Şiirsel Günce: Kendin Ol ve Dürüstlüğü Tanrılaştıran Kadın…


Daha önce hiç bir yerde yayınlanmamış şiirsel günceler ile dün-bugün-dün arasında gel-gitler…

Bircan ÜNVER

Ve dün’e dair bir özlemim yok
ona takılıp kalmadığım için de
mutluyum
çünkü
bana dürüst olmamış birinin
daha uzun bir süre duygusal ve düşünsel
dünyamı kendi yörüngesinde
tutmasına izin veremezdim
kendi duygusal ve düşünsel özgürlüğümü
kazanmam ve gelişebilmem için…

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Benden Öncekiler…


 

Benden Sonra Değişir mi?!

Ağacı sevecektiniz,
Yoldunuz, dal bırakmadınız…
Yılına al bırakmadınız,
Yemişini yiyecektiniz.

Kadını sevecektiniz,
Aldınız, ver bırakmadınız…
Sevi’ye yer bırakmadınız,
Ona ben değil, sen diyecektiniz

Büyünürken zamanla,
Küçüldünüz zamanla,
Arıları kovdunuz dumanla,
Kovanda bal bırakmadınız.

Sobayı söndürdünüz,
Isıyı öldürdünüz,
Hava basıp üfürdünüz,
Mangalda kül bırakmadınız.

Parayla yamalı bohça’da,
Kapanık, dar bir açıda,
O caanım ikili bahçede
Bir renk, bir gül bırakmadınız.

Bir eliniz vardı, bir cebiniz,
Başınıza vurdu keliniz,
Alıp sattınız hepiniz,
Depoda mal bırakmadınız.

Özdemir Asaf

***

Continue reading

Otobiyografik Şiirsel Günce


 

TUTUNDUM UZAY’IN KANATLARINA…

Ben de tutundum o devasa UZAY’ın kanatlarına
Bir kez değil, bin kez, belki de yüzbin kez ve sımsıkı tutundum
Her zamankinden çok daha fazla sevdim
Bu iki ülke – iki kıta arasında ki otuz yıl kadar sallanmakta olan salıncağımı
Uzayın görünmeyen devasa kanatları
Getirdi hepimizi imgemde bir araya uzay-zaman-coğrafya-mekan demeden…

Demek ki tüm fiziki uzaklıklar ve ayrılıklar da
Yine düşüncelerde başlayıp
düşüncelerde bitermiş!

Bircan ÜNVER

© photocredit

***

Continue reading

Uyanmak ve bir daha uyumamak…


 

Geçmişe Şiirsel Yolculuk!

Hep tedirgin oluşum
Belki de
Ya düşlerime doğru
Yol alamazsam
Endişesindendi…

Şiir ve fotoğraflar:
Bircan Ünver

***

Continue reading

«Galaktik Beyin» ile Buluşma…


 

The greatest tragedy in mankind’s entire history may be the hijacking of morality by religion.
Sir Arthur C. Clarke

Çoğu kimse, sana ulaşmanın – görüşmenin imkansızlığına dem vururdu…
Girmiştim bir kez vizyonunun etki alanına ve bir röportaj yapmak istiyordum…

Bir gazetede okumuştum New York’ta olduğunu o sıralar…
Hemen otelini öğrenip aramıştım ki, bu otel “2001: Uzay Macerası”nı da yazmış olduğun,
Adına bir Plaket’in de duvarında asılı olduğunu da çok sonradan öğrenmiş olduğum bir otel…

Ve ne büyük bir rastlantı ki, New York’a 1990 yılında ilk ayak bastığım ve benim de kalmış olduğum oteldi, Hotel Chelsa…
Haberi okur okumaz hemen aramıştım oteli…
Maalesef o sabah ayrılmıştın Sri Lanka’ya dönmek üzere
Çok üzülmüştüm ama yapacak bir şey de yoktu o an…

© photocredit

***

Continue reading

«Yaşam Mucizesi…»


 

Varım Öyleyse Düşünmek Zorundayım!

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler;
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!
Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi…
Bihude figanlar yine, bihude eninler.

Eyvah! otuz üç yıl o zehir giryeleriyle,
Hüsranları, buhranları, ehvali, melali,
Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle
Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali.
Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle!

Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler,
Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar,
Dönsün bize o derin nazra-i muğber.
Heyhat! otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar
Heyhat! ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer

Silmez fakat elvahını tarih-i muanit,
Doksan beşi aç! gölgesi bir tac-ı harisin
Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit
Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin.
Hala o vesavis, o desayis, o mefasit.

Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam,
Hala o cehalet, o tecahül ve o techil,
Hala vatan hissesi bir tude-i alam,
Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil,
Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam!

Hala tarafiyyet, hasebiyyet, nesebiyyet,
Hala: ‘bu senindir, bu benim! ’ kısmeti cari,
Hala gazap altında hakikatle hamiyyet.
Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari;
Son nağmesi yalnız: yaşasın sevgili millet!

Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken
Sussun diye vicdanına yumruklar inerse;
Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken
İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse;
Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken!

Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel?
Düşman diyoruz nerde bu? hariçte mi, biz mi?
Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel,
Düşman bize kanun mu? ya hürriyetimiz mi?
Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel.

Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik
Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura,
Heyhat! otuz üç yıl geri düştük ve mühlik
Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura
Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik.

Ey millete bir sille olan darbe-i münker,
Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad,
Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her
Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad…

Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser
Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Yaşasın Adalet…


 

Hangisi?
«Asıl Adalet» Elbette!

Bu zıkkımın yanında
Arnavut ciğeri ister, bir.
Çiroz salatası ister, iki.
Cacık ister, üç.

Adalet, müsavat, hürriyet demeye
Sadece yürek ister.

Metin Eloğlu

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: