Not a «Banal» Referandum!


 

WHY?

In any case, this is a highly critical electoral competition for the future of Turkey. The proposed constitutional reform would lead to the most significant changes in the political system since the establishment of the Republic of Turkey in 1923. For this reason, it is important to understand the following points:

☪ This is not a run-of-the-mill electoral competition…

☪ The campaigning period has been very irregular…

☪ Society is more divided than ever…

☪ There are many undecided voters, in addition to undeclared ‘No’ voters that no poll is able to determine…

☪ Turnout, both at home and abroad –after all the crises with European countries– is a very important issue…

***

Continue reading

EVET Mİ? HAYIR MI?


 

«Güzel» olmanın «Avantajı!»

Aşık Veysel * Karacaoğlan

© photocredit

***

Continue reading

Neden ‘Evet…’


 

…sonucu çıkar 16 Nisan’da?!

Havada da kar sesi var
Başında da mor fesi var
Açın bakın şu konağı
İçinde de yar sesi var

Le şe çoban
Garip oğlan

Çobanın elinde kaval
Arkasında sürü davar
Eğer davar susadıysa
Bizim evde çifte pınar

Le le çoban
Garip oğlan

Mor poşuyu boyamadım
Ben çobana doyamadım
Hep kuşlar da yuva yapmış
Serçe kadar olamadım
Le le çoban garip oğlan
Ruhi Su

***

Continue reading

Baykal’ı «tekfir etme»ye kalk…


 

Asıl «kâfirler»e Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni teslim et!

Bir kimseyi yaptığı bir işten veya sarfettiği bir sözden dolayı kâfir sayma, onu küfre nispet etmektir!

İman ile küfrün sınırının tesbiti çok güç olduğundan, Hz.Peygamber fertleri ve kişileri değil, belirli tipleri tasvit etmek suretiyle tekfir etmiştir. Ehl-i Sünnet âlimleri bu hadisleri bile gerçek manâda tekfir için değil, işlenen günâhların büyüklüğünü göstermek amacıyla ele almışlardır.

Bir kimsenin küfrü için 99 delil bulunsa da, sadece biri de imanına delalet etse, o 99 delile değil, bir delile bakılarak imanına hükmedilir. Bu kaide; Ehl-i sünnetin, toplum huzur ve düzeni açısından konuya gösterdiği hassasiyetin delilidir!

Gelelim Deniz Baykal olayına!

AKP yöneticileri; 1) Gebze Milletvekili ne dedi? “Allah’ın bütün hususiyetleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da toplanmıştır” Küfrün dik âlâsı! 2) Recep Tayyip Erdoğan ne dedi? “Bizim Rahmetimiz gazabımızı aşmıştır” Küfrün dik âlâsı. Sen şimdi bunları duymazdan, görmezden gel; kalk Deniz Baykal gibi çoğunu cebinden çıkaracak bir devlet ve siyaset adamını «kâfir» ilân etmeye kalk, cahil cühelâ takımını, dinden yakından uzaktan ilgisi bulunmayanları dolduruşa getir, daha da ileri gidilirse, linç teşebbüsünde bulunmaya tahrik et!

Ey millet 16 Nisan’da işte bu tıynetteki insanların toplandığı bir partinin hazırladığı Anayasa Referandumu için oy kullanacaksınız? Vicdanınız el veriyor mu? – nö.

Şimdi sözü Münir Kebir beye bırakalım… Bakalım uzmanı ne diyorlar?

© photocredit

***

Continue reading

A la Kasımpasha…


 

Dünya’nın en büyük Lâle Üreticisine «Posta Atmak!»

Kanka goedemiddag, son haberler nedir?

Merhaba kanka, krizi patlattığınızdan bu yana gülmekten yerlerdeyim.

Bizler de öyle ama toplum önünde âlev topuyuz…

«Vahşi Doğrama» inişe geçti, bastırın daha, hani diyorum ki bir de Keukenhof’ta teşebbüste bulunsanız. Biliyorsun şimdi Lâle Dönemi, Kanunî de sevinir anıldığına, eh sizinki de son padişah olacağına göre. Türkler de gezme bahanesiyle gelirler. Buluşup hasret giderirsiniz diyemiyeceğim, anında tedbirimizi alır, Keukenhof’un kapısına kilit asarız, sizler de kapıda kalıverirsiniz. Ne kadar çok kopardınız kıyamet, o kadar çok «Vahşi Yarma…pardon Doğrama» için felâket.

Bak bu iyi fikir Kasımpashalıya hemen iletiyorum fikrini 14’ü iyi mi, seçime 24 saat kala!

Muhteşem. Referandum için de bizden desteğe devam.

Sağolasın Kanka, her şey 17 Nisan sabahı rayına oturur ilişkilerde.

Hiç kuşkum yok. Merkel gibi davranır Soykırım Tanıma kararını unutturuveririz. Sizinkilerde nasıl olsa fil hafızası yok. Fransa ile yine aynı konuda ilişkiler bozulmuştu. Ne oldu sonra? İşler tıkır tıkır gidiyor. Ha aklıma gelmişsen komşumuz Belçika’ya da bi uzansanız! Kih…kih…kih…

Şarlo gereken hazırlıkları yaptığını bildirdi hele siz şu seçimleri bir atlatın, önümüzde vakit var daha. İsveç su koyuverdi. Eh tabii seçim meçim derdi yok ki Vikinglerin. Fransa’da Maryanı delirteceğiz hele dur. Bizler 23 Nisan’da zaferimizi Ata’nın huzurunda son kez kutlarken…

Neden öyle?

Eh cânım müze yapacağız, artık milli bayram falan da olmayacak, diğer kutlamaların hepsi saraylara aktarılacak da…

Wavvvv… Fransa’ya dönecek olursak…

Ha diyordumm ki, onlar da yeni Cumhurbaşkanı’nı seçecekler. El ele hep birlikte, Maryanı batıracağız Seine Nehri’nde en dibe…

Hadi kolay gelsin kanka, ben de hazır Pazar bir iki seçim gezisi yapayım yok bea sizinki gibi değil bir iki kahve turu yeter de artar. Halkı tatilinde rahatsız etmeden.

Hehheeee bizde o dert yok, gel dedin mi gelir, meydanlara in dedin mi iner, git dedin mi gider…

Nerdeeeee buralarda o günler, sizin oralarda siyaset yapmak varmış. Artık gelecek sefer geldiğimde…

Ohooo bakıyorum rezervasyonu yaptırmışsın şimdiden.

Sizden öğrendim. Cennet’te yer kalmamış, lokantalardaki gibi her yere AKP rezervlidir yazıyormuş. Artık misafir geliriz sizlere, kih kih kih…. –

***

Continue reading

Suyumu kesme İzmir!


 

İzmir’de belediyenin son kaynak suyu satış noktaları da 31 Mart 2017’de kapatılıyor. Su şirketlerinin baskısıyla…Halk memnundu. Karşıyaka ve Bornova’da açık kalanlar da yok olacak. Kendi kabını getiren buralardan litresi 7,5 kuruştan kaynak suyu alıyordu. Şirketler bunları sağlığa çok aykırı buldular. “Dünyanın neresinde böyle bir sistem var” diyorlar. Resimlerde göreceğiniz gibi Roma’da halka getirdikleri kaplarda su sağlayan çokça merkez bulunduğu gibi tarihi çeşmelerden akan sular da hem turistler hem de halk taraından ücretsiz içiliyor. Hastalanan da yok üstelik! Roma Belediyesi gazlı su için para alıyor.

Peki ya İzmir? İzmir de mi su şirketlerine boyun eğdi?

***

Continue reading

Sonun Başlangıcı…


 

Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

Continue reading

%d bloggers like this: