Global Rights Index 2018 : Worst Countries for Working People


 

Turkey: Arrest of union leaders – Discrimination and dismissals

In the aftermath of the attempted coup in July 2016, civil liberties have been severely downtrodden in Turkey and trade unions and their members have been systematically targeted under the guise of the state of emergency. In April 2017 alone, more than 2,125 persons were detained and 3,974 workers were dismissed from public services. During the year, the government banned numerous strikes organised in the glass and the metal sectors because it deemed them “prejudicial to national security”.

In April 2017, 14 TUMTIS officials, including Ankara branch president Nurettin Kılıçdoğan, received heavy prison sentences ranging from 1.5 years to 6.5 years for recruiting new members and obstructing the freedom of conducting business, while Zeynep Çelik, a nurse and former DISK Executive Committee member, was arrested in May 2017.

In August 2017, 682 teachers in the southeastern provinces, all members of Eğitim-Sen (Union of Education Workers), were subject to compulsory reassignment in other provinces for “participating in marches contrary to the Turkish Republic’s fight against terrorism”.

In February 2018, Elif Cuhadar, a KESK Executive Committee member, was arrested for statements she had made during a panel discussion in 2014.

Three other public service trade union members, Cagdas Yazici, Recep Temel and Idil Ugurlu, were detained without due process in March 2018.

***

Continue reading

EU – TURKEY: Ekonomik Alanda Ankara Ne Yapmalı?


 

The links between the progress on rule of law/fundamental freedoms and the improvement in economic governance and the judiciary system.

The submitted 2018 Economic Reform Programmes (ERPs) of the Western Balkans and Turkey outline the medium-term macroeconomic and fiscal framework as well as structural reforms (affecting areas such as labour markets and education, energy, innovation and the business environment) to enhance competitiveness and long-term growth.

Participants recalled the commitment to set out a new set of targeted policy guidance to support efforts towards fulfilling the Copenhagen economic criteria. In this context, Participants agreed that the elements of the 2017 policy guidance which had not yet been fully implemented remained valid and needed to be addressed by policymakers in Turkey.

Lower external imbalances in light of high external funding needs constituting a substantial risk for the Turkish economy.

Focus monetary policy on the pursuit of price stability and ensure that the monetary policy stance is sufficiently tight to bring inflation back to the target band, anchor inflation expectations and increase trust in the local currency.

With a view to improving the business environment, strengthen the rule of law and the judiciary. The effective implementation of the amended law on bankruptcy.

***

Continue reading

Batıdaki “ayrışma” işaretleri


BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor [Trump to Host NATO Secretary-General] … Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. [Almanya ve Çin işbirliğini artırıyor]

***

Continue reading

İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TEK ADAM MIYDI?


Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye ‘milli irade’ denmez!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Dün, twitter hesabımdan, MHP Milletvekili Sayın Attila Kaya’nın, “Erdoğan’a oy verme” başlığı ile verilmiş bir haberdeki tespitlerine yer vermiş, bu tespitlere katıldığımı ifade etmiştim. Yer verdiğim üç tespitten biri, “Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye ‘milli irade’ denmez” tespiti idi.  Twitter’dan bir izleyicim, rahatsız olduğum bir hitapla, bana sormuş: “Mustafa Kemal Atatürk tek adam mıydı?”

***

Continue reading

Europe Day and Turkey…


 

Türkiye’nin tam üye alınmadığı bir AB projesi, eksik kalmaya mahkûmdur.

Sixty-eight years ago today, French foreign minister Robert Schuman proposed a joint authority to oversee French and German production of coal and steel, launching an ambitious and remarkable project which has shaped the course of European history and redefined Europe’s place in the world. This project – of peace, of partnership, of shared values and solidarity – is far from over.

 

However, given that the accession process of Turkey, also a European country, has been held back, the EU integration is yet to be completed. An EU, of which Turkey is not a full member, is destined to remain an unfinished project.

The greatest threat towards the future of the Union comes from inside Europe. The dissemination of trends such as discrimination, racism, xenophobia and Islamophobia is hijacking Europe’s socio-politic life.

Avrupa değerlerinin bugün her zamankinden de fazla anlamlı ve geçerli olması gerekiyor.  Dünyamız sancılı bir değişim ve dönüşüm döneminden geçmekte.  Bu dönemde AB’nin bir barış ve demokrasi projesi olarak varlığı büyük önem taşıyor.

Giderek fay hatlarının keskinleştiği ve gerilim noktalarının arttığı günümüz Dünyasında AB’nin Türkiye’yi de yanına alarak güçlenmesi ve tüm dünyaya önemli bir mesaj vermesi gerekiyor. Bu mesaj “AB değerlerine sadıktır ve bunları ayrımcılık yapmadan tüm aday ülkelere uygulamaktadır” olmalı.

***

Continue reading

«Devlet Ciddiyeti Komedyası…»


 

ABD SİLAH SATMAZ İSE, TÜRKİYE BUNA KARŞILIK VERECEKMİŞ!…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Türk Dış Politikası, bana göre, tam bir komedi…

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına bir tepki olarak ABD’de Türkiye’ye silah satılmasını engellemeyi öngören bir yasa tasarısının gündemde gelmesi üzerine, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor ve diyor ki, bu yasa çıkarsa, Türkiye buna “karşılık” verir [Turkey says it will retaliate if U.S. halts] + [ABD’ye F-35 mesajı].

Bu açıklamayı da, komedinin yeni bir parçası, son örneği gibi görüyorum.

Niye böyle gördüğümü aşağıda açıklıyorum.

***

Continue reading

%d bloggers like this: