HİBRİT SAVAŞ…


 

…ve katılımcılığın dışlanması, bilginin “değersizliği (!)”nin artması!

Siber savaş olgusu yerini artık hibrit savaşa bırakmaya başladı ve Batı bu konuya yönelmiş bulunuyor.

★ Üstelik geçen her gün, ülke politikalarının ve küresel politikaların, genellikle ulusal ya da uluslararası medyada görünenden, anlatılandan ya da tahmin edilenden çok farklı olduğu, gerçeklerin kısmen ve/veya tamamen gizlendiği daha çok anlaşılıyor.

★ Bu, belirsizliğin artması anlamına geliyor ki; artan belirsizlik de, yine artan risk, tehdit, güvensizlik, dolayısıyla istikrarsızlık ve kaos anlamına geliyor.

★ Gidişat bu yöndedir. Bu gidişattan zarar görmemenin yolu, bilgiye önem/değer vermekten geçiyor. Artık hiçbir şey uzun süre gizli kalamıyor. Bilgi üretimindeki korkunç hız bunu anlamlı olmaktan çıkarıyor. Çünkü açığa düşen gizli bilginin yerini hemen daha fazla sayıda yeni gizli bilgi alıyor, bu da belirsizliği ve dolayısıyla bilgiye olan ihtiyacı daha çok artırıyor.

★ Önem ve özellikle dikkate alınması gereken de; artık uluslararası politikada hızı giderek artan, bu tür bir döngünün söz konusu olduğudur.

***

Continue reading

Evrimsel bitki ıslahı…


 

Bir koy iki al!

Tohumlar değişik ülkelerden ve modern ıslah materyalinden oluşmuştu. Bunların arasında arpanın vahşi ataları da bulunmaktaydı. Bu tohumlar kendi aralarında tozlaştılar. Bu evrimsel karışım her yıl değişen koşullara daha iyi uyum göstererek gelişti. Benzer bir çalışma ekmeklik buğday ile de yapıldı. Sonuçlar çok başarılı idi.

Çiftçilerden biri şöyle diyordu: “Babam bana dedi ki ’80 yıldır çiftçiyim bu yılki kötü iklim koşulları ve bu çok kötü toprağa rağmen bu kadar iyi bir ürün görmedim’”

Evrimsel bitki ıslahı karışımları yerel ve geliştirilmiş çeşitlerden olumsuz koşullarda daha iyi verim verdiler. Buğdayda verim 2. yılda yerel çeşitlerin iki misli oldu. Geliştirilmiş buğday çeşitlerine göre ise verim daha yüksek oldu, ayrıca böcek öldürücüler ve herbisitler (ot öldürücüler) de gerekmiyordu.

Evrimsel popülasyonlar ekolojik üretime çok uygundur ve daha düşük maliyetle üretim yapmak mümkün olmaktadır. Evrimsel bitki ıslahı çalışmaları değişik ülkelerde yayılmaktadır.

Peki ya Türkiye, Rusya kapısını çalmaya devam mı?

***

Continue reading

ARİTMETİK ÇOĞUNLUK MU? AĞIRLIKLI ÇOĞUNLUK MU?


 

Atı alanın Üsküdarı geçemediğinin kanıtı!

Bolu Beyi’ne baş kaldıran Köroğlu bir gün atını çaldırmış. Asil bir hayvan olan atını aramak için tebdil-i kıyafet ile diyar diyar dolaşmış ve sonunda yolu İstanbul’a düşmüş. Atını, satılmak üzere pazara getirilen hayvanlar arasında görünce hemen alıcı rolüne bürünüp;

Efendi, bu at güzele benziyor. Ancak binip bir denemek istiyorum, demiş.

Satıcı onu tanımadığı için binmesine izin vermiş. At, üzerine binen eski sahibini tanıyıp dört nala koşmaya başlamış. Köroğlu, Sirkeci sahiline gelip bol para vererek bir sal kiralamış ve ver elini Üsküdar.

Bu arada at cambazı aldatıldığından dolayı kıvranır dururmuş. Köroğlu’yu atıyla birlikte bir sal üzerinde gören cambazın dostlarından bîri onu teselli için seslenmiş:

Üzülmeyi bırak! Atı alan Üsküdar’ı geçti. O adam Köroğlu’nun kendisi idi.

Bugün bu söz, ‘İş işten geçti’ manâsında kullanılır.

İyi de Referandum sonucu ile ilgisi ne bunun?

***

Continue reading

OY!LATMA


 

Halkın sömürüldüğü «irrasyonel demokrasi»den, rasyonelliğe dönüşüme ne dersiniz?

İnsanların çok azı düşünür, pek çoğu hissetmeyi düşünce sanır. Hissedenlerin sayısı arttıkça, düşünenlerin sayısı azalır. Düşünmek; kılı kırk yarma çabasıdır. yorucudur, kuşku uyandırıcıdır. Oysa inanmak; rahatlatıcıdır, güven vericidir.

Ne var ki inanmak; okumadan, gözü kapalı imzalamak, onaylamaktır. Görmeden görmüş, işitmeden işitmiş gibi olmaktır. Sorumluluktan kurtulmak değil, yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktır.Vebali ertelemektir.

Gelelim, tıp bilgisinden yoksun hasta çoğunluğuna teşhis koydurup onlardan yetki alarak, tedaviye kalkma önerisine, diğer deyişi ile; Rasyonel Demokrasi tesisine…

***

Continue reading

Özgürlük ve Bağımsızlığın «sınır ve sınırsızlığı… »


 

Kişi sonunu kendi gözleriyle görmeden, ‘mutluyum çünkü tek güç benim’ diyemez!
Neden mi?

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca halk önderlerinin ve bilgelerin payına düşen alınyazıları olmuştur. Bir de kitapların…

İnsan zulmü, hemen her yere ulaşır, sadece ve sadece insanların hâyâl ve umutlarına erişemez. Tarih boyunca, bu iki erdemin eşiğinden içeriye adımını atamamıştır. Düşünceyi bile susturan zulüm, umut ve hayali susturmaya gücünü geçirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: umutları ve hâyâlleri olmuştur. İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Çünkü atılım, köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın atomcul gücüdür.

Bunun daha bilincine varma yetişkinliğine erişemeden, düzen denilen köleleştirici güç, daha yatağında iken boğmak için elinden geleni yanına koymaz, yarına da bırakmaz! Önce koşullandırır, öz-güveni insanın kendi elleriye yıktırtır.Artık, sömürgenlerin ellerine muhtaç olmaktan, onlara biat etmekten kurtaramaz insan kendisini .

Oysa, insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürür. Bunların bittiği yerde de zaten can da biter.

Bu yüzden, gerçek düşmanlarımızı tanımadan, onlardan kurtulamayız! Çünkü; atılımlarımıza engel olan her güç ve etken, bağımsızlaşmamızın düşmanı, köleleşmemizin efendisi olmuştur tarih boyunca, bugün dahi olmaktadır.

***

Continue reading

Suyumu kesme İzmir!


 

İzmir’de belediyenin son kaynak suyu satış noktaları da 31 Mart 2017’de kapatılıyor. Su şirketlerinin baskısıyla…Halk memnundu. Karşıyaka ve Bornova’da açık kalanlar da yok olacak. Kendi kabını getiren buralardan litresi 7,5 kuruştan kaynak suyu alıyordu. Şirketler bunları sağlığa çok aykırı buldular. “Dünyanın neresinde böyle bir sistem var” diyorlar. Resimlerde göreceğiniz gibi Roma’da halka getirdikleri kaplarda su sağlayan çokça merkez bulunduğu gibi tarihi çeşmelerden akan sular da hem turistler hem de halk taraından ücretsiz içiliyor. Hastalanan da yok üstelik! Roma Belediyesi gazlı su için para alıyor.

Peki ya İzmir? İzmir de mi su şirketlerine boyun eğdi?

***

Continue reading

YÜKSELTEREK UZAKLAŞTIRMAK


 

Din Kimin İçin? Allah için mi; İnsan için mi!

Bütün dinler, insanlara yürüyecekleri yolu gösterdikleri iddiasındadırlar. İnsan için olan din; insan aklı, anlayışı ve kavrayışıyla çerçevelenecek, sınırlanacaktır, doğal olan budur. İslâm Peygamberi ne diyor? İnsanın dini aklıdır; aklı olmayanın dini yoktur!

Akıl körü körüne inanmayı; her olumluda olumsuzu, her olumsuzda olumluyu aramayı olmazsa olmaz sayar. Aklı olanın dininde ezbere inanmak yoktur, sorgulamak vardır.

Baş üstündekileri büyülterek, ayaklar altındakileri küçülterek kendimizden uzaklaştırırız. Dindarın dini başının üstünde kendinden uzakta; dinsizinki ayaklarının altında kendinden uzaktadır.

İnsanoğlu lokmasını dişleriyle parçalamadan, tükrüğüyle ıslatmadan sindiremez; işe yarayan kısmını özümleyemez, işe yaramayan kısmını dışarı atamaz. Bedendeki lokma ile zihindeki bilgi aynı işlemlerden geçerek özümlenir.

Bir ilâhiyatçı tersini söylüyor da…

***

Continue reading

%d bloggers like this: