Protect Children Against Sexual Abuse


 

New strategies used in Europe!

The first report, adopted in December 2015, scrutinised the Parties’ legal framework, judicial procedures and data collection mechanisms to protect children against sexual abuse in the circle of trust.

This secnd report, adopted in January 2018, examines Parties’ [Albania, Austria, Belgium, Bosnia and Herzegovina, Bulgaria, Croatia, Denmark, Finland, France, Greece, Iceland, Italy, Lithuania, Luxembourg, Malta, Republic of Moldova, Montenegro, Netherlands, Portugal, Romania, San Marino, Serbia, Spain, “the former Yugoslav Republic of Macedonia”, Turkey, Ukraine.] strategies (structures, measures and processes in place to prevent and protect children from sexual abuse in the circle of trust). This report more specifically looks into Parties’ strategies with regard to the

[i] involvement of relevant stakeholders

 

[ii] in awareness-raising,

 

[iii] education and training. It also assesses the processes in place to

 

[iv] screen and

 

[v] deny access to children to persons convicted of sexual offences against them. Finally, stock is taken of the

 

[vi] measures and programmes to assist sexual offenders. most Parties have yet to take action to offer effective intervention programmes or measures to assist both persons (including children) who fear they might commit sexual offences against children and persons already convicted for sexual offences against children.

 

In this context Parties are urged to also put in place a tool or a procedure to assess the dangerousness and possible risk of repetition of offences against children. Similarly they should have in place a tool or procedure to evaluate the effectiveness of the intervention programmes and measures.

 

With regard to all the above areas, the Committee identifies promising practices that may be of inspiration for those who are not yet doing so.

 

Protection des enfants contre les abus sexuels commis dans le cercle de confiance : stratégies envisageables

 

***

Continue reading

Düşmanlık Duygularının Temeli…


 

Küçük Farklılıklar Narsizmi!

Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine âşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur.

Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar.

Bir amaca yönelik olmayan sevgide ancak, gerçek sevgi açılıp gelişir.

 

Eğer sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa dikkat edin saksı mutlaka çatlamıştır.

 

Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.

 

Tüm uygarlığımız, karşılıklı kâr sağlayan bir alış-veriş düşüncesi, satınalma açlığı üzerinde yükseliyor.

 

Günümüzde insanların mutluluğu “eğlenmeğe” dayanmakta. Eğlenmenin altındaysa “almanın”, tüketmenin doygunluğu yatmaktadır.

Erich Fromm

 

Yalan hiç bir şeyi yerinden kımıldatmaz.

 

Gerçek hiç bir zaman şiddet tarafından çürütülemez.

 

İyi ve kötü sadece itaatsız olma özgürlüğü içinde vardır.

***

Continue reading

Dayanışma, dedikleri…


Bir saltanat ki, bir def-i hacet uğruna değiştirilebiliyor…

***

Continue reading

İstiyorlar ki….


***

Continue reading

Hadi yine iyisiniz…


 

«İlahî» tövbe ya; «Reisî Kefalet» altındasınız!

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumuna kefillik denir, Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi ise kefalettir.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Ne kadar ağır(!) biri olunursa, alınmasi gereken sorumlulukların da o denli azaldığ eylem şeklidir kefalet.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Müteselsil ve Adi olarak iki çeşidi mevcuttur. Diğer deyişiyle;  müteselsil kefillikte alacaklı, borcunuzu ödemeniz için başvurmadan önce kefilinize giderek “bu adamın borcunu öde lan” diyebilir. Diyemez çünkü karşısında kapı gibi kefalet sahibi, dahası adlî dokunulmazlık zırhı var artık. adi kefillikte ise öncelikle asıl borçluya gelmesi, eğer ödemezse kefile giderek az önceki cümleyi sarfetmesi sözkonusu. Hiçbir şey değiştirmez, evele gevele getirir işi aynı yere… İlgili kanunlar daha doğrusu OHAL kapsamındaki KHK gereği bütün eylemlerin kefalet şekilleri kendiliğinden müteselsil sayılmış bulunuyor. Üstelik   «Kefalet Sahibi» cin gibi, kendini de sağlama alıyor.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ «Kefalet Sahibi»nin  kefil olması demek, kişiyi kendisi olmaktan ziyade o ağızdan çıkan sözlerle şekillenen bireye dönüşmesi oluyor. O saatten sonra asla düzgün olmayan bir hareket yapamaz.  Döküldüğü kabın şeklini alması gerekiyor ve bunun bedelini de, aslını geride bırakarak ödemek zorunda bırakılıyor. Kefalet altına girmeyi kabul etmeyenlerin ise; kızma, düzgün olmayan davranışlarda bulunma veya itiraz etme gibi «lüks»leri bile kalmıyor. Çünkü tepesinde, âdeta «Azrail’in Tırpanı» sallanıp duracak.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Peki, kefalet altına girmeyi kabul edenler veya eğilimi sergileyenler ne düşünüyorlar acaba? «Vaad edilen çıkarlar»a sahip olabilmek adına, insan olma değer ve özgürlüklerinden sıyrıldıklarını/sıyrılacaklarının farkındalar mı? Yoksa; ‘şeyimden aşağı Kasımpaşa’ demeyi mi yeğliyorlar/tercih edecekler bundan sonra…

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ İyi de yeni düzenleme nasıl işleyecek?

***

Continue reading

Her şeyin arkasında bir bit yeniği aramak…


 

…veya ‘Ne olup ne bitiyor?’ sorusundan hareketle «kuşkucu» ve uyanık olmak!

Entrika, şantaj, sabotaj, dedikodu, plan, tertip, dolandırıcılık, ispiyonculuk, katakulli, asılsız iddia gibi tanımlar yerine özensizce kullanılır ‘komplo’ kelimesi…

Komplo, yukarıdaki kavramların bazılarını içinde barındırabilir. Yani komplonun senaryosu içinde entrika, şantaj, dedikodu yaymak vs. olabilir ama bunlar tek başına komplo anlamına gelmez. Komplo daha karmaşık, daha programlı, daha etkili bir sonuç veya sonuçlar doğurmaya göre planlanmış, genellikle kurnaz bir senaryosu olan olay veya olaylar zinciridir.

Bilim adamlarına göre komplo iddialarına yatkın toplumlar uzun süreli politik, ekonomik veya ahlaki çöküntü yaşayan veya kendilerine karşı önemli bir tehdit yöneldiğini düşünen insanlardır.

Ajanlar, komplo planlamak ve uygulamak konusunda en bilinen örneklerin başında gelir. Dünyadaki birçok  istihbarat teşkilatı becerikli ajanlarının yaptıkları eylemlerle ünlenmişlerdir. Onlara ‘komplonun  profesyonelleri’ da denilebilir.

İnsanların komploları lanetlemesi ve komplocuların tezgahladıkları olayların ortaya çıkarılması ve cezalandırılması komploculara verilecek en iyi derslerden biridir. Ancak o zaman toplumdaki bireyleri birbirine güvenemez hale getiren ve özellikle demokratik katılımcı yönetimlere güvensizliği hedefleyen otoriter zihniyetli unsurlar yavaş yavaş da olsa temizlenebilirler. [Diğer ayrıntılar]

© photocredit

***

Continue reading

«Apışıp» Kalmak…


 

…veya Günümüzün Türkiye’sinde Karşılıklı «Dil Yutmak!»

Bir dönem, Cumhurbaşkanı Erdoğan; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şaşkınlıktan kimileri dillerini yutmuşlardı!

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Dillerini yutanlar mutlaka kerpetenle geri çekip, elastikileştiğinden dolayı yine bırakıvermişlerdir. Her seferinde dil yutma zahmetinden kurtulmak için!

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır.

Ha bir de karşılıklı «yolsuzluk» iddiaları, suçlamalar, yalanlamalar…Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… iktidarın konuşmalarından hareketle; hukukun öngördüğü savunmaby-pass ediliyor. Bu durumda da iddia doğruluk kazanıyor!

‘Ruhsar işine döndü Milletin hâli’ desek yanlış olmaz!

Şaştık kaldık afalladık. Vay canına şimdi yandık. Akıllara zarar valla. Ruhsar gitti ruhla kaldık. Yandık yandık nedir bizlerdeki bu ruh hâli?!

***

Continue reading

%d bloggers like this: