşkanı kamuoyuna beyan etti mi? Etti… Basın bu üç liderin ellerini biri birinin üstüne koyarak ahd-u peyman (Namus sözü) ettiklerini tüm dünyaya duyurdu mu? Duyurdu…

☞ Peki ne oldu, bitti de bir ay sonra amiyane tabiri ile çark etti ve; “Esed, kesinlikle açık ve net söylüyorum, devlet terörü estirmiş aslında bir teröristtir” dedi! Bu sözleri niçin çıkıp da Soçi’de telaffuz etmedi ve bildiriye koydurtmadı?!

Namus Sözü, Soçi’de başka, Türkiye’de başka anlama mı geliyor yoksa?!

***

Continue reading

Hadi yine iyisiniz…


 

«İlahî» tövbe ya; «Reisî Kefalet» altındasınız!

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumuna kefillik denir, Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi ise kefalettir.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Ne kadar ağır(!) biri olunursa, alınmasi gereken sorumlulukların da o denli azaldığ eylem şeklidir kefalet.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Müteselsil ve Adi olarak iki çeşidi mevcuttur. Diğer deyişiyle;  müteselsil kefillikte alacaklı, borcunuzu ödemeniz için başvurmadan önce kefilinize giderek “bu adamın borcunu öde lan” diyebilir. Diyemez çünkü karşısında kapı gibi kefalet sahibi, dahası adlî dokunulmazlık zırhı var artık. adi kefillikte ise öncelikle asıl borçluya gelmesi, eğer ödemezse kefile giderek az önceki cümleyi sarfetmesi sözkonusu. Hiçbir şey değiştirmez, evele gevele getirir işi aynı yere… İlgili kanunlar daha doğrusu OHAL kapsamındaki KHK gereği bütün eylemlerin kefalet şekilleri kendiliğinden müteselsil sayılmış bulunuyor. Üstelik   «Kefalet Sahibi» cin gibi, kendini de sağlama alıyor.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ «Kefalet Sahibi»nin  kefil olması demek, kişiyi kendisi olmaktan ziyade o ağızdan çıkan sözlerle şekillenen bireye dönüşmesi oluyor. O saatten sonra asla düzgün olmayan bir hareket yapamaz.  Döküldüğü kabın şeklini alması gerekiyor ve bunun bedelini de, aslını geride bırakarak ödemek zorunda bırakılıyor. Kefalet altına girmeyi kabul etmeyenlerin ise; kızma, düzgün olmayan davranışlarda bulunma veya itiraz etme gibi «lüks»leri bile kalmıyor. Çünkü tepesinde, âdeta «Azrail’in Tırpanı» sallanıp duracak.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Peki, kefalet altına girmeyi kabul edenler veya eğilimi sergileyenler ne düşünüyorlar acaba? «Vaad edilen çıkarlar»a sahip olabilmek adına, insan olma değer ve özgürlüklerinden sıyrıldıklarını/sıyrılacaklarının farkındalar mı? Yoksa; ‘şeyimden aşağı Kasımpaşa’ demeyi mi yeğliyorlar/tercih edecekler bundan sonra…

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ İyi de yeni düzenleme nasıl işleyecek?

***

Continue reading

Kudüs’ü Anonim Şirket gibi Yönetmek…


 

‘Hadi yaaaa’ demeyin hemen öyle!

Değerli arkadaşlarım. Sizden istirhamım şudur.Yeni Anayasayı, Başkanlık sistemini,Yeni Türkiyeyi her fırsatta anlatmanızdır. Sizleeer…..BİR İŞ ADA-MI gibi… Ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Değerli arkadaşlarım…. Benim derdim ne biliyormusunuz? Bir Anonim Şirket nasıl yönetiliyorsa, işte öyle yönetilmelidir!

Olmazsa ne mi olur?

 

Bileklerine bağlıyorlar prangayı yürü yürüyebilirsen…

BM Genel Kurulu Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanıma kararına aleyhte oy kullanması Recep Tayyip Erdoğan’ın değil, Vatikan Devleti’nin Başkanı Papa Francis’in zaferidir. Trump’un aba altından sopa göstermesine karşılık, Papa Francis, Hrıstiyan, Ortodoks ve hatta etkili olduğu Müslüman ülkeler nezdinde girişim yapmış ve oylamanın sonucunu belirlemede ana unsur olmuştur.

Türkiye, Kudüs’ün İsrail’in başkenti yapılmasına direnç göstermiştir. Ama şurası da mutlaka bilinmelidir ki, eğer Kudüs sadece Müslüman Filistin ile Yahudi İsrail arasında bir mesele olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan’ın direncinin kesinlikle bir kıymet-i harbiyesi olmazdı.

Gelelim Anonim Şirket gibi yönetme olayına….

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: