Sevgililer Günü’nde Bir Sevda Hikâyesi…


***

Continue reading

Restons amis et disons-nous adieu…


C’est fini mon amour, avant de commencer!

petula_clark

O, istediği kadar; ‘Allahaısmarladık âşkım!’ desin;
Ebediyen bitti, diye de eklesin; Şimdi artık ayrılık vaktidir, geldi ve çattı diye yakınsın; Daha başlamadan, sonunu ilân etsin; Kaderimizde böyle yazılıymış diye de, kendini mazur göstermeye kalksın, yok öyle… Şu fani yaşamdan kopup gidene kadar hem dost kalacağız, hem de platonik iki sevgili… Tek taraflı olsa da bu «âşk!» Bu «âşk» kolay kolay tükenmez! Petula Clark, bitti dostum, dese de… Peki hangi «âşk» mı?!

***

Continue reading

Artık veda vakti geldi, çattı…


Damakta ölene dek «kekremsi» bir tat bıraksa da!

nebioglu

***

Continue reading

Adieu Mon Pays…


Non… non…, ne sois pas triste, je ne t’ai jamais oublié, mais…

cezayir_başkent

***

Continue reading

Avrupa ile ilk «merhabalaşma..!»


trieste

***

Continue reading

“Cahiliye” dönemlerimiz…


70 sonu, 80’li yıllar…

Brüksel’de, ‘IPC’, kısaltılmış adıyla “paralı” veya “devlet destekli” meslektaşlarımızın, uluslar arası haber ajanslarının “ofis”lerinin bulunduğu ‘Uluslar arası Basın Merkezi’ !

Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün temsilciliği, “Merkez”i bir kaç kez dolandırmasına, borç takmasına karşın “devlet” tarafından “omuzlanan” ve şu an yaşamda olan kimi basın çalışanları…

Continue reading

Bazı ihanetler vardır ömrü geri veremez…


©Photocredit

Bazı günâhlar vardır nasıl yaptığından utanırsın…

‘Her şeyin çaresi bulunur, ölümün asla’, diye boşuna dememişler. Continue reading

Kalbim özlüyor onu…


Bu sesimle ona ersem bana dünyaya değer.

 

Oku(ya)mayacağını bildiğim/tahmin ettiğim için zaten böyle umuma yazıyor, duruyorum !.

Ya bir de, bulunduğun yerden okuma olanağına sahipsen !

Diyorum…

Ve de içimi döküyorum.

Kaç yıl oldu, unutmak istiyorum.

Nedense bir türlü başaramıyorum.

Barış Manço ne diyordu ?

Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin
Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme
Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni
Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

(dinle)

Continue reading

“Kasetler” döşeli yolda adım adım sandık başına giderken…


Sırt dayanan dağlara kar yağmadan önce…

Günümüzün Türk toplumunu parçalayanlara hep karşı çıkmışımdır !

Cebime giren-çıkan mı var ?

Tam adamına denk düştünüz demektir…

Herkesin bir « takıntısı » yok mudur ! Kimi vakit birden fazlası ?

Düşünmesini, konuşmasını, algılamasını ve de diğer « yaratıklar »a kıyasla en gelişmiş canlı sıfatını taşıyacak da, takıntısı olmayacak…

Mümkün değil…

Hayvanların bile kendilerine özgü takıntıları vardır !

Ancak, konumuz bu değildir…

Ama, arada sırada bir kıyaslama yaparsam da mazur görün !

Üzerinize de alınmayın lütfen…

Continue reading

“Avrupalı” olmuşum ne yazar !


Dünden Bugüne, Eskimeyen Yazılar:

Mazide “gömülü” bir sevgiliye mektuplar… ( 5 )

 

Bu sana bir günde yazdığım ikinci, ilk mektup oluyor !

Her gün yazsana…’ diye alay etme sakın.

Yazılacak o kadar çok anımız var ki !

Kısacık bir âşktı bu yaşadığımız…

Diye yakınsak, ağlaşsak da…

 

Biliyorsun 18 Aralık sabahı artık “Avrupalı” olarak uyandık !

Arada sırada “uyanmak” demiyeyim ama, Türkiye insanlarını gaza getirip, uyandırmak ve de vasıta olarak Avrupa’yı kullanmak hiçte fena olmuyor.

 

Gümrük Birliği tesis edilen 1995 yılında da Avrupalı oluvermiştik.

Continue reading

İktidarlar da, muhalefet de, inandırıcılıktan yoksundurlar….


Dünden Bugüne : Eskimeye yüz tutan yazılar (mı?) – 3

Pazarda herkes ambarındaki unu kadar konuşur (muş)…

Önümüzdeki 24 Mayıs Çarşamba günü, BYT kuruluşunun 5.yılına giriyor.

 

Bunu aman sakın ‘İyi ki doğdun BYT’ türü kutlamalarda bulunasınız diye hatırlatmıyorum. Öncelikle dikkatinizi çekeyim. Bu tür kutlamaları, yaş günlerini vs. Hiç sevmediğimi dostlarımız bilirler (yeni katılanlar hariç.)

 

Geride bıraktığımız 4 yıl süresince yazılan, çizilenlere, sabrı ve vakti yetenler şöyle bir göz attıklarında, ortak bazı noktaların bir temcit pilavı gibi sürekli tekrarlandığını gözlemleyeceklerdir.

Belki de aranızda sürekli not alan ve de ‘bu herif yine yazacak malzeme bulamadı herhalde’ diyenler yahut ‘gına getirdi tekrarlaya tekrarlaya’ diye yakınanlar dahi mevcuttur ! Kimseyi okumaya veya not almaya zorlamıyorum ki ! Görevleri ( ! ) icabı izlemek, okumak, çentik atmakla vakitlerini kaybedenler hariç !

Continue reading

Yaşa yaşa gör temaşa…


Dünden Bugüne : Eskimeye yüz tutan yazılar (mı?) – 2

‘Yazın araması, kışın taraması olmasa, herkes besler (miş) mandayı…

 

70’li yıllarda Brüksel’in merkezinde ve tam da tarihî Borsa binasının karşısına düşen bir sokakta, ana blokun altında, bizim Türklerin tabiri ile “Kocakarılar Café’si” vardı.

 

Kent merkezine inmeyeli yıllar olduğundan halâ duruyor mu bilmiyorum.

Yok dağ başında yaşadığımı falan sanmayın sakın ! Continue reading

Bir ülke düşünün…


76 yılda başkalaşmış!

Reklam-Panosuna-Dönüşen-Ülke

© photocredit

Bir ülke düşünün; doğru söyleyeni bırakın dokuz köyden, anavatan topraklarından kovmuş. Yalakayı koltuğunun altına almış. İktidardakilerin eğilimlerine veya devletin “çıkarlarına” hizmet edenleri örtülülerle beslemiş. Beslediklerini de “Atatürkçü” “milliyetçi” “Kurt” “Türk” “İslâmcı” diye bölmüş..Bir ülke düşünün; dinleri, ırkları, kökenleri, inançları farklı bir toplumu kimlik buhranına düşürmüş.

***

Continue reading

“Zaman İnsanları değil Armutları Olgunlaştırır (mış) ! – Necip Fazıl…”


Dünya Bol Olmuş, Neye Yarar; Pabuç Dar Olduktan Sonra…

images

© photocredit

Her biri kendince zulüm etmekte,
İnsan bir memur görünce eşkiya sanıyor.
Ey zavallı, boş yere yakınma, bağırıp çağırma;
Çünki ezilenlerin âhını işiten hükümet, bunu musîki sanıyor !

***

Continue reading

Mazide “gömülü” bir sevgiliye mektuplar…( 3 )


Dünden Bugüne, Eskimeyen Yazılar.

Maziye “gömülü” sevgiliye mektuplar – 2

©Fotoğraf

 

Kolay iş değildir !

Üzerinde bir “karabasan” gibi çökmüş o “karmaşa”yı atabilmen!

Kimi vakit, ailevî olay ve gelişmeler senin üzerinde etkili olur; psikolog veya psikiyatra gitmeni gerektirir; eşin bu alanda uzman ise, “yırttın” demektir; elbette, sonuna kadar açılabilmesini biliyor, o “cesur”luğu gösterebiliyorsan eğer!..

Continue reading

%d bloggers like this: