Seçimlerin Sonucunu Tayin Edici Unsur: Gençlik…


BU MÜNHASIRAN BİR “8 TEMMUZ” YAZISIDIR

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Bugün itibarıyla gördüğüm; Cumhurbaşkanı seçiminin, 24 Haziran’daki birinci turda sonuçlanamayacağı, 8 Temmuz’daki ikinci tura kalacağı ve ikinci turda, Sayın Erdoğan’ın Sayın İnce ile yarışacağı…

AKP, Ağustos 2001’de kurulmuş ve Kasım 2002’den bu yana ülkeyi tek başına yöneten, 16-17 yıllık bir parti…

298 sayılı “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun”un 6. maddesinde 1995 yılında yapılmış değişiklik uyarınca, 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahip [198 Sayılı Kanun]

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verileri ile, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimine dair toplam seçmen sayısı 56,322 milyondur. [YSK’nun web sayfasında; seçmen sayısı olarak, 24 Haziran 2018 seçimleri için 56,322 milyon rakamı verilmiş iken, aynı yerde, 01 Kasım 2015 seçimleri için seçmen sayısının 56,949 milyon olarak geçmesi dikkatimi çekmiştir. Acaba nüfus artarken, seçmen sayısı gerilemiş olabilir mi?] Medya üzerinden edinilen bilgiye göre, toplam seçmenlerin yaklaşık % 6,5’u, AKP döneminde seçmen olmuş, “kesintisiz” AKP’nin tek başına iktidar olduğu yıllarda yetişmiş, bir anlamda AKP ile “yaşıt”  gençlerdir.

***

Continue reading

Intolerance and xenophobia on the rise in Europe


 

Managing migration while respecting human rights stay a major challenge in European States!

Xenophobic populism and hate speech continue to be on the rise, with high levels of migration and challenges of integration, religious extremism, terrorist attacks and the austerity-driven socio-economic climate observed all over Europe.

The populist rhetoric has blended into a hatred of non-nationals or minorities; migration and multiculturalism have continued to be presented as a threat to social cohesion and security.

Anti-Muslim rhetoric has persisted in many states in 2017. The negative stereotyping of Islam has led to an increase in violence and hate speech. The situation of Jewish people in Europe has not substantially improved, and antisemitic hatred was still widespread.

With regard to homo- and transphobia, the 2017 report describes a varied picture, with progress in some countries offering greater protection for LGBT persons and problems in others where they still experience unacceptably high levels of stigma, intolerance, hatred and discrimination

Montée implacable du populisme xénophobe, du ressentiment et du discours de haine en Europe

***

Continue reading

2018 Uluslararası Göç Görünümü


 

2018 International Migration Outlook and World Refugee Day.

Migration flows to OECD countries have dropped slightly for the first time since 2011, with around 5 million new permanent migrants in 2017, down from 5.3 million in 2016.

Öncül veriler, OECD ülkelerinin 2017’de 5 milyondan biraz fazla yeni ve kalıcı yasal göçmen aldığını gösteriyor. Bu da 2011’den bu yana bölgeye yönelik göçteki ilk azalışı (2016 ile karşılaştırıldığında yaklaşık %5 gerilemeyi) ifade ediyor.

OECD member countries currently host around 6.4 million refugees, more than half of whom are in Turkey. The top three countries from which asylum seekers have come are Afghanistan, Syria and Iraq.

Countries should focus on labour market policies to help refugees and improve coordinated actions to tackle illegal immigration.

 

Ortalama olarak OECD ülkeleri genelinde göçmenlerin istihdam oranı, 2017’de yüzde 1 puan artarak 67.1’e çıkmıştır. Ortalama işsizlik oranları yüzde 1 puan azalarak %9.5’e düştü. Yabancı işçilerin yasa‑dışı istihdamının nispeten genç yaştaki erkekleri etkiliyor. En çok kaygı duyan sektörler tarım, inşaat, imalat ve yurtiçi hizmetleri.

Perspectives des migrations internationales

***

Continue reading

AB «Mabet»inin 6.Sütunu: İtalya…


 

İtalya’nın Siyasî İstikrarı Ve Avrupa Birliği!

Bir yazıda Fransız lider Charles de Gaulle’ün unutulmaz sözlerinden birini hatırlatılıyor: “246 farklı peynir çeşidinin olduğu bir ülkeyi nasıl yönetebilirsiniz?”. Sonra da devam ediyor: “İtalya’da 487 çeşit peynir var”. Ülkedeki karmaşayı ve fikir ayrılıklarını anlatan bu örnek, AB’nin kurucu üyesindeki çözülmeyi bekleyen sorunlar yığınının da gerçekçi bir tasviri aynı zamanda.

İtalya genel seçimlerinin hem ülkenin kendisi hem de AB için “varoluşsal” bir anlam ifade ediyor.  “Çift yüzlü ayna” olarak nitelenebilecek İtalya’daki durum, incelenmesi gereken iki ayrı perspektif yansıtıyor: a) İtalya’nın b) Avrupa entegrasyonunun geleceği. Her ne kadar AB içinde özellikle diğer kurucu üyeler Almanya ve Fransa’nın yanında fazla sesi çıkmasa da İtalya, Birliğin üzerine inşa edildiği 6 sütundan biri.

Politik ve sosyo-ekonomik sorunların üzerinde çatlak oluşturması diğer AB ülkeleri tarafından fazla önemsenmese de sütundaki ciddi bir sarsıntının Birlik için büyük tehdit arz edeceği şüphesiz. Bu bağlamda akıllara takılan en büyük soru bu iki perspektifin ne ölçüde kesişeceği.

Sorunları çözme vaadini seçim propaganda aracı olarak kullanan politikacıların seçim kazanma yarışı olarak tanımlanabilecek İtalyan siyaset sahnesi, politikacıların kendisini kanıtlama alanı olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Politikacıların ülke siyasetini iyileştirmekten ziyade kendi kariyerlerine odaklanması, ülkedeki sorunların ana kaynağının gözden kaçırılmasına neden oluyor. İtalyanların mağduriyetlerini anladıklarını ifade eden liderler, sorunları çözmek için AB’den uzaklaşma yolunu seçti.

Merkezine AB politikalarını alan söz konusu çatışmanın önümüzdeki günlerde İtalya’daki krizi derinleştireceği öngörülürken politik istikrar, İtalyan siyaseti için bir “ütopya” haline geldi bile.

***

Continue reading

AB, gelecekte 27 üyeden daha kalabalık olacak


 

Ne Zaman?!

Son on yıl içerisinde karşı karşıya kaldığı Avro Alanı borç krizi, mülteci akını ve Brexit gibi sınamalar ve bunların yan ürünü olan popülizm nedeniyle içine kapanan ve kendi evini düzene sokmaya yönelen AB, en başarılı dış politika aracı olarak nitelendirilen ve dönüştürücü gücünün yansıması olan genişleme politikasını uzun süredir göz ardı etmekteydi.

2015’te yüz binlerce mültecinin AB topraklarına Batı Balkanlar üzerinden giriş yapması, bölgenin AB’nin güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Kosova ve Sırbistan gibi bölge ülkeleri arasında artan restleşmeler, reformlarda yaşanan yavaşlama, hukukun üstünlüğü alanındaki geri gidiş ve aşırı milliyetçi söylemin geri dönüşü, Balkanlarda istikrarın kırılganlığını ortaya koydu.

AB, Batı Balkanların jeopolitik önemini yeniden keşfettiğinde bölgedeki dönüştürücü gücünün büyük ölçüde zarar gördüğünü fark etti.

 

Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırma yönündeki manevraları, bölgeye ilk ziyareti göreve geldikten iki buçuk yıl sonra, Mart 2017’de gerçekleştiren Yüksek Temsilci Mogherini’nin Batı Balkanlar, büyük güçler arasında bir sonraki jeopolitik mücadelenin yaşanacağı satranç tahtasına dönüşmek üzere uyarısında bulunmasında etkili oldu.

Peki Batı Balkanlar’ı nasıl bir gelecek bekliyor?

***

Continue reading

«Eksik Etek»ten Cumhurbaşkanı Olur mu?


 

Bakalım Tarih Ne Diyor?

Oğul… Beylik dermekle, ağalık vermek iledir. Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.
Oğul… Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda, obanda herkes gezsin. Ululuk isteyen töreden ayrılmasın. Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.
Oğul… Oba dediğin birlik ve beraberlik olduğu zaman ayakta kalır. Birlik bozulmuşsa düşmanın karşısında yenilmeye, yok olmaya mahkumsunuz.

Hayme – Devlet Ana

Toplumdαki bαşαrısızlığın sebebi, kαdınlαrımızα kαrşı gösterdiğimiz ihmαl ve kusurdαn doğmαktαdır.
Milletimiz güçlü bir millet olmαyα αzmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kαdınlαrımızın her konudα yükselmelerini sαğlαmαktır. Bundαn dolαyı kαdınlαrımız ilim ve fen sαhibi olαcαklαr ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim bαsαmαklαrındαn geçeceklerdir.
Kαdınlαrımız eğer milletin gerçek αnαsı olmαk istiyorlαrsα, erkeklerimizden çok dαhα αydın ve fαziletli olmαyα çαlışmαlıdırlαr.
Kαdınlαr içtimαi hαyαttα erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yαrdımcısı ve destekçisi olαcαklαrdır.
Kαdınlαrımız için αsıl mücαdele αlαnı, αsıl zαfer kαzαnılmαsı gereken αlαn, biçim ve kılıktα bαşαrıdαn çok, ışıklα, bilgi ve kültürle, gerçek fαziletle süslenip donαnmαktır.
Mümkün müdür ki, bir cismin yαrısı toprαğα zincirlerle bαğlı kαldıkçα öteki kısmı göklere yükselebilsin?

***

Continue reading

A statement to the “Turkish Youth and Youth of the World”


 

19 MAYIS: TÜRK VE DÜNYA GENÇLİĞİNE ORTAK BİR MESAJ

Your first duty is forever to preserve and to defend your own home country towards establishing a culture of peace in the world. This is the very foundation of your existence and your future. This foundation is your most precious treasure. In the future, too, there may be detrimental people at home and abroad who will wish to deprive you of this treasure and put in an immense risk not only your own country but the world at large.

If some day you are compelled to defend your independence and your republic, you must not dwell on the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty.

And, most unfortunate than all these circumstances, those who hold power within the country and in the world political system at large may be in error, misguided and they may even be traitors. Furthermore, they may identify their personal interests with political designs of the invaders. The country may be impoverished, ruined and exhausted.

Dear all the Youth of Turkey’s present and future as well as the Youth of the world at large.
Even in such circumstances, it is your duty to save your own home country and the world as one home for all. You will find the strength you need in your noble blood. As an international message to you all, we’d like to conclude our presentation with the following quote by Franklin D. Roosevelt, 32nd President of the United States:“If civilization is to survive, we must cultivate the science of human relations – the ability of all peoples, of all kinds, to live together, in the same world at peace.”

When we have peace at home, we will have peace in the world!

***

Continue reading

%d bloggers like this: