Washington’un Türkiye Kararı ne anlama geliyor?


 

«Dostluk ve Stratejik Ortaklık» pul üzerinde mi kalacak?!

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yoğunluğu ve yaygınlığı ile, iki ülkenin uluslararası politikadaki statüleri/durumları dikkate alındığında; vize hizmetlerinin askıya alınması, Türkiye için ciddi politik, ekonomik ve askeri sonuçlar doğuracağı gibi; eğitim, bilim, teknoloji, turizm, spor dâhil hemen her alanda Türkiye’yi derinden etkileyek nitelikte.

ABD kararı, Washington’un, Ankara’yı doğrudan karşısına aldığı, ve de Ankara’yı üçüncü kişiler ile karşı karşıya getirme amacı güttüğü anlamlarına da gelebiliyor. Böyle bir algıdan, kuvvetle muhtemel Türkiye’de diplomatik misyon bulunduran diğer ülkeler de etkilenecek, onların da vize konusunda benzeri kararlar alması ihtimali belirecek.

Yoksa, ABD gibi bir süper güç için “Fethullahçı Terör Örgütü” nün fazla bir değeri bulunmuyor. Vahim olanı ise, ABD’nin vize hizmetlerini askıya almasının “Fethullahçı Terör Örgütü” ile irtibatlandırılmasıdır.

Buna karşılık, eş zamanlılık nedeniyle, karar, Türkiye’nin Rusya ve İran ile birlikte İdlib konusunda harekete geçmesi ile de ilişkilendirilebilirse de ciddi potansiyel güçlükleri içeren bir konu olduğundan zayıf ihtimâl dahilindedir.

Burada unutulmaması gereken önemli bir husus da; Erbil Referandumu ve ABD-İsrail ikilisinin, Moskova-Ankara-Tahran üçlüsünün yakınlaşmasından duyduğu rahatsızlık ve kaygıdır. İki tarafın da yıllardır Kürtler üzerine yatırım yaptıkları dikkate alınırsa «meyve» tam olgunlaşmış ve koparılması zamanı gelmişken dış etkenlerin sopa indirip düşürmeleri, Washington’dan Ankara’ya; “eğer sen Erbil’e sınırını ve hava sahasını kapatırsan, ben de vize hizmetlerini askıya alıp, başka ülkelerin de aynı şeyi yapmasını sağlayarak seni aynı duruma düşürecek güce sahibim!’ mesajı gönderilmesini de tetiklemiş olabilir.

***

Continue reading

Türkiye «ketenpereye» mi getiriliyor?


 

BOP eşbaşkanı siviller ve ABD madalyalı askerlerce!

İdlib; Ankara’nın “uzak görüş” noksanlığı ve Türk Dış Politikasındaki zafiyetin “küçük ya da günlük” hesaplar peşinde koşma ve dış politikada Sünni kimliği öne çıkarma alışkanlığının devam ettiği gibi bir operasyon olarak mı tarihe geçecek?

Türk ve Müslüman olan Irak Türkmenleri için askeri harekâta girişmeyen, 15 yıl içinde kayıtsız kalan Ankara’nın İdlib’teki Sünni Müslümanları korumak için askeri harekâta girişmesi yeni bir samimiyetsizlik örneği değil mi?

Türkiye’nin İdlib operasyonu için ileri sürdüğü veya açıkladığı müdahale gerekçeleri; Erbil’e göre, oldukça zayıf gözükmüyor mu. Bu, Türkiye için ayrıca risk oluşturmuyor mu?

Türkiye, İdlib üzerinden, Suriye Kürtlerini Şii milislere ve “Sünni cihatçılara” karşı koruma gibi bir işe soyunmuş olabilir mi?

Moskova, Tahran ve Şam’a güvenilebilir mi, yeni durum Esad’ı Erdoğan’dan “intikam almaya” isteklendirebilir mi?

Rusya veTürkiye’nin İsrail karşısında İran’a müzahir müzahir duruşu, ABD-İsrail ikilisini çok rahatsız ettiğinden dolayı mı, biri açık diğeri örtülü Erbil’in bağımsızlığını destekliyor?

İsrail-ABD ikilisinin hedefinde sadece İran değil, Türkiye de mi bulunuyor?

Ve daha Türkiye’nin başına beterin beteri gelebilir dedirten soru ve hususlar! Futbol ve dizilerden biraz olsun uzaklaş, oku ve üzerinde düşün ey vatandaş…

***

Continue reading

Barzani’nin, İsrail ve ABD destekli yayılmacı girişimleri…


 

Musul ve Kerkük Kürtlerin eline mi geçiyor?

☪ Türkiye’nin Musul konusundaki ısrarının arkasında yer alan en temel etken, bu vilayetin sınırları içinde yaşayan nüfusun çok büyük bir çoğunluğunun Türk/Türkmen olması, vilayet toprağının Türkmenlerin ata toprakları olmasıdır.

☪ Kürtlerin Kerkük’te “kendi hukuklarını” yaratma çabası içinde oldukları ve Kerkük İl Meclisi’nin kararının da buna örnek teşkil ettiği anlamına gelmektedir. Ancak yerleşik uluslararası hukuk, yürürlükteki Irak Anayasası ve diğer ilgili mevzuat himaye edici değil. Kürtlerin Kerkük ile ilgili tasarrufları, uluslararası hukuk ve Irak iç hukuku muvacehesinde yok hükmündedir.

☪ Kürt Yöneticiler, bugün çok farklı şeyler söyleseler de, o toprakların Türk/Türkmen kimliğini “silmek” için dün tapu ve nüfus kayıtlarını tahrip edenler de onlardır. Ve söyledikleri, dünkü gerçekleri örtmeye/unutturmaya yetmemektedir.

☪ Erbil ve Kerkük ile gelişmeler; “perde” gerisinde kalmaya özen gösterse de, daha çok İsrail ile bağlantılı bulunmaktadır.

☪ Bağımsızlık referandumunun alınış biçimi ve koşullar dikkate alındığında, Kerkük’ü de kapsayacak referandumdan kuvvetle muhtemel Barzani’nin istediği sonucun çıkacağı; bunun da, müteakiben Kerkük’ün yeni statüsünü belirlemek için yapılacak ikinci referanduma yansıyarak Kerkük’ün “Irak Kürdistanı”na bağlanacağı anlaşılmaktadır. Kerkük’ün bu suretle “Irak Kürdistanı”na dâhil olması, Kerkük petrollerinin Irak Kürtlerinin (dolayısıyla ABD’nin ve İsrail’in) kontrolüne girmesi anlamına gelecektir.

© photocredit

***

Continue reading

«Ring of Fire…»


 

Etrafı Giderek Çevrelenen Türkiye!

☪ ☫ Irak üzerindeki İran nüfuzunun çok ciddi bir noktaya geldiği, artık açıkça herkes tarafından görülebilen bir husus. İsrail, Tahran’ın Suriye’de deniz ve hava üssü kurma niyetinde olduğunu ileri sürmekte. İran böylece, Doğu Akdeniz’de askeri ve enerji alanlarında varlık gösterme olanağına sahip olacak.

☪ ☫ Türkiye ise, İskenderun Körfezi ve Hatay üzerinden, Doğu Akdeniz “çanağı”nın kuzey ve kuzeydoğu bölümüne hâkim bir konumda. Doğudan İran’a komşu olan Türkiye, artan İran varlığı nedeniyle, güneyden de komşu olma noktasına geliyor. Doğu Akdeniz kıyısına da İran erişirse, bu noktada da komşusu olacak. İran’ın Güney Kafkasya ülkeleri üzerinden Karadeniz’e açılma çabası içinde olduğu da biliniyor. Türkiye’nin İran ile “çevrelenmesi” ya da İran’ın Türkiye’yi “çevrelemesi” belirginleşmiş oluyor.

☪ ☫ Bu tablo karşısında Ankara’nın dış politika yaklaşımlarında görülen tutarsızlıklar ve istikrarsızlıklar bir belirsizliğe ve güvensizliğe yol açmış olduğu için, isabet derecesi yüksek bir öngörüde bulunmak güç.

☪ ☫ Ankara’nın önündeki her seçenek ihtimali de rizikolu. a) ABD’nin ve İsrail’in Kürtlere açıkça verdiği destek ve bunun Türkiye’de yol açtığı ülke ve ulus bütünlüğünü koruma endişesi Ankara’yı İran ile birlikte hareket etmeye itebilir; b) Sünni İslam kimliğini öne çıkarması ve Riyad’a yakın durması hâlinde etrafını İran’ın çevrelemesi halinde durumu ciddileşir; c) İran’ın güçlenmesi ve bölgesel dengeleri lehine değiştirmeye başlaması, Ankara’yı ABD’ye, İsrail’e ve Suudi Arabistan’a yönlendirebilir…

☪ ☫ Türkiye’nin İran kaynaklı güncel endişelerinin uygun ve güvenilir bir şekilde karşılanmasına bağlı olarak, Irak ve Suriye konusunda benzer bir yaklaşım içinde olmaları, daha gerçekçi ve uygulanabilir gözüküyor. Bu durum, Moskova’nın Türkiye-İran ilişkilerinde daha yapıcı bir rol oynamasına hizmet edebilir.

☪ ☫ Peki, Erbil’in bağımsızlık referandumu için öngördüğü 25 Eylül yaklaşırken neler söylenebilir?

***

Continue reading

Yoksa siz de hâlâ ‘Reis’ diyenlerden misiniz?


 

Kul azmayınca Allah belâ vermez(miş!)

☪ ☠ Barzani piyonunun Türkmen şehri Kerkük’te, Kürt(çü) paçavrasını her yere asmaları karşısında, sözde Türkmenlere; “Türk milleti, Kürdistan’a izin vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, evinin önünde kurulması planlanan ruhsatsız, bölücülük ve düşmanlık kampına müsaade etmeyecektir” diyen Devlet Bahçeli’nin hamaset edebiyetıyla çağdışı kalmış Pan-Türkizmine asıl oyunu bilmediklerinden dolayı karşı çıkabiliyor?

☪ ☠ Esas Mesele, İsrail’in İran’ın güçlenmesinden duyduğu korkudur. Bu korkuyu, Irak’ı, Suriye’yi ve Türkiye’yi Böl Parçala ve Yönet stratejisiyle; İsrail, ABD ve AB güdümünde bir Kürt Piyon Devleti kurmak ve bununla İran’ı alt etme imkanı yakalamaktır.

☪ ☠ ABD başkanı Trumph’un, İsrail ve Emperyalist Avrupa koalisyonu eliyle, kısmen Doğu Anadolu Bölgesi ile Hatay’ı da içine alacak biçimde Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamını Bağımsız Kürdistan Devleti olarak ilan edeceğini şimdiden kabul ettiklerini biliyor musunuz? Kaybedilenlerin ah-vahla geri gelmeyeceğini bilmiyorsanız sonunuz hüsran demektir.

☪ ☠ Kabahat sizlerin de değil ki! Toplumun afyonlarına olan bağımlılığınızı atıp bir iki kitap okumayı boşverin, kamu görevi yapmaları gereken Medya patronları refahımıza zarar gelmesin, nasıl olsa bu millet “Şehitler ölmez Vatan Bölünmez” Niyaziliğini şeref kabul ediyor diyorlar ve gerçekleri yansıtmıyorlar. Şimdi de Fetö İddianame Dizileri ile uyutmaya başladılar Milleti.

☪ ☠ Terör de duracaktı değil mi?
Haziran Seçimleri ardından verilen sözler bir yana, referandum nutuklarında bağıra bağıra vaad ettikleri gibi…
Ne mi oldu?
Gerisi içeride…

***

Continue reading

«Küçük» ama «Marifeti Büyük» ülkeler…


 

…ve Dış Politikası dibe vuran «Büyük” ve Güçlü”»Türkiye…

Bilgi, her alanda güç demektir. Hiç şüphesiz, buna dış politika/diplomasi de dâhildir. Türkiye’de ortada olana bakıldığında, Ankara’nın, ya bilgiye-bilgi üretimine yatırım yapmadığı ya da bundan her neyi anlıyorsa, bu anlayışının ve bu anlayışa dayalı uygulamasının işe yaramadığı çıkarılmaktadır. Dış politikada dip yapmış değerli (!) yalnızlık, bunun çok somut bir işareti niteliğindedir.

***

Continue reading

Irak Kürdistanı’nın Bağımsızlık Referandumu…


 

Barzani kime bel bağlıyor; İsrail’e mi, ABD’ye mi, Türkiye’ye mi !

☔ Barzani, kararından vazgeçmesi ya da kararını ertelemesi yönünde içeriden ve dışarıdan gelen çağrılara kulak asmazken, herhalde sadece İsrail’in verdiği açık desteğe bel bağlamamakta.

☔ Peki, Barzani, aldığı referandum kararı konusunda, Ankara’ya da bel bağlamış olabilir mi?

☔ Bazı son gelişmeler, Barzani’nin referandum konusunda ABD’ye bel bağlamış olabileceğini de çağrıştırmaktadır. Orta Doğu’nun birçok ülkesinde varlık bulunduran, üstelik Kürt kartı için bugün kadar ciddi “yatırım” yapmış olan ABD’nin, bu gelişmelerden habersiz olduğunu düşünmek eşyanın tabiatına aykırı gelmektedir. ABD, bu olayların bir şekilde içindedir ya da yakınındadır.

☔ Irak Kürdistan’ın bağımsızlığına kavuşmasının yol açabileceği muhtemel kayıplar, riskler ve zorluklar olduğu; karşılıklı ödünler ve taahhütler ile, bir tarafın bu olaydaki kaybının diğer bir olay üzerinden telafi edilmesi konularında görüş alış-verişinde bulunulduğu, dolaylı müzakerelerin yapıldığı akla gelmektedir.

☔ Irak Kürtlerinin Bağdat’tan kopma konusunda kararlı oldukları görülmektedir. Bağımsızlık referandumu için ilan edilen 25 Eylül 2017 tarihine çok az süre kalmıştır. Bölgede belirsizlik yoğun olmasına rağmen, bölgeyi iyi günlerin beklemediği bugünden kendisini belli etmektedir. Sonbahar yaklaştıkça bu daha iyi görülebilecektir.

Kürtlere karşı herhangi bir olumsuz tutumumuz söz konusu değil!

***

Continue reading

%d bloggers like this: