Schaerbeek – St.Josse Türkleri: Memleket nire hemşerim?


La communauté turque de Belgique est structurée de telle façon que les liens avec le pays d’origine sont restés aussi étroits qu’aux premiers jours de son immigration. Celle-ci est très largement issue de la province anatolienne d’Emirdağ, une région rurale de la Turquie profonde. Concentrés dans les mêmes quartiers (à Bruxelles, dans une zone à cheval sur les communes de Schaerbeek et Saint-Josse), les Belgo- Turcs ont ainsi transposé à l’identique les très nombreux conflits de leur pays d’origine.

***

Continue reading

Nazım Hikmeti hapisten kurtarmak: Paris’in «Delikanlı»ları!


Çoğu gençliklerini bozuk para gibi harcamışlar. Yurda dönmeyi göze alabilenler, gümrük kapılarında derdest edilmişler. Fransız gurbetinde akıl almaz acılar, kahredici yoksulluklar çektiler. Nazım Bursa’da yatarken, onu kurtarmak için Paris’te uğraşan bir avuç Türk delikanlısıydı onlar…

***

Continue reading

68 «Başkaldırısı»ndan Sarı Yelekler Hareketi «Direnişi»ne: 50 yılda değişen ne?


Birlikten Kuvvet Doğar -L’union fait la force- Belçika dahil çok sayıda ülkede özlü söz hatta ulusal arma simgesidir. 68’de, Türkiye’deki «İşçi-Gençlik Elele»cilere göre de; Birlik = Güç Kaynağıidi. Türkiye 68’inin belirgin özelliği açıkça anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir isyan olması, sol düşünceye ve örgütlenmelere yeni bir ivme kazandırmasıydı. Halklar bugün yine öfkeli, kızgın demir gibi. Düzen siyasetçileri ise «Birlik» sağlanmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Yarın, Brüksel’deki Avrupa Birliği Kurumları’nın etrafı «Sararacak». Yüzler «Kızarmadığı» ve halkların refahları için adımlar atılmadığı sürece 50 yılda değiştirilemeyenler, şimdi mi dönüşüm geçirecek?

***

Continue reading

Ha Türkiye, Ha Belçika…


Brüksel «MEGA» Metropol olma yolunda hızla ilerliyor. AB ve NATO gibi Uluslar arası kuruluşların yanısıra, şimdi de suç işleyenler sayısında artış gereği bir hapishane 2022’de hizmete girecek. 12 bin kişinin namaz kılabileceği Cami onay bekliyor. Milyarlar harcanacak. Sade Belçikalı vatandaş «Dünyevi Yaşam»ı için asıl ihtiyacı olanları düşlerken…

***

Continue reading

«Yaşam Mucizesi…»


 

Varım Öyleyse Düşünmek Zorundayım!

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler;
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!
Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi…
Bihude figanlar yine, bihude eninler.

Eyvah! otuz üç yıl o zehir giryeleriyle,
Hüsranları, buhranları, ehvali, melali,
Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle
Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali.
Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle!

Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler,
Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar,
Dönsün bize o derin nazra-i muğber.
Heyhat! otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar
Heyhat! ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer

Silmez fakat elvahını tarih-i muanit,
Doksan beşi aç! gölgesi bir tac-ı harisin
Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit
Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin.
Hala o vesavis, o desayis, o mefasit.

Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam,
Hala o cehalet, o tecahül ve o techil,
Hala vatan hissesi bir tude-i alam,
Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil,
Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam!

Hala tarafiyyet, hasebiyyet, nesebiyyet,
Hala: ‘bu senindir, bu benim! ’ kısmeti cari,
Hala gazap altında hakikatle hamiyyet.
Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari;
Son nağmesi yalnız: yaşasın sevgili millet!

Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken
Sussun diye vicdanına yumruklar inerse;
Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken
İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse;
Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken!

Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel?
Düşman diyoruz nerde bu? hariçte mi, biz mi?
Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel,
Düşman bize kanun mu? ya hürriyetimiz mi?
Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel.

Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik
Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura,
Heyhat! otuz üç yıl geri düştük ve mühlik
Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura
Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik.

Ey millete bir sille olan darbe-i münker,
Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad,
Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her
Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad…

Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser
Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller

***

Continue reading

İnsanlığa adanmış dolu dolu bir ömür…


 

Meşakkatli ve yorgun olsa da, yapıcı ve vicdanen huzurlu geçmeli!

İnsanların bu fani yaşama bir «misyon» ile gönderildiklerine inananlardanım. Seçilmişlerin… İyi olanları var, kötüleri… Zaten çözmekte zorlandığım da bu! İyi olanların misyonu: İnsanlık yolunda ilerlerken, daha da güzelleştirmek; gerekiyorsa onarımına katkıda bulunmak; ‘benden sonrası tufan, demeden gelecek kuşaklara eskilerden çok daha iyi bir yapıda emanet etmek…

Ya kötü olanlarınki? Bir Hitler’in, Stalin’in, günümüzde Trump’ın ve benzeri liderlerin yüklendikleri misyon? İnsanlara ölümü gösterip, sıtmaya mahkum etmek mi, yoksa, «melanet meleği» rolünü oynamak mı? Savaşlar, katliamlar, yıkımlar böyle bir misyonun araçları mı? Sağduyulu insan sayısını artırma yolunda birer algı operasyonları mı? Veyahut birer fabrikasyon hatası, bozuk seri imalâtı mı?

Çözümü ve yanıtı zor…

Niye mi bu satırlar? İki doğum gününün anımsatması olmalı! (nö)

***

Continue reading

Zaman «Acımasızca» ilerlerken…


Biraz Nostalji!

***

Continue reading

%d bloggers like this: