One Year Later : Quo Vadis EU-Turkey Deal?


 

Can it be maintained?

EU-Turkey statement on refugees, providing a summary of the current situation. The answer to the question of whether it can, inter alia depends on:
Domestic issues in Turkey and the further deterioration of the country’s safety conditions.
The possibility of serious social unrest between Turks and Syrians.
The Turkish government’s reaction to unfulfilled promises.
Mostly on the current state of the relations between the EU and Turkey.

All these points are vital for the deal to remain on track and they largely depend on domestic conditions in Turkey and Greece, the two key countries involved in the deal, in addition to on the relations between Turkey and the EU. Even if the deal survives for a while more, outsourcing the problem can never be a permanent or long-term solution.

EU-Turkey statement should merely be considered a stop-gap measure that must be replaced with a more stable and longer-term strategy. However, facing one of the most critical electoral years in the EU’s history, it is unrealistic to expect a fair assessment of the current situation.

© photocredit

***

Continue reading

«İnsanlık Mahallesi»nde, Kahveler dopdolu…


 

…Çaresizlik!

Sigara dumanı izmarit ve adam dolu kahveler…
Masa sandalye faraş
Ve yavaş yavaş tükenen insanlarla dolu kahveler…
Millet kahvede.
Millet aç.
Açlarını doyurmak için tüketmiş kendini koca bir Millet…
O ne menem bir acıdır açlık acısı
Bilemezsiniz!
Yıl yıl ay ay saat saat kabaran bir acıdır o.
Onu sen açlara sor, kendine sor…
Açlığın suratımızda şaklayan kırbacıdır o…
Devlet eziği, dışlanmış,
Gömügömüverirler hırsızlar:
Aydını…
Aydınlığı…
Işığı…
Sanatı…
İnsanlığı kendi zindanlarına…
Ama ne gam?
Güne çıra olmadan inse de akşam:
Doğacak elbette iki binli yılların şafağına bir güneş gibi…
Zengin yalnızlığında unutulmuş
Bu yoksul,
Bu çaresiz, olan…

© photocredit

***

Continue reading

Özgürlük ve Bağımsızlığın «sınır ve sınırsızlığı… »


 

Kişi sonunu kendi gözleriyle görmeden, ‘mutluyum çünkü tek güç benim’ diyemez!
Neden mi?

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca halk önderlerinin ve bilgelerin payına düşen alınyazıları olmuştur. Bir de kitapların…

İnsan zulmü, hemen her yere ulaşır, sadece ve sadece insanların hâyâl ve umutlarına erişemez. Tarih boyunca, bu iki erdemin eşiğinden içeriye adımını atamamıştır. Düşünceyi bile susturan zulüm, umut ve hayali susturmaya gücünü geçirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: umutları ve hâyâlleri olmuştur. İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Çünkü atılım, köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın atomcul gücüdür.

Bunun daha bilincine varma yetişkinliğine erişemeden, düzen denilen köleleştirici güç, daha yatağında iken boğmak için elinden geleni yanına koymaz, yarına da bırakmaz! Önce koşullandırır, öz-güveni insanın kendi elleriye yıktırtır.Artık, sömürgenlerin ellerine muhtaç olmaktan, onlara biat etmekten kurtaramaz insan kendisini .

Oysa, insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürür. Bunların bittiği yerde de zaten can da biter.

Bu yüzden, gerçek düşmanlarımızı tanımadan, onlardan kurtulamayız! Çünkü; atılımlarımıza engel olan her güç ve etken, bağımsızlaşmamızın düşmanı, köleleşmemizin efendisi olmuştur tarih boyunca, bugün dahi olmaktadır.

***

Continue reading

Zulüm Sarıyor Evreni Kara Bir Kefen Gibi…


 

Ama, Ufuklar Kıpkırmızı Kan…

Kartallar uçar tedirgin,
Çatal yürekleri kan-revaan…
Eritilmiş kurşunlarla dağlanır yürek;
Yanan yürekler
İçer kuyuyu kovadan.
Gün görüş günüdür;
Yol gösterir karanlıklar güneşe…
Acı acıyı tartar.
Yırtar mahpushane “Dam” larını güvercin kanatları,
Yırtık yüreklerimiz kan-reva-aan.

***

Continue reading

Understanding Turkey’s Constitutional Referendum!


***

Continue reading

Toplumun has düşmanları: Dalkavuklar…


 

Aydının dalkavukluğu, cahilinkinden çok daha yıkıcı ve tehlikelidir!

dalkavuk

Kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık sözlüklerde Dalkavukluk diye geçer! Gelin bakalım, ünlü düşünürler neler demişler bu konuda:

İktidar yalakalıktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref ortadan kalkar; ayaklar altında ezilmeye başlarShakespeare; Dalkavuklar, devlet adamlarının çevresini sarmış bir çemberdir; Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün getirdiği çıkardan daha fazla olursa, o ülke batar Montesguieu; Rakip ve düşmanlarınızı gülünç gösterip mahvetmek isterseniz, etrafını dalkavuklarla doldurunEdmound Jaloux; Kendine ait olmayan bir ölüye sunu sunmak, dalkavukluktur Konfüçyus; Bizi tenkit ederek kurtaran dost, kaybımıza sebep olan dalkavuktan çok daha itibarlıdırDelavigne; Ülke bölünsün istiyorum. Yandaş, Yalaka ve Yavşaklar bir tarafa; Onurlu, Şerefli, Emekçi ve Vatanperver insanlar bir tarafa Can Yücel; Yağcılık, her türlü sosyal ilişkinin merhemidirNeyzen Tevfik; Dalkavuklar ne kadar yükselirlerse yükselsinler, kendilerini yükselten tekme izlerini arkalarından silemezlerCenap Şahabettin; Dönemsel şekil değiştiren iki mahluk vardır; ipek böceği ve dalkavukH.Danişmend; Kişi, sende olmayan vasıflarla överse, sende olmayan kusurlarla da yerebilirAli Zeynel Abidin…

***

Continue reading

«Düşünce»den sınıfta kalanlar…


 

…ve de düşünerek «kendini aşanlar» DÜNYAsı!

rodin

Yaşam, durmaksızın sorunlar üreten ve de durmaksızın sorunlara çözümler üreten bir düzenektir. Bu düzeneğin kuralı, salt insanlar için de değil, tüm öteki canlar, tüm öteki canlılar için de, hatta, hatta tüm cansız varlıklar için de böyle işler..!

İnsanların büyüklüğünün tek bir koşulu vardır: O da, ünün, şanın, paranın, mevki hırsının gümüş veya altın kelepçelerinden, sadece aklının bileğini değil, tüm varlığını tümüyle kurtarmış olması, tüm çıkarlarından arınmış olması, tam bağımsızlığına ulaşmış olabilmesidir..!

Düşünce tembelliğinden beynimizi azat eder de, geniş açılı pencerelerden bakarsak, her İNSAN, kendisi ne olmak ve nasıl olmak isterse o olur; öyle olur..! Gel bil ki, istemek başka şeydir, arzu etmek çok daha başka bir şeydir..! İstemek bir eylemdir. Her eylem gibi, yaptırımları vardır istemenin. İstence eylemi bizden, istenen koşulların tüm gereklerini eksiksizce yerine getirilmesini emreder… Arzu etmek ise, Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin bambaşkadır. Yattığımız yerden ağzımızı açıp, kış ortasında bahçedeki elma ağacından, armudun ağzımıza düşmesini düşlemek kadar aykırı düşer istemekle arzu etmek.

İşte bu yüzden; Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin..! Diğer bir başka deyişle; Yeniliği yakalamakla kalma, Yenilikle yaşamasını da, Yeniliği yaşatmasını da, yeni yeni yenilikler yaratmasını da bil..! Kendini aşmasını da bil..! Tanrılaşmasını bil..! Yarat…Yaşat… Niye mi?

***

Continue reading

%d bloggers like this: