NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?!


Politikacı ağzını balla tatlandırmak ve alkışlanmak için; hasmına öfkeyle saldırır, karalar,yerden yere vurur. Hasmını batırmalıdır ki, üste çıkabilsin. Yalancı ve iftiracı sayılabileceğini gözardı ederek, ağzındaki balı zehir olarak kusmaya can atar. Çünkü DUYGUSALdır. Halk da duygusal hareket ettiğine göre, böyle başa böyle traş, duygusal halka duygusal politikacı…

***

Continue reading

ARAPLAŞTIRILANLAR, ÖZLERİ KAYBETTİRİLENLER: KİMLER Mİ?!


Günümüzün Araplaştırılanlar dünyasında, İnsanlık ve Milliyet geri sıralara atılmış ve Din tüccarları sayesinde DİN ilk sırayı gaspetmiştir. Camisinde Türkçe Kur’an okunan, Türk Bayraklı, İstiklal Marşlı; dini ve milliyeti kaynaştıran bir Diyanet amaçlanıyordu. Köy Enstitülerini kapatmaya hazır bekleyen zihniyet, milli diyaneti yeşertmezdi. Türk’ü, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Atatürk’ü ve gerçek İslâm’ı koruma görevi de İsevilere düşmezdi!

***

Continue reading

Militer Demokrasi ve Halk Tercihi


Diktatörler bile; Halkı halk adına ve halk yararına yöneten bir demokratım, demiyorlar mı? Erdoğan; Belediye Meclisinin büyük çoğunluğu bizde. Belediye Başkanlığı semboliktir. Bizim açımızdan büyük sorun olmaz” derken, tipik militer demokrat tavrı sergilemiyor mu?. Niye? Adamlarına emir verecek, istediği kararı kabul ya da reddettirecek. Peki bu o kadar kolay olabilecek mi?

***

Continue reading

OYUM KİME?!


Anlayabilirim, çoğu kere burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık. – Nazım Hikmet

***

Continue reading

Ey Seçmen, Tercihin: Güreş mi; Boks mu; yoksa Futbol Derby’si mi?


Kupayı alıp, “Ekstra Cumhurbaşkanlığı” gibi süslerseniz, elbette kıyamet kopar. Sonunda “Temsili bir Maç veya Karşılaşma” denilebilecek, canlı yayına mahkûm olursunuz. İki taraf istediğini elde edemeyince de, Maçı, karşılaşmayı idare eden Hakem’e yüklenirsiniz. İdare edemeyen değil, ortaya “Galip” çıkaramayan. Oysa, “Maç veya Ring-Minder” karşılaşmasının yeri, TV ortamı değil, Sandık Başı’dır. Neyse biz, ikilinin çıktığı ekran münazarasını değerlendirelim, arzu ederseniz. Erol Erdoğmuş beyin, naklen anlatımıyla. (nö)
(Görseli Değerli Çizerlerden izinsiz kullandığım için hoşgörülerine sığınıyorum!)

***

Continue reading

Tavlayan Tavlayana İktidarı: “Olağan Dışı Gider ve Zararlar”


“Tavlamak”; demir, toprak, cam gibi işlenecek bir nesneye gereken ısıyı ya da nemi sağlayarak onu işlenecek duruma getirmek, tav vermek anlamına geldiği gibi; mecazî anlamda da umut vererek inandırmak, kandırmak demektir. Ha bir de “Kız Tavlamak” vardır ki; bunun başlına apayrı bir açıklaması, bilimsel (!) yaklaşımı ve “yöntemleri” mevcuttur, ancak, konumuzun dışında kalmaktadır. Ucu, dolaylı yoldan değse bile…(nö)

***

Continue reading

Yarım Asıra Bir Kala: 15-16 Haziran Olaylarının, İstanbul Seçimi Arifesinde Düşündürdükleri…


CHP’nin “Sabıka Karnesi” oldukça yüklüdür. “Cürüm” işleme vakti gelip çattığında da, “suç ortaklığı” yapacak kişi ve partinin kimliği (!) önemli değildir. Kimi vakit, Türkiye’yi darbelere sürükleyen süreçte, Adalet Partisi ve Lideri Süleyman Demirel olmuştur; bugün de farklı sima ve partiler… Bu yüzden günümüzü iyi değerlendirebilmek için, yakın tarihimizde CHP’nin kimlerden yana olduğunun iyi anlaşılması şarttır! Buyrun sizlere tutanaklarıyla, örnekleriyle CHP…(nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: