“KELEBEK ETKİSİ…”


 

…YA DA “BİZİM KELEBEK ETKİMİZ” ÜZERİNE…!

Elazığ, Fırat Üniversitesi’nde sunumu gerçekleştirilmiş olan “SANATIN LABİRENTLERİNDEN ~ IŞIK YOLLARINA: Sürdürülebilir İnsanı Gelişme, Kültür ve Gelecek” adlı söyleşiye yine Elazığ’dan katılmış olan YERELCE ve ÜLKECE’nin yazarlarından Münir Kebir Bey ile sanal bir tanışıklığın gerçekliğe dönüşmesi kadar, Elazığ’da geçirdiğim son günü köylerindeki evlerinde bir köy kahvaltısı ve Keban Barajı’nı birlikte görmeyi de içeren öz’de bir güne damgasını vurmuş olan Belçika merkezli Yerelce’nin kurucusu ve yayın yönetmeni olan yılların gazetecisi ve editörü Nusret Özgül’ün, Yerelce kanalıyla, dünyanın farklı noktalarında olan Yerelce yazarları arasında yapmış olduğu “Kelebek Etkisi” nedeniyle, bu deneme, değerli meslektaş ve dost Nusret Özgül ve Yerelce’ye ithaf edilmiştir.

***

Continue reading

Elaziz’den bir «Sivas Kızı» geçti…


 

Cumhuriyet, Anadolu ve İnsanlık İşte Bu İnsanlar Sayesinde Ayakta! Duruyor

***

Continue reading

Reis; ‘Arakan’a askeri müdahale başlayacak !’ diyeli kaç ay oldu?


 

«Oynatma»ya kaç kaldı?!

Korku içindeyiz. Sürekli birşeylerden korkuyoruz. Yarın gözümüzü ekonomik krize açıp bir anda borçlarımızın katlanmasından… Durakta beklerken bir bombayla paramparça olmaktan… Hiç beklemediğimiz bir anda işsiz kalmaktan… Tüm yaşamımızın bir anda değişmesinden… Çocuklarımıza karanlık bir dünya bırakmaktan… Korkuyoruz! Korktukça içimize kapanıyoruz, yalnızlaşıyoruz, mutsuzlaşıyoruz!

Türkiye’nin suyu hasta! Niye mi?

 

Bir arkadaşım anlatmıştı. Japon balığı almış. İşten sonra evine gidip balığını seyrediyormuş. Şahaneymiş seyretmesi, böyle dalga dalga gidiyormuş balık. Ama bir süre sonra balık yan yatmış, debelenmeye başlamış. Kavanoza koyup deniz biyoloğu olan bir arkadaşına götürmüş. Biyolog incelemiş, demiş ki;

– İyi haberim var, kötü haberim var, hangisinden başlayayım?

– Hangisinden istersen

– İyi haberim balık hasta değil. Kötü haberim suyun hasta.

– Su hasta olur mu ya?

– Evet olur, iyi oksijen almıyor bu su. Bundan dolayı bir bakteri girmiş. Ve bu bakteri balığın sinir sistemini böyle etkilemiş.

– Ne yapmam lazım?

– Balığın suyunu değiştireceksin, bir de pompanı değiştireceksin.
Su değişince, pompa sistemi değişince gerçekten de balık iyileşmiş bir süre sonra. Yine şahane biçimde dalga dalga gitmeye devam etmiş!

Bizim suyun hastalığı ne peki?

Korku kültürü.

 

Korku kültürü yaşamda gücü temel olarak kabul eder. Hayatta en önemli şey güçtür. Bu nedenle yaşam sürecinin kendisini sıfırlar. Mutluymuşsun, coşkuluymuşsun, zevk alıyormuşsun hiçbir önemi yok. Seni güçlü kılıyor mu kılmıyor mu ona bakacaksın. Yaşamın bir süreç olarak değeri yok, güç temel değerdir. Güçlü olan haklıdır, çünkü o güçlüdür. Güçlü olanın denetleme hakkı vardır, çünkü o güçlüdür. Yönlendirir. Böylelikle tüm ilişkiler ve yaşam onun üzerine oluşmaya başlar. O nedenle böyle bir toplumda insan insana ilişki yoktur, güçlü güçsüz ilişkisi vardır. Kadın erkek ilişkisi yoktur, güçlü güçsüz ilşkisi vardır. Patron işveren ilişkisi yoktur, güçlü güçsüz ilişkisi vardır. Bir toplumda ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diye soruluyorsa o toplumda güçlü güçsüz ilişkisi vardır!
[Alıntı – Tamamı]

***

Continue reading

Işık Yollarında…


 

İçindeki ışığı arayan tüm yeryüzü dostlarına!

Çıkış noktasından
Öz’ünden bağımsızlaşarak
Gün ışığına çıkma güdüsü
ve dürtüsüyle…
An’lık olan bir duygu,
algı, çağrışım ya da
bir düşüncenin
dün-­bugün ve geleceğin buluştuğu
tek bir durum halinde
kendini kalıcı kılma çabasıyla
birlikte
hayatın iz bırakan
bir IŞIK YELPAZESİdir de bu şiirler…

© photocredit

***

Continue reading

NATO’ya «ihtiyaç» neden duyulur?!


 

CIA kiliseye dua etmek için gitmez.
Güney Amerika deyişi.

☠ Amerikan mevzuatına göre haklarında dava açılması oldukça zor olan, ancak serbest bırakılmaları da ABD için bir “tehlike” kabul edilen binlerce kişi, “yargısız” bir şekilde, ev sahibi ülkenin bilgisi/onayı dışında gizlice tutulurlar.

☠ ABD’nin ülkesi sınırları içinde suç sayılmasına karşılık, ülke dışında suç sayılmaması bir “Başkanlık Talimatı” na dayanır.

☠ ABD yasa dışı işlere de yöneldiğinde, özellikle uyuşturucu ticaretine ilgi duyar. Bu bağlamda, uyuşturucu karşıtı gibi gözüken programlar gerçekte tam tersi bir mecrada seyreder. ABD, işbirlikçi uyuşturucu baronlarının işlerini de kolaylaştırır.

Buyrun «tadımlık» okumaya!

***

Continue reading

KİTAP CENNETİ…


 

…ve «Meleği!»

☼ Allah’ım bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe ver.
Confucius

☼ Tek dostum kitaplarım, tek düşmanım cahil dostlarımdır.
Denis Diderot

☼ Bazıları kitabı kalınlığıyla ölçer, sanki kafayı değil de kolları çalıştırmak için yazılmışçasına.
Baltasar Gracian

☼ Biz zevk için harcadığımız paradan fazla, kitap için sarfetmediğimiz müddetçe, bu ülke hiç bir zaman medeni bir ülke olamayacaktır.
Elbert Hubberd

☼ İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız, okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar.
Franz Kafka

☼ Bilimde en yeni, edebiyatta en eski kitapları okuyun
Bulwer Lytton

☼ Seçiş hürriyetimizin sınırsız olduğu tek dünya, kitaplar dünyasıdır.
Cemil Meriç

☼ Bir insana bir kitap sattığın zaman, ona yalnız yarım kilo kağıt, mürekkep ve tutkal satmış olmazsın, ona tamamıyla yeni bir yaşam satmış olursun. Sevgi, dostluk, mizah ve geceleyin denizde dolaşan gemiler, eğer o kitap gerçekten benim anladığım anlamda bir kitapsa, onun içinde bütün gökler ve yer vardır.
Christopher Morley

☼ İnsanlık yalanı vc adaletsizliği kılıçla değil, kitapla yenecektir.
Emile Zola

© photocredit

***

Continue reading

İzmir de ağlar: 68 Mayıs’ının Gözyaşları…


 

Yetmişlerdeki güzel insanların destanı!

Kızıldağlar’ın eteklerinde hafiften yuvarlak bir tepe.
Bir Palamut Ağacı, yapayalnız, tepenin başında tek…
Vakit öğle üstü, gökyüzü uçuk mavi ve de bulutsuz.
Adam, tepedeki Palamut Ağacı’nın dibinde, ağacın kalın gövdesine yaslanmış, bir başına uzanmış.
Beyazlaşmış saçları arasında Mayıs rüzgârları…

***

Continue reading

%d bloggers like this: