AB, gelecekte 27 üyeden daha kalabalık olacak


 

Ne Zaman?!

Son on yıl içerisinde karşı karşıya kaldığı Avro Alanı borç krizi, mülteci akını ve Brexit gibi sınamalar ve bunların yan ürünü olan popülizm nedeniyle içine kapanan ve kendi evini düzene sokmaya yönelen AB, en başarılı dış politika aracı olarak nitelendirilen ve dönüştürücü gücünün yansıması olan genişleme politikasını uzun süredir göz ardı etmekteydi.

2015’te yüz binlerce mültecinin AB topraklarına Batı Balkanlar üzerinden giriş yapması, bölgenin AB’nin güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Kosova ve Sırbistan gibi bölge ülkeleri arasında artan restleşmeler, reformlarda yaşanan yavaşlama, hukukun üstünlüğü alanındaki geri gidiş ve aşırı milliyetçi söylemin geri dönüşü, Balkanlarda istikrarın kırılganlığını ortaya koydu.

AB, Batı Balkanların jeopolitik önemini yeniden keşfettiğinde bölgedeki dönüştürücü gücünün büyük ölçüde zarar gördüğünü fark etti.

 

Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırma yönündeki manevraları, bölgeye ilk ziyareti göreve geldikten iki buçuk yıl sonra, Mart 2017’de gerçekleştiren Yüksek Temsilci Mogherini’nin Batı Balkanlar, büyük güçler arasında bir sonraki jeopolitik mücadelenin yaşanacağı satranç tahtasına dönüşmek üzere uyarısında bulunmasında etkili oldu.

Peki Batı Balkanlar’ı nasıl bir gelecek bekliyor?

***

2018 GENİŞLEME PAKETİ’NDE BATI BALKANLARIN AB KARNESİ
VE
SOFYA ZİRVESİ

yeliz_sahin

© Yeliz Şahin

 

Genel Tespitler

* AB’nin Batı Balkanları adeta yeniden keşfettiği 2018 yılının ikinci yarısına doğru ilerlerken, nisan ayında Avrupa Komisyonu merakla beklenen Genişleme Paketi’ni açıkladı, mayıs ayında ise AB liderleri 2003 yılındaki Selanik Zirvesi’nden sonra ilk kez Batı Balkan liderleriyle bir araya geldi.

* Komisyonun yaptığı takvim değişikliği doğrultusunda 17 Nisan 2018 tarihinde açıkladığı Genişleme Paketi’nden en kârlı çıkan iki ülke, Komisyonun katılım müzakerelerine başlanması tavsiyesinde bulunduğu Arnavutluk ile Makedonya oldu.

* Arnavutluk, yargı kurumlarının bağımsızlığının, etkinliğinin ve hesap verebilirliğinin artırılması yönünde adımlar atmak suretiyle yargı reformunda somut ilerleme sağlayarak, müzakerelerin başlatılması yönünde bu kez koşulsuz tavsiye almayı başardı.

* Reform ivmesindeki hızlanma ve isim sorununun çözümüne yönelik Atina ile yürütülen müzakerelerde kaydedilen ilerleme sonucunda, yıllarca AB’nin bekleme odasında sıkışıp kalan Makedonya’nın nihayet katılım müzakerelerine başlama tarihi alabileceği yönünde umut verici bir ortam oluştu.

* Bölge ülkeleri arasında AB sürecinin en ileri aşamasındaki Karadağ, son bir buçuk yılda hukukun üstünlüğü alanında yasal ve kurumsal çerçevenin oluşturulması konusunda ilerlemeyi sürdürmesine karşın uygulamada yeterli seviyede ilerleme kaydedemedi.

* AB’nin 2025’te üyelik perspektifi sunduğu Sırbistan, ifade ve basın özgürlüğü ile hukukun üstünlüğü alanında gerekli ilerlemeyi sağlayamadı.

* Komisyonun bir önceki raporunda üzerinde durduğu AB Koordinasyon Mekanizmasını kurması olumlu karşılanan Bosna-Hersek’in, olası bir siyasi krizin önlenmesi için ekim ayında gerçekleşecek seçimlerden önce seçim yasasını anayasa ile uyumlu hale getirmesi gerekiyor.

* Kosova’nın, vize serbestisi elde etmesi için belirlenen kriterler arasında yer alan Karadağ sınır anlaşmasının onaylanması, son bir buçuk yılda elde ettiği en önemli başarı olarak kayda geçerken, ülkedeki siyasi kutuplaşmanın boyutu AB tarafından endişeyle karşılandı.

* Selanik Zirvesi’nden 15 yıl sonra büyük umutlarla Sofya’da toplanan AB-Batı Balkanlar Zirvesi, genişlemenin büyük ölçüde gündem dışı bırakılması nedeniyle beklentileri karşılamaktan uzak kaldı.

[Aynı Konuda:Batı Balkanlar için Bir Sonraki Durak!]

AB’nin Batı Balkanları Yeniden Keşfettiği Yıl: 2018

AB’nin, Batı Balkanları adeta yeniden keşfettiği ve bölge ülkelerindeki reform ivmesini canlandırmaya çalıştığı 2018 yılının ikinci yarısına doğru ilerlerken, Batı Balkan ülkeleri için beklenen iki önemli gelişme yaşandı. 17 Nisan 2018 tarihinde, Avrupa Komisyonu genişleme politikası kapsamındaki ülkelerce merakla beklenen Genişleme Stratejisi ve ülke raporlarından oluşan Genişleme Paketi’ni açıkladı. 17 Mayıs 2018 tarihinde ise Batı Balkan ülkelerinin liderlerini 2003 yılındaki Selanik Zirvesi’nden bu yana ilk kez AB üyesi mevkidaşlarıyla bir araya getiren zirve toplantısı yine bir Balkan ülkesinin ev sahipliğinde Sofya’da gerçekleşti.

Son on yıl içerisinde karşı karşıya kaldığı Avro Alanı borç krizi, mülteci akını ve Brexit gibi sınamalar ve bunların yan ürünü olan popülizm nedeniyle içine kapanan ve kendi evini düzene sokmaya yönelen AB, en başarılı dış politika aracı olarak nitelendirilen ve dönüştürücü gücünün yansıması olan genişleme politikasını uzun süredir göz ardı etmekteydi. 2015’te yüz binlerce mültecinin AB topraklarına Batı Balkanlar üzerinden giriş yapması, bölgenin AB’nin güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Kosova ve Sırbistan gibi bölge ülkeleri arasında artan restleşmeler, reformlarda yaşanan yavaşlama, hukukun üstünlüğü alanındaki geri gidiş ve aşırı milliyetçi söylemin geri dönüşü, Balkanlarda istikrarın kırılganlığını ortaya koydu. AB, Batı Balkanların jeopolitik önemini yeniden keşfettiğinde bölgedeki dönüştürücü gücünün büyük ölçüde zarar gördüğünü fark etti. Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırma yönündeki manevraları, bölgeye ilk ziyareti göreve geldikten iki buçuk yıl sonra, Mart 2017’de gerçekleştiren Yüksek Temsilci Mogherini’nin “Batı Balkanlar, büyük güçler arasında bir sonraki jeopolitik mücadelenin yaşanacağı satranç tahtasına dönüşmek üzere” uyarısında bulunmasında etkili oldu [Remarks by the High Representative/Vice-President Federica Mogherini]

Batı Balkanlardaki bu gelişmeler, görevde olduğu sürece AB’nin yeni bir genişlemeye tanık olmayacağı yönündeki söylemi ve Komisyonun ilgili biriminin yapısında bu yönde yaptığı değişikliklerle tanınan Komisyon Başkanı Juncker’i de yaklaşımını gözden geçirmeye itti
[A new start for Europe]. Juncker’in AB’nin geleceğine dair vizyonunu ortaya koyduğu 2017 Birliğin Durumu konuşmasında, AB’nin Batı Balkanlara yönelik inandırıcı bir üyelik perspektifi sunmayı sürdürmesi gerektiğini ortaya koyan “AB, gelecekte 27 üyeden daha kalabalık olacak” sözleriyle duyurduğu bu pozisyon değişikliği [State of the Union Address 2017], Avrupa Parlamentosu Başkanı Tajani ile Konsey Dönem Başkanı Estonya Başbakanı Ratas’a hitaben kaleme aldığı niyet mektubunda, Komisyonun Karadağ ve Sırbistan’ın başarılı şekilde AB’ye katılımına yönelik bir strateji belgesi açıklayacağını ve Mayıs 2018’de Batı Balkanlar özel gündemiyle bir zirve toplantısı gerçekleştireceğini duyurmasıyla teyit edildi [Letter of Intent].

Komisyon tarafından şubat ayında açıklanan ve genişlemenin, AB’nin güvenliğine yapılan stratejik bir yatırım olduğu mesajını ortaya koyan Batı Balkan Stratejisi [A credible enlargement perspective for and enhanced EU engagement with the Western Balkans], hâlihazırda bölgede AB ile bütünleşme yolundaki en ilerideki iki ülke olan Karadağ ve Sırbistan için 2025’te AB üyelik perspektifi sunuyor. 2025’te üyeliğin bir hedef tarih olmadığına yapılan vurguya rağmen Komisyon bu yaklaşımla, Batı Balkan başkentlerini reform adımlarını hızlandırmaya ve aralarındaki ikili anlaşmazlıkları çözmeye teşvik etmeyi hedefliyor.

2018 yılında AB Dönem Başkanlığının bir Balkan ülkesi olan Bulgaristan ve bölgede önemli yatırımlara ve çıkarlara sahip Avusturya tarafından üstlenilmesi de, 2018 yılı boyunca bölgenin gündemde olmayı sürdüreceği sinyalini veriyor. Yılın ilk yarısında AB Konseyi Dönem Başkanlığını yürütmekte olan Bulgaristan, Batı Balkanların AB perspektifinin ve bölge ile AB arasındaki bağlantıların güçlendirilmesini öncelik olarak benimsedi. Her ne kadar Lizbon Antlaşması’yla daimi AB Konseyi Başkanlığı makamının oluşturulması sonucunda dönem başkanlığının gündemin oluşturulmasındaki rolü azalmış olsa da, Bulgaristan’ın ilk kez üstlendiği dönem başkanlığında öncelikleri arasında bulunan Batı Balkanları AB’nin gündemine taşımada başarılı olduğu söylenebilir. 17 Mayıs 2018 tarihinde toplanan AB-Batı Balkanlar Sofya Zirvesi de bunun en önemli göstergesini oluşturuyor.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Yüksek Temsilci Mogherini ve Komisyonun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Hahn tarafından son dönemde bölgeye gerçekleştirilen ziyaretler, AB’nin bölgeye verdiği önemi teyit eden diğer gelişmeler oldu. Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliği açısından bir diğer önemli buluşma, Avrupa Komisyonunun genişleme paketine ilişkin kararların kabul edileceği 28-29 Haziran 2018 tarihli AB Liderler Zirvesi olacak. Temmuz ayında ise Batı Balkan ülkeleri liderleri, AB’den ayrılma sürecindeki Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da Almanya’nın girişimiyle hayata geçirilen ve bağlantıların artırılması, ticaret, iyi komşuluk ilişkileri gibi alanlara odaklanan “Berlin Süreci” çerçevesindeki beşinci ve son zirve toplantısında, Batı Balkanlarla ilgilenen üye ülke liderleriyle bir araya gelecekler.

Şekil 1: 2018 yılında Batı Balkan ülkelerinin AB süreci için önemli tarihler

2018 Genişleme Paketi ve Batı Balkanların AB Karnesi

2018 Genişleme Paketi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Strazburg’da AP Genel Kurulu’nda, AB’nin geleceğine dair görüşlerini aktardığı konuşma ve Komisyonun Güvenlik Birliği’ne ilişkin İlerleme Raporu ile aynı gün açıklanması sebebiyle olsa gerek beklenen ilgiyi göremedi. Bunun yanında, paketin kabul edileceği Komisyon Üyeleri Heyeti toplantısının uzaması nedeniyle Genişleme Paketi, adet olduğu üzere bu kez önce AP Dış İlişkiler Komitesi’nde tartışılmadan, Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Komisyonun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn tarafından düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

Komisyonun genişleme paketinin takviminde yaptığı değişiklik doğrultusunda 2018 Genişleme Paketi adet olduğu üzere sonbaharda değil, ilkbaharda kabul edildi. Böylece ülke raporları ilk kez Komisyonun genişleme politikası kapsamındaki ülkelerin ekonomik kriterlere ve AB içerisinde ekonomi yönetişiminde atılan adımlara uyumunu artırmak üzere 2015’ten bu yana yayımladığı Ekonomik Reform Programları ile aynı tarihte açıklandı. Genişleme paketinin tarihinde yapılan değişiklikle hedeflenen, hiçbiri işleyen piyasa ekonomisi olarak nitelendirilemeyen Batı Balkan ülkelerinde ekonomi yönetişimine yapılan vurgunun artırılmasıydı.

Genişleme Paketi, Batı Balkan ülkeleri açısından bu yılın ikinci önemli referans belgesini oluşturuyor. Şubat 2018’de Batı Balkan ülkelerinin AB perspektifini teyit eden ve katılım müzakereleri yürüten Karadağ ve Sırbistan için 2025’te üyeliğin kapısını aralayan strateji belgesini açıklayan Avrupa Komisyonu, genişleme paketi kapsamında bölge ülkelerinin AB üyeliği yolunda ilerlemede aldıkları mesafeyi değerlendirdi. Kamuoyunda “İlerleme Raporu” olarak bilinen bu raporlar, genişleme politikası kapsamındaki ülkelerdeki karmaşık tabloyu yansıtır şekilde 2015 yılından beri “Ülke Raporu” adıyla yayımlanıyor. Komisyonun hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu, demokrasi, temel haklar, ekonomi yönetişimi ve bölgesel işbirliğine öncelik veren “önce temel konuların ele alınması” (fundamentals first) yaklaşımını sürdüren Genişleme Paketi, Balkan ülkelerinde bu alanlarda hiç de parlak olmayan tabloyu da gözler önüne serdi.

Batı Balkan ülkelerinin son bir buçuk yıl içerisinde AB yolunda kat ettiği mesafe değerlendirildiğinde, 2018 Genişleme Paketi’nden en kârlı çıkan iki ülkenin Komisyonun kaydedilen ilerleme ışığında katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye ettiği Arnavutluk ile Makedonya olduğu görülüyor. Katılım müzakerelerine başlanması konusundaki nihai kararın, konuyu haziran ayındaki AB Zirvesi’nde değerlendirecek olan AB liderleri tarafından verilmesi öngörülüyor. Komisyonun bu süreçte, Hollanda ve Fransa gibi bazı üye ülkelerde AB’nin genişlemesine duyulan şüpheciliği ve söz konusu ülkelerin yeterli hazırlık düzeyine ulaşıp ulaşmadığına dair endişeleri de ele alması gerekecek.

Arnavutluk: Yargı Reformu Katılım Müzakerelerinin Kapısını Araladı

Avrupa’nın en fakir ikinci ülkesi olan Arnavutluk, 2009 yılında AB üyelik başvurusunda bulunarak, 2014 yılında ülke statüsü elde etmişti. Komisyon, Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlamasının kamu yönetimi reformu, yargı reformu, yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ile insan haklarının korunması olmak üzere beş kilit öncelikte ilerleme kaydetmesine bağlı olacağını ortaya koymuştu. Bu kapsamda, uyuşturucu kaçakçılığı ve kenevir üretimine savaş açan, azınlık hakları ile mülkiyet hakkının korunması gibi konularda çabalarını artıran Arnavutluk’un ele alması gereken en önemli konu yargı reformuydu. Nitekim Komisyon, bir önceki Genişleme Paketi’nde Arnavutluk’un yargı reformunun uygulanmasında somut ilerleme kaydetmesi koşuluyla katılım müzakerelerine başlayabileceği tavsiyesinde bulunmuştu.

Komisyonun değerlendirmelerine göre Tiran, 2017 yılı başında parlamento faaliyetlerini sekteye uğratan siyasi kutuplaşmaya rağmen beş kilit önceliğin uygulanmasında ilerleme sağlamaya devam etti. Kamuda siyasileşmenin önlenmesi ve profesyonelliğin artırılması yönünde önemli adımlar attı. Yolsuzlukla ve başta uyuşturucu kaçakçılığı olmak üzere örgütlü suçlarla mücadele alanında kararlı çabalarını sürdürdü; insan haklarının ve özellikle azınlıklara mensup kişiler ile Roman kökenlilerin temel haklarının ve mülkiyet hakkının etkili şekilde korunması için ek önlemler kabul etti. Arnavutluk’ta 2016 yılında kabul edilen kapsamlı yargı reformu stratejisi, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla karakterize edilen siyasi gelenekten uzaklaşılmasında etkili oldu. Hâkim ve savcıların güvenlik araştırmasına tabi tutulması (vetting), yargı reformu çerçevesinde Komisyonun bir önceki raporda üzerinde önemle durduğu konulardan biriydi. Yargı reformunun kilit unsurları arasında yer alan ilgili kanun ile, hâkim ve savcıların yetkinliklerinin ve mal varlıklarının kapsamlı şekilde incelenerek suç örgütleriyle olası bağlantılarının tespit edilmesi yoluyla, yargı sisteminin yolsuzluktan arındırılması ve yargıya siyasi müdahalenin önlenmesi amaçlanıyordu. Haziran 2017’de gerekli kurumların oluşturulmasıyla bu konuda ilk somut sonuçların elde edilmesi, rapora olumlu şekilde yansıdı. Arnavutluk, yargı kurumlarının bağımsızlığının, etkinliğinin ve hesap verebilirliğinin artırılması yönünde adımlar atarak yargı reformunda somut ilerleme sağladı ve müzakerelerin başlatılması yönünde bu kez koşulsuz tavsiye almayı başardı.

Makedonya: İvme Kazanan Reformlar Sayesinde En Olumlu Ülke Raporu

Yunanistan ile arasındaki “isim sorunu” ve bunun tetiklediği diğer sorunlar nedeniyle, bölge ülkeleri arasında en ön sırada başladığı AB yolculuğu çıkmaza girme riskiyle karşı karşıya gelen ve yakın geçmişte AB koşulluluğunu sınayan bir vakaya dönüşen Makedonya, geçtiğimiz yıllardan farklı olarak, uzun zaman sonra ilk kez Komisyondan son derece olumlu bir değerlendirme aldı. 2015’te dinleme skandalının patlak vermesiyle tarihinde iç savaşın eşiğine geldiği 2001 yılı krizinden sonraki en derin siyasi krize sahne olan Makedonya, bu olumlu değerlendirmeleri, krizin aşılmasıyla Mayıs 2017’de göreve gelen Başbakan Zoran Zaev liderliğindeki hükümetin attığı kararlı adımlara borçlu. Ülkenin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşmesi için gerekli reformların kabul edilmesini ve komşu ülkelerle ilişkilerin iyileştirilmesini öncelik olarak benimseyen Zaev hükümeti, gecikmiş reformların da gerçekleştirilmesini sağladı. Bu süreçte, ülkede krizi sonlandırmak üzere siyasi parti liderleri tarafından AB arabuluculuğunda varılan Pržino Anlaşması’nın ve belirlenen Acil Reform Önceliklerinin uygulanmasında önemli ilerlemeler kaydedildi.

Yeni hükümetin, komşu ülkelerle ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönünde attığı kararlı adımlar, ülkenin NATO ve AB gibi Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme sürecindeki en büyük engel olarak görülen isim sorununun çözümü için de iyimser bir ortamın oluşmasını sağladı. Bir dönem Makedonya’nın AB katılım müzakerelerine başlaması konusunda çekincelerini dile getiren Bulgaristan ile Temmuz 2017’de bir dostluk anlaşmasının akdedilmesi ve Yunanistan’ın tepkisini çeken Üsküp Büyük İskender Havalimanı’nın isminin değiştirilmesi doğrultusunda atılan adımlar önemliydi. Bununla birlikte, Yunanistan’la sorunun çözümüne yönelik müzakerelerin ivme kazanması, AB ile bütünleşme sürecinde umutları artıran önemli bir gelişme olarak kayda geçti. Şubat ayında Makedonya’nın Yunanistan’a isim konusunda; “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti”, “Yukarı Makedonya Cumhuriyeti”, “Vardar Makedonyası Cumhuriyeti” ve “Makedonya Cumhuriyeti (Üsküp)” olmak üzere dört seçenek sunduğu biliniyor. Yukarıda bahsi geçen tüm gelişmeleri hesaba katan Komisyon, 2009 yılından bu yana olduğu gibi bu yıl da Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye etti ancak bu kez tavsiyesini sürdürmek için 2015 ve 2016 yıllarında olduğu gibi ek koşullar sunmayarak, varılan ilerlemeyi takdir etmiş oldu.

Üsküp, AB liderlerinin genişleme konusunda karar almaları beklenen haziran ayındaki AB Zirvesi’ne kadar Atina ile isim sorununa ilişkin geçici anlaşmaya varmayı hedefliyor. Komisyonun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Hahn’ın da önümüzdeki haftalarda isim sorununun çözümüne yönelik bir anlaşma ile sonuçlanma ihtimaline işaret etmesi, Makedonya’nın katılım müzakerelerine başlamak için Konseyden yeşil ışık alabileceğine dair beklentileri artırıyor. 27 yıllık isim sorununun çözüme kavuşturulması yolunda önümüzdeki haftalarda varılması muhtemel geçici anlaşmanın, temmuz ayında Brüksel’de toplanacak NATO Zirvesi’nde Üsküp’e NATO’nun kapısını aralayabileceği de konuşuluyor.

Karadağ: Seçim Çerçevesine Duyulan Güven Eksikliği

Bölge ülkeleri arasında AB ile bütünleşme sürecinde en ileride olan ve Komisyonun şubat ayında açıkladığı Batı Balkanlar Stratejisi’nde 2025’e kadar AB’ye üye olabileceğini telaffuz ettiği Karadağ’da, son bir buçuk yıl içerisinde siyasi yaşama damgasını vuran gelişme, Ekim 2016’daki seçimlerin ardından muhalefetin parlamentoyu boykot etme kararı alması oldu. Her ne kadar Aralık 2017’de muhalefetin bir bölümünün parlamentoya dönmesiyle boykot kısmi şekilde sona erse de, Komisyona göre siyasi kutuplaşmanın boyutu ve siyasi diyalog eksikliği endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Komisyonun seçim çerçevesine duyulan güven eksikliğini vurguladığı Karadağ ülke raporunun açıklamasından yalnızca iki gün önce, 25 yıldır ya başbakan veya cumhurbaşkanı rolünde ya da perde arkasından ülkedeki siyasete yön veren Milo Cukanoviç’in yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi ise dikkat çekiciydi.

2012’de başladığı müzakerelerde 35 fasıldan 30’unu açarak bunlardan üçünü geçici olarak kapatan ve katılım müzakerelerinde yol almayı sürdüren Karadağ, hukukun üstünlüğü alanında yasal ve kurumsal çerçevenin oluşturulması konusunda ilerlemeyi sürdürmesine karşın uygulamada yeterli seviyede ilerleme kaydedemedi. Bilindiği üzere, Komisyonun 2011 yılında kabul ettiği ve ilk olarak Karadağ’ın müzakere sürecinde uyguladığı hukukun üstünlüğüne öncelik veren “yeni yaklaşım” doğrultusunda Karadağ, konuya ilişkin Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasıllarını (23’üncü ve 24’üncü fasıllar) müzakereye açmış durumda. Komisyona göre, özellikle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele, kara para aklama ve insan kaçakçılığının önlenmesi başta olmak üzere hukukun üstünlüğü alanında somut sonuçlarla desteklenecek şekilde ilerleme kaydedilmesi, Karadağ’ın katılım müzakerelerinin genel hızını belirlemede etkili olacak.

Sırbistan: Kosova ile Normalleşme ve Hukukun Üstünlüğü Belirleyici

Önemde Şubat ayında kamuoyuyla paylaşılan Batı Balkanlar Stratejisi’nde Komisyonun 2025’e kadar üyelik perspektifi sunduğu bir diğer ülke olan Sırbistan, 2014 yılında başladığı katılım müzakerelerinde 12 faslı açmış ve bunlardan ikisini geçici olarak kapatmış durumda. Son bir buçuk yıl içerisinde, hukukun üstünlüğü alanında bazı ilerlemeler kaydetmesine rağmen Belgrad’ın ifade özgürlüğü için elverişli ortamın yaratılması, yargının bağımsızlığı ve etkinliğinin artırılması, örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadele alanında sürdürülebilir bir sicil oluşturulması gibi konularda çabalarını artırarak somut sonuçlar elde etmesi gerekiyor.

Komisyona göre, Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde kat edeceği yol, bir diğer deyişle 2025’e kadar AB üyeliği hedefinin gerçekleştirilmesi; hukukun üstünlüğü alanında reform ivmesinin hız kazanmasına ve 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden ve bugün 23’ü AB üyesi 110 devlet tarafından tanınan Kosova ile ilişkilerin normalleşmesine bağlı olacak. Sırbistan ile Kosova arasında AB arabuluculuğundaki üst düzey diyaloğun devam etmesine karşın Belgrad’ın Kosova ile ilişkilerini kapsamlı şekilde normalleştirmek üzere kayda değer çaba sarf etmesi ve elverişli koşulları yaratması da şart. Komisyona göre, bu konuda hukuki açıdan bağlayıcı bir anlaşmaya varılması, gerek Sırbistan’ın gerekse Kosova’nın AB ile bütünleşme yolunda ilerleyebilmeleri için hem acil hem de zaruri.

Bosna-Hersek: Seçim Yasası Değişmezse Siyasi Paraliz Kapıda

Yıllar süren tıkanıklığın ardından nihayet AB’nin koşulluluk politikasını gözden geçirerek sosyoekonomik reformlara öncelik veren bir yaklaşım benimsemesi sonucu Şubat 2016’da AB’ye üyelik başvurusunda bulunan Bosna-Hersek’te, Komisyonun değerlendirmesine göre, 2017 yılında reform ivmesi yavaşladı. Komisyonun bir önceki genişleme paketinde üzerinde durduğu AB konularında koordinasyon mekanizmasının nihayet Haziran 2017’de oluşturulması sayesinde Bosna-Hersek, Komisyonun üyelik başvurusuna yönelik görüşünü oluşturmada yararlanacağı soru listesine eşgüdümlü cevaplar sunmayı başarabildi.

Sosyoekonomik reformların uygulanması, hukukun üstünlüğü ve kamu yönetimin AB standartlarıyla uyumlu şekilde güçlendirilmesi ve tüm yönetim düzeylerinde işbirliğinin artırılması, Komisyonun Bosna-Hersek’ten temel beklentilerini oluşturuyor.

Bosna-Hersek’in acilen ele alması gereken konuların başında ise ekim ayında gerçekleşecek seçimlerin öncesinde seçim yasasının değiştirilmesi geliyor. Aralık 2016’da anayasa mahkemesi, ülkeyi oluşturan iki entiteden Bosna-Hersek Federasyonu Temsilciler Meclisi’ne Hırvat üyelerin seçiminde Boşnaklara orantısız yetki verdiği gerekçesiyle seçim yasasının anayasaya uygun olmadığına hükmederek, değiştirilmesini talep etmişti. Seçim yasasının ekim ayındaki seçimlerde uygulanabilmesi için mayıs ayına kadar değiştirilmesi önem taşıyor. Aksi takdirde, Bosna-Hersek’te gerek devlet gerekse entite düzeyinde hükümetin kurulamayarak, siyasi kurumların paralize uğrama ve ülkenin yeni bir siyasi krize sürüklenme riski bulunuyor.

Kosova: Vize Serbestliğine Bir Adım Daha Yakın

Komisyonun değerlendirmesine göre, Kosova’da uzun süren seçim süreci ve zorlayıcı siyasi ortam nedeniyle 2017 yılında AB ile ilgili reformlarda yavaşlama yaşandı. Eylül 2017’de göreve gelen ve hakkındaki savaş suçu iddiaları nedeniyle iki kez yargılanan Ramush Haradinaj liderliğindeki koalisyon hükümeti, reformların kabul edilmesi konusunda sınırlı ilerleme kaydetti. Bazı oturumlarda göz yaşartıcı gaz kullanımına varan vakalar yaşanması ülkedeki siyasi kutuplaşmanın boyutunu gözler önüne serdi. Geçen bir buçuk yıllık süre içerisinde Kosova’nın AB ile bütünleşme sürecinde kaydettiği en önemli başarı, mart ayında Karadağ ile arasındaki sınırın belirlenmesine ilişkin anlaşmayı onaylaması oldu. Kosova-Karadağ sınır anlaşmasının onaylanması, aynı zamanda Batı Balkan ülkeleri arasında vatandaşları AB ülkelerine vizesiz seyahatten istifade etmeyen tek ülke konumundaki Kosova’nın vize serbestliği için karşılaması gereken kriterlerden biriydi. Anlaşmanın yoğun protestolara rağmen Kosova Parlamentosunda onaylanması, Komisyon tarafından gerek iyi komşuluk ilişkilerinin tesis edilmesi gerekse vize serbestliği yolunda atılmış hayati bir adım olarak nitelendirildi. AB’nin üzerinde önemle durduğu konular arasında yer alan Kosova Savaşı sırasında ve sonrasında işlenmiş suçların yargılanması amacıyla Lahey’de kurulan Özel Savaş Suçları Mahkemesine ilişkin kanunun iptali için Aralık 2017’de çoğu iktidarda bulunan koalisyona mensup bir grup milletvekilinin girişimde bulunması, Kosova ülke raporuna olumsuz şekilde yansıdı. Komisyon, söz konusu girişimin Kosova’nın uluslararası yükümlülüklerine bağlılığı konusunda soru işaretleri uyandırdığına yer verdi.

 
 

[Değerlendirme Notu’nun Devamı]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: