«Yeni Dünya Düzeni»nde Kafa karışıklığı…


 

Ne Olacak Bu Beynimizin Hâli?!

İnsanlarda oluşan karmaşıklık hissi veren  duygunun giderek esiri oluyoruz!

 

Kafa karışıklılığı birçok durumda ortaya çıkabiliyor. İnsanların birden fazla soruya yanıt verememesı ve çıkmaza düştüğü hissine kapılması günümüzün giderek sertleşen Dünya koşullarında kimi vakit bunaltıyor.

Siyasette tercih zorluğu, iletişim ve haberleşme kaynaklarının yoğun saldırısı da eklenince bireyler, olaylar üzerinde konsantre olup kendilerini kolayca yönlendiremedikleri gibi «konfüsyon»a sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyorlar.

Sadece siyaset ve gelecek endişesi mi? Teknoloji de hayatımızı kolaylaştırdığı kadar zorlaştırıyor. Hızı ve yoğun temposu da beyin yorgunluğuna yol açmıyor mu?. Zihniniz dağınıksa, karar vermekte zorlanıyorsanız, doğru kararlar veremiyorsanız zihninizi dinlendirmenin vakti gelmiş demektir.

Konsantre olamıyor, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, doğru kararlar veremiyor, bildiklerinizden emin olamıyor, sık sık küçük unutkanlıklar mı yaşıyorsunuz? Siz de mi beyin yorgunluğundan muzdaripsiniz? Zihinsel yorgunluk, ya da diğer isimleriyle beyin, kafa yorgunluğu birçoğumuzun ortak problemi oldu günümüzde… Peki çözüm? [Kaynak.]

***

Continue reading

Günümüzün ‘3 Tür İnsan’ Dünyası…


 

Mümin, Kafir ve Münafıklar!

Müslümanları aldatmaya çalışırlar;

Kalplerinde hastalık vardır;

Fesatçıdırlar: Kendilerine yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler;

Kâfirleri dost edinirler: İzzeti (güç ve şerefi) onların yanında ararlar;

Kulluk ederler: Eğer kendilerine bir hayır dokunursa pek memnun kalırlar, kopamazlar. Eğer bir musibete uğrarlarsa çehreleri değişiverir, yüzçevirirler;

Yalan yere yemin ederler; Mü’minlere kin beslerler; Mü’minlerin iyi olmalarına üzülür, başlarına bir belâ geldiğinde seviniler; Müslümanları küçümserler, yeri geldiğinde alay ederler; Korkaktırlar; Kötü propaganda yaparlar; Fırsat kollarlar, suikast düzenlerler, gizli plânlar yaparlar, iftira atarlar, kâfirler hesabına ajanlık yaparlar, dönektirler…

(Tevbe; Bakara; Münafıkın; Nisâ; Âl-i İmran; Mâide; Nur; Mücadele; Hacc gibi âyetlerden alıntıdır!)

© photocredit

***

Continue reading

Cesur, Cesaret; Korku, Korkaklık…


 

Günümüzün Koşullarında Hangisi Yaygın?!

Bir korku düştü canıma acep nola benim hâlim, Derman olmaz ise bana acep nola benim hâlim?
Yunus Emre

Çekingen, ürkek ve korkaklar için her şey imkansızdır; çünkü her şeyi imkansız zannederler.
Napoleon Bonaparte

Başkalarını korkutanın, kendisi de hep bir korku içinde yaşar.
Claudius

Çok defa korku, yalan söylemesini öğretir.
Alfred De Vigny

İleri atılmakta şeref ve izzet / Geride kalmakta ar ve zillet vardır.
Necip Fazıl Kısakürek

Dünyadaki tek suç korkaklıktır.
Nietzsche

Korkaklık, düşmana esir etmeye götürür.
Sun Tzu

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.
Yavuz Sultan Selim

***

Continue reading

Reis; ‘Arakan’a askeri müdahale başlayacak !’ diyeli kaç ay oldu?


 

«Oynatma»ya kaç kaldı?!

Korku içindeyiz. Sürekli birşeylerden korkuyoruz. Yarın gözümüzü ekonomik krize açıp bir anda borçlarımızın katlanmasından… Durakta beklerken bir bombayla paramparça olmaktan… Hiç beklemediğimiz bir anda işsiz kalmaktan… Tüm yaşamımızın bir anda değişmesinden… Çocuklarımıza karanlık bir dünya bırakmaktan… Korkuyoruz! Korktukça içimize kapanıyoruz, yalnızlaşıyoruz, mutsuzlaşıyoruz!

Türkiye’nin suyu hasta! Niye mi?

 

Bir arkadaşım anlatmıştı. Japon balığı almış. İşten sonra evine gidip balığını seyrediyormuş. Şahaneymiş seyretmesi, böyle dalga dalga gidiyormuş balık. Ama bir süre sonra balık yan yatmış, debelenmeye başlamış. Kavanoza koyup deniz biyoloğu olan bir arkadaşına götürmüş. Biyolog incelemiş, demiş ki;

– İyi haberim var, kötü haberim var, hangisinden başlayayım?

– Hangisinden istersen

– İyi haberim balık hasta değil. Kötü haberim suyun hasta.

– Su hasta olur mu ya?

– Evet olur, iyi oksijen almıyor bu su. Bundan dolayı bir bakteri girmiş. Ve bu bakteri balığın sinir sistemini böyle etkilemiş.

– Ne yapmam lazım?

– Balığın suyunu değiştireceksin, bir de pompanı değiştireceksin.
Su değişince, pompa sistemi değişince gerçekten de balık iyileşmiş bir süre sonra. Yine şahane biçimde dalga dalga gitmeye devam etmiş!

Bizim suyun hastalığı ne peki?

Korku kültürü.

 

Korku kültürü yaşamda gücü temel olarak kabul eder. Hayatta en önemli şey güçtür. Bu nedenle yaşam sürecinin kendisini sıfırlar. Mutluymuşsun, coşkuluymuşsun, zevk alıyormuşsun hiçbir önemi yok. Seni güçlü kılıyor mu kılmıyor mu ona bakacaksın. Yaşamın bir süreç olarak değeri yok, güç temel değerdir. Güçlü olan haklıdır, çünkü o güçlüdür. Güçlü olanın denetleme hakkı vardır, çünkü o güçlüdür. Yönlendirir. Böylelikle tüm ilişkiler ve yaşam onun üzerine oluşmaya başlar. O nedenle böyle bir toplumda insan insana ilişki yoktur, güçlü güçsüz ilişkisi vardır. Kadın erkek ilişkisi yoktur, güçlü güçsüz ilşkisi vardır. Patron işveren ilişkisi yoktur, güçlü güçsüz ilişkisi vardır. Bir toplumda ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diye soruluyorsa o toplumda güçlü güçsüz ilişkisi vardır!
[Alıntı – Tamamı]

***

Continue reading

Beynin ve Ruhun Uzaktan Denetlenmesi…


 

Mümkün mü?

CIA, «bilimsel» araştırmalarına tamamen son verdi mi! Çünkü ruhun «bilinmeyen tehlikeli derinlikleri»ne daldığını anlamıştı. Devamı sonucunda ya Cennet’e varacaktı, ya da Cehennem’e. Tahmini çok zordu…

James Olds, 20. Yüzyılın en önemli psikologlarından biriydi. Beyindeki «ödül sistemi»ni keşfetti. Beynin temellerini ve kötüye kullanımı ve bağımlılığı mekanizmalarını araştırdı. Aynı zamanda öğrenme ile hafızanın sinirsel alt tabakalarının derinliklerine indi. Hipokampustaki nöronların kişisel öğrenmeyle ilişkili olduğunu gösteren bir öncü idi.

José Delgado, beynin elektriksel uyarımıyla zihin kontrolü araştırmıyla ünlendi. Ruhu kontrol etmede çeşitli araç ve mekanizmalar geliştirdi. Bu çalışmaların «totaliter ruh kontrolü» özelliği taşıdığı için tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.

Uygulamada varolan beyin kontrolü, belki şaşırtıcı gelebilir ama bu bir bilimsel gerçek. Güdümlü liderler, toplum üzerinde etkili önderler, gazeteciler yetiştirmek (!) zor bir iş değil.

Birey, en önemli gerçeğin kendi varlığı olduğunu düşünebilir, ancak yalnızca kişisel bakış açısıdır bu. Tarihi bir perspektife sahip değildir. İnsanın kendi zihnini ve düşünce tarzını geliştirme hakkı yoktur. Elektronik olarak beyni kontrol etmemiz gerekiyor. Bir gün, ordular ve generaller beynin elektriksel uyarımı ile denetlenecek ve yönlendirilecekler!’ – Dr. José Delgado.

Peki, insan iradesinin güçlendirilmesi ile insanlığın iyiliğine değil, kötülüğüne kullanılabilecek bu tür tehlikelere karşı konulabilir mi?

***

Continue reading

Cumhurbaşkanı ve Başbakan bariz suç işliyor…


 

Cumhuriyet’i koruma yemini etmiş Anayasa Mahkemesi ve Savcılar ise SUSKUN, suçu görmezden geliyorlar!

Anayasa Mahkemesi Kararları kesin hüküm içerir temyiz edilemez. Bu hüküm karşısında verilen kararlara -Hukukun üstünlüğü nedeniyle- herkesin kabulü emredicidir.

Cumhurbaşkanı; “Benim dönemimde eyalet sistemi asla ve kat’a olmaz” dedi.

Hükümetler; Devletin yönetimi için, millet tarafından uygun görülmüş yasal bir parti örgütüdür.

Hükümetler, Devlet yönetimini anayasa başta olmak üzere, Hukuk kurallarına bağlı kalarak yürütmek mecburiyetindedirler. Hukukun üstünlüğü, hükümetlerin sorumluluk alanını belirler.

Devletin varlığında devamlılık esastır. Hükümetler ise geçicidir.

Bu durumda, Cumhurbaşkanının beyanının doğurduğu suç unsurları şunlardır:

☠Türkiye’de görünürde hükümet; Adalet ve Kalkınma Partisidir. Ama Cumhurbaşkanı beyanatında kendini kast etmektedir. Bu durumda hükümet, Siyasi Partiler Yasasına karşın Kanuna karşı hile yapmış olmaktadır.

☠ Hukuk kurallarına göre, şu anda mer’i anayasa hükmü gereği tarafsız olması gerekirken yapılan hile sonucu Partisi adına Referandum seçimine taraf olmaktadır.

☠ Cumhurbaşkanı, kendinden sonra gelecek kişinin ne tür bir yetki kullanacağını belirsiz kılmakta ve bununla referandumdan şahsi bir beklenti içine girmektedir. Bu beklentinin ne olup olmadığı ise Ülkemizde Cumhuriyet Savcılarının uhdesine düşen bir KOVUŞTURMA görevidir.

***

Continue reading

ARKADAŞ OL BENİMLE PROGRAMI


 

Saygıya sevgi eklenerek, dostluk başlatılır, cinsiyet eklenince de evlilik olur, ama arkadaşlık bambaşkadır!

Evlenmek, insanın haklarının yarıya düşmesi, ödevlerinin iki katına çıkmasıdır – Arthur Schopenhauer;

Arkadaş edinmenin en iyi yolu bir arkadaş olabilmektir – Ralph Waldo Emerson;

Dostluğumuzu meydana getiren yalnızca çıkarlardır – La Rochefoucauld;

Kızın iyi bir evlilik yaparsa bir oğul kazanırsın, yoksa kızını da kaybedersin – Bernard Shaw;

Ben değiştiğimde değişen ya da ben kafa salladığımda kafasını sallayan bir arkadaşa ihtiyacım yok. Gölgem de o kadarını becerebilir – Plutarch;

Biri gerçeği duymak istemediği, öteki yalana hazır olduğu zaman dostluk, dostluk olmaz – Cicero;

İnsanın ömrünün en önemli olayı, iyi bir eş seçmektir – Caesar Drusus;

Gerçek arkadaşlık iki insan arasındaki sessizlik huzur verici olduğunda başlar – David Tyson Gentry;

İyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur – Balzac;

Eş seçmek kitap seçmeye benzer, iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir, içeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur – Confucius;

Arkadaşlık veya evlilikte ilişkiyi bir arada tutan bağ, iletişimdir – Oscar Wilde;

Kötü dost dostluğun muhasebecisidir, iyiliği dostluk için yapmaz çıkarı için satar – Konfüçyüs;

Mutsuz evliliklerin sebebi aşkın eksikliği değil, arkadaşlığın eksikliğidir – Friedrich Nietzsche;

Dostluk iki vücutta yaşayan bir ruh, iki ruhta yaşayan bir vücuttur – Aristoteles…

***

Continue reading

%d bloggers like this: