UN High-level Forum on the Culture of Peace: Is A Sustaining Peace Realizable?


On 13 September 1999, the UNGA adopted, a Declaration and Programme of Action on a Culture of Peace. The 2030 Agenda for Sustainable Development has also put significant emphasis on the promotion. Tomorrow’s Panel Speakers on ‘A Credible Pathway to Sustaining Peace,’ will continue to pave that way. Our Representative Ms Bircan Ünver reporting from the UN Headquarters in NYC.

***

Continue reading

14 Şubat, DÜNYA İNSANLIK SEVGİ GÜNÜ OLSUN


Şiirsel Günce!

Bircan ÜNVER

 

Gençliğimde bilmezdim,
14 Şubat’a ilişkin hiç birşey…
Sanırım ilk kez Gelişim Yayınları’nda [*] çalışırken
Dergilerinden birinde kapak konusu olduğunda okumuştum…
Anlamı çok dar gelmişti o zaman…
Sonrasında da, hem çok dar hem de çok ticari…

***

Continue reading

President Trump has ‘no luxury’ of despising Turkey and her capabilities!


 

Donald Trump’ın, Türkiye’nin imkân ve yeteneklerini küçümseme gibi bir “lüksü” yoktur!

BM Sistemi (BM Şartı ve BM bünyesinde alınmış kararlar), BM’ye üye ülkelerin; üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğüne ve siyasal bağımsızlığına saygı göstereceklerini, üye diğer ülkelerin toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını hedef alan girişimlerden uzak duracağını ve bu tür girişimlere destek vermeyeceğini, aksine hareketlerin o üye ülkeye yapılmış bir “saldırı” anlamına geleceğini öngörmektedir.

Türkiye, ABD’nin sadece müttefiki değildir. Aynı zamanda, özgür ve bağımsız Dünyanın üyeleri olarak, iki ülke aynı zamanda dosttur ve tarafların bu dostluktan kaynaklanan sorumlulukları da bulunmaktadır.

Donald Trump’ın Suriye’de Rakka ilinin IŞİD’dan temizlenmesi üzerine yayınladığı mesajda gösterilen başarı için Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bağlamında PKK terör örgütüne (ve PYD’ye) yollama yapması; BM Sistemine, NATO üyeliğine ve dostluğa aykırı, bunların hepsinin açık ihlali niteliğindedir.

Türkiye’yi görmezden gelenler için, “ileride” bunun bedeli ağır olabilir. Tarih, Türkiye’nin “görülmeyen ya da ihmal edilen” gerçek gücü ve geniş etki alanı, ileriye yönelik olarak Türkiye’ye çok şeyler vaat etmektedir. Bugünler geride kalacaktır. Ve Türkiye, yeniden “dostluğuna güvenilen”, “düşmanlığından çekinilen” bir ülke olacaktır.

Başkan Trump’ın en kısa zamanda ve “samimi” bir şekilde hatasını “telafi etme”si gerekmektedir!

***

Continue reading

BİRLEŞ(tiril)MİŞ DEVLETLER GÜNÜ 24 EKİM


 

Günümüzün «Millet Maskeli Beşli Çetesi!»

O günlerde – Zira asıl BM kuruluş tarihi Atatürk sonrası, 24 Ekim 1945’dir – Dünyanın en büyük uluslararası topluluğu olan Milletler Cemiyetine [The League of Nations] Türkiye’nin katılması ile ilgili olarak yapılan öneriler karşısında Gazi Mustafa Kemal şöyle demişti:

Biz başvurmayı düşünmüyoruz, fakat davet ederlerse katılmayı düşünebiliriz…

Bunun üzerine Topluluk, bu dik duruş karşısında’ Milletler Cemiyeti Katılım için Başvurma zorunluluğu’nu uygulamaktan ilk kez vazgeçmiş ve 43 üye ülkenin oybirliğiyle, yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin topluluğa davet edilmesine karar vermiştir. Bu davet üzerine Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne katılmayı kabul etmiştir. [Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Türkiye]

Yıl 1932’dir.

 

Bu, hiç kuşkusuz ki Atatürk’ün iç siyasette olduğu kadar dış siyasette de onurlu ve dik duruşunun yansıması ve buna bağlı olarak da kendi kararlarını kendi verebilen tam bağımsız bir ülkenin ayakları yere basan siyasetinin elde ettiği ibret alınacak diplomatik bir zaferdir.

***

Continue reading

HAYALİSTAN


NON HOMO HOMİNi LUPUS!

© photocredit

***

Continue reading

Erbil’in Rizikolu Referandumuna çeyrek kala…


 

Türkiye nasıl bir karar alacak?

☪ ⚠⚔ Türkiye’den gelen son “çıkışlar” , daha güçlü olmakla birlikte, hâlâ konunun arz ettiği vahamet ile orantılı gözükmüyor. Oysa Türkiye, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma kararını, “savaş sebebi/casus belli” saydığından dolayı engelleyebiliyor. Zira böyle bir kararın uygulamaya girmesi, Türkiye’nin hareket kabiliyetini zayıflatmış ve uluslararası sulara çıkışının engellenmesi olacaktı. Irak Kürtlerinin bağımsızlık ilân etmesi de, doğrudan ve yakından Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğü ile ilgilidir. Zira böyle bir durumda, Türkiye’nin egemenlik alanını küçültme/daraltma sonucu doğacak ve Kürtlerin “Büyük Kürdistan emeli” bağlamında Türkiye’nin olarak “küçülmesi” sonucuna yol açabilecek bir süreci başlatmış sayılacak. Yunanistan’ın Türkiye çıkarlarına zarar veren bir kararına tepki olarak savaşı göze alabilmiş Ankara, bugün Erbil’in bağımsızlık referandumuna tepki vermekte niçin gecikti? Oysa, tehdit ve risk bugün çok daha büyük ve Türkiye, toprak bütünlüğünü ve birliğini koruma durumu ile karşı karşıya. Türkiye’nin egemenlik alanın küçülmesi, daralması ihtimali sözkonusu.

☪ ⚠⚔ MGK’nın öne çekilen toplantısında, referandum kararının hayata geçmesinin savaş sebebi sayılacağı kararı çıkması beklenmiyor. Zira; Ankara’nın Erbil’i bağımsız bir unsur olarak muhatap aldığı anlamına gelir bir; bir de Türkiye’nin uluslararası yalnızlığını da artırma rizikosu doğar iki…

☪ ⚠⚔ Türkiye’nin Erbil’in bağımsızlık referandumuna ilişkin yaklaşımı, ileride kendisinin aleyhine kullanılabilecek bir duruş olmaktan uzak olmalıdır. Ankara, “savaş sebebi sayarım” tehdidi yerine, bunu, Erbil’de ‘Ankara savaşı göze aldı’ şeklinde anlayacağı türden eylemlerde bulunmalı, bu yönde adımlar atmalıdır.

***

Continue reading

Barzani’nin, İsrail ve ABD destekli yayılmacı girişimleri…


 

Musul ve Kerkük Kürtlerin eline mi geçiyor?

☪ Türkiye’nin Musul konusundaki ısrarının arkasında yer alan en temel etken, bu vilayetin sınırları içinde yaşayan nüfusun çok büyük bir çoğunluğunun Türk/Türkmen olması, vilayet toprağının Türkmenlerin ata toprakları olmasıdır.

☪ Kürtlerin Kerkük’te “kendi hukuklarını” yaratma çabası içinde oldukları ve Kerkük İl Meclisi’nin kararının da buna örnek teşkil ettiği anlamına gelmektedir. Ancak yerleşik uluslararası hukuk, yürürlükteki Irak Anayasası ve diğer ilgili mevzuat himaye edici değil. Kürtlerin Kerkük ile ilgili tasarrufları, uluslararası hukuk ve Irak iç hukuku muvacehesinde yok hükmündedir.

☪ Kürt Yöneticiler, bugün çok farklı şeyler söyleseler de, o toprakların Türk/Türkmen kimliğini “silmek” için dün tapu ve nüfus kayıtlarını tahrip edenler de onlardır. Ve söyledikleri, dünkü gerçekleri örtmeye/unutturmaya yetmemektedir.

☪ Erbil ve Kerkük ile gelişmeler; “perde” gerisinde kalmaya özen gösterse de, daha çok İsrail ile bağlantılı bulunmaktadır.

☪ Bağımsızlık referandumunun alınış biçimi ve koşullar dikkate alındığında, Kerkük’ü de kapsayacak referandumdan kuvvetle muhtemel Barzani’nin istediği sonucun çıkacağı; bunun da, müteakiben Kerkük’ün yeni statüsünü belirlemek için yapılacak ikinci referanduma yansıyarak Kerkük’ün “Irak Kürdistanı”na bağlanacağı anlaşılmaktadır. Kerkük’ün bu suretle “Irak Kürdistanı”na dâhil olması, Kerkük petrollerinin Irak Kürtlerinin (dolayısıyla ABD’nin ve İsrail’in) kontrolüne girmesi anlamına gelecektir.

© photocredit

***

Continue reading

Suriye’de gelinen nokta…


 

…ve Türkiye için «Kâbus Senaryosu!»

💀 Suriye, özgürleşme ve demokratikleşme bir yana, parçalanma noktasına gelmiş bulunuyor;

☠Kürt hareketinin devlete dönüşmesi ve Irak’ın parçalanması an meselesi;

💀Bölgesel dengeler derinden etkilendiği gibi, bölge ülkelerinin sınırlarının değişme ihtimalini içeren ciddi bir tehdit mevcut;

☠Ve bütün bunların arkasında ABD, Rusya, İsrail ve İran var;

💀Türkiye, Kürt nüfusa sahip bir bölge ülkesi olduğundan ve hem gücünden, hem de inandırıcılığının yanısıra çok şey kaybettiğinden dolayı tam bir tecrit altında bulunuyor;

☠Bölgede ilerlenen süreç ile çıkacak sonuçların Türkiye’ye yansımaması mümkün değil;

💀Ankara’nın Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İran ile ilişkilerinin mevcut durumu, bu tabloyu daha da kötüleştiriyor;

☠ABD kuvvetlerinin Suriye üzerinden Türkiye’ye girip bir haftada İstanbul’a varmalarını işleyen, “Metal Fırtına” kurgu romanı gerçeğe mi dönüştürülüyor? [Özet]

© photocredit

***

Continue reading

UN’s Global Goals, Erdogan’s Turkey and «so called» Referendum…


 

Peaceful and inclusive societies, access to justice for all, effective, accountable and inclusive institutions at all!

TARGETS:

1. Significantly reduce all forms of violence and related death rates everywhere
2. End abuse, exploitation, trafficking and all forms of violence against and torture of children
3. Promote the rule of law at the national and international levels and ensure equal access to justice for all
4. By 2030, significantly reduce illicit financial and arms flows, strengthen the recovery and return of stolen assets and combat all forms of organized crime
5. Substantially reduce corruption and bribery in all their forms
6. Develop effective, accountable and transparent institutions at all levels
7. Ensure responsive, inclusive, participatory and representative decision-making at all levels
8. Broaden and strengthen the participation of developing countries in the institutions of global governance
9. By 2030, provide legal identity for all, including birth registration
10. Ensure public access to information and protect fundamental freedoms, in accordance with national legislation and international agreements
a) Strengthen relevant national institutions, including through international cooperation, for building capacity at all levels, in particular in developing countries, to prevent violence and combat terrorism and crime
b) Promote and enforce non-discriminatory laws and policies for sustainable development

Barış, istikrar, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı etkin yönetim olmadan, sürdürülebilir kalkınma olmasını bekleyemeyiz. Gittikçe artan ölçüde bölünmüş bir dünyada yaşıyoruz. Bazı bölgelerde barış, güvenlik ve refah sürekli iken, diğer bazı bölgelerde ise bitmek bilmeyen çatışma ve şiddet sarmalı var. Ancak bu, hiçbir şekilde kaçınılmaz sonuç değildir ve mutlaka çözümlenmelidir.

Yüksek şiddette silahlı çatışma ve güvensizlik, ülkenin kalkınması üzerinde yıkıcı etkiye sahiptir; ekonomik büyümeyi etkiler ve çoğunlukla nesiller boyu sürebilen haksızlıklar yaratır. Çatışmanın olduğu veya hukukun üstünlüğünün olmadığı yerlerde cinsel şiddet, suç, istismar ve işkence de yaygındır; ve ülkeler, en çok risk altında olanları korumak için önlem almak zorundadır.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, şiddetin her biçimini önemli ölçüde azaltmayı, çatışma ve güvensizliğe kalıcı çözümler bulmak için hükümetler ve toplumlar ile birlikte çalışmayı hedefliyor. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, bu sürecin anahtarıdır; keza, yasadışı silah ticaretinin önlenmesi ve gelişmekte olan ülkelerin küresel yönetişim kurumlarına katılımının güçlendirilmesi de çok önemlidir.

***

Continue reading

GKB ve CB «Rahatsız ve Tepkili» ise…


Toplumun endişeli kesimleri gidişattan çok daha fazla RAHATSIZ!
AÇIK MEKTUP

gidisat

TBMM’deki ilişkin görüşmeler OHAL altında ve toplumun tüm kesitleri ve kurumları dışlanarak yapılmıştır!
Bu durumda;
§ Kenan Evren dönemi Askeri Darbesi’ni takip eden ve SIKIYÖNETİM altında ve baskının zirveye tırmandırılmış olduğu Referandum’dan farkı nedir?
Ne olacaktır?

§ Ülkenin itilmiş olduğu bu referandum, mevcut uluslararası andlaşmalar ile ne kadar uyumludur?
yürürlükte olan mevcut Anayasa ile de ne kadar uyumludur?
§ Bugün “DEĞİŞMEZ” olan ilk 4 maddenin “değişmezliği”, yarın NASIL güvence altına alınacaktır?
§16.nci Madde; bütün gücün ve her şeyinTek-Adam’ da, toplanması , tek kişinin dudakları arasından çıkacak iki-kelimeye bağlı kılınmış olmuyor mu?

§ Ülke geneline zaten yaygınlaşan huzurluklara sebebiyet vermekte Suriyeliler’e vatandaşlık ve oy kullanma hakkı verilmesi; Türkiye’nin kaderi ile geleceğinin şekillenmesini, doğrudan göçmenlere teslim etmek anlamına gelmiyor mu?

Sağduyu sahibi ve eğitimli insanların kafalarında oluşan daha bir çok sorunun yanıtsız ve muallak kaldığı bir ortamda Referandum’a gidilmektedir. İşte bu nedenle; Türkiye’de yeniden demokratik kurumların ve özgürlüklerin acilen tesisi, zaruridir. Türkiye’nin dünyada kredibilitesi ve saygınlığının korunması ve sürdürülmesi için elzemdir de. Referandum’a OHAL altında deil, demokratik bir ortamda gitme ve seçmenin temel hakkının güvenceye alınması şarttır.

***

Continue reading

Cenevre Süreci : Dönüşümlü Başkanlık ve Türkiye’nin Garantörlüğü…


Kıbrıs Türklerinin siyasal eşitlik anlamında olmazsa olmazıdır!

Güvenlik ve garantiler konusu bu konferansın ana temasıdır. 2014 Metninin 2. Maddesidir. Yeni icat edilmiş birşey değildir. Eğer anlaşma metninde yoksa, bunu Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacak metin olarak göremem ve böyle bir metnin altına da imza atmam. Bu çok net ve açıktır. Kararlara etkin katılım olgusu yanında, nihaî çözüm metninde mutlaka bulunması zorunludur . Anlaşma metninde yoksa, Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacak metin olmaz. Garantilerin devamı herkesin bildiği gerçekliktir. Önemli olan konu bir tarafın güvenliğinin, diğer tarafça tehditmiş gibi algılanmayacağı noktayı bulabilmektir.

***

Continue reading

EU FOREIGN AFFAIRS COUNCIL: SYRIA – MIDDLE EAST PEACE PROCESS – LEBANON


eu_fac

* * *

Continue reading

UN chief opens Cyprus peace talks in Geneva


cyprus_conference

© photocredit

International Cyprus Summit has started [Turkish]

Rauf Denktaş’ın vefatının 5.Yılında; 5’li Zirve!

***

Continue reading

5’li KIBRIS Konferansı…


Close-up on Cyprus Summit in Geneva!

2017110123125

Cyprus Summit in Geneva has begun

The Success Story the EU Needs Could Be Written in the Eastern Mediterranean

We are now in the moment of truth

***

Continue reading

«Sünni Türkiye» ve Asya…


Risklerle dolu fırsatlar perspektifi!

 

asya_turkiye

Asya’nın küresel ekonomideki, ticaretteki ve ulaşımdaki büyük yeri ile birlikte mütalaa edildiğinde; önümüzdeki dönemde, mevcut küresel ekonomik ve finansal krizin ağırlaşma ihtimalinin güçlü olduğu sonucuna varılabilir. Ancak bu durum bazıları için fırsat ve güçlenme anlamına gelecektir. Bu bazılarının kim olacağı, Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin seyrine bağlı olacaktır. Türkiye de, bu coğrafyada, daha çok risk boyutu ile öne çıkan bir ülke görüntüsü vermeye başlıyor. Çünkü Türkiye, artık Sünni İslam kimliği ile öne çıkan bir ülke olarak algılanıyor. Balkanlar’da Müslümanlık Türklük ile özdeşleştirilir ve Türklüğü çağrıştırır iken, bugün Asya’da Türklüğün Müslümanlık ile özdeşleştirilmiş olması, Müslümanlığı çağrıştırmaktadır. Bu, Türkiye’nin hareket serbestisi ile önemini arttırabilir. İyi kullaılması halinde… Önümüzdeki süreçte Asya’da üç olgu öne çıkacak; 1) kaos/karmaşa, 2) enerji 3) militan İslami aşırıcılık. Bu yüzden İslam’ın, İslam Dünyası aleyhine bir durum olması, maksatlı “İslami terörizm” nitelemesinin sıkça gündeme getirilmesi beklenebilir.

 

***

Continue reading

%d bloggers like this: