Şiir Pazarı: Âşk Nedir?


 

Kimin tarifi, şiirsel anlatımı gerçeğe yakın?!

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

Sabahattin Ali

© photocredit

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Mazi ve Yalnızlık…


 

Tükenmişlik ve Umutsuzluk arasında Gidiş-Geliş!

Tertemiz şeylerden sözedeyim
İlk sevdalarımdan, ilk dostlarımdan.
Ne toprağın kokulu çiçekleri
Ne yıldızlar
Ne vahşi gönüllü, vahşi ruhlu insanlar ;
Hiç, hiç bir şey kalmıyor ebedi olarak,
Her şey kuruyor sabah çiğleri gibi.
Ama bir şeyler kalıyor ki çok kıymetli.
İşte bu kalıntıların parıltısı
Bir emanet sanki sonsuzluğa.
Çimenler üstünde oturmak
Dostlarla bir şeyler okumak
Dolaşmak yıldızların altında
Gelecekten konuşmak…
Rüyalar boyunca fakir çocuklar
Zengin görünüyor insana
Bir kız sevmiştim bir zamanlar
Sessiz – sedasız
Ne dilerse yapacaktım benden
On dördünde ay gibi tamdı sevdamız
Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür
Gönlüm baştan başa.
Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda
Koca bir ömür boyu
Mezarlarında kaldı sevdalarım
Artık genç de değilim ki
Zaman gelip geçiyor yanımdan.
Hala gençlik var ya dünyada
Ve her yerde açılıyor ya genç gönüller
Gelin ey genç dostlarım
Vahşi diyarlara göç edelim
Ve masmavi göğün altında
Temiz, tertemiz şeylerden sözedelim
Huzur ve rahatlık bunda.

Ho Chi-Fang

***

Continue reading

TÜRKİYE…


 

«Yobazlar»ın zihinleri işgâl etmeye çabaladıkları ülke!

Yobazlık ve bağnazlık; inançları konusunda tartışmaya yer vermeyen, tek doğru şeyin kendi doğrusu olduğuna inanan, kendi gibi düşünmeyenlere en ağır biçimde saldıran, hoşgörüsüz ve sevgisiz insanları nitelemesi gereken kavramlardır.
Doğan Cüceloğlu

Çağdışı yobazlık, eskiyi putlaştırır; çağdaş yobazlık ise içinde yaşanılan zamanı.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

Sevgi varken nefret niye.
Barış varken savaş niye.
Kardeşlik varken didişmek niye.
Dostluk varken düşmanlık niye.
Hoşgörü varken bağnazlık niye.
Özgürlük varken tutsaklık niye.
Adalet varken, haksızlık niye.

Hacı Bektaş Veli

Fikri taassuptan kurtulmanın yolu şudur: Doğruluğunu apaçık olarak bilmediğimiz hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmemek, yani acele hüküm vermekten ve peşin hükümlere saplanmaktan dikkatle çekinerek verdiğimiz hükümlerde açık ve seçik olarak kavradığımız şeyleri bulundurmakla olacaktır.
Descartes

Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkça ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler. Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmasında fayda var.
Friedrich Nietzsche

Bağnazlık ayrı, İslam ayrıdır. Bağnazlık, İslam’ı yok etmek için şeytan tarafından ortaya çıkarılmış bir zulüm sistemidir. Müşrik kadınlar ve müşrik erkeklerden oluşan bir topluluktur. Kuran’a tabi olan “Kuran Müslümanı” gerçek Müslümandır.
Adnan Oktar

Her taassupta kaatil bir mahiyet vardır; tarihin taassubu hakikati öldürür; felsefenin taassubu fikri öldürür; dinin taassubu dini öldürür.
Cenap Şahabettin

Hayatın felsefesi, tarihin garip tecellisi şudur ki, her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında, onu ortadan kaldıracak bir güç belirir. Bizim dilimizde buna “irtica” derler. İyi bir şey yaptınız mı biliniz ki bunu ortadan kaldırmak için karşınıza muhalif, gerici bir güç çıkacaktır. Atatürk

© photocredit

***

Continue reading

EN HAKİKİ MÜRŞİT iLİMDİR FENDİR


 

Fitne niçin erişti bu zamanlara?!

Neden sözü doğru demiyor vaiz
Anlatı yom sözü anlamıyor ki
İnsanı öldürmek olur mu caiz
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Kilisede doğru konuşmaz papaz
Nereden türedi bu kadar yobaz
Şeytan hak sözüyle olur mu ikaz
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Haham, hoca, dede, derviş ne varsa
Gidip küfrün denizine dolmasa
Açsa da kulağın sözü anlasa
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Fitne neden geldi bu zamanlara
Kuyular kazarak kahramanlara
Niçin zulmettiler Pir Sultanlara
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Harama bakarken körleşin di yom
Bir gönül şehrine yerleşin di yom
Yunus sevgisinde birleşin di yom
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Borani sevgiyle eyle sen hitap
Sevgide birleş der hep gelen kitap
Bakarsın orada karışır hesap
Anlatı yom sözü anlamıyor ki

Halil Çimen
– Borani –

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Öyle bir Dünya ki…


 

İnsanlığın Temel Değerlerini Artık Dilenmemiz Gerekiyor!

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen’ e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama.

William Shakespeare

© photocredit

***

Continue reading

Şiir Pazarı: «Leş Kargaları» Gözetiminde…


 

Adalet ve Özgürlük Olur mu Hiç!

Hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
Ne vakit geçse anlı şanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
En başta bir kanlı bayrak.
Kanlı bir taç gelir arkasından.
Sonra araçlar sökün eder kan içinde:
Balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
Arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
En son alay alay esirler geçer.
Yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen haklı, yiğnenen hapı yuttu.
Yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağılık ve namussuzluk,
doğruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
Bir gerçek var, tek bir gerçek:
Eli kolu bağlayan zincir.
Bir tek şey var sözü geçen: yumruk.
Hak güçlünün, kötünün yanı.
Uzun lafın kısası:
Ezmeyen ezilir! (…)

Ey kan içen kargalar,
bütün karanlıklar sizinle dolu!
Artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.(…)

Ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!

Namık Kemal.
[Tamamı]

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Yalnız İnsan…


 

Buğdayın Türküsünü Söyler!

Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan
Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de
Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.

Pablo Neruda

***

Continue reading

%d bloggers like this: