AB, gelecekte 27 üyeden daha kalabalık olacak


 

Ne Zaman?!

Son on yıl içerisinde karşı karşıya kaldığı Avro Alanı borç krizi, mülteci akını ve Brexit gibi sınamalar ve bunların yan ürünü olan popülizm nedeniyle içine kapanan ve kendi evini düzene sokmaya yönelen AB, en başarılı dış politika aracı olarak nitelendirilen ve dönüştürücü gücünün yansıması olan genişleme politikasını uzun süredir göz ardı etmekteydi.

2015’te yüz binlerce mültecinin AB topraklarına Batı Balkanlar üzerinden giriş yapması, bölgenin AB’nin güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Kosova ve Sırbistan gibi bölge ülkeleri arasında artan restleşmeler, reformlarda yaşanan yavaşlama, hukukun üstünlüğü alanındaki geri gidiş ve aşırı milliyetçi söylemin geri dönüşü, Balkanlarda istikrarın kırılganlığını ortaya koydu.

AB, Batı Balkanların jeopolitik önemini yeniden keşfettiğinde bölgedeki dönüştürücü gücünün büyük ölçüde zarar gördüğünü fark etti.

 

Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırma yönündeki manevraları, bölgeye ilk ziyareti göreve geldikten iki buçuk yıl sonra, Mart 2017’de gerçekleştiren Yüksek Temsilci Mogherini’nin Batı Balkanlar, büyük güçler arasında bir sonraki jeopolitik mücadelenin yaşanacağı satranç tahtasına dönüşmek üzere uyarısında bulunmasında etkili oldu.

Peki Batı Balkanlar’ı nasıl bir gelecek bekliyor?

***

Continue reading

İnsanlar ve Politikacılar…


 

Vatandaş ve Milletvekilleri…

Baş parmağım sağcı, işaret parmağım solcu, yüzük parmağım Türk, serçe parmağım Kürt, hangisini kessem acıyor.
Muhsin Yazıcıoğlu
Müslümanlar, namazlarını Allah’ın emrettiği şekilde , siyasetlerini de Batı’nın emrettiği şekilde sürdürdükleri müddetçe hiçbir yere varamazlar.
İhsan Süreyya Sırma
İnsanların en kötüsü, iyiliği kötülükle karşılayan ve insanların en iyisi, kötülüğe karşı iyilik yapandır.
Hz.Ali
İnsanlığın iki tür ahlakı vardır: Biri sözünü edip uygulamadığımız, öteki de uygulayıp sözünü etmediğimiz.
Bertrand Russell
İnsanlar özgür doğdular ama her yerde zincirler içine alındılar.
Jean Jacques Rousseau
Irkçılık dünya siyasetinin bir parçasıdır.
Sebuhi Quluzade
Uygarlığın gerçek ölçüsü; ne nüfus çokluğu, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretim bolluğudur. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir.

Ralph Emerson
Bir insan, söylediği sözlerden çok, söyleyemedikleriyle de insanlaşır.
Albert Camus
Irkçılık olmadan Kapitalizm olmaz.
Malcolm X
Öküzlerle domuzlar konuşabilselerdi, konuları hep ot ve yem olurdu. Mideleri için yaşayan insanlar da onlardan farksızdır.
Epictetos
İnsanlar da ağaca benzer; ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse o kadar derin kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinliğe, kötülüğe.
Friedrich Nietzche
Koşullar insanları idare ederler, insanlar koşulları değil.
Heredotos
İnsanın kendini aldatması kadar kolay bir şey yoktur lçünkü insan neyi isterse onun gerçek olduğuna inanır.
Demosthenes
Olgun insan, güzel sözler söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyendir.
Confucius

***

Continue reading

SANAL SEÇİM PANAYIRI


 

Atma Recep Din Kardeşiyiz Sınırı!

Suçların en büyüğü yalan söylemektir.
Hadis-i Şerif
Yalan, güven ve emniyeti; huzur ve itimadı yok eder.
Şafii
Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde “yalancılar” arasına kaydedilir.
İbnu Mes’ud
Üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır: Bu üç yere gelince: 1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı, 2) Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir. 3) İki Müslümanın arasında sulhu sağlamak kasdiyla söylenen yalan.
Resulullah (sav)
Güven ruh gibidir, terkettiği bedene asla geri dönmez.
William SHAKESPEARE

Yalan zeka işidir, dürüstlük cesaret, Eğer zekan yetmiyorsa yalan söyleme, Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.
Victor HUGO
Delik kapta su durmaz. »
TÜRK ATASÖZÜ
Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur.
De GIRARDIN
Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz.
DIDEROT
İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek yalan söylemektir.
VOLTAIRE
Yalancı, Allah’a karşı kafa tutan, fakat insanlardan korkan bir serseridir.
FRANCIS BACON

***

Continue reading

EU: FAC…


 

Authoritarian Regime Leaders and Una Signora!

The Foreign Affairs Council will start with a review of pressing issues on the international agenda. The High Representative and ministers may refer to the EU-Western Balkans summit in Sofia on 17 May, recent developments related to North Korea and the situation in Yemen.

The Council will discuss Iran, in particular the Iran nuclear deal, the JCPOA, following the US withdrawal from the JCPOA as announced on 8 May.

Over lunch, foreign ministers will discuss the situation in Gaza following recent developments, including with regard to Jerusalem.

Foreign ministers will exchange views on Venezuela, following the presidential and regional elections on 20 May and the re-election of Nicolás Maduro for a second six-year term. The Council will adopt conclusions on Venezuela.

The Council will discuss the situation in the Democratic Republic of the Congo (DRC). The Council will discuss the progress and the challenges in the electoral process which is expected to lead to the general election scheduled for 23 December 2018.

Foreign ministers will discuss the future partnership framework with the African, Caribbean and Pacific (ACP) countries, as the current agreement framing the partnership, the Cotonou agreement, is due to expire on 29 February 2020.

The Council is expected to adopt conclusions on enhanced EU security cooperation in and with Asia.

The Council is expected to adopt conclusions on strengthening civilian CSDP, in follow-up to the process launched by the Council in November of last year.

***

Continue reading

EU – TURKEY: Ekonomik Alanda Ankara Ne Yapmalı?


 

The links between the progress on rule of law/fundamental freedoms and the improvement in economic governance and the judiciary system.

The submitted 2018 Economic Reform Programmes (ERPs) of the Western Balkans and Turkey outline the medium-term macroeconomic and fiscal framework as well as structural reforms (affecting areas such as labour markets and education, energy, innovation and the business environment) to enhance competitiveness and long-term growth.

Participants recalled the commitment to set out a new set of targeted policy guidance to support efforts towards fulfilling the Copenhagen economic criteria. In this context, Participants agreed that the elements of the 2017 policy guidance which had not yet been fully implemented remained valid and needed to be addressed by policymakers in Turkey.

Lower external imbalances in light of high external funding needs constituting a substantial risk for the Turkish economy.

Focus monetary policy on the pursuit of price stability and ensure that the monetary policy stance is sufficiently tight to bring inflation back to the target band, anchor inflation expectations and increase trust in the local currency.

With a view to improving the business environment, strengthen the rule of law and the judiciary. The effective implementation of the amended law on bankruptcy.

***

Continue reading

Batıdaki “ayrışma” işaretleri


BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor [Trump to Host NATO Secretary-General] … Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. [Almanya ve Çin işbirliğini artırıyor]

***

Continue reading

İklim Değişikliği: Mücadelede Neredeyiz?


 

Farkında mısınız, Politikacılar Yüzünden Dünyamız Tehlike Altında!

Beş eylem alanı öne çıkıyor: a) emisyonları azaltma, b) iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama, c) finansman sağlama, d) ortaklık ve e) liderlik.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak birincil amaç olsa da, iklim değişikliği şu an hâlihazırda hayatımızı etkiliyor ve kısa vadede çok daha büyük zorluklar oluşturması ihtimali çok yüksek. Bu konuda Yeşil İklim Fonu’nun etkisi çok önemli olduğundan, bu mekanizmanın en iyi şekilde hayata geçirilmesi için bu fona üye olan, özellikle de bağış yapan devletlerin rolü çok büyük.
Siyasi liderler yol gösterdiği sürece, şirketlerin ve vatandaşların bu yoldan yürümesi çok daha kolay olacaktır. Buna, düşük karbonlu iklim-esnek politikalar yaparak başlanabileceği düşünülüyor.

© photocredit

Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, 1992’de UNFCCC imzalandığında OECD ülkesi olduğundan, diğer gelişmiş ülkelerle birlikte Ek-1 listesinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerden oluşan Ek-2 ülkelerince sağlanan finansman, teknoloji geliştirme ve transferi ile kapasite geliştirme imkânlarından yararlanamıyor. Türkiye Paris Anlaşması’na taraf olmayı Yeşil İklim Fonu’ndan pay alma şartıyla kabul etmişti. Türkiye, 2020 yılı için bir hedef koyma zorunluğu altına girmeyip, 2030 yılı hedefleri için de referans senaryoya göre kendi ulusal koşul ve kapasitesi ile doğrultulu olarak yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fona en büyük mali destek sağlama vaadinde bulunan ABD’nin anlaşmadan çekilme kararının ardından, mali destek sözü tutulmadığı takdirde anlaşmanın TBMM’den geçemeyeceğini belirtti. Berat Albayrak da Türkiye’nin hedefinin, ithal kömürün payını azaltıp, en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak amacında olduğunu açıkladı. AB üye ülkeleri sera gazı azaltımı hedefleri doğrultusunda termik santrallerini kapatırken, AB içerisinde en fazla sera gazı artışına neden olan Türkiye’nin kömür teşvikinde bulunması, iklim değişikliği hedeflerine öncelik vermediğini gösteren bir tablo ortaya çıkarıyor.

Diğer deyişi ile ‘No Money No Climate Change…!

 

Oysa 24 Haziran Seçimleri için «örtülü, örtüsüz» harcanan paraların miktarına bakınca, sokaktaki vatandaşın ve gelecek kuşakların gerilerde kaldığı, refahla dengeli sağlık koşullarının dikkate alınmadığı anlaşılıyor. (nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: