İnsanlığa adanmış dolu dolu bir ömür…


 

Meşakkatli ve yorgun olsa da, yapıcı ve vicdanen huzurlu geçmeli!

İnsanların bu fani yaşama bir «misyon» ile gönderildiklerine inananlardanım. Seçilmişlerin… İyi olanları var, kötüleri… Zaten çözmekte zorlandığım da bu! İyi olanların misyonu: İnsanlık yolunda ilerlerken, daha da güzelleştirmek; gerekiyorsa onarımına katkıda bulunmak; ‘benden sonrası tufan, demeden gelecek kuşaklara eskilerden çok daha iyi bir yapıda emanet etmek…

Ya kötü olanlarınki? Bir Hitler’in, Stalin’in, günümüzde Trump’ın ve benzeri liderlerin yüklendikleri misyon? İnsanlara ölümü gösterip, sıtmaya mahkum etmek mi, yoksa, «melanet meleği» rolünü oynamak mı? Savaşlar, katliamlar, yıkımlar böyle bir misyonun araçları mı? Sağduyulu insan sayısını artırma yolunda birer algı operasyonları mı? Veyahut birer fabrikasyon hatası, bozuk seri imalâtı mı?

Çözümü ve yanıtı zor…

Niye mi bu satırlar? İki doğum gününün anımsatması olmalı! (nö)

***

Continue reading

Zaman «Acımasızca» ilerlerken…


Biraz Nostalji!

***

Continue reading

Zulüm, karanlığı sever…


Oysa aydınlanma için bazen bir mum ışığı bile yeter!

***

Continue reading

« FETÖ Savunması » gibi değişiklik önergeleri…


 

Avrupalı Parlamenterlerin «derdi» Türkiye ile ilişkilerin tamamen kopartılması (mı?!)

Avrupa Parlamentosu’nun Dışilişkiler Komisyonu’nda oylanması sırasını bekleyen Kati Piri Karar Taslağı [EP/Turkey: Modernisation of the Customs Union]üzerine 397 adet değişiklik önergesi sunuldu. [Amendments 1 – 199] + [Amendments 200 – 397] Report on the 2016 Commission Report on Turkey

Ekseriyeti Türkiye aleyhtarı Kıbrıslı Rum, Yunan, aşırı sol ve aşırı sağ parlamenterler tarafından sunulan önergelerde; Fethullah Gülen’e âdeta sahip çıkılıyor ve darbenin Erdoğan tarafından düzenlendiği, AB istihbarat Servisleri’nce de teyit edildiği iddiasında bulunuluyor.

Ermeni Soykırımı Kararı dahil taslak metnine bir çok ekleme taleplerinin dışında, Türkiye’nin bugüne kadar yerine getirmediği Avrupa beklentileri de sıralanıyor.

Ardından da; Türkiye ile üyelik müzakerelerinin durdurulması isteniyor. Ayrıca, Parlamento’dan görüş bildirmesini bekleyen Hükümetlerin Karar Organı Bakanlar Konseyi’nden de günün koşullarına uyarlanmış yeni gümrük birliği anlaşmasıyla ilgili müzakereleri başlatmaması isteniyor.

Oylamaların 29 Mayıs tarihinde yapılması bekleniyor.

***

Continue reading

Bye Bye «Old» Turkey…


 

Hello and Welcome to the Erdogan’s Charismatic Authority Rule!

☪ Recep Tayyip Erdogan has finally secured the “iron throne” he sought for more than a decade. However, the way he achieved his final victory, and the political environment over which he will rule as the “one man” for the foreseeable future. Turkish President’s grip on power will become increasingly shaky.

☪ Turkish politics has become somewhat of a mix between a twist-rich drama and an action-packed thriller, attracting the full attention of global audiences. With the referendum of the April 16, Turkish politics, which would make HBO’s popular series Game of Thrones look like The Smurfs or Teletubbies, now entered a new phase: Erdoganocracy, or, rule by Erdogan. The referendum effectively ended the “old” Turkey’s parliamentarian regime, instead establishing a presidential system where the president faces little, if any, checks and balances on his power.

☪ His pragmatism knows no bounds: He would make Sun Tzu smile, and fill Machiavelli with jealousy. However, the house of cards he has built is a very fragile one. Erdogan’s final victory, in this sense, may eventually defeat him. So, what happens to Turkey if that day comes? Nothing is for certain but one fact: With the referendum, Erdogan finally broke the “old” Turkey, and it is never coming back.

***

Continue reading

6 Mayıs 1972 – 6 Mayıs 2017


 

MARE NOSTRUM

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

Can Yücel – Edip Akbayram

© photocredit

***

Continue reading

«Sürgün Azraili» tırpan vurmaya devam ediyor…


 

Asıl «Sürgün Cellatları», paşa paşa yaşarlarken!

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…

Nazım Hikmet Ran

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: