Sibel’in intiharı öyle geçiştirilecek basit bir olay değildir.


İntihar etmek için insanı bu dünyaya bağlayan hiçbir şeyin kalmamasıdır. Dışlanma, hor görülme, yanlış yönlendirilme ve belki başka etkenlerin de ruhsal yapısı zayıf bir insanı kolaylıkla intihara sürükleyebilir. Her kişi bu tür zorlukları kolayca aşamaz, hele elinden tutan, destek olanlar veya ilgili üniversite birimleri yoksa. Devletin sorumluluğu yadsınamaz. Üniversitenin de… Peki ne yapılmalı?!

***

Continue reading

«Pandora’nın Kutusu» 2020 Modeli açıldı, neler var içinde?


Türkiye’nin genel sorunları yanında toplumun yaşadığı sorun ve kaygılara duyarsız kalınamaz. Topluma negatif değil daha çok kucaklayıcı bir dil kullanarak ayrıştırıcı unsurlardan arınılması gerek. Ayrıca, Türkiye’nin bölgesinde artan sorunlar yumağı içinden kurtulması, bilimsel bilgi ve yaratıcı düşünceler ile çıkması için üniversitelerin rahat olması da zorunlu.

***

Continue reading

«Cep telefonu kullananlar», Hâlâ Yaşıyor musunuz? Şükredin Öyleyse…


***

Continue reading

Bir Cinayetin «Anatomi» ve «Otopsi»si…


Eğitimci olarak eğittiğimiz insanların her yönü ile çalıştığı konuyu enine-boyuna tartıştırabilen birikimli ve bilinçlenmiş ve toplumuna yararlı olmasını sağlamak zorundayız. Mutlak üniversitelilik anlayışına yakışır eğitim ve sınav sistemine geçmemiz gerekir. Ülkemizin geleceği olan bu gençliği iyi eğitmeden, diploma sahibi yapamayız. Çünkü ;Eğitim sistemimiz soyut düşünmeden yoksun, analitik düşünmeden uzak.

[Source]

***

Continue reading

Hızına yetişemediğimiz teknoloji insanlığa hükmetmeye mi başlıyor ?


İnsanın geçirdiği büyük dönüşümler sonucunda bugün dünkü insandan farkı bir konuma geldi.Teknolojinin insan hayatında yaratığı etki vazgeçilmez ancak teknolojinin esiri olma ve onun etkisinden kalmanın yaratığı veya yaratacağı kaygı sorgulanır oldu. Teknoloji, insanın aradığı şey değil, bir arama yöntemi mi ? İnsan mutluluğunu ve esenliğini koruyacak mı ?

© Photocredit [Left] [Right]

***

Continue reading

ABD ile ilişkiler, gerginlik ve boykot : Ne yapmalı ?


Çeşidi az olsa bile, yerli malı, vatan malı başka türlü düşünenler varlığından utanmalı. Yerli malı duruyorken yabancıya bakar mıyım işçimizin emeğini bile bile yıkar mıyım. Üstüm, başım, içim dışım ayakkabım yerli malı… vatanını seven insan, yerli malı kullanmalı.
(Alıntı:Hakkı Sunat)

***

Continue reading

‘Açılın Gençler Geliyor’dan…


 

Gençlik Nereye Koşuyor? Gençlik Elden Gidiyor’a !

Türkiye her açıdan genç bir ülke: Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kuruldu ve ülkenin 80 milyonluk nüfusunun yarısı 30 yaşın altında. Toplumsal, siyasi ve ekonomik anlamda derin bir değişim döneminden geçen Türkiye’deki bu genç nüfus, dünyanın dört bir yanındaki akranları gibi, bugünden tasarlamaları gereken zorlu ve öngörülemeyen bir gelecekle karşı karşıya.  Her gün tanık oldukları siyasi çatışmalar ve gerilimler yüzünden hayal kırıklığına kapılıyorlar.

Türkiye’nin sahip olduğu bu demografik yapıdan faydalanma imkanı var ancak bunun için politika belirleyicilerin hızlı ve mantıklı adımlar atması gerekiyor. Bunun yalnızca gençlerin iş hayatına girmesini sağlamak anlamına gelmediği, daha ziyade gelecek neslin özgür iradesini tanımakla ilgili bir durum olduğu da hatırlanmalı.

Gençler geleceğin liderleri, şekillendiricileri ve küresel vatandaşlarıdır. Onların eylemleri Türkiye’nin ve komşularının güvenlik ve refahına dair gündemi şekillendirecektir. Ancak gençlerin gözünde iyi bir eğitim tek başına yeterli değil. Türkiye gençliği,  dil yeterliliği, iyi iletişim ve kişisel bağlantılar geliştirme gibi modern becerilere yönelik ihtiyacın da açıkça farkında. Gençlerin çoğu, uluslararası deneyimin paha biçilemez olduğunu düşünüyor ve ufuklarını açmak için kültürel fırsatların ve eğitim imkanlarının peşinde koşuyor.

© photocredit

Farklı toplumsal kesimlerden gelmiş olmalarına rağmen gençlerin benzer yaşam tarzı tercihleri mevcut: neredeyse tamamı gündelik hayatlarını en yakın çevreleriyle sosyalleşerek geçiriyor, tiyatro gibi kültürel aktivitelere duyulan ilgi ise çok az. Gençlerin büyük çoğunluğu her gün televizyon izliyor ancak boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ebeveynlerinden farklılık gösteriyor. Günlük etkileşimlerinin çoğu internet ve sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Dünyada olan biteni sosyal medyadan takip etmeyi tercih ediyor,

Türkiye’de genç işsizliği ve NEET (çalışmayan, eğitim veya öğretim görmeyen gençler) oranları yüksek: 18-30 yaş arası gençlerin yüzde 26’sı NEET kategorisine dahil ve yüzde 12’si herhangi bir işte çalışmıyor.

Önceki nesillere kıyasla farklılıklara karşı daha açık olsalar da bugünkü gençlerin Türkiye’nin etnik ve kültürel çeşitliliğini tamamıyla kabul etme konusunda aşması gereken hala çok mesafe var. Gençler ilişkilerinde en az direnç içeren yolu, yani çatışmaya girmekten kaçınmayı tercih ediyorlar.

Eğitim kalitesinin iyileştirilmesi, eğitimin tüm biçimlerine kapsayıcı erişimin sağlanması ve gençlerin iş hayatına ve dış dünyaya hazırlanmasına destek olunması gerekiyor.

Gençlerin yaşadıkları toplumda bağımsız ve aktif vatandaşlar haline gelmeleri ve kendi geleceklerine daha fazla sahip çıkmaları için güçlenmeleri zorunlu.

[Gençlerin Sesini Dinlemek Raporu’ndan Alıntı]

***

Continue reading

%d bloggers like this: