Zamanın durduğu yer…


 

Bir Zamanlar Bizler de Çocuktuk!

© Kayseri Resimleri

Niçin beni böyle yollarda bıraktı zaman?
Feryadımı duymadı sağır gibi,
Kalbi ne kadar sertti
Tunç gibi, bakır gibi
En güzel günlerimi koparıp göğsüne taktım
Vazgeçtim hayatın baharından yazından
Dur dedim anlamadı bir kalbin biyazından
Karanlık bir gecede bir çeşmenin ağzından
Akan damlalar gibi aktı.
Durmadı zaman

***

Continue reading

Not a «Banal» Referandum!


 

WHY?

In any case, this is a highly critical electoral competition for the future of Turkey. The proposed constitutional reform would lead to the most significant changes in the political system since the establishment of the Republic of Turkey in 1923. For this reason, it is important to understand the following points:

☪ This is not a run-of-the-mill electoral competition…

☪ The campaigning period has been very irregular…

☪ Society is more divided than ever…

☪ There are many undecided voters, in addition to undeclared ‘No’ voters that no poll is able to determine…

☪ Turnout, both at home and abroad –after all the crises with European countries– is a very important issue…

***

Continue reading

Referandum öncesi Trump ile paslaşma…


 

Al gülüm ver gülüm!

Önce suçlusu kimdir diye bir araştırma yapmak gerekmez mi? Gerekir. Suçluyu tespit edecek teknik olanaklar var mıdır? Var.

İki taraf da diğerini suçladığına göre, tarafsız bir heyetin derhal olay mahalline gidip inceleme yapması sağlanır. Politik olarak mümkün mü?
Mümkün. Idlip’teki isyancılara Türkiye destek veriyor. Birleşmiş Milletler’in belirlediği tarafsız bir heyetin, Türkiye onaylı bir inceleme yapması için izin sağlanır.

En basit bir suçlamada bile izlenmesi gereken bir basit prosedürü yerine getirme, Türkiye’nin, ABD’nin ve cümle batılı güçlerin ağız birliği etmişçesine, Suriye rejimini suçlaması ve sonunda ABD’nin füzeleri yollamasının mantıki bir izahı var mı?

Irak’a kimyasal silahlar bahane edilerek girilmişti. Olmadığı, bunun manüplasyon olduğu ortaya çıkmadı mı?

Suriye yine böyle suçlanmış ve muhaliflerin Şam’dan ele geçirdikleri kimyasal silahları kullanmış olduğu ve suçu rejime yıktığı yönündeki güçlü deliller nedeniyle, bombardımandan vazgeçilmemiş miydi Obama döneminde?
Üstelik, Rusya’nın araya girmesiyle de Suriye elindeki kimyasal silahları vermiş ve bunlar bir ABD gemisinde imha edilmemiş miydi?

Manüplasyona açık bir konuda bu kadar hızlı ve peşin hükümle davranmak niye? Bu ancak gerçek suçluların telaşıyla açıklanabilir. Gerçek suçluların nerede aranması gerektiğini de göstermektedir.

© photocredit

***

Continue reading

One Year Later : Quo Vadis EU-Turkey Deal?


 

Can it be maintained?

EU-Turkey statement on refugees, providing a summary of the current situation. The answer to the question of whether it can, inter alia depends on:
Domestic issues in Turkey and the further deterioration of the country’s safety conditions.
The possibility of serious social unrest between Turks and Syrians.
The Turkish government’s reaction to unfulfilled promises.
Mostly on the current state of the relations between the EU and Turkey.

All these points are vital for the deal to remain on track and they largely depend on domestic conditions in Turkey and Greece, the two key countries involved in the deal, in addition to on the relations between Turkey and the EU. Even if the deal survives for a while more, outsourcing the problem can never be a permanent or long-term solution.

EU-Turkey statement should merely be considered a stop-gap measure that must be replaced with a more stable and longer-term strategy. However, facing one of the most critical electoral years in the EU’s history, it is unrealistic to expect a fair assessment of the current situation.

© photocredit

***

Continue reading

«İnsanlık Mahallesi»nde, Kahveler dopdolu…


 

…Çaresizlik!

Sigara dumanı izmarit ve adam dolu kahveler…
Masa sandalye faraş
Ve yavaş yavaş tükenen insanlarla dolu kahveler…
Millet kahvede.
Millet aç.
Açlarını doyurmak için tüketmiş kendini koca bir Millet…
O ne menem bir acıdır açlık acısı
Bilemezsiniz!
Yıl yıl ay ay saat saat kabaran bir acıdır o.
Onu sen açlara sor, kendine sor…
Açlığın suratımızda şaklayan kırbacıdır o…
Devlet eziği, dışlanmış,
Gömügömüverirler hırsızlar:
Aydını…
Aydınlığı…
Işığı…
Sanatı…
İnsanlığı kendi zindanlarına…
Ama ne gam?
Güne çıra olmadan inse de akşam:
Doğacak elbette iki binli yılların şafağına bir güneş gibi…
Zengin yalnızlığında unutulmuş
Bu yoksul,
Bu çaresiz, olan…

© photocredit

***

Continue reading

Özgürlük ve Bağımsızlığın «sınır ve sınırsızlığı… »


 

Kişi sonunu kendi gözleriyle görmeden, ‘mutluyum çünkü tek güç benim’ diyemez!
Neden mi?

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca halk önderlerinin ve bilgelerin payına düşen alınyazıları olmuştur. Bir de kitapların…

İnsan zulmü, hemen her yere ulaşır, sadece ve sadece insanların hâyâl ve umutlarına erişemez. Tarih boyunca, bu iki erdemin eşiğinden içeriye adımını atamamıştır. Düşünceyi bile susturan zulüm, umut ve hayali susturmaya gücünü geçirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: umutları ve hâyâlleri olmuştur. İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Çünkü atılım, köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın atomcul gücüdür.

Bunun daha bilincine varma yetişkinliğine erişemeden, düzen denilen köleleştirici güç, daha yatağında iken boğmak için elinden geleni yanına koymaz, yarına da bırakmaz! Önce koşullandırır, öz-güveni insanın kendi elleriye yıktırtır.Artık, sömürgenlerin ellerine muhtaç olmaktan, onlara biat etmekten kurtaramaz insan kendisini .

Oysa, insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürür. Bunların bittiği yerde de zaten can da biter.

Bu yüzden, gerçek düşmanlarımızı tanımadan, onlardan kurtulamayız! Çünkü; atılımlarımıza engel olan her güç ve etken, bağımsızlaşmamızın düşmanı, köleleşmemizin efendisi olmuştur tarih boyunca, bugün dahi olmaktadır.

***

Continue reading

Zulüm Sarıyor Evreni Kara Bir Kefen Gibi…


 

Ama, Ufuklar Kıpkırmızı Kan…

Kartallar uçar tedirgin,
Çatal yürekleri kan-revaan…
Eritilmiş kurşunlarla dağlanır yürek;
Yanan yürekler
İçer kuyuyu kovadan.
Gün görüş günüdür;
Yol gösterir karanlıklar güneşe…
Acı acıyı tartar.
Yırtar mahpushane “Dam” larını güvercin kanatları,
Yırtık yüreklerimiz kan-reva-aan.

***

Continue reading

%d bloggers like this: