NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?!


Politikacı ağzını balla tatlandırmak ve alkışlanmak için; hasmına öfkeyle saldırır, karalar,yerden yere vurur. Hasmını batırmalıdır ki, üste çıkabilsin. Yalancı ve iftiracı sayılabileceğini gözardı ederek, ağzındaki balı zehir olarak kusmaya can atar. Çünkü DUYGUSALdır. Halk da duygusal hareket ettiğine göre, böyle başa böyle traş, duygusal halka duygusal politikacı…

***

Continue reading

OYUM KİME?!


Anlayabilirim, çoğu kere burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık. – Nazım Hikmet

***

Continue reading

Ey Seçmen, Tercihin: Güreş mi; Boks mu; yoksa Futbol Derby’si mi?


Kupayı alıp, “Ekstra Cumhurbaşkanlığı” gibi süslerseniz, elbette kıyamet kopar. Sonunda “Temsili bir Maç veya Karşılaşma” denilebilecek, canlı yayına mahkûm olursunuz. İki taraf istediğini elde edemeyince de, Maçı, karşılaşmayı idare eden Hakem’e yüklenirsiniz. İdare edemeyen değil, ortaya “Galip” çıkaramayan. Oysa, “Maç veya Ring-Minder” karşılaşmasının yeri, TV ortamı değil, Sandık Başı’dır. Neyse biz, ikilinin çıktığı ekran münazarasını değerlendirelim, arzu ederseniz. Erol Erdoğmuş beyin, naklen anlatımıyla. (nö)
(Görseli Değerli Çizerlerden izinsiz kullandığım için hoşgörülerine sığınıyorum!)

***

Continue reading

Tavlayan Tavlayana İktidarı: “Olağan Dışı Gider ve Zararlar”


“Tavlamak”; demir, toprak, cam gibi işlenecek bir nesneye gereken ısıyı ya da nemi sağlayarak onu işlenecek duruma getirmek, tav vermek anlamına geldiği gibi; mecazî anlamda da umut vererek inandırmak, kandırmak demektir. Ha bir de “Kız Tavlamak” vardır ki; bunun başlına apayrı bir açıklaması, bilimsel (!) yaklaşımı ve “yöntemleri” mevcuttur, ancak, konumuzun dışında kalmaktadır. Ucu, dolaylı yoldan değse bile…(nö)

***

Continue reading

Yarım Asıra Bir Kala: 15-16 Haziran Olaylarının, İstanbul Seçimi Arifesinde Düşündürdükleri…


CHP’nin “Sabıka Karnesi” oldukça yüklüdür. “Cürüm” işleme vakti gelip çattığında da, “suç ortaklığı” yapacak kişi ve partinin kimliği (!) önemli değildir. Kimi vakit, Türkiye’yi darbelere sürükleyen süreçte, Adalet Partisi ve Lideri Süleyman Demirel olmuştur; bugün de farklı sima ve partiler… Bu yüzden günümüzü iyi değerlendirebilmek için, yakın tarihimizde CHP’nin kimlerden yana olduğunun iyi anlaşılması şarttır! Buyrun sizlere tutanaklarıyla, örnekleriyle CHP…(nö)

***

Continue reading

Güç kimin elindedir?


Yasamayı kendine bağımlı hale getirerek hak etmediği gücü ele geçiren Yürütme, Yargıyı topal ördek konumuna düşürebilir. Adil olmak; insanlara, canlı ve cansız doğaya yararlı olmak, zarar vermemektir. Örneğin, muhalefet partisi Genel Başkanına yapılan linç girişimini soruşturma önergesi, başka partililerin oyu ile reddedilemez.

***

Continue reading

YSK Adaleti, YSK Demokrasisi…


Adalet; saydam, herkesçe gözlemlenebilir, tartışılabilir olduğu ölçüde adalettir. Temyiz edilemeyen adalet, adalet değildir. kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olarak, Yürütme ve Yargı erklerini kendi inisiyatifi ile kullanabileceği için antidemokratik bir kuruldur.

***

Continue reading

%d bloggers like this: