‘Açılın Gençler Geliyor’dan…


 

Gençlik Nereye Koşuyor? Gençlik Elden Gidiyor’a !

Türkiye her açıdan genç bir ülke: Türkiye Cumhuriyeti 1923’te kuruldu ve ülkenin 80 milyonluk nüfusunun yarısı 30 yaşın altında. Toplumsal, siyasi ve ekonomik anlamda derin bir değişim döneminden geçen Türkiye’deki bu genç nüfus, dünyanın dört bir yanındaki akranları gibi, bugünden tasarlamaları gereken zorlu ve öngörülemeyen bir gelecekle karşı karşıya.  Her gün tanık oldukları siyasi çatışmalar ve gerilimler yüzünden hayal kırıklığına kapılıyorlar.

Türkiye’nin sahip olduğu bu demografik yapıdan faydalanma imkanı var ancak bunun için politika belirleyicilerin hızlı ve mantıklı adımlar atması gerekiyor. Bunun yalnızca gençlerin iş hayatına girmesini sağlamak anlamına gelmediği, daha ziyade gelecek neslin özgür iradesini tanımakla ilgili bir durum olduğu da hatırlanmalı.

Gençler geleceğin liderleri, şekillendiricileri ve küresel vatandaşlarıdır. Onların eylemleri Türkiye’nin ve komşularının güvenlik ve refahına dair gündemi şekillendirecektir. Ancak gençlerin gözünde iyi bir eğitim tek başına yeterli değil. Türkiye gençliği,  dil yeterliliği, iyi iletişim ve kişisel bağlantılar geliştirme gibi modern becerilere yönelik ihtiyacın da açıkça farkında. Gençlerin çoğu, uluslararası deneyimin paha biçilemez olduğunu düşünüyor ve ufuklarını açmak için kültürel fırsatların ve eğitim imkanlarının peşinde koşuyor.

© photocredit

Farklı toplumsal kesimlerden gelmiş olmalarına rağmen gençlerin benzer yaşam tarzı tercihleri mevcut: neredeyse tamamı gündelik hayatlarını en yakın çevreleriyle sosyalleşerek geçiriyor, tiyatro gibi kültürel aktivitelere duyulan ilgi ise çok az. Gençlerin büyük çoğunluğu her gün televizyon izliyor ancak boş zamanlarını değerlendirme biçimleri ebeveynlerinden farklılık gösteriyor. Günlük etkileşimlerinin çoğu internet ve sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Dünyada olan biteni sosyal medyadan takip etmeyi tercih ediyor,

Türkiye’de genç işsizliği ve NEET (çalışmayan, eğitim veya öğretim görmeyen gençler) oranları yüksek: 18-30 yaş arası gençlerin yüzde 26’sı NEET kategorisine dahil ve yüzde 12’si herhangi bir işte çalışmıyor.

Önceki nesillere kıyasla farklılıklara karşı daha açık olsalar da bugünkü gençlerin Türkiye’nin etnik ve kültürel çeşitliliğini tamamıyla kabul etme konusunda aşması gereken hala çok mesafe var. Gençler ilişkilerinde en az direnç içeren yolu, yani çatışmaya girmekten kaçınmayı tercih ediyorlar.

Eğitim kalitesinin iyileştirilmesi, eğitimin tüm biçimlerine kapsayıcı erişimin sağlanması ve gençlerin iş hayatına ve dış dünyaya hazırlanmasına destek olunması gerekiyor.

Gençlerin yaşadıkları toplumda bağımsız ve aktif vatandaşlar haline gelmeleri ve kendi geleceklerine daha fazla sahip çıkmaları için güçlenmeleri zorunlu.

[Gençlerin Sesini Dinlemek Raporu’ndan Alıntı]

***

Continue reading

Effective Teacher Policies: What do to assign high-quality teachers?


 

Teacher policies have a critical role to play in delivering a future

Teachers are the most important school resource. In every country, teachers’ salaries and training represent the greatest share of expenditure on education; and this investment in teachers can have significant returns. Research shows that being taught by the best teachers can make a real difference in the learning and life outcomes of otherwise similar students. But not all students are equal when it comes to access to high-quality teaching. In fact, PISA data show that there are inequities in access to experienced and qualified teachers in many countries, and that they are related to the gap in learning outcomes between advantaged and disadvantaged students.

In 2015, a majority of countries and economies that participated in PISA compensated disadvantaged schools with smaller classes and/or lower student-teacher ratios. However, in more than a third of countries and economies, teachers in the most disadvantaged schools were less qualified or less experienced than those in the most advantaged schools.

Gaps in student performance related to socio-economic status were wider in countries where socio-economically disadvantaged schools employed fewer qualified and experienced teachers than advantaged schools.

Greater school autonomy for managing teachers is associated with more equitable sorting of teachers across schools.

 

Une plus grande latitude en matière de recrutement peut permettre de réduire les pénuries d’enseignants dans les régions défavorisées

***

Continue reading

GDPR: Veri Güvenliği Polisi (mi?)


 

AB’de Gizliliğin ve Veri Güvenliğinin Eşit Şartlarda Korunması!

AB çapında geçerli olacak Genel Veri Koruma Tüzüğü [GDPR] yürürlüğe girdi. Tüm AB vatandaşlarının gizliliğinin ve veri güvenliğinin eşit şartlarda korunmasını amaçlıyor. Başka bir ifadeyle, AB vatandaşlarının kredi kartı bilgilerini, Facebook hesap bilgilerini, hastane kayıtlarını ve bunlar gibi çok çeşitli veriyi korumayı hedefliyor. GDPR’ın hazırlık, geçiş ve uygulama aşamaları, güncel konjonktürde kişisel verilerin korunması ve gizliliğe ilişkin mevcut hukuk sistemini küresel ölçekte sarsacağa benziyor.

Peki, Türkiye bu resmin neresinde? AB uyum süreci çerçevesinde Türkiye de kişisel verilerin korunması mevzuatını güçlendirmeye çalışıyor. [Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Yönetmelikler] Bunun için bir kurul oluşturuldu ve etkin bir şekilde işlemeye başladı. İlgili kamu birimlerinin özel sektör ve sivil toplumdaki paydaşlarıyla fikir alışverişi ise kesinlikle kötü bir aşamada değil. Türkiye’deki mevzuat AB standartlarında değil ve bu durum Türkiye’nin vize serbestliği serüveni ile AB’deki kolluk ve güvenlik birimleriyle işbirliğini sınırlandırıyor.

GDPR’ın yürürlüğe girmesiyle artık buna ticari ve ekonomik boyutlar da eklendi. Çünkü KOBİ’ler de dâhil olmak üzere tüm Türk şirketlerinin AB’deki paydaşlarıyla veri alışverişi yapabilmeleri için Birliğin veri güvenliği standartlarına uymaları gerekecek.

***

Continue reading

Yeni Kabine’de «Yapay Zekâ» Bakanı Kim Olacak?


 

«Akıllı» Bir Robot Değil Herhalde!

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, “İki el bir baş içindir.”
Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez…
En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,
Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş…
Sesler de: “Vatan tehlikedeymiş… Batıyormuş!”
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur!’ deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

***

Continue reading

EU – TURKEY: Ekonomik Alanda Ankara Ne Yapmalı?


 

The links between the progress on rule of law/fundamental freedoms and the improvement in economic governance and the judiciary system.

The submitted 2018 Economic Reform Programmes (ERPs) of the Western Balkans and Turkey outline the medium-term macroeconomic and fiscal framework as well as structural reforms (affecting areas such as labour markets and education, energy, innovation and the business environment) to enhance competitiveness and long-term growth.

Participants recalled the commitment to set out a new set of targeted policy guidance to support efforts towards fulfilling the Copenhagen economic criteria. In this context, Participants agreed that the elements of the 2017 policy guidance which had not yet been fully implemented remained valid and needed to be addressed by policymakers in Turkey.

Lower external imbalances in light of high external funding needs constituting a substantial risk for the Turkish economy.

Focus monetary policy on the pursuit of price stability and ensure that the monetary policy stance is sufficiently tight to bring inflation back to the target band, anchor inflation expectations and increase trust in the local currency.

With a view to improving the business environment, strengthen the rule of law and the judiciary. The effective implementation of the amended law on bankruptcy.

***

Continue reading

EU: Western Balkans summit


 

Iran nuclear deal and trade with the US.

Western Balkans summit will take at the National Palace of Culture in Sofia, Bulgaria, on 17 May. It will bring together heads of state or government of EU member states with the Western Balkans partners: Albania, Bosnia and Herzegovina, Serbia, Montenegro, the former Yugoslav Republic of Macedonia and Kosovo.

The summit should first and foremost reaffirm the European perspective of the whole region. It will be centred on the theme of connectivity with a view to improving the links between the EU and the Western Balkans as well as within the region itself. The summit will also aim to boost cooperation in areas of mutual security concerns, including terrorism, organised crime and illegal migration.

The summit will be an opportunity for the leaders to reaffirm its unequivocal support for the European perspective for the region. It will equally be an occasion for the Western Balkans partners to recommit themselves to this perspective as their firm strategic choice and the transformational reform process that comes with it.

It will also be an occasion to discuss the latest developments in regard to the Iran nuclear deal and trade with the US.

Letter from President Donald Tusk to the members of the European Council ahead of their informal dinner and the EU-Western Balkans Summit in Sofia

***

Continue reading

MARX 200 YAŞINDA


 

Emeğin Sermayeleşmesi !

Üretici Emek; kas gücü, zihin gücü harcamayı; alınteri akıtmayı gerektiren zorluktadır.

 

Tüketici Emek; zorlayıcı değil zevk vericidir. Zor değil kolaydır.Doyum ile sonlanır.

 

Tüketici Emek olmazsa üretilen mallar hizmetler satılmaz elde kalır, yenileri üretilmez. Üretimsiz tüketim, tüketimsiz üretim olmaz.

 

Üretici Emek sağ ayak ise, Tüketici Emek sol ayaktır. Ayaklardan birinin öbürünü izlemesi adım; ikisinin art arda birbirini izlemesi ilerleyiştir.

 

Üretim biçimi böyle olmadıkça, artık değer maliyet içinde eritilmedikçe; kısır döngü devam edecektir.
Bazılarınıza «Ütopik» gelse de, yapılması gerekenler neler mi?!

***

Continue reading

%d bloggers like this: