From Winter Icy Turn to Spring Warming?


 

EU – Turkey Relations : On the agenda of the EP April Session

MEPs will discuss the state of play in Turkey, in particular the upcoming referendum, during the April plenary in Strasbourg.

The Committee on Foreign Affairs calls on the Committee on International Trade, as the committee responsible, to incorporate 11 suggestions into its motion for a resolution inter alia;

The modernisation and effective implementation of the Customs Union will further strengthen the already strong economic ties between Turkey and the European Union and will keep Turkey economically anchored to the EU;

Contribute to both sides engaging in a positive reform agenda while mitigating political tensions with Ankara on the deteriorating situation of the rule of law and fundamental freedoms in the country;

Because; democracy, the rule of law and respect for human rights, fundamental rights and fundamental freedoms; EU-Turkey trade relations are and must remain based on mutual respect for human rights and fundamental freedoms; Include a clause on human rights and fundamental freedoms in the upgraded C U making them a key conditionality;

The C U can only reach its full potential if Turkey fully implements the Additional Protocol vis-à-vis all Member States; Turkey continue not to open Turkish ports to Cypriot vessels and failed to apply to Cyprus the Additional Protocol to the Ankara Agreement;

The C U cannot be considered a direct or indirect replacement of accession talks;

Upgraded Customs Union could help Turkey to overcome the challenges it faces, and contribute to stabilising Turkey and providing growth for its citizens, if the necessary reforms are made by the government and Turkey returns to the path of democracy and the restoration of the rule of law;

***

Continue reading

UN’s Global Goals, Erdogan’s Turkey and «so called» Referendum…


 

Peaceful and inclusive societies, access to justice for all, effective, accountable and inclusive institutions at all!

TARGETS:

1. Significantly reduce all forms of violence and related death rates everywhere
2. End abuse, exploitation, trafficking and all forms of violence against and torture of children
3. Promote the rule of law at the national and international levels and ensure equal access to justice for all
4. By 2030, significantly reduce illicit financial and arms flows, strengthen the recovery and return of stolen assets and combat all forms of organized crime
5. Substantially reduce corruption and bribery in all their forms
6. Develop effective, accountable and transparent institutions at all levels
7. Ensure responsive, inclusive, participatory and representative decision-making at all levels
8. Broaden and strengthen the participation of developing countries in the institutions of global governance
9. By 2030, provide legal identity for all, including birth registration
10. Ensure public access to information and protect fundamental freedoms, in accordance with national legislation and international agreements
a) Strengthen relevant national institutions, including through international cooperation, for building capacity at all levels, in particular in developing countries, to prevent violence and combat terrorism and crime
b) Promote and enforce non-discriminatory laws and policies for sustainable development

Barış, istikrar, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı etkin yönetim olmadan, sürdürülebilir kalkınma olmasını bekleyemeyiz. Gittikçe artan ölçüde bölünmüş bir dünyada yaşıyoruz. Bazı bölgelerde barış, güvenlik ve refah sürekli iken, diğer bazı bölgelerde ise bitmek bilmeyen çatışma ve şiddet sarmalı var. Ancak bu, hiçbir şekilde kaçınılmaz sonuç değildir ve mutlaka çözümlenmelidir.

Yüksek şiddette silahlı çatışma ve güvensizlik, ülkenin kalkınması üzerinde yıkıcı etkiye sahiptir; ekonomik büyümeyi etkiler ve çoğunlukla nesiller boyu sürebilen haksızlıklar yaratır. Çatışmanın olduğu veya hukukun üstünlüğünün olmadığı yerlerde cinsel şiddet, suç, istismar ve işkence de yaygındır; ve ülkeler, en çok risk altında olanları korumak için önlem almak zorundadır.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, şiddetin her biçimini önemli ölçüde azaltmayı, çatışma ve güvensizliğe kalıcı çözümler bulmak için hükümetler ve toplumlar ile birlikte çalışmayı hedefliyor. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, bu sürecin anahtarıdır; keza, yasadışı silah ticaretinin önlenmesi ve gelişmekte olan ülkelerin küresel yönetişim kurumlarına katılımının güçlendirilmesi de çok önemlidir.

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – VII.


 

Kuvvetler Ayrılığı Yoksa Hürriyet de, Demokrasi de Yoktur!

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin tek elde toplandığı bir sistemde hiçbir şekilde özgürlük ol(a)maz. Aynı idarenin kişilik veya yapısında, yasama erki yürütme erkiyle birleşmişse, zalimce yürütmek için zalimce kanunlar yapmasından korkulur.

Yargı erki de, yasama ve yürütme erklerinden ayrılmış değilse ve yasama erkiyle birleşirse, toplum keyfî bir idare tarafından yönetilir. Çünkü yargıç kanun koyucu olur. Yargı erki, yürütme erkiyle birleşirse, yargıç korkunç bir zalim kesilir.

Müstebit olmak isteyen hükümdarlar da, bütün idare otoritesini kendi kişiliklerinde birleştirmekle işe başlarlar. Kuvvetlerin aynı elde toplandığı bir sistemde kimse güvende değildir. Böyle bir sistemde medenî yaşam tehdit altındadır.

Türk demokrasisi ne bir deney laboratuvarıdır ne bir kumarhane ortamı! Bu alanda kumar oynamaya kalkmak Rus Ruleti’nden başkaca bir şey değildir. Bunun diğer anlamı da; bile bile intihardır…

‘Türkiye’nin güçlü bir liderliğe ihtiyacı var’ türünden söylemlerle, kuvvetler birliği sistemini savunanlar ve övgü düzenler toplumun gözünün içine baka baka yalan söyleyenlerdir.

Bu söylemlere ve ballandırarak, yaldızlayarak aktaranlara inanmakta elbette serbestsiniz. Ancak iş işten geçtikten sonra bırakın pişmanlığı, gözyaşı dökmeye bile vaktiniz olmayacaktır.

***

Continue reading

Venice Commission Opinions on Turkey…


The E U calls on Turkey to address the concerns and recommendations of Venice Commission!

***

Continue reading

Venedik Komisyonu’nun Mütalası Ne Anlama Geliyor?


 

Avrupa Konseyi ile Tamamı mı; Devamı mı?
Hani nerede verdiğiniz o sözler?

Türkiye, Avrupa Konseyi ilke ve kurallarında belirlenen demokrasi ve insan hakları alanlarında geriye gitme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor:

İstibdat Rejimine doğru ilerliyor;

Her türlü denetim ve dengeleri ortadan kaldıracak, Kuvvetler Ayrılığı düzenini yıkacak biçimde her türlü keyfî ve gözetimsiz uygulamalara açık bir Otoriter Başkanlık Sistemi’ne yönelik adımlar atıyor; Yeni başkanı olağanüstü yetkilerle donatıyor; Partili Başkan sıfatıyla meclis üzerinde aşırı derecede yetkili kılıyor; Hiçbir demokratik başkanlık sisteminde rastlanmayan şekilde can istediği an meclisi feshetme yetkisi veriyor;

Bugün bile doğru dürüst işlemeyen ve yetersiz kalan gözetim, denetleme, Anayasal yargı gibi frenleyici mekanizmaları zayıflatılıyor; Yine bağımsızlığını giderek kaybeden yargıyı iyice zayıflatıyor,her türlü siyasi etki ve müdahaleye açık hâle getiriyor.

Değişiklikler Referandum’da kabul edilirse, Ne olacak Türkiye’nin «Demokrasiler Kulübü» Avrupa Konseyi’ndeki hâli?

***

Continue reading

Council of Europe: No to «One-Person Regime» in Turkey !


 

Proposed constitutional amendments in Turkey would be a “dangerous step backwards” for democracy

The current state of emergency does not provide the proper democratic setting for a vote as important as a constitutional referendum,

Giving the President the power to dissolve parliament on any grounds whatsoever, which is fundamentally alien to democratic presidential systems

By removing necessary checks and balances, the amendments would not follow the model of a democratic presidential system based on the separation of powers, and instead would risk degeneration into an authoritarian presidential system.

Every state has the right to choose its own political system, be it presidential or parliamentary or mixed, but this right is not unconditional.


Les propositions de révision de la Constitution turque constitueraient une «régression dangereuse» pour la démocratie

***

Continue reading

Sonun Başlangıcı…


 

Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

Continue reading

%d bloggers like this: