Türkiye’de «Mera Sorunu…»


 

Çölleşmeye Gitmeden Çözüm Bekliyor!

 

Türkiye’de meralar halen süren bir bozulma ve küçülme süreci içinde. Bu küresel iklim değişikliğine ve erozyona katkı veriyor.

Diğer yandan meralar geriledikçe hayvansal üretim ancak hammaddeleri büyük ölçüde ithal edilen yoğun yemle yapılabiliyor. Bu da maliyet, döviz gereksinimi, çok su isteyen yem bitkilerinin üretimi için gerekli suyun çıkarılmasının getirdiği enerji ve bunun üretiminin ekolojik etkileri, kesif yemle üretilmiş hayvansal ürünlerin sağlık açısından getirdiği problemler, büyük hayvancılık işletmelerinin getirdiği ekolojik ve sosyal problemler gibi çok değişik ve çok boyutlu problemler ortaya çıkarıyor.

Bütün bu sorunların aşılması için meraların geliştirilmesi gerektiriyor.

 

Peki nasıl?!

© photocredit

Acil duyuru:
Yarın, yani 7 Aralık 2017 Perşembe yapacağımız “Başka Bir Mera Mümkün mü?” başlıklı konferans ve paneli bugün Ege Üniversitesi rektörlüğünün izin vermemesi üzerine iptal etmek zorunda kaldık. Bornova’da başka bir salon şu anda bulamadık. İki hafta önce resmi yazışma ile Ziraat Fakültesinden izin almıştık. Rektörlüğün etkinliğe bir gün kala izin vermeyeceği aklımıza hiç gelmedi. İleride bu etkinliği üniversite dışında tekrar düzenlemeyi düşünüyoruz. Saygılarla.
Tarım Ekonomisi Derneği adına
Tayfun Özkaya

***

Continue reading

Hükümetin Sun Tzu Stratejisi: Zeytinliklerle ilgili maddeleri geri çek…


 

Mera ve Kıyıları yine yok edecek diğer maddeleri bırak!

☯ Savaş; Devlet için hayatî bir öneme haizdir. Yaşam ve Ölüm; Hayatta kalma veya hüsrana uğramaya kadar uzanan yolun derinliğine irdelenmesi zorunludur.

☯ Düşmana zor kullanarak diz çöktürmek maharet değildir. Asıl maharet tek damla kan dökmeden boyun eğdirmektir.

☯ Savaşın beş kuralı vardır: Ölçme, değerlendirme, hesaplama, kıyaslama ve zafer. Mevzi ölçmeyi, ölçme değerlendirmeyi, değerlendirme hesaplamayı, hesaplama kıyaslamayı, kıyaslama ise zaferi doğurur

☯ Kurnazlık ve gizlilik sayesinde görünmez ve duyulmaz olmak, düşmanın kaderini elde tutmanın yöntemidir.

☯ Stratejisi olmayanları sadece yenilgi bekler.

☯ Başarılı bir hareket ; başına vurulduğunda kuyruğu ile, kuyruğuna vurulduğunda başı ile, orta kısmına vurulduğunda hem başı, hem kuyruğu ile hareket eden hızlı bir yılan gibi olmalıdır.

☯ Savaş için en güçlü olduğunuzda,kendinizi güçsüz göstermeli,kuvvetlerinizi harekete geçirirken hareketsizmiş gibi durmalı,düşmana yaklaştığınızda,uzakta olduğunuz izlenimi vermeli,uzakta olduğunuzdaysa düşmanın burnunun dibinde olduğunuza düşmanı inandırmalısınız.

☯ Savaşta sürat ana silahtır. Düşmanın hazır olmadığı anı kollayın. Beklenmedik yollardan geçip, korunması ihmal edilmiş noktalardan vurun.

☯ Belirgin bir anlaşmayla gelmeyen barış önerisi tuzak belirtisidir

Sun Tzu
Savaş Sanatı
(M.Ö. 6. Yy)

***

Continue reading

«Altın Avcıları» Zeytinine El Koyuyor Ey Millet…


 

«Üç Maymunları» mı Oynayacaksın?!

⚠ ⛔ Zaman giderek daralıyor. TBMM önümüzdeki günlerde zeytinliklerin yok edilmesinin önünü açacak bir yasa görüşecek. İktidar halkı kandırma operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Tarım Bakanlığı doğrudan kendisini ilgilendiren bir konuda sessiz.

⚠ ⛔ Bir sır değil, kamu yararı var diye bugüne kadar ne kadar güzellikler, doğal varlıklar varsa yok edildi. Yıllardır altın madeninden ülkenin köşeyi döneceği anlatılıyor, ama kirlilikten başka bir şey yok.

⚠ ⛔ Milletvekillerini olayı anlatarak ikna etmek mümkün değil. Onlara sanayinin ve madenciliğin gelişimi için bir kısım zeytinlerin yok edilmesinin kaçınılmaz olduğu söylenmişse bunu yapacaklardır. Altın ve Maden şirketlerinin “ikna gücü” yüksek.

⚠ ⛔ Bir yerde 10 kilo altın olsa, en pis yöntemlerle bunu alıp, çevreyi yok ettikten sonra kaçmaya her zaman hazırlar. ABD gibi gelişmiş ülkelerde de yapmaktan kaçınmıyorlar. Bu yasa çıkarsa zeytinlik alanlar delik deşik edilecek. Burada yaşayan köylüler de göç etmekten başka çare bulamayacaklar.

⚠ ⛔ Referandumda ezici oranla HAYIR dedin, EGEli, AKDENİZli, doğan taruma edilecek, kanser riskini artıracak madenler açılacak, sessiz mi kalacaksın? Peki ne yapmak gerekiyor? (nö)

***

Continue reading

İzmir de ağlar: 68 Mayıs’ının Gözyaşları…


 

Yetmişlerdeki güzel insanların destanı!

Kızıldağlar’ın eteklerinde hafiften yuvarlak bir tepe.
Bir Palamut Ağacı, yapayalnız, tepenin başında tek…
Vakit öğle üstü, gökyüzü uçuk mavi ve de bulutsuz.
Adam, tepedeki Palamut Ağacı’nın dibinde, ağacın kalın gövdesine yaslanmış, bir başına uzanmış.
Beyazlaşmış saçları arasında Mayıs rüzgârları…

***

Continue reading

Zeytin yeme, hurma ye!


 

Türkiye’nin zeytin üreticisini değil, Arapların hurma üreticilerini zenginleştir!

Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, bereketli bir ağaçtandır.
Allah’ın Elçisi(s.a.v.)

Andolsun incire ve zeytine!
Ve Sina Dağı’na,
Ve şu Emin Belde’ye.

Kur’an’da Zeytin.

Zeytin ağacı Cennetin en zengin armağanıdır.
Thomas JEFFERSON

Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter
Georges DUHAMEL

Dalı ile barışı, altın renkli yağı ile huzur ve mutluluğu sembolize ettiği için en çok Zeytini seviyorum.
Aldous HUXLEY

Akdeniz’in tümü, dişlerin arasındaki siyah zeytinlerin acı tadından yükseliyor sanki. Etten ve şaraptan daha eski bir tat; serin su kadar eski bir tat. Bölgede zeytin ve zeytin yağı kadar eski olan tek şey var: deniz; en eski antik toplumlardan bugüne kadar, hiçbir tabiat ürünü uygarlıklar üzerinde zeytin kadar biçimlendirici bir etkiye sahip olmadı
Lawrence DURELL

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından..

Nazım HİKMET

Yetişkin bir aslanı, kaplanı uslandırıp adam etmek neyse, burada zeytinlik yetiştirmek de o! Yürek ister, sebat ister bu iş.
Necati CUMALI

Bu durumda; ‘Kur’an’da Üzerine Yemin Edilmiş Zeytinin üzerine AKP iktidarı «tükürüyor» dememiz mi gerekecek ?! (nö)

***

Continue reading

Evrimsel bitki ıslahı…


 

Bir koy iki al!

Tohumlar değişik ülkelerden ve modern ıslah materyalinden oluşmuştu. Bunların arasında arpanın vahşi ataları da bulunmaktaydı. Bu tohumlar kendi aralarında tozlaştılar. Bu evrimsel karışım her yıl değişen koşullara daha iyi uyum göstererek gelişti. Benzer bir çalışma ekmeklik buğday ile de yapıldı. Sonuçlar çok başarılı idi.

Çiftçilerden biri şöyle diyordu: “Babam bana dedi ki ’80 yıldır çiftçiyim bu yılki kötü iklim koşulları ve bu çok kötü toprağa rağmen bu kadar iyi bir ürün görmedim’”

Evrimsel bitki ıslahı karışımları yerel ve geliştirilmiş çeşitlerden olumsuz koşullarda daha iyi verim verdiler. Buğdayda verim 2. yılda yerel çeşitlerin iki misli oldu. Geliştirilmiş buğday çeşitlerine göre ise verim daha yüksek oldu, ayrıca böcek öldürücüler ve herbisitler (ot öldürücüler) de gerekmiyordu.

Evrimsel popülasyonlar ekolojik üretime çok uygundur ve daha düşük maliyetle üretim yapmak mümkün olmaktadır. Evrimsel bitki ıslahı çalışmaları değişik ülkelerde yayılmaktadır.

Peki ya Türkiye, Rusya kapısını çalmaya devam mı?

***

Continue reading

Kripto…


 

Olmaz, olmaz demeyin!

Denetimleri NOBEL Barış Ödüllü, Kimyasal Silâhların Yasaklanması Örgütü OPCW’nin başındaki Türk diplomata görev verilmişti. Suriye, Kimyasal Silâhların Yasaklanması Sözleşmesine üye olmayan 7 ülkeden biriydi. Geçmişte de halkına karşı hardal gazı, klor gibi kimyasal silâh kullanmakla suçlanmıştı. Ve Türk Büyükelçi şimdi müzakereye gidiyordu.

O dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu idi. Kimyasal silâh nedir iyi biliyordu. Zira Türkiye’dekiler memleketi Konya’da stoklanıyordu. Büyükelçi ile görüşmesinde uyarıda bulundu, önemli bir sınav ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

Sonunda Rusya ve ABD arabuluculuğuyla Beşar Esad anlaşma imzalamayı kabul etmiş ve elindeki silâh stoklarını OPCW’ye teslim ediyordu.

Suriye ne zaman çözüm yolunda adım atmaya kalksa hemen ertesinde bir kimyasal silâh saldırısı oluyordu ve Şam Yöneti tepki gösteriyor; Batı’yı somut bir delile daynmadan Suriye’yi zehirli kimyasalları kullanmakla suçlayan düzenli bir yalan kampanyası yürütmekle sorumlu tutuyordu. Tıpkı Batı’nın Suriye’ye yönelttiği son suçlamalar gibi!

Şimdi gelelim asıl senaryoya… (nö)

***

Continue reading

Suyumu kesme İzmir!


 

İzmir’de belediyenin son kaynak suyu satış noktaları da 31 Mart 2017’de kapatılıyor. Su şirketlerinin baskısıyla…Halk memnundu. Karşıyaka ve Bornova’da açık kalanlar da yok olacak. Kendi kabını getiren buralardan litresi 7,5 kuruştan kaynak suyu alıyordu. Şirketler bunları sağlığa çok aykırı buldular. “Dünyanın neresinde böyle bir sistem var” diyorlar. Resimlerde göreceğiniz gibi Roma’da halka getirdikleri kaplarda su sağlayan çokça merkez bulunduğu gibi tarihi çeşmelerden akan sular da hem turistler hem de halk taraından ücretsiz içiliyor. Hastalanan da yok üstelik! Roma Belediyesi gazlı su için para alıyor.

Peki ya İzmir? İzmir de mi su şirketlerine boyun eğdi?

***

Continue reading

Hello Datça…


My name is Seed; The Seed ancestor descendant!

datcha

***

Continue reading

«Elle gelen düğün bayram anlayışı»ndakiler karşısında…


 

Analarından «Çiğ Süt» Emenler Dünyası (mı?!)

sutcu_dun_bugun

Yansıtılan amaç; vatandaşların sağlıklı çiğ süt tüketmeleri… Bunun için, küçük işletmelerin ari işletme olmaları zorunlu. Diğer deyişi ile; ari işletme belgesi gerekiyor. Olamazlarsa? Sütünü satacağı adres, büyük süt fabrikaları olacak! Tek bir ineği olan bir üreticinin bile hastalıklardan (Malta Humması veya Verem) ari işletme belgesini kolayca ve bir masraf yapmadan alabilmesi hâlinde, bu uygulamanın yararları olabileceğine kuşku yok… Belgeye sahip olabilmek için verilen süre, 1 yıl! Endişeye yol açan ise, çiftçinin garip psikolojisi sonucu, bu konuyu unutup gidecekleri… Köşeye sıkışan üretici; tekelleşmiş ve yıllardır çiftçinin sütünü bir lira civarında almaya devam eden büyük süt tekellerinin kapısını çalmak zorunda kalmayacak mı? Çiğ sütün satışına yasaklama anlamına gelecek mevzuat değişikliği çiftçinin önüne engeller dikerek, büyük süt tekellerine hizmet etmek olmayacak mı? Oysa çözüm yolları mevcut! Neler mi bunlar?

 

***

Continue reading

Başkanlık sayesinde her şey «Millî» olacak!


İktidar «Milli» mi, [*] yoksa Millet için değil çok uluslu şirketler için mi politikalar üretiyor?

 

yerel_tohum

Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek? Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek?Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu politika daha çok yine uluslararası tohum şirketlerine yarayacağı gibi yerel tohumun yayılmasının önüne de set çekme amacı güdüyor! [*]

 

***

Continue reading

Ey Çiftçi…


Tercihin ne; ürününü yüksek fiyattan satmak mı, yoksa mazotunun yarısını ödemek mi?

tarim_mazot

Paralar tarım ilacına ve traktör için mazota gidiyor. Bu hegemonyayı kırmak gerekmiyor mu? Çiftçi ve tüketici hep kaybediyor. Kazananlar bir avuç aracı. Çiftçilerin eline daha iyi fiyatlar geçmesi için politikalar geliştirilmeye çalışılsaydı, durumları çok daha iyi olurdu. Kooperatiflerin desteklenmesi gibi… Oysa; Kooperatiflere devlet desteği verilmesi ve gümrük vergilerinin artırılması neoliberal dogma açısından çok büyük bir günah olarak kabul ediliyor. Tartışılma bilesı bile tabu sayılıyor. Popülizm yerine ne zaman gerçek çözümler üzerine odaklanacağız?

***

Continue reading

Küba’da Tarım Devrimi’nin mihenk taşı…


Kent ortasında çiftlikler!

Fidel Castro’nun arkasında bıraktığı ülke farklı tartışmalarla gündeme geliyor. Devrimin ülkesi Küba’nın önemli başarılarından biri de tarımdır. cuba_urban_farm 1989-1991 aralığında Sovyetler Birliğinin çöküşü arkasından, aynı SSCB gibi endüstriyel tarımı izleyen Küba tarım sistemi çökmüştü. Endüstriyel tarım; sentetik tarım ilaçları, yerel olmayan kimyasal gübreler, şirket tohumları, yoğun su ve ağır tarımsal makineler kullanılmasını gerektiriyordu. Bir kenarı konutlara dayanan arazilerin tarıma açılması istendi ve tarımcılar ulaşım, zaman kaybı, açlık gibi sorunlarla uğraşmaktansa bu kooperatif çiftliklerde çalışmayı yeğlediler. Tamamen ekolojik bir tarım yapılmaya başlandı. Üstelik çiftlikler, kâğıt üzerinde değil, gerçekten çalışanların yönetimine geçiriliyordu. Küba’da 3.Tarım Reform’u Sürdürülebilir Kent Tarımı sürecine giriyordu… Ya Türkiye?

***

Continue reading

«Darbe» yemeyenin bırakılmayacağı bir Türkiye…


…Özlemi ile «tutuşanlar!»

aldatmak

Polisler mi kontrol edecek? Koruyucu Uluslararası Anlaşmalar’a karşı bir yola mı girilecek? Haklara saygı gösterilmesi, desteklenmesi daha doğru değil mi? Yoksa, tekel olan şirketlere destek mi çıkılacak? Sen kalk, hastalıksız ve verimi yüksek olanları yasakla; hastalık yayan, zararlı ve olumsuz özellikler taşıyanları sahiplen. Getirilecek yasak ve kısıtlamalar giderek Türkiye’ye hâkim olan yabancı ve onların yanında aynı çıkarları savunan yerlilerin yanında olacak. Bu bir zulümdür. Üstelik, utanmaksızın toplumun gözünün içine baka baka kandırmakla meşguller! Hem de STK «yöneticileri»ni kullanarak…

***

Continue reading

Çiftçi «çıkmaz»a sürükleniyor…


Değişime düşman olanlar «aportta» bekliyorlar!

monoculture

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Ülkemizde birçok çiftçi hemen hemen tek ürün yetiştiriyor. Bazı açılardan çiftçiye fayda sağlasa da genel olarak çıkmaz bir yol. Ancak, ürün pazarlamada, girdi kullanımında ve ekolojik açıdan çok sorunlu. Bu sistem çiftçiyi yok olmaya doğru götürüyor. Bir süre sonra büyük şirketlere veya kapitalist çiftçilere teslim oluyor! Tarım zehirleri yoğun kullanılıyor. Çiftçi kendisini de zehirlemiş oluyor. Çünkü, Monokültür tarım yapan çiftçiler sebze, yumurta, süt vb. gibi gıda ürünlerini de dışardan alıyorlar. Bütün bunlar için bir mücadele gerekir Bunlara ilk önce çiftçilerin karşı çıktığını “başka yol yok” dediklerini biliyoruz. Bütün aracılar, süpermarketler, gıda sanayii ve politikacıların çoğunun da böyle bir değişime düşman oldukları son derece açık… Peki ne yapılması gerekiyor?

***

Continue reading

%d bloggers like this: