İfrat ve tefritten sakınmaya çağrı! : DİYANET GÖREVE


Ne buyuruyor islam peygamberi? “İfrattan ve tefritten sakının, itidali seçin”. Aşırılıklardan sakının, ortayolu seçin” Doğru yolu gösteren pusulanızın yönü ortayol olsun.

***

Continue reading

Belediye kamusal tüzel kişiliği ve Partilerin Tasallutu


Başarılı yönetici, kendini lüzumsuzlaştıran yöneticidir. Getirdiği düzeni oturtmuş, kendisinin yokluğunda aksamadan tıkır tıkır işler hale getirdiği için, kendisini lüzumsuzlaştırmıştır. Kendini lüzumsuzlaştıran yönetici, kendini öne çıkarmaz. Kendisini lüzumsuzlaştırmayan ise gardiyandır, yönetici değil!..

***

Continue reading

Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan insanları aldatma kolaylığı…


Kimi gelişmeler; ilk önce büyük bir heyecanla abartılıyor, gereğinden fazla anlamlar yükleniyor, olduğundan farklı gösteriliyor sonra da unutup gidiliyor. Çünkü; kritik meselelere yeteri kadar ilgi gösterilmiyor, tartışılmıyor, görmezden geliniyor. İnsanlar uyutulmaya devam ediliyorlar.

 

***

Continue reading

«Düşman»a Yalın Hücum Etmek!


Kişinin gönlü dipsiz deniz gibidir, bilgi onun dibinde yatan inciye benzer; Adalete dayanan Töre, gökyüzünün direğidir, eğer adalet bozulursa gökyüzü yerinde durmaz, çöker; İyi hareket edersen, kötülerin zararlarını ortadan kaldırırsın; .Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir; İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır; Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama, fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.

***

Continue reading

SAYIN TUBA RENDA’YA TEŞEKKÜR


Yansız ve objektif olarak herkesin güvenini kazanması gerekirken; herkese göre değişkenlik gösteren adalet değil, anarşidir diyebilir miyiz?
Hukuk Fakültelerini bitirenler Hukukçu değil, hukuk bilgisi edinmiş olurlar. Hukukçu olmak o kadar kolay değildir. Yanlış kararları hukukçular vermiyorsa, sokaktaki adamlar mı veriyor?

© photocredit

***

Continue reading

Bir Diktatör…


 

…ve Kimi Benzerlikler!

Aklın bittiği ve sustuğu yerde son karar şiddete aittir.
Asla yalan söylemedim, asla başkaları gibi gerçekleşmeyecek şeyler vaat etmedim. İşte bu yüzden insanlar benden nefret ettiler.
Başarının şartlarından ilki sürekliliktir.
Beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. Bu yetenek kişide doğuştan vardır. Yani bu Tanrı’nın bir lütfudur.
Liderlik sanatı kitlelerin dikkatini tek bir düşmana odaklamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağlamaya bağlıdır.
Toplum bir tek kuvvet karşısında eğilir. Yani zor kullanıldığında. Nasıl ki kadınlar zayıf olanlara baskı yaptığı halde, kuvvetli olanın karşısında diz çökerse; toplum da otoriteyi, her zaman zayıfa tercih etmiştir.

Bir milletin bireylerinin ihtiyaçları, kâğıt üzerinde lafla ve teorilerle karşılanamaz.
Amerika’yı yalnız bırakın. Onlar kendilerini yok edecek.
İslam halkı bize, örneğin Fransa’dan hep yakın olacak.
Bir milletin milli kültürünü bilmesi için önce siyasal bağımsızlığını elinde tutması gerekir. O halde siyasal bağımsızlık söz konusu olduğu zaman, ne kadar ağır olursa olsun, hiçbir fedakarlıktan çekinilmemelidir.
Halkın sevgisini kazanmak, ancak halkın amacına erişmesi için yardımcı olmak ve aynı zamanda bu amaca ulaşılmasına engel olanları da yok etmekle mümkün olur.
İnsanlar kişisel çıkarlarını ikinci plana atmaya ne kadar taraftarlarsa, onların büyük topluluklar kurma yetenekleri de o kadar büyük olur.

İnsanların düşünmemesi yöneticiler için en büyük şansdır.
Devlet otoritesi, bir topluluğu yönetenlere gösterilmesi gereken ve gösterilebilen genel güvene dayandırılır. Fakat bir kere daha belirteyim ki bu güven, hükümetin ve yönetimin namuslu, çıkar düşüncelerinden uzak olduğu hakkında halka samimi ve sarsılmaz bir izlenim verilerek kazanılır.
Düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast ile demoralize edin. Geleceğin savaşı bu.
Avrupa kıtası üzerinde akla uygun bir şekilde “toprak politikası” takip edilecek yerde, nedendir bilinmez, bir “sömürgecilik” ve “ticaret” politikasına saplanıp kalındı.

***

Continue reading

‘Açılın Gençler Geliyor’dan…


 

Gençlik Nereye Koşuyor? Gençlik Elden Gidiyor’a !

Türkiye her açıdan genç bir ülke: Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kuruldu ve ülkenin 80 milyonluk nüfusunun yarısı 30 yaşın altında. Toplumsal, siyasi ve ekonomik anlamda derin bir değişim döneminden geçen Türkiye’deki bu genç nüfus, dünyanın dört bir yanındaki akranları gibi, bugünden tasarlamaları gereken zorlu ve öngörülemeyen bir gelecekle karşı karşıya.  Her gün tanık oldukları siyasi çatışmalar ve gerilimler yüzünden hayal kırıklığına kapılıyorlar.

Türkiye’nin sahip olduğu bu demografik yapıdan faydalanma imkanı var ancak bunun için politika belirleyicilerin hızlı ve mantıklı adımlar atması gerekiyor. Bunun yalnızca gençlerin iş hayatına girmesini sağlamak anlamına gelmediği, daha ziyade gelecek neslin özgür iradesini tanımakla ilgili bir durum olduğu da hatırlanmalı.

Gençler geleceğin liderleri, şekillendiricileri ve küresel vatandaşlarıdır. Onların eylemleri Türkiye’nin ve komşularının güvenlik ve refahına dair gündemi şekillendirecektir. Ancak gençlerin gözünde iyi bir eğitim tek başına yeterli değil. Türkiye gençliği,  dil yeterliliği, iyi iletişim ve kişisel bağlantılar geliştirme gibi modern becerilere yönelik ihtiyacın da açıkça farkında. Gençlerin çoğu, uluslararası deneyimin paha biçilemez olduğunu düşünüyor ve ufuklarını açmak için kültürel fırsatların ve eğitim imkanlarının peşinde koşuyor.

© photocredit

Farklı toplumsal kesimlerden gelmiş olmalarına rağmen gençlerin benzer yaşam tarzı tercihleri mevcut: neredeyse tamamı gündelik hayatlarını en yakın çevreleriyle sosyalleşerek geçiriyor, tiyatro gibi kültürel aktivitelere duyulan ilgi ise çok az. Gençlerin büyük çoğunluğu her gün televizyon izliyor ancak boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ebeveynlerinden farklılık gösteriyor. Günlük etkileşimlerinin çoğu internet ve sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Dünyada olan biteni sosyal medyadan takip etmeyi tercih ediyor,

Türkiye’de genç işsizliği ve NEET (çalışmayan, eğitim veya öğretim görmeyen gençler) oranları yüksek: 18-30 yaş arası gençlerin yüzde 26’sı NEET kategorisine dahil ve yüzde 12’si herhangi bir işte çalışmıyor.

Önceki nesillere kıyasla farklılıklara karşı daha açık olsalar da bugünkü gençlerin Türkiye’nin etnik ve kültürel çeşitliliğini tamamıyla kabul etme konusunda aşması gereken hala çok mesafe var. Gençler ilişkilerinde en az direnç içeren yolu, yani çatışmaya girmekten kaçınmayı tercih ediyorlar.

Eğitim kalitesinin iyileştirilmesi, eğitimin tüm biçimlerine kapsayıcı erişimin sağlanması ve gençlerin iş hayatına ve dış dünyaya hazırlanmasına destek olunması gerekiyor.

Gençlerin yaşadıkları toplumda bağımsız ve aktif vatandaşlar haline gelmeleri ve kendi geleceklerine daha fazla sahip çıkmaları için güçlenmeleri zorunlu.

[Gençlerin Sesini Dinlemek Raporu’ndan Alıntı]

***

Continue reading

%d bloggers like this: