Referanduma giderken, güven meselesi…


 

Panzehire güvenilerek, zehir içilmez!
Hz. Ebubekir

Seni affedecek kadar oIgun olabilirim; ama tekrar güvenecek kadar aptaI da değiIim – W. GoIding; Sana güvenmekte zorIuk çekmemin tek sebebi; yaIan söyIemeyi benim için ne kadar koIay hâle getirdiğini biImemdendir – CharIes Bukowski; Kişiyi sınamadan ona güvenmek acizIiktir – Hz. Ali; Her zaman seni üzecek birileri olacaktır; yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, ancak, kime iki defa güveneceğine çok daha fazla dikkat etmelisin – Gabriel García Márquez; Zamanında ona güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum – Aziz Nesin; Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar – Sigmund Freud; Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme – Sultan III. Murat; İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin – Mevlana; Herkesin güvenini kaybeden, daha ne kaybetsin ki? – Cyrus; Güneş parlarken herkes seni sever; ancak şunu da unutma; kasırga koptuğunda gerçek ve güvenilir dostunun kim olduğunu öğrenirsin – Anonim…

© photocredit

***

Continue reading

HUTBE dediğin budur!


 

Minberler; halkın aklı, vicdanı için bir ilim, irfan ve ışık kaynağı olmalıdır!

Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek, yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır.

Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. (Çünkü) Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir.

Milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması zorunludur. Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir.

(Bu yüzden) Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur.

***

Continue reading

Baykal’ı «tekfir etme»ye kalk…


 

Asıl «kâfirler»e Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni teslim et!

Bir kimseyi yaptığı bir işten veya sarfettiği bir sözden dolayı kâfir sayma, onu küfre nispet etmektir!

İman ile küfrün sınırının tesbiti çok güç olduğundan, Hz.Peygamber fertleri ve kişileri değil, belirli tipleri tasvit etmek suretiyle tekfir etmiştir. Ehl-i Sünnet âlimleri bu hadisleri bile gerçek manâda tekfir için değil, işlenen günâhların büyüklüğünü göstermek amacıyla ele almışlardır.

Bir kimsenin küfrü için 99 delil bulunsa da, sadece biri de imanına delalet etse, o 99 delile değil, bir delile bakılarak imanına hükmedilir. Bu kaide; Ehl-i sünnetin, toplum huzur ve düzeni açısından konuya gösterdiği hassasiyetin delilidir!

Gelelim Deniz Baykal olayına!

AKP yöneticileri; 1) Gebze Milletvekili ne dedi? “Allah’ın bütün hususiyetleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da toplanmıştır” Küfrün dik âlâsı! 2) Recep Tayyip Erdoğan ne dedi? “Bizim Rahmetimiz gazabımızı aşmıştır” Küfrün dik âlâsı. Sen şimdi bunları duymazdan, görmezden gel; kalk Deniz Baykal gibi çoğunu cebinden çıkaracak bir devlet ve siyaset adamını «kâfir» ilân etmeye kalk, cahil cühelâ takımını, dinden yakından uzaktan ilgisi bulunmayanları dolduruşa getir, daha da ileri gidilirse, linç teşebbüsünde bulunmaya tahrik et!

Ey millet 16 Nisan’da işte bu tıynetteki insanların toplandığı bir partinin hazırladığı Anayasa Referandumu için oy kullanacaksınız? Vicdanınız el veriyor mu? – nö.

Şimdi sözü Münir Kebir beye bırakalım… Bakalım uzmanı ne diyorlar?

© photocredit

***

Continue reading

Özgürlük ve Bağımsızlığın «sınır ve sınırsızlığı… »


 

Kişi sonunu kendi gözleriyle görmeden, ‘mutluyum çünkü tek güç benim’ diyemez!
Neden mi?

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca halk önderlerinin ve bilgelerin payına düşen alınyazıları olmuştur. Bir de kitapların…

İnsan zulmü, hemen her yere ulaşır, sadece ve sadece insanların hâyâl ve umutlarına erişemez. Tarih boyunca, bu iki erdemin eşiğinden içeriye adımını atamamıştır. Düşünceyi bile susturan zulüm, umut ve hayali susturmaya gücünü geçirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: umutları ve hâyâlleri olmuştur. İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Çünkü atılım, köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın atomcul gücüdür.

Bunun daha bilincine varma yetişkinliğine erişemeden, düzen denilen köleleştirici güç, daha yatağında iken boğmak için elinden geleni yanına koymaz, yarına da bırakmaz! Önce koşullandırır, öz-güveni insanın kendi elleriye yıktırtır.Artık, sömürgenlerin ellerine muhtaç olmaktan, onlara biat etmekten kurtaramaz insan kendisini .

Oysa, insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürür. Bunların bittiği yerde de zaten can da biter.

Bu yüzden, gerçek düşmanlarımızı tanımadan, onlardan kurtulamayız! Çünkü; atılımlarımıza engel olan her güç ve etken, bağımsızlaşmamızın düşmanı, köleleşmemizin efendisi olmuştur tarih boyunca, bugün dahi olmaktadır.

***

Continue reading

ORTAKSIZ İKTİDAR


 

İktidar ortaksız değil, ortaklıdır!

Tez Antitez iki zıt kardeş değil; biri sağdan öbürü soldan doğru yolu arayan iki kardeştir. Biri doğru yolu bulur, öbürünü çıkmaz sokak durdurur. İktidar ortaksız değil, ortaklıdır. Ortaklığın ortak paydası olan Ortaklık Çıkarları gerektirdiğinde; ortaklardan birinin ya da birkaçının sözü dinlenir ve ortaklık tek başlı olur.

İnsanlık; erkek egemenliği değildir. Kadın erkek ortaklığı dır. Dünyadaki insan egemenliğinin kökünü kazımak için sadece kadınların tek cinsiyetli, sadece kız ya da erkek çocuk doğurmalarını sağlamak yeter.

Muhalefeti yok eden iktidar, kendini ölümsüzleştiremez. Doğal ömrünü tamamlayıncaya kadar devam eder.

İktidarın bir başı öbür başını; kansız, zorlamasız, demokratik yöntemlerle ikna edebilmelidir.

***

Continue reading

«Düşünce»den sınıfta kalanlar…


 

…ve de düşünerek «kendini aşanlar» DÜNYAsı!

rodin

Yaşam, durmaksızın sorunlar üreten ve de durmaksızın sorunlara çözümler üreten bir düzenektir. Bu düzeneğin kuralı, salt insanlar için de değil, tüm öteki canlar, tüm öteki canlılar için de, hatta, hatta tüm cansız varlıklar için de böyle işler..!

İnsanların büyüklüğünün tek bir koşulu vardır: O da, ünün, şanın, paranın, mevki hırsının gümüş veya altın kelepçelerinden, sadece aklının bileğini değil, tüm varlığını tümüyle kurtarmış olması, tüm çıkarlarından arınmış olması, tam bağımsızlığına ulaşmış olabilmesidir..!

Düşünce tembelliğinden beynimizi azat eder de, geniş açılı pencerelerden bakarsak, her İNSAN, kendisi ne olmak ve nasıl olmak isterse o olur; öyle olur..! Gel bil ki, istemek başka şeydir, arzu etmek çok daha başka bir şeydir..! İstemek bir eylemdir. Her eylem gibi, yaptırımları vardır istemenin. İstence eylemi bizden, istenen koşulların tüm gereklerini eksiksizce yerine getirilmesini emreder… Arzu etmek ise, Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin bambaşkadır. Yattığımız yerden ağzımızı açıp, kış ortasında bahçedeki elma ağacından, armudun ağzımıza düşmesini düşlemek kadar aykırı düşer istemekle arzu etmek.

İşte bu yüzden; Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin..! Diğer bir başka deyişle; Yeniliği yakalamakla kalma, Yenilikle yaşamasını da, Yeniliği yaşatmasını da, yeni yeni yenilikler yaratmasını da bil..! Kendini aşmasını da bil..! Tanrılaşmasını bil..! Yarat…Yaşat… Niye mi?

***

Continue reading

HAKEMSİZ FUTBOL MAÇI!


 

İnsanları harekete geçirmek için iki manivela vardır: Menfaat ve korku
Napoleon Bonapart

sans-titre

Dünya menfaatleri için iyilik edenlerin iyilikleri, avcının kuşlara yem atması gibidir – Beydeba; Araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeye, hakikaten daha uygun şekilde anlamaya ve yorumlamaya başlarız – Ahmet Hamdi Tanpınar; Ne kemik uğruna köpek olduk, ne de menfaat uğruna çakal. Biz hayatımız boyunca hep dik durduk – Yılmaz Güney; Menfaate dayanmayan bir dostluğun güzelliğini anlamayan, başkalarının gerçek dostluktan duyabileceği saadeti de anlayamaz – Edward Young; Yalnız kendini düşünen insan, yumurtasını pişirmek için, gerekirse komşusunun evini yakar – Menfaat bir bal çanağı, insanlar da sinektir, kenarından yetinmeyip ortasına dalanlar, çırpına çırpına boğulurlar – Anonim; Güvenme insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde. Vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde – Mehmet Akif Ersoy; Daima kendi menfaatini göz önünde bulunduran kimse, pek çabuk düşman kazanır – Yüksek insanlar adalet için, alçak insanlar ise menfaati için çaba gösterir – Konfüçyus; Deveyi yardan uçuran, bir tutam ottur – Refiki; Bizden daha kudretli insanları sevdiğimize çok kere kendimizi inandırırız, halbuki dostluğumuzu meydana getiren sadece menfaattir, kendilerine yapmak istediğimiz iyilik için değil de umduğumuz faydalar dolayısıyladır ki onlara gönül veririz – Menfaat her dili konuşur, her kılığa girer, hatta menfaatlere karşı kayıtsız biri gibi görünmesini de bilir – La Rochefaucauld; Çıkarlar karşılıklı olunca ve herkes sadece kendi çıkarını düşününce, kendi çıkarlarından olmamak için insanlar daha uzlaşmacı oluyor. Böylece işleri daha çabuk görüyoruz – D. Vincente; Nasıl ki bir noktadan sonsuz doğru çıkarsa, bir akıldan da sonsuz fikir çıkar. Bunların çoğu birbirine zıttır, hepsi menfaate bağlıdır – Hekimoğlu İsmail; Çıkarlarımızı bazen yanlış algıladığımız için, isteklerimizin çoğu yanlış bir yönde ilerlemektedir – Dostoyevski; Menfaatlerinin esiri olanlar, şereflerini hiçe sayarlar – Nokta kadar menfaat için, virgül gibi eğilenler, sonunda düz hat olup çiğnenmeye mahkûmdurlar – La Edri; Hiç, çoban koyunu güder mi dağda. Olmasa gözleri süt, yoğurt ve yağda – Aşık Seyrani; Menfaat sandalyeye benzer, başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir – Cenap Şahabettin…

***

Continue reading

%d bloggers like this: