Bütün bir kavga, içi boş bir ceviz içinse:Cevizin Faydaları…


Ceviz ye, zihin açılsın sözü gerçektir. Beyin ve ceviz arasındaki ilişki gerçekten de mucizevidir. Çünkü yeşil kabuk kafa derisine, tahta kabuk kafatasımıza, cevizin zarı beyin zarımıza ve meyvesi beynimize benzemektedir. Gelgelelim ki, işin içine siyaset, hırs, kin, intikam ve nefret gibi duygular girince, tonlarca ceviz yemiş bir bedenin kafatası içindeki beyin dediğimiz organ işlevini yapamadığında o tonca cevizin için ve dolayısıyla beyin de boş kalmış sayılır.Peki neden?

***

Continue reading

Yüksek Yargı Kararlarında ne kadar özgür?


AYM’de eksik adaletli bir karar oluşmuştur.YİK üyelerinin maaşlarının CB tarafından belirlenmesine karşı Başkan Zühtü Arslan’ın itiraz ettiği kararı, %100 kabul görmüş gibi uygulamak, hakkaniyete aykırıdır. Hukuk uygulamasında haksızlığa uğradığını iddia eden tarafın, bir üst mahkemede davanın yeniden değerlendirilmesini -temyiz- etme hakkı vardır.

***

Continue reading

CHP Lideri’nin Demokrasi Anlayışı: İstanbul’da «TEK» adayla seçime gitmek!


Atalardan miras bir deyim vardır: Dinime söven bari müslüman olsa… Antidemokrasiden yakınan bari demokrat olsa… Bütün Dünya demokratları birleşmeli, birleşmeli de; Parti Hükümdarı demokrat olabilseydi, İstanbul İl Kongresinde Tek adayla seçim değil, dayatmadır. Seçim, en az iki aday arasında yapılır. Demokrasinin olmazsa olmazı çok adaylı seçimdir.

***

Continue reading

“CHP fiziksel, ve fikirsel işgâl altındadır!” – Teşhis doğru; tedavisi nedir?


Mevcut tabloda acı verici sorular var: CHP’ye kumpas kurulmasına gerek var mı? Kimler Atatürk’ün partisini yandaş medyaya, malum kişi ve çevrelere malzeme yaparak yaralamakta, kurumsal kimliğine, itibarına zarar vermekte? “Siyaset yapma” ve “reel siyaset” kandırmacaları altında kimler kimlerle aynı “teknede”, ve “gemide”, dibi görünmeyen bulanık ve tehlikeli sularda, rotasız hangi bilinmez ufuklara doğru yelken açmakta? Bileniniz var mı?

***

Continue reading

Erdoğan’ın «Bir taşla iki kuş vurma» taktiği…


Erdoğan’ın “Kanal İstanbul”u tekrar gündeme taşıması kritik bir eşiği aşmaya yönelik. a) Projenin getireceği rantla kendisinin egemen olup dağıtabileceği ve böylece siyasi iktidarini sürdürüp pektiştirebileceği maddi kaynaklar yaratmak; b)ABD’ye (Montrö’yü baypas edip) Karadeniz’e açılma kapısı sunarak, Rusya karşısında bir denge oluşturmak…Peki böyle bir strateji tutar mı?!

***

Continue reading

Emr-i Hak vaki oluncaya kadar Genel Başkanlık mı?


Demokrasi halkın dediği dedik, çaldığı düdük değildir. Halkın yararının halkın gözü önünde tartışılarak uzlaşıya varılmasıdır. Uzlaşı; uzlaşılacak duyguları, düşüncelerı ve davranışları gerektirir. Bu da; tarafların bir eğitim ortak paydasında birleşmeleriyle sağlanabilir. Peki ya sağlanamazsa?!

***

Continue reading

“ALTIOK”un Günümüzdeki İŞLEVİ ve POLİTİKACI…


Halkı inandırmaya çalışan politikacı, önce akıl yolunu seçerek kendine onaylattıklarını halka sunabilmelidir ki, inandırıcı ve etkin olabilsin. Bunu sağlayabilmesi için de çeşitli yol ve yöntemler mevcut. Ne yazık ki; Halk denilen çoğunluk rahat ve kolay yolu seçtiği için, Politikacılar inandırma yoluna yöneliyorlar. Oysa…

***

Continue reading

CHP Nereye kadar DEMOKRAT?


İçinde muhakkak ki çok sayıda gerçekten demokrat, barışsever üye ya da taraftar barındıran CHP’nin sorumluluk duygusuna sahip yöneticileri Kılıçdaroğlu’nun “sokaksız feraset solculuğu” peygamberliğini hiçe sayarak, tank palet fabrikasının satışına karşı sokağa döküldükleri gibi, bugün sokakta, meydanlarda kayyım kıyımına karşı mücadele veren Kürtlerin saflarında yer almak için ne bekliyorlar?.

***

Continue reading

Devrim’i Korkaklar Yapar!!


CHP’nin derdi demokrasi değildir, bu Türklükle tanımlanmış merkezi ve bürokratik devleti yaşatmaktır. O bu kendi hedefi açısından değerlendirilebilir. O Kendi hedefi açısından akıllıca hareket etmektedir. CHP eleştirilmez tutarlı olmadığı için, CHP ile savaşılır, kendisine ıy veren kitleden tecrit etmenin yollarına kafa yorulur.

***

Continue reading

HDP: Türkiye’de 5.Kol’laşmaya doğru mu?


HDP, T.C. Yasalarına göre kurulan ve faaliyette bulunan bir parti olmasına rağmen yabancı gibi davranma hıyanetinde bulunabiliyor!.. Bu da; Partinin, Türk ve Kürt düşmanı haydut devletlerden yana tavır koyması anlamına gelir ki, bindiği dalı kesmekle eş anlam taşır. Ülkenin düşmanlarıyla işbirliği yapan hain bir partiyi, hangi aklı başında devlet kapatmaz?!

***

Continue reading

NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?!


Politikacı ağzını balla tatlandırmak ve alkışlanmak için; hasmına öfkeyle saldırır, karalar,yerden yere vurur. Hasmını batırmalıdır ki, üste çıkabilsin. Yalancı ve iftiracı sayılabileceğini gözardı ederek, ağzındaki balı zehir olarak kusmaya can atar. Çünkü DUYGUSALdır. Halk da duygusal hareket ettiğine göre, böyle başa böyle traş, duygusal halka duygusal politikacı…

***

Continue reading

OYUM KİME?!


Anlayabilirim, çoğu kere burnumla, yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak ve döğüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil, ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı. Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni. Yazık. – Nazım Hikmet

***

Continue reading

Ey Seçmen, Tercihin: Güreş mi; Boks mu; yoksa Futbol Derby’si mi?


Kupayı alıp, “Ekstra Cumhurbaşkanlığı” gibi süslerseniz, elbette kıyamet kopar. Sonunda “Temsili bir Maç veya Karşılaşma” denilebilecek, canlı yayına mahkûm olursunuz. İki taraf istediğini elde edemeyince de, Maçı, karşılaşmayı idare eden Hakem’e yüklenirsiniz. İdare edemeyen değil, ortaya “Galip” çıkaramayan. Oysa, “Maç veya Ring-Minder” karşılaşmasının yeri, TV ortamı değil, Sandık Başı’dır. Neyse biz, ikilinin çıktığı ekran münazarasını değerlendirelim, arzu ederseniz. Erol Erdoğmuş beyin, naklen anlatımıyla. (nö)
(Görseli Değerli Çizerlerden izinsiz kullandığım için hoşgörülerine sığınıyorum!)

***

Continue reading

Tavlayan Tavlayana İktidarı: “Olağan Dışı Gider ve Zararlar”


“Tavlamak”; demir, toprak, cam gibi işlenecek bir nesneye gereken ısıyı ya da nemi sağlayarak onu işlenecek duruma getirmek, tav vermek anlamına geldiği gibi; mecazî anlamda da umut vererek inandırmak, kandırmak demektir. Ha bir de “Kız Tavlamak” vardır ki; bunun başlına apayrı bir açıklaması, bilimsel (!) yaklaşımı ve “yöntemleri” mevcuttur, ancak, konumuzun dışında kalmaktadır. Ucu, dolaylı yoldan değse bile…(nö)

***

Continue reading

Yarım Asıra Bir Kala: 15-16 Haziran Olaylarının, İstanbul Seçimi Arifesinde Düşündürdükleri…


CHP’nin “Sabıka Karnesi” oldukça yüklüdür. “Cürüm” işleme vakti gelip çattığında da, “suç ortaklığı” yapacak kişi ve partinin kimliği (!) önemli değildir. Kimi vakit, Türkiye’yi darbelere sürükleyen süreçte, Adalet Partisi ve Lideri Süleyman Demirel olmuştur; bugün de farklı sima ve partiler… Bu yüzden günümüzü iyi değerlendirebilmek için, yakın tarihimizde CHP’nin kimlerden yana olduğunun iyi anlaşılması şarttır! Buyrun sizlere tutanaklarıyla, örnekleriyle CHP…(nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: