60. Yılında Avrupa Birliği ve Türkiye…


 

Sinoplu Diyojen AB’yi; Türk insanı da AB ufkunu arıyor!

Avrupa Birliği; Britanya’nın üyelikten ayrılma süreci ve AB karşıtı akımların güçlenmesiyle sarsılan birlik yeni bir gelecek inşa etme noktasına gelmiş bulunuyor. AB, bugün her zamankinden daha fazla siyasi bir birliğe ihtiyaç duyuyor.

Ancak AB, özellikle ekonomi ve ticaretteki başarılarına karşın siyasi birlik oluşturmada başarılı olamadı. Bu alanda reforma ihtiyaç duyuyor. Dayandığı değerlere samimi bir şekilde sadık ve sahip çıkan, dış politika, ortak savunma ve güvenlik alanlarında da birleşmiş bir AB gerekiyor Dünya için…

Türkiye ise hem kırgın hem de umutsuz bakıyor AB ufkuna. Kırgın çünkü kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyor. Umutsuz çünkü Türkiye söz konusu olduğunda sudan sebeplerle önüne engeller dikilmesi bıkkınlık yaratıyor.

AB’nin Türkiye ile ilişkileri düzeltmek ve rayına sokmak için bu yeni süreçte hâlâ şansı var. Kendi değerlerine bağlı, Türkiye gibi aday ülkelere karşı dürüst ve açık bir politika izleyen bir AB olabilirse.

Ne diyorlar? Çıkmayan canda umut var…

***

Continue reading

Suriye’de gelinen nokta…


 

…ve Türkiye için «Kâbus Senaryosu!»

💀 Suriye, özgürleşme ve demokratikleşme bir yana, parçalanma noktasına gelmiş bulunuyor;

☠Kürt hareketinin devlete dönüşmesi ve Irak’ın parçalanması an meselesi;

💀Bölgesel dengeler derinden etkilendiği gibi, bölge ülkelerinin sınırlarının değişme ihtimalini içeren ciddi bir tehdit mevcut;

☠Ve bütün bunların arkasında ABD, Rusya, İsrail ve İran var;

💀Türkiye, Kürt nüfusa sahip bir bölge ülkesi olduğundan ve hem gücünden, hem de inandırıcılığının yanısıra çok şey kaybettiğinden dolayı tam bir tecrit altında bulunuyor;

☠Bölgede ilerlenen süreç ile çıkacak sonuçların Türkiye’ye yansımaması mümkün değil;

💀Ankara’nın Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İran ile ilişkilerinin mevcut durumu, bu tabloyu daha da kötüleştiriyor;

☠ABD kuvvetlerinin Suriye üzerinden Türkiye’ye girip bir haftada İstanbul’a varmalarını işleyen, “Metal Fırtına” kurgu romanı gerçeğe mi dönüştürülüyor? [Özet]

© photocredit

***

Continue reading

From Winter Icy Turn to Spring Warming?


 

EU – Turkey Relations : On the agenda of the EP April Session

MEPs will discuss the state of play in Turkey, in particular the upcoming referendum, during the April plenary in Strasbourg.

The Committee on Foreign Affairs calls on the Committee on International Trade, as the committee responsible, to incorporate 11 suggestions into its motion for a resolution inter alia;

The modernisation and effective implementation of the Customs Union will further strengthen the already strong economic ties between Turkey and the European Union and will keep Turkey economically anchored to the EU;

Contribute to both sides engaging in a positive reform agenda while mitigating political tensions with Ankara on the deteriorating situation of the rule of law and fundamental freedoms in the country;

Because; democracy, the rule of law and respect for human rights, fundamental rights and fundamental freedoms; EU-Turkey trade relations are and must remain based on mutual respect for human rights and fundamental freedoms; Include a clause on human rights and fundamental freedoms in the upgraded C U making them a key conditionality;

The C U can only reach its full potential if Turkey fully implements the Additional Protocol vis-à-vis all Member States; Turkey continue not to open Turkish ports to Cypriot vessels and failed to apply to Cyprus the Additional Protocol to the Ankara Agreement;

The C U cannot be considered a direct or indirect replacement of accession talks;

Upgraded Customs Union could help Turkey to overcome the challenges it faces, and contribute to stabilising Turkey and providing growth for its citizens, if the necessary reforms are made by the government and Turkey returns to the path of democracy and the restoration of the rule of law;

***

Continue reading

Siz, önünüze atılan Hollanda Peyniri ile oyalanırken…


 

Türkiye, kendi felâketine yol açacak gelişmelerle karşı karşıya!

1) Referandum bahanesi ileri sürülerek Türkiye Rakka Operasyonu’ndan dışlanıyor. 2) Suriye Kürtleri’nin Özerklik ilân ettikleri Menbiç, ABD’nin üssü yapılıyor. 3) Rus askeri güçleri PYD kokartları ile dolaşıyor, ABD askerleri örneğinde gösterilen Türk tepkisinin Rus olunca esamesi okunmuyor TSK’nın ise; ABD, Rusya ve Suriye askerleri ve YPG güçleri ile karşı karşıya bulunduğundan dolayı ilerlemesi durma noktasına gelmiş bulunuyor. 4) Türkiye’nin güdümündeki muhalifler Astana Toplantısı’na katılmayı boykot ettiklerinden, Ankara oyunbozanlık etmekle suçlanıyor. 5) ABD Kuveyt dahil bir çok ülke ve bölgede asker yığınağını artırıyor. 6) Irak’ın parçalanması sürecinde Erbil merkezli Kürt Devleti’nin ilânı, Suriye’nin Federal Devlet yapısına kavuşturulması çabaları hızlanmışken, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü derinden etkileyecek çeşitli gelişmelere Ankara suskun kalıyor. 7) Suriye Kürtleri’nin, tıpkı Irak Kürtleri gibi, federalizm üzerinden Şam’dan kademeli bir şekilde kopma sürecine girmesi ABD tarafından destekleniyor ve hedef kontrolü altında tutacağı bir bölge oluşturmak. Şam sessiz. 8) Türkiye kendi içinde federalizme sürükleniyor. 9) Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinin olumlu yönde değişmeye başlaması, Türkiye’ye olumsuz olarak yansıyabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Türkiye’nin desteklerden yoksun kalması mümkün. Sürekli ciddiyet ve güç kaybına sürüklenen Türkiye yükünü taşıyacak ülke sayısı azalıyor. 10) …Ve bütün bu gelişmeler Türkiye’yi kolayca hedef alınabilecek bir ülke konumuna sürüklüyor…

Referandum soslu Gouda peynir parçası ile oynamaya devam edin sizler…

***

Continue reading

ABD – Türkiye ilişkilerinde «ayıp» artık «yorgan altında» değil…


 

Aleni ve herkes seyrediyorken, AKP’li arkadaşlar görmezden geliyorlar!

Ankara’nın, kimseye kulak asmadan, 15 yıldır tek başına borusunu öttürdüğü hükümeti, Türkiye’nin ülke bütünlüğü açısından vahimden de öteye suçlar işliyor!

Sürekli gündem değişikliğine giderek, MHP desteğiyle, hamaseti, biatı ve benzer yöntemleri kullanarak toplumun gözünü boyuyor; Almanya’yı, Hollanda’yı, AB üyesi bile olmayan İsviçre’yi kullanıyor ve ne olup bittiğinin farkında olmayı bırakın, ülkesinin nerelere sürüklendiğini bile görebilmekten aciz bir avuç çıkarcı ve biatçının yanısıra, psikolojik etkileme silâhlarının mağduru eğitimsiz AKP seçmenini gözünün içine baka baka kandırıyor. Kandırmaktan da öteye, onların gelecek kuşaklarının istikbâlini karartıyor. Tıpkı Atatürk’lü yıllarda, ABD veya İngiltere mandası isteyenler gibi tuzağa düşürüyor! Bunları söyleyenler; ne RTE veya AKP karşıtlarıdır; – zira bu iktidarın demokrasinin gereği sizlerin oylarıyla sandıktan çıkmış olduğunu kabullenmişlerdir – ne de iktidarın fırsat buldukça suçladığı vatan hainleridir! Sadece ve sadece Osmanlı’yı çöküşe sürükleyenleri anımsatıp, örnek ve kıyaslamalarla – Abdulhamid İstibdat Saltanatı gibi [Bknz.]– aklı selim sahibi, hangi siyasi eğilimden, partiden, inaçtan ve mezhepten olurlarsa olsunlar tek vatan, tek bayrak altında yaşamak isteyen, huzur ve gerçek istikrar ile barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik, gönenç arayışında olanlarınızı uyarmaktan öteye hiçbir kazançları da yoktur!

Ne diyorlar? Kendi düşen ağlamaz! Gerisi sizlere kalmıştır. Bizlerin güçleri sizlere el uzatıp, yerlerden kaldırmaya bile yetmeyecek ölçüde zayıflamıştır! Bilesininiz ve özellikle de sağduyu sahibi gerçek dindan, mütedeyyin, vatanını ve milletini seven AKP’li arkadaş!… Sonra ‘kimse bizleri uyarmadı’ deme! –

***

Continue reading

Türk – Rus ve Amerikan askeri buluşmaları ne anlama geliyor?


 

Kürt hareketinin bölgede güçlenmiş olması, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor. IŞİD tehdit değeri olarak geride kalıyor. Bu durumda, Türkiye’nin IŞİD ile mücadeleyi, güçlenmiş Kürt hareketine bağlı tehdidi kontrol edecek bir mecrada yürütmesini gerektiriyor.

Antalya’daki üçlü-ikili toplantıları ise, bir askeri/güvenlik toplantısından öteye, Türkiye’nin dış politikadaki durumu, Rusya-ABD ilişkileri ve bu iki büyük gücün mevcut angajmanları dikkate alınarak değerlendirmek ve mevcut güvensizliği gidermede bir diyalog buluşması olarak görmek ve, “kamu diplomasisi” boyutunu da unutmaksızın, Türk diplomasinin son dönemde içine düştüğü zafiyetin bir işaret olarak kabul etmek gerekiyor.

***

Continue reading

Referandum’un «Ertelenme» Olasılığı!


Var mı; hangi şartlarda?

refo

***

Continue reading

%d bloggers like this: