Şimdi Doğa’ya Dönme, «Mandıra Filozofu» Olma Zamanı!


Şimdi, mantaliteyi değiştirme ve bu güzel ülkeye sahip çıkma zamanı! Köy Enstitülerinin ulvi amaçlarına benzer üretim odaklı «bireysel hareketler» başlatma zamanı. Çünkü; Türkiye kötü yönetiliyor. Siyasetin iktidarından ve muhalefetinden ümit yok! Öyleyse zaman «bireysel çözümler » üretme zamanıdır!

***

Continue reading

Ben «Tanrı» Olsaydım Ne İsterdim?


Hiçbir kurban -koyun, sığır. Boğa vb.-; “İnsanoğlu, canım sana feda olsun” tavrıyla, kasap bıçağına boynunu uzatmadığına göre, sevap bunun neresinde? Ama, İnsan insanı harplerle kitleler halinde öldürürken, hayvanın, bitkinin can güvenliğini mi düşünecek?

***

Continue reading

Trump’ın «Yeni» Ticaret Stratejisi…


ABD, Dünyaya, ticaret ve ekonomi üzerinden hâlâ “başat güç (dominant power)” olduğunu “hatırlatma” ve bu yolla, uluslararası sistemi yönetme ve yönlendirmeyi sürdürmeye çalışıyor. Stratejisi ise; “önce eşeğini kaybettirme, sonra da buldurma.”

© photocredit

***

Continue reading

İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

«Küçük Amerika Düzeni»nin Kuruluş Süreci…


 

Türkiye’nin «Amerikan Uydusu»na Dönüştürenler Kimler?

Kendilerini yetiştiren iktidara getiren efendilerine arada sırada meydan okumalar yapılır. Amaç; sapkın yandaşlar desteklediklerinin kimin emrinde olduklarını farketmesinler.

Orgeneral Cemal Gürsel: ‘İsmet İnönü’nün çok eski arkadaşıdır. Siyasi alanda muhafazakar ve sağlam şekilde Batı yanlısıdır. Siyasi geleceği belirsizdir, ancak istenirse Cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini belirtmiştir. İnönü ve CHP tarafından desteklenmesi halinde seçilmesi garanti olur.’
Orgeneral Fahri Özdilek: ‘İnönü destekçisi olduğuna inanılmaktadır. Amerikan yanlısı ve Batı’ya eğilimlidir.’
Korgeneral Cemal Madanoğlu:’ Esaslı bir şekilde Amerikan yanlısıdır ve İnönü’yü destekler.’
Tuğgeneral Sıtkı Ulay: ‘Muhtemelen İnönü’yü desteklemektedir. Amerikan yanlısıdır.’
Albay Mucip Ataklı: ‘Paris’teki NATO Karargahında çalışmıştır.’
Albay Osman Köksal: ‘Cumhurbaşkanı Bayar’ın kıdemli yaveri ve Muhafız Alayı’nın komutanıdır. Darbe sırasında önemli bir rol oynamıştır. 1952-1953 yıllarında Kore’de savaşmış ve hizmetlerinden ötürü Amerikan Liyakat Nişanı almıştır.’
Albay Sami Küçük: ‘İngiliz Kurmay Koleji mezunudur. Amerikan yanlısı olduğunu açıkça belirtmektedir. Gelecekte siyasete atılmak istemektedir.’
Albay Haydar Tunçkanat: ‘İngiltere’de Havacılık eğitimi almış ve daha sonra Kanada’ya Hava Ataşesi yardımcısı olarak atanmıştır.’
Yarbay Suphi Karaman: ‘ABD tarafında yönetilen Atom Silahları Uygulaması Kursu mezunudur. Saldırgan, kendinden emin, egoist bir subaydır. Yapılan son subay tasfiyesinde önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.’
Yarbay Ahmet Yıldız: ‘ABD’deki Fort Sill Topçu Okulu mezunudur ve Fort Bragg’daki Psikolojik Savaş Merkezi’nde eğitim görmüştür.’
Binbaşı Suphi Gürsoytrak: ‘Hafif Havacılık eğitimini Fort Sill’de yapmış ve Fort Leawenworth’daki Amerikan Komuta ve Kurmay Koleji’nden mezun olmuştur.

1950-60’lar arasındaki süreçte Türkiye, ‘ticari kapitalizm’ modelini uyguladı. Endüstriyel kapitalizmden farklı bir şeydi bu ve aslında bir problem teşkil ediyordu. Çünkü lira çok güçlü tutulmuştu. 1958’e kadar 2,5 lira bir dolardı. 1958’den sonra ise neredeyse 10 lira bir dolar oldu. Bu yanılgılar Türkiye’de ücretli kesimi -askerler, öğretmenler, bürokratlar- çöküşe uğrattı. Demokrat Parti, ekonomiyi yeniden planlamayı düşündü. Nasıl planlanacaktı ekonomi? – Prof. Feroz Ahmad

***

Continue reading

«Yeni» Gümrük Birliği…


Türk Tarımını Nasıl Etkileyecek?

© photocredit

***

Continue reading

EU – Turkey: «Dialogue» but how far!


 

Diyalogdan Derinleşmeye Doğru mu?

İlişkilerin geliştirilmesi bir kazan-kazan durumu ve Türkiye ile AB’ye fayda sağlayacak. Ekonomik açıdan ise, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yeni sektörlerin katılmasıyla derinleştirilmesi ilişkileri ileriye götürme potansiyeli taşıyor.

Güncelleştirme; Türkiye’nin AB norm ve standartlarına uyumunu hızlandıracağı gibi, hizmetler ve tarım gibi yeni sektörlere genişletilmesi, bu sektörlerde görece olarak daha fazla istihdam edilen kadınların iş gücüne katılmasına da katkı sağlayıcı etki yapacak.

Evet, AB’de dudaklar arasından düşmeyen, “diyalog… diyalog… tamam da nereye kadar? soran Türk halkının beklentilerini boşa çıkarmamak için ileri adımlar atmaları da gerekmiyor mu Brüksel idarecilerinin!

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: