Niçin Türkiye? Çünkü…


Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin varlığı ve bekası tehdit altında tehlikededir. Ancak; Oynanan oyun, anlaşılması, bilinmesi ve gereğine yönelmekle bozulur..Peki ifade edilmekte zorlanan temel gerçek ne?

***

Continue reading

Suçsuzluğunu Kanıtlayabilmek…


Farklılıklar eşitsizlik doğurur. Güçlü olan ayrıcalıklıdır. Keyfilik haklar açısından düzensizlik getirir. Masumiyet ilkesi, Suçsuz ceza olmaz ilkesi ayaklar altına alınır. Oysa çağdaş yönetim; Anayasal Devlettir, Hukuk Devletidir. Peki Türkiye’deki Durum?!

***

Continue reading

Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan insanları aldatma kolaylığı…


Kimi gelişmeler; ilk önce büyük bir heyecanla abartılıyor, gereğinden fazla anlamlar yükleniyor, olduğundan farklı gösteriliyor sonra da unutup gidiliyor. Çünkü; kritik meselelere yeteri kadar ilgi gösterilmiyor, tartışılmıyor, görmezden geliniyor. İnsanlar uyutulmaya devam ediliyorlar.

 

***

Continue reading

DOSTUNUN YÜZKARASI DÜŞMANININ MASKARASI: Olmak veya Olmamak; «that’s the question!»


Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak. Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak. Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak, atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak… Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

***

Continue reading

Şimdi Vakit Özeleştiri Vakti (değil mi?)


“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir.”
(İbn Mâce, “ Zühd”, 30)

Tövbe, bir öz eleştiridir. İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya elverişli bir varlıktır. İnsan beşerdir, şaşırabilir. Asıl anlaşılmaz olan hatayı savunmak başka bir ifadeyle günahları meşrulaştırmaya çalışmaktır. İşte bu nedenle hata yapan, günah işleyen tövbe ettiğinde af edilebilir, fakat günahta ısrar eden, hatayı savunan asla…

***

Continue reading

Sırada, Türkiye’nin «İpliğini Pazara Çıkarmak» mı var?


ÖSO kaynaklı son açıklamanın, Ankara’nın Suriye’deki “örtülü faaliyetlerini” açığa vurma amacı güttüğüne kuşku yok. Bu durum, Türkiye için çok ciddi hukuksal ve siyasal sonuçlar doğurma olasılığı taşıyor. Bir devlet; «Örtemeyeceği ya da örtülü tutamayacağı» faaliyetlerden ya uzak durur, ya da yapıyorsa üzerindeki örtüyü kalınlaştırır.

***

Continue reading

Yakın Tarihin «Reis» Üçlüsü…


Milliyetçilik, saldırgan bir akım olarak radikal seviyelere çıktığında, Devletin varlığı, Milletin varlığının önüne geçer. Bu durumda, “Devlet’in Kutsallığı düşüncesi” ideolojik statü kazanarak, Millet; Devleti varolma sebebi sayarak, hayatını ve sahip olduğu herşeyi devlete harcamayı vatanseverlik olarak kabule zorlanır. Sonuçta; İktidarı ele geçiren Yönetimin Diktatöryal statüsü, Devlet içindir anlayışı meşruluk kazanır.

***

Continue reading

%d bloggers like this: