Neresi Vatan, neresi Yaban?


 

Bir maratondur gidiyor!

Eskiden defterler vardı; sarı, samanlı, beyazımsı, bayağı bi beyaz, hatta lüks, parlak beyaz, çizgili, düz; HB kalemler, kurşun kalemler, kalemtraşlar… Eskiden. Çok oldu kağıt kaleme veda edeli, şu bilgiyi sayan şeytan kutuları elimizden düşmez olalı beri. Medeniyetin tutsağıyız kısacası ama daha yazacak öykülerimiz, söyleyecek çok sözümüz olacak.

Zaman geçti, geçen yıl bu yıla devrildi, Narlıbahçe’nin Nisan çiçekleri de açtı ama ben henüz buralardayım.

Ne diyor, Ozan Ümit Karataş :

Bu ne biçim yangın ustam
Hem külü, hem közü yaban
Bir kızıl kor içre kaldık
Yürekteki sızı yaban.

Yuları yoz huysuz tayın
Şekli bozuk düğün toyun
Özden kopuk modern köyün
Oğlu yaban, kızı yaban

[Tamamı]

Nerenin vatan, nerenin yaban olduğunu soruyorum bu kez kendime… Birinde doğup yirmibeş yıl yaşamışım, diğerinde ömrümün kalanını. Çözümsüzüm, yanıtsızım, ben de bilemiyorum ne diyeceğimi.
Ama başlıyorum yine yazmaya…

***

Continue reading

Yaşama dair: Yalnızlık sevilir mi?


 

«Adam»ına bağlı!

yalnizlik

Hayat hızlı akan bir nehirdir. Altın gibi, parıltıları akıp gider, sonunda bize sadece kumu kalır – George Elliot; Hep korkarız yalnızlıktan ama bil ki yalnızsan eğer; yalancı arkadaşların, riyakâr dostların ve her an çekip gidecek bir sevgilin olmaz – Necip Fazıl Kısakürek; Hayat iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir – İsmail Habip Sevük; Ben ağlarken yanımda değilsen eğer, güldüğümde gölge etme başka ihsan istemem – Milan Kundera; Sakin ve mutlu bir hayat mı arıyorsunuz; fazilet yoluna sapın, varacaksınız hiç endişeniz olmasın – Jurvenal; Maddi hayat dengeye, manevi hayat doğruluğa dayanır – Victor Hugo; Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız, ama bilinsin ki, adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız – Aziz Nesin; Hayatın varlığını duyabilmek, hayatın devamını sağlar – Henry Baston; Ey yalnızlık! Herkesin koynuna girip çıkarsın da, bir tek benimle mi düzenli bir ilişkin var? – Ece Ayhan; Ben sedefe benzerim; beni kırdıkları zaman gülümserim. Bir rahatlığa, bir üstünlüğe ulaşınca gülmek, ham kişilerin işidir! İnsan olan; kırılıp ezildiği zaman gülümseyebilendir – Anonim; Eğer hâlâ kendini yalnız hissediyorsan, bil ki bu sana Tanrı’nın bir lütfudur – Anonim;

***

Continue reading

Bir «ÇIĞ» olsam, tüm kötülükleri kaplasam sonsuza dek!


 

LâL ve HİLâL

raw_lal_dudaklar

Bir bulut olsam, yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir, bir âsi rüzgâr
Olup kavuşsam üzüm bağlarıma

Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi
Annemin sesiyle güne uyansam
Radyoda yanık içli bir keman
Ağlasa nihavend, acem aşiran

Bir turna olsam, yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıra dağlarıma

Komşunun kızı, çoban yıldızı
Yaz bahçeleri yeşil, mor, kırmızı
Ah şişede lâl, hem de ay hilâl
Bir daha da görmedim öyle yazı

[Söz: Sezen Aksu

Müzik: Fahir Atakoğlu]

***

Continue reading

TURKISH EMPIRE…


67 Yıl sonra Türkiye İmparatorluğu, hoş dönüşler ola!

dscf4104aa

© photocredit

***

Continue reading

ÜZÜM SALKIMLARINA TAKILMIŞ ANILAR…


…ama yıllanmış şarap tadında!

vineyard2

Anılar bellekte kendi yer eder
Her biri ayrı bir köşetaşıdır
Anılar üstünde yükselir gider
Bir dosttan bir dosta nice hatıra
Hiçbir anı sığmaz bir kaç satıra
Geldikçe maziden günler hatıra
Bırak anılarım yerinde kalsın
Devrilen devrilsin esen yel alsın
Yağsın yağmurlarım akan sel alsın
Belki duvarda bir asılan resim
Belki sayfalarda sıkışan cisim
Hep sevgi saygıyla anılan isim
Gözüme görünen gözle kaşıdır
Şaban Aktaş

© photocredit

***

Continue reading

Bir Zamanlar Akhisar…


Ah çocukluğum, vah çocukluğum!

Çocukluk dönemi anıları nedense en iyi hatırlananlardır. Bu gerçeği hemen herkes bir şekilde deneyimlerine dayanarak bilir çünkü çok eskileri dünden daha iyi hatırladığına tanık olur. akhisarNeden bu iş böyledir diye sorarsanız buna bilimsel temellere dayanarak cevap verebileni kolayca bulamazsınız. Bulduğunuz bilgeler de size bazı varsayımları anlatmaktan öteye gidemez çünkü bu işin sırrı sanırım henüz tümüyle çözülememiştir. O çok eskilerde kalmış olaylar ve kişiler anımsanır zaman zaman. Hiç beklenmedik bir söz, bir yazı, bir fotoğraf, bir müzik parçası, ilk bakışta alakasız gibi görünen herhangi bir şey, anılarda çok gerilere gidilmesi için yeterli olur. Anamızın ağzından çıkan bir sözcük bile, sanki insanın yanıbaşında söylüyormışçasına işitiliverir… Acaba anılarda ne kadar geriye gidebilir, neleri anımsayabiliriz? Bir bileniniz var mı?

© photocredit

***

Continue reading

Vietnam – Eğitim – Türkiye…


Ülkeyi Yönetenler Nasıl Yetiştiriliyor!

vietnam-1

***

Continue reading

%d bloggers like this: