Sorunsuz Yaşamanın Dayanılmaz Hüznü…


 

Cennet gibi bir Ülke’den Mektup Var!

El değmemiş doğası ile; yeryüzünde cenneti yaşayabileceğiniz birkaç yerden birinden, Herkese Merhaba!

Havalimanında sadece vizeme baktılar, bir sarılıp öpmedikleri kaldı. Göçmen bürosuna ayak bastığım andan yarım saat sonra pırıl pırıl oturma kartım elimdeydi. Hem de ne kart! Her şey içinde… Onlarca belge taşımak gerekmiyor.

Lojmanımı bile hazırlamışlar sahile yakın okyanusa bakıyor. Evin yanıbaşında kalan yerli bir kadın, ‘ne arzunuz olursa telefonun yanındaki zili çalın hemen gelirim’ diyor.

Kimseyi inandıramıyorum, anlata anlata bitiremiyorum. Avrupa imiş, Rusya imiş, Türkleri almayan ne kadar ülke varsa unutun gitsin. Hemen kalkın gelin. Kalıcı ilk Türk olduğumdan bir tür «Fahri Konsolosluk» sıfatı da verdiler. İçeride bağlantılarımı bulacaksınız. Ancak önce koşulları ve yaşam kıstaslarını okuyun ve herkesi önünüze katıp gelmeyin buralara. Ayrıcalıklara sahiplerin ülkesi burası, bilesiniz.

***

Continue reading

Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluklarının Torunları


 

Avrupa Adalet Divanı Önünde Adalet Arıyor!

⚖♚ Avrupa Komisyonuna şikâyette bulunuluyor, konu resmi düzeyde her platformda dile getiriliyor, zaman zaman ikili anlaşmalar ile geçici çözümler getiriliyor ve sonunda hukuki davalar açılıyor.

⚖♚ Ancak Türkiye’yi tamamen rahatlatacak adımların atılması henüz mümkün olmadı. Konuya ilişkin çalışmaların dağınık ve yetersizliği olumsuz etki yapıyor. İvedilikle daha sıkı bir eşgüdüm ve net bir odaklanma ile çalışmaların hızlandırılması, bu önemli kazanımın kağıt üzerinde kalmasını engelleyebilir.

⚖♚ Davalar farklılıklar içerince, siyasi atmosfer değişiveriyor. İyi de hani hukukun üstünlüğü, bağımsızlığı, tarafsızlığı? AB bu ilkelerin savuncusu değil mi? Türkiye söz konusu olduğunda dayatmıyor mu?

⚖♚ Şimdi, Mahkeme Nisan ayındaki duruşmada; ‘bu Türkler de artık çok fazla olmaya başladılar! Bu işin sonu nereye varacak ya hû? Böyle giderse bir gün Türkler tam üyeliği de dava, mahkeme yoluyla kazanacak galiba; biri onları durdursun vakit erkenden…’ diyebilir mi?

⚖♚ Söz konusu; Türkiye, Türkler ve haklı çıkarları söz konusu olunca, AB’nin bütün kurumları farklı telli çalgıları da kullansalar, ahenkli bir «Türk Marşı» çalabilirler, kaygı bu.(nö)

***

Continue reading

«New Turkey of Erdoğan…»


 

The West wants to weaken Turkey!

What are the core components of modern Turkish nationalism ?
What is the size and shape of this constituency, and is it coherent ?
What are the beliefs driving its apparent resurgence?

The Turkish electorate is pessimistic about the direction of the country and the economy. While Erdoğan remains by far the most popular political figure in the country, there is growing discontent among young voters, including among the AKP.

What this prevailing national mood and new emerging national self-perception means for Turkey’s place in the Western political, cultural, and security order is an important and open question. Certainly, the assumptions that underpin it)that Turkey is beset by enemies and that the West wants to weaken Turkey)do not bode well for the road ahead.

© photocredit

***

Continue reading

Bir «Toplum» Nasıl «Hamurlanır?»


 

Muhalefet Sindirilirken!

Terör, savaş, Sindirme, yıldırma, korku ve güvenlik ihtiyacı nedeniyle, insanlar, ‘ihtiyaç’ gereği belirli durumlarda insan haklarının ve temel özgürlüklerin kısıtlandırılabileceğine ikna edilirler.

Ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit eden teröristlerin ortadan kaldırılması için insanlar kalabalıklara dönüştürülüp, sokaklara ve meydanlara dökülürler.

Açlık, yoksulluk, eğitim gibi asıl gündemler göz ardı edilir. Gözler terörle mücadeleye veya yapay savaşlara çevrilir, askerler ve ordu alabildiğine yüceltilir.

Medya hükümet tarafından doğrudan veya dolaylı yöntemlerle kontrol edilirken, genelgeler, mevzuatlar, sevilen medya temsilcileri ya da yöneticileri halkı iknada kullanılırlar. Sansür veya otosansür, özellikle savaş dönemlerinde oldukça yaygındır.

Korku, oluşturulan yapay umacılar hükümet tarafından, kitleler üzerinde harekete geçirici bir araç olarak kullanılır.

Dinin ana doktrinleri hükümet politikalarına veya eylemlerine tamamen karşıt olduğu durumlarda dahi, hükümet liderleri tarafından yaygın olarak kullanılır.

Hükümetle iş dünyası arasında karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki tesis edilir ve belli bir iktidar eliti işadamları topluluğu yaratılır.

İnsanlar, polisin suistimallerine göz yummaya ve hatta vatanseverlik adına sivil özgürlüklerden feragat etmeye razı olmaya zorlanırlar.

Gerçek aydınlara ve akademisyenlere karşı açık bir düşmanlık körüklenir ve teşvik edilir. Profesörlerin ve diğer akademisyenlerin sansüre uğraması, hatta tutuklanması yaygınlaşır. Sanatta ifade özgürlüğü açıkça saldırı altındadır ve hükümetler genellikle sanata bütçe ayırmazlar.

Yönetim kadrolarına kendilerinden olanları atayarak hükümetin güç ve otoritesini sağlamlaştırırlar. Hesap vermekten kaçmak için ahbap ve müttefikler topluluğu oluşturulur, ittifaklar kurulur.

Seçimler, çamur atma kampanyaları, şiddet ortamı altında yapılır. Seçmen oylarının ve seçim bölgelerinin kontrolü için yasama kurumları alet edilir ve medyanın manipülasyonu artırılır.

Güçlü ve sürekli milliyetçilik körüklenir. Vatansever şiarlar, sloganlar, semboller, marşlar ve diğer propoganda vasıtaları kullanılır.

Sizlere herhangi bir dünya ülkesinde mevcut koşulları anımsatmıyor mu bunlar?! [Kaynak: Dr. Lawrence Britt]

© Paweł Kuczyński

***

Continue reading

Şimdi Birlik ve Beraberlik Zamanıdır…


 

Sanki, cephe gerisinde istediği birliği barış ve huzur zamanında koruyucu politikalar izlenmiş gibi!

Söylemlerinde, «Duygu Sömürüsü» yapanların arasında Reis’ten «Usta»sı yoktur! İmam Hatiplilerin özelliği olmalı bu…

CB, 4 Kasım 2015 tarihinde şunları söylüyor: ‘önümüzdeki dönem konuşma, tartışma dönemi değil; sonuç alma dönemidir. Bu işe illa bir isim aranıyorsa, bunun adı artık ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci’dir”

‘Ananı da al git’ günlerini geride bırakıp, kutuplaştırmaları da görmezden gelip 2018 Ocak ayına varıyoruz.
Reis diyor ki; ‘Dervişin fikri neyse, zikri de odur. Kalbine kin, nefret ve husumet olanın dili (eylemleri de elbette) bunları sergileyecektir.

CB şu kararlılığını da az tekrarlamadı: Şu gerçeğin herkes tarafından bilinmesini (iyi) istiyorum. Bu ülkede tek parti döneminin faşist zihniyeti artık tarih olmuştur!

Şahsen bendenizin şu şekliyle yorumladığı bir cümle ile son veriyor konuşmasına: Hortlatmaya kalkışanları da asla yaşatmayacağız. Muhalifleri kastediyor olmalı.

Gidişat, Tek Parti, Tek Egemen Lider, İstibdat dönemi değil galiba?! Uygulamaların, yurtiçinde ve dışında muhaliflerin ölümle tehdit edilmeleri de kesinlikle faşist zihniyetle bir ilgisi yok mutlaka, çünkü tarih olmuş!

Belçika’da Cuma akşamı yapılan toplantıya katılan İyi Parti Kurucu üyelerinden Av.Özcan Pehlivanoğlu’nun izlenimi ise özetle şu:

Yapay kutuplaştırmalara bir de yurt dışında yaşayan Türklere seçme yani seçimlerde oy kullanma hakkının verilmesi ile particilik odaklı bölünmeler eklenmiş. Bu insanlar adeta birbirleri ile selamı sabahı kesmişler, birbirlerinin gelip gittiği yerlere uğramaz olmuşlar hatta camilerini ve diğer ibadet yerlerini bile ayırmışlar. Ortak idealler nerede ise tükenmiş.

Şimdi sorumuzu soralım öyleyse; Nerede ise yüzde yüze yakın müşterekleri olan bu insanların bu ayrışmaya uğratılması, Türk toplumuna nerede olursa olsunlar büyük zararlar veren bu durumun müsebbibleri kimler?! (nö)

***

Continue reading

ECHR: Your Daily Rights and Freedoms – New Factsheets…


 

AİHM: Günlük Bütün Haklarınız Elinizin Altında!

⚖⚠ The European Court of Human Rights is launching a series of five new factsheets on its case-law on the following themes: access to the Internet and the freedom to receive and impart information; deprivation of citizenship; legal professional privilege; and accompanied and unaccompanied migrant minors in detention.

⚖⚠ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sanal ortamda yayımladığı yeni bir katalogda, günlük yaşamın her alanında bilinmesi gerekenleri, ilgilenenlerin bilgisine sundu.

⚖⚠ Çeşitli dillerde yayımlanan katalogda sırasıyla; Avrupa Birliği İçtihadı, Ayrımcılık, Ceza Hukuku, Çalışma ve İş Hayatı, Düşünceler ve Bilgi, Yaşam, Sağlık ve Sınırdışı Etme genel konu başlıkları altında, öğrenmek istediğiniz bütün bilgileri ayrıntılı bir şekilde yanıtlıyor.

⚖⚠ The factsheets aim to contribute to increasing awareness about the Court’s judgments among journalists, national authorities and the public in the Member States of the Council of Europe with a view to improving implementation of the European Convention on Human Rights at national level.

⚖⚠ Ένα από τα βασικά αιτήματα της τρέχουσας μεταρρύθμισης που αποσκοπεί στην αύξηση της αποτελεσματικότητας του συστήματος της Σύμβασης είναι τα κράτη μέλη να εγγυηθούν την εσωτερική εφαρμογή της Σύμβασης και της νομολογίας της.

***

Continue reading

Medeni ve Dürüst Osmanlı’dan Geriye Ne Kaldı ki …


 

«Derin» ama «Değerli» Yalnızlık!

Rivayet odur ki; Osmanlı yıllarında italyan bir tacir İstanbul’a gelir. Beyoğlu’na doğru giderken, Tophane iskelesinde içinde paraları bulunan kemeri çözülür ve paraları etrafa saçılır. Yetmemiş gibi bir de bir kısmı denize yuvarlanır.

Etraftan görenler hemen adamın yardımına koşup, yerdeki paraları teker teker toplarlar ve tüccara teslim ederler. Adam şaşkın mı şaşkın, telâşla kemerini yeniden doldururken, teker teker sayar ve toplayanlardan bazılarının çalabildiğini düşünerek kaygıya düşer.

Oysa o sırada çevredekilerin bazıları Tophanenin sularına atlamışlar ve denize dökülen paraları da karaya çıkarmakla meşguller. Endişesi kaybolmaya başlayan tüccar parasının neredeyse tamamına yakınının toplanıp kendisine teslim edildiğini görünce, kaygı duyduğundan dolayı utanç duyması bir yana, nasıl teşekkür edeceğini dahi bilemeksizin yanındaki tercümanı aracılığıyla paralarını toplayanlara hitap etmeye başlar:

Beni tanımıyorsunuz. Hatam sonucu para kemerim çözüldü ve iş yapmak için getirdiğim paralarım etrafa saçıldı. Büyük bir iyilik ettiniz, canınızı bile hiçe sayıp soğuk sulara atladınız büyük bir zahmete katlandınız. Bu iyiliklerinizi karşılıksız bırakamam. Sizlere olan borcumu ödemem şart, der ve kemerine elini atıp dağıtmak için para çıkarmaya başlar.

Ancak, kendisine iyilikte bulunanlar derhal itiraz ederler. İçlerinden biri; lafı bile olmaz, bizlere hiçbir borcunuz yoktur. Biz sadece ve sadece insanlık görevimizi yaptık. Sevinmeniz, paralarınıza kavuşmanız bizim için yeterlidir, der.

Adam kulaklarına inanamaz.
Nasıl olur, bunca iyilik bizim oralarda olsa karşılıksız kesinlikle yapılmazdı, diye karşılık verir.

Çevredekilerden biri; orası orası, burası burası der ve ekler:

 

İnsanlık yardımlaşmayı, zorda olanın yardımına koşmayı gerektirir. Arkadaşımın dediği gibi görevimizi yaptık sadece.

 

Tüccar bin kere teşekkür ederek tercümanı ile beraber şaşkın mı şaşkın oteline döner.
Paralarını yeniden sayar, bir kaç kuruş hariç hepsi tamamdır. Oturur düşünür;
Halkın en fakir tabakasındaki bu incelik, yardımseverlik derecesi sadece Türklere mahsus olmalıydı.

Peki ya şimdi?

 

 

Elbette arada sırada basından okuruz, yerde bulduğu parayı sahibine veren, vermek için araştıran ve kendisine verilmek istenen ödülü kabul etmeyen istisnalar çıkar.

Ama, ahlâk bakımından günümüzdeki Türk siyaseti ve medeni hayatı bütün cihana örnek olabilmekte midir?

 

Yanıtı içeride…

***

Continue reading

%d bloggers like this: