İki Kıyı Bir Nehir…


 

Devlet, Muhafazakârlar ve Ortalarında «Akan» İslâm!

☾ Kıyıların bir yanında; Cumhuriyet İdeolojisi var. Karşı tarafta ise; İslâmcılık konusuna kalıcılık kazandırırken, sorun olmaktan çıkarılmasını isteyenler…

☾ Eğitimli Müslümanların sorunu çağdaşlaşma süreçleriyle değil, Cumhuriyet İdeolojisi’nin, dinin pratik yanlarına müdahaleci uygulamasıyla… Başörtüsü örneğinde görüldüğü gibi.

☾ Halkın beklentisi ise; din eğitimi almak ve dini yaşayabilmekle sınırlı. Bu dindarlık diğer iki tarafı da rahatsız etmiyor değil!

☾ Peki; Siyasi Merkez dini, Türkiye için vazgeçilmez bir kurucu unsur olarak mı görüyor yoksa bunu sadece toplumsal bir araç mı sayıyor? Günümüzün Türkiyesi’ndeki tartışmaların odak noktası İslâm mı, yoksa İslâm’ı temel alan siyasi hareket, oluşum ve faaliyetler mi? Tüm tarafları tatmin edici, kabul edecekleri bir çözüm yolu var mı?

***

Continue reading

Neresi Vatan, neresi Yaban?


 

Bir maratondur gidiyor!

Eskiden defterler vardı; sarı, samanlı, beyazımsı, bayağı bi beyaz, hatta lüks, parlak beyaz, çizgili, düz; HB kalemler, kurşun kalemler, kalemtraşlar… Eskiden. Çok oldu kağıt kaleme veda edeli, şu bilgiyi sayan şeytan kutuları elimizden düşmez olalı beri. Medeniyetin tutsağıyız kısacası ama daha yazacak öykülerimiz, söyleyecek çok sözümüz olacak.

Zaman geçti, geçen yıl bu yıla devrildi, Narlıbahçe’nin Nisan çiçekleri de açtı ama ben henüz buralardayım.

Ne diyor, Ozan Ümit Karataş :

Bu ne biçim yangın ustam
Hem külü, hem közü yaban
Bir kızıl kor içre kaldık
Yürekteki sızı yaban.

Yuları yoz huysuz tayın
Şekli bozuk düğün toyun
Özden kopuk modern köyün
Oğlu yaban, kızı yaban

[Tamamı]

Nerenin vatan, nerenin yaban olduğunu soruyorum bu kez kendime… Birinde doğup yirmibeş yıl yaşamışım, diğerinde ömrümün kalanını. Çözümsüzüm, yanıtsızım, ben de bilemiyorum ne diyeceğimi.
Ama başlıyorum yine yazmaya…

***

Continue reading

Dışlanmışlık Duygusu…


 

…veya ; Esse Est Percipi – var olduğunun bilincinde olmak!

⚜ Yaşamak, bir başkasına ait olmaktır. Ölmek, bir başkasına ait olmaktır. Yaşamak ve ölmek aynı şeydir. Ama yaşamak başkasına dışarıdan ait olmakken, ölmek içeriden ait olmaktır. Bu ikisi birbirine benzer, tek fark, hayat ölümün dış tarafıdır – Fernando Pessoa;

⚜ Başkalarını çoğu zaman en dar aidiyetleri içine sıkıştıran bizim bakışımız ve onları özgür kılacak da gene bizim bakışımız – Amin Maalouf;

⚜ Bireylerin sosyal açlığa yol açan sosyal dışlanma deneyimlerinin, önyargılardan uzak sosyal kabul ve onaylanma deneyimlerinden oldukça farklı sonuçlar ve etkiler zincirini beraberinde getireceği aşikardır – Howard Gardner;

⚜ Kuvvetten korkmaktan kaynaklanan itaat, insan yüreğinden kaynaklanan bir itaate dönüştürülmelidir – Erich Fromm;

⚜ Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır – Aristoteles;

⚜ Sorgulanmayan yaşam yaşanmaya değer değildir – Sokrates;

⚜ Esse Est Percipi- Var olmak algılamaktır. Ağaçlar algılayan birileri olduğu sürece vardırlar. Ormanda Bir Ağaç Devrilse Kimse Duyar mı? – George Berkeley;

⚜ Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir – Euripides;

⚜ Tanıdığımız çoktur, ama dostumuz azdır, zira güvenmeden sevilmez, insanlığı hümanistçe severiz, ama her insan görünüşlü ile dost olamayız – Yakup Yurt;

© photocredit

***

Continue reading

BİR MİLLETiYE mi? TÜRKİYE mi?


 

« Cehâlet » ve « Kavmiyet »

hani, milliyetin islam idi? kavmiyet ne?
sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.
“arnavutluk” ne demek?
var mı şeriatta yeri?
küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!
arap’ın türk’e, laz’ın çerkez’e, yahut kürd’e
acem’in çinli’ye ruçhan mı varmış? nerede?
müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? ne gezer?
fikr-i kavmiyeti telin ediyor peygamber
En büyük düşmanıdır Ruh-u Nebi, tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!
Şu senin akıbetin bin bu kadar yıl evvel,
Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?
Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!
Dinle Peygamberin ilâhî sözünü.

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
Fikr-i kavmiyeti şeytan mı sokan zihninize?
Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.
Diye dursun atalar:
’Kal’a içinden alınır.’
Yok ki hiçbir işiten…
Millet-i merhume sağır!

Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
Bırakın eski hükümetleri meydandakiler
Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer,

MEHMET AKİF ERSOY [Safahat – Tamamı]

***

Continue reading

Referanduma giderken, güven meselesi…


 

Panzehire güvenilerek, zehir içilmez!
Hz. Ebubekir

Seni affedecek kadar oIgun olabilirim; ama tekrar güvenecek kadar aptaI da değiIim – W. GoIding; Sana güvenmekte zorIuk çekmemin tek sebebi; yaIan söyIemeyi benim için ne kadar koIay hâle getirdiğini biImemdendir – CharIes Bukowski; Kişiyi sınamadan ona güvenmek acizIiktir – Hz. Ali; Her zaman seni üzecek birileri olacaktır; yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, ancak, kime iki defa güveneceğine çok daha fazla dikkat etmelisin – Gabriel García Márquez; Zamanında ona güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum – Aziz Nesin; Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar – Sigmund Freud; Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme – Sultan III. Murat; İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin – Mevlana; Herkesin güvenini kaybeden, daha ne kaybetsin ki? – Cyrus; Güneş parlarken herkes seni sever; ancak şunu da unutma; kasırga koptuğunda gerçek ve güvenilir dostunun kim olduğunu öğrenirsin – Anonim…

© photocredit

***

Continue reading

HUTBE dediğin budur!


 

Minberler; halkın aklı, vicdanı için bir ilim, irfan ve ışık kaynağı olmalıdır!

Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek, yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır.

Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. (Çünkü) Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir.

Milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması zorunludur. Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir.

(Bu yüzden) Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur.

***

Continue reading

Baykal’ı «tekfir etme»ye kalk…


 

Asıl «kâfirler»e Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni teslim et!

Bir kimseyi yaptığı bir işten veya sarfettiği bir sözden dolayı kâfir sayma, onu küfre nispet etmektir!

İman ile küfrün sınırının tesbiti çok güç olduğundan, Hz.Peygamber fertleri ve kişileri değil, belirli tipleri tasvit etmek suretiyle tekfir etmiştir. Ehl-i Sünnet âlimleri bu hadisleri bile gerçek manâda tekfir için değil, işlenen günâhların büyüklüğünü göstermek amacıyla ele almışlardır.

Bir kimsenin küfrü için 99 delil bulunsa da, sadece biri de imanına delalet etse, o 99 delile değil, bir delile bakılarak imanına hükmedilir. Bu kaide; Ehl-i sünnetin, toplum huzur ve düzeni açısından konuya gösterdiği hassasiyetin delilidir!

Gelelim Deniz Baykal olayına!

AKP yöneticileri; 1) Gebze Milletvekili ne dedi? “Allah’ın bütün hususiyetleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da toplanmıştır” Küfrün dik âlâsı! 2) Recep Tayyip Erdoğan ne dedi? “Bizim Rahmetimiz gazabımızı aşmıştır” Küfrün dik âlâsı. Sen şimdi bunları duymazdan, görmezden gel; kalk Deniz Baykal gibi çoğunu cebinden çıkaracak bir devlet ve siyaset adamını «kâfir» ilân etmeye kalk, cahil cühelâ takımını, dinden yakından uzaktan ilgisi bulunmayanları dolduruşa getir, daha da ileri gidilirse, linç teşebbüsünde bulunmaya tahrik et!

Ey millet 16 Nisan’da işte bu tıynetteki insanların toplandığı bir partinin hazırladığı Anayasa Referandumu için oy kullanacaksınız? Vicdanınız el veriyor mu? – nö.

Şimdi sözü Münir Kebir beye bırakalım… Bakalım uzmanı ne diyorlar?

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: