CHP Nereye kadar DEMOKRAT?


İçinde muhakkak ki çok sayıda gerçekten demokrat, barışsever üye ya da taraftar barındıran CHP’nin sorumluluk duygusuna sahip yöneticileri Kılıçdaroğlu’nun “sokaksız feraset solculuğu” peygamberliğini hiçe sayarak, tank palet fabrikasının satışına karşı sokağa döküldükleri gibi, bugün sokakta, meydanlarda kayyım kıyımına karşı mücadele veren Kürtlerin saflarında yer almak için ne bekliyorlar?.

***

Continue reading

Devrim’i Korkaklar Yapar!!


CHP’nin derdi demokrasi değildir, bu Türklükle tanımlanmış merkezi ve bürokratik devleti yaşatmaktır. O bu kendi hedefi açısından değerlendirilebilir. O Kendi hedefi açısından akıllıca hareket etmektedir. CHP eleştirilmez tutarlı olmadığı için, CHP ile savaşılır, kendisine ıy veren kitleden tecrit etmenin yollarına kafa yorulur.

***

Continue reading

HDP: Türkiye’de 5.Kol’laşmaya doğru mu?


HDP, T.C. Yasalarına göre kurulan ve faaliyette bulunan bir parti olmasına rağmen yabancı gibi davranma hıyanetinde bulunabiliyor!.. Bu da; Partinin, Türk ve Kürt düşmanı haydut devletlerden yana tavır koyması anlamına gelir ki, bindiği dalı kesmekle eş anlam taşır. Ülkenin düşmanlarıyla işbirliği yapan hain bir partiyi, hangi aklı başında devlet kapatmaz?!

***

Continue reading

NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?!


Politikacı ağzını balla tatlandırmak ve alkışlanmak için; hasmına öfkeyle saldırır, karalar,yerden yere vurur. Hasmını batırmalıdır ki, üste çıkabilsin. Yalancı ve iftiracı sayılabileceğini gözardı ederek, ağzındaki balı zehir olarak kusmaya can atar. Çünkü DUYGUSALdır. Halk da duygusal hareket ettiğine göre, böyle başa böyle traş, duygusal halka duygusal politikacı…

***

Continue reading

OYUM KİME?!


Anlayabilirim, çoğu kere burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık. – Nazım Hikmet

***

Continue reading

Ey Seçmen, Tercihin: Güreş mi; Boks mu; yoksa Futbol Derby’si mi?


Kupayı alıp, “Ekstra Cumhurbaşkanlığı” gibi süslerseniz, elbette kıyamet kopar. Sonunda “Temsili bir Maç veya Karşılaşma” denilebilecek, canlı yayına mahkûm olursunuz. İki taraf istediğini elde edemeyince de, Maçı, karşılaşmayı idare eden Hakem’e yüklenirsiniz. İdare edemeyen değil, ortaya “Galip” çıkaramayan. Oysa, “Maç veya Ring-Minder” karşılaşmasının yeri, TV ortamı değil, Sandık Başı’dır. Neyse biz, ikilinin çıktığı ekran münazarasını değerlendirelim, arzu ederseniz. Erol Erdoğmuş beyin, naklen anlatımıyla. (nö)
(Görseli Değerli Çizerlerden izinsiz kullandığım için hoşgörülerine sığınıyorum!)

***

Continue reading

Tavlayan Tavlayana İktidarı: “Olağan Dışı Gider ve Zararlar”


“Tavlamak”; demir, toprak, cam gibi işlenecek bir nesneye gereken ısıyı ya da nemi sağlayarak onu işlenecek duruma getirmek, tav vermek anlamına geldiği gibi; mecazî anlamda da umut vererek inandırmak, kandırmak demektir. Ha bir de “Kız Tavlamak” vardır ki; bunun başlına apayrı bir açıklaması, bilimsel (!) yaklaşımı ve “yöntemleri” mevcuttur, ancak, konumuzun dışında kalmaktadır. Ucu, dolaylı yoldan değse bile…(nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: