Avrupa – ABD İlişkileri: Quo Vadis?


 

Atlantik «Köprü»sü Çatırdıyor mu?

Trump’ın ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve özellikle de İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ABD ile Avrupa arasındaki ayrılığı çok daha görünür hale getirdi.

P5+1 nükleer anlaşmasının ardından uluslararası güçlerin ve küresel şirketlerin İran ile kurmuş olduğu ilişkiler, geçici olmayıp çok yönlü çıkarlara dayanıyor. Trump’ın İran politikasının, başta AB olmak üzere, uluslararası alanda beklenen desteği görmesi oldukça zor. Bu yönelimde küresel sermayenin de sanıldığı gibi bir çıkarı olmaz. İran’ın başta Almanya, Fransa ve İtalya olmak üzere, AB ülkelerinden önemli tutarda yatırım çekmesi bekleniyor.

ABD’nin Avrupalı müttefikleri Washington’nun büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve bununla bağlantılı Gazze’deki İsrail saldırılarına da tepkisiz kalmadılar.

Trump’ın bölgesel dengeleri bütünüyle değiştirmeye yönelik yeni adımlar atması halinde Orta Doğu’daki kriz, tahmin edilenden çok daha fazla derinleşebilir ve yıllar süren bir istikrarsızlıkla karşı karşıya kalınabilir. ABD’nin tek başına yönetme şansının olmadığı böyle bir kriz, bölgesel bir savaşı bile tetikleyebilir.

***

Continue reading

AB, gelecekte 27 üyeden daha kalabalık olacak


 

Ne Zaman?!

Son on yıl içerisinde karşı karşıya kaldığı Avro Alanı borç krizi, mülteci akını ve Brexit gibi sınamalar ve bunların yan ürünü olan popülizm nedeniyle içine kapanan ve kendi evini düzene sokmaya yönelen AB, en başarılı dış politika aracı olarak nitelendirilen ve dönüştürücü gücünün yansıması olan genişleme politikasını uzun süredir göz ardı etmekteydi.

2015’te yüz binlerce mültecinin AB topraklarına Batı Balkanlar üzerinden giriş yapması, bölgenin AB’nin güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sererken, Kosova ve Sırbistan gibi bölge ülkeleri arasında artan restleşmeler, reformlarda yaşanan yavaşlama, hukukun üstünlüğü alanındaki geri gidiş ve aşırı milliyetçi söylemin geri dönüşü, Balkanlarda istikrarın kırılganlığını ortaya koydu.

AB, Batı Balkanların jeopolitik önemini yeniden keşfettiğinde bölgedeki dönüştürücü gücünün büyük ölçüde zarar gördüğünü fark etti.

 

Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırma yönündeki manevraları, bölgeye ilk ziyareti göreve geldikten iki buçuk yıl sonra, Mart 2017’de gerçekleştiren Yüksek Temsilci Mogherini’nin Batı Balkanlar, büyük güçler arasında bir sonraki jeopolitik mücadelenin yaşanacağı satranç tahtasına dönüşmek üzere uyarısında bulunmasında etkili oldu.

Peki Batı Balkanlar’ı nasıl bir gelecek bekliyor?

***

Continue reading

Batıdaki “ayrışma” işaretleri


BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor [Trump to Host NATO Secretary-General] … Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. [Almanya ve Çin işbirliğini artırıyor]

***

Continue reading

«Küçük Amerika Düzeni»nin Kuruluş Süreci…


 

Türkiye’nin «Amerikan Uydusu»na Dönüştürenler Kimler?

Kendilerini yetiştiren iktidara getiren efendilerine arada sırada meydan okumalar yapılır. Amaç; sapkın yandaşlar desteklediklerinin kimin emrinde olduklarını farketmesinler.

Orgeneral Cemal Gürsel: ‘İsmet İnönü’nün çok eski arkadaşıdır. Siyasi alanda muhafazakar ve sağlam şekilde Batı yanlısıdır. Siyasi geleceği belirsizdir, ancak istenirse Cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini belirtmiştir. İnönü ve CHP tarafından desteklenmesi halinde seçilmesi garanti olur.’
Orgeneral Fahri Özdilek: ‘İnönü destekçisi olduğuna inanılmaktadır. Amerikan yanlısı ve Batı’ya eğilimlidir.’
Korgeneral Cemal Madanoğlu:’ Esaslı bir şekilde Amerikan yanlısıdır ve İnönü’yü destekler.’
Tuğgeneral Sıtkı Ulay: ‘Muhtemelen İnönü’yü desteklemektedir. Amerikan yanlısıdır.’
Albay Mucip Ataklı: ‘Paris’teki NATO Karargahında çalışmıştır.’
Albay Osman Köksal: ‘Cumhurbaşkanı Bayar’ın kıdemli yaveri ve Muhafız Alayı’nın komutanıdır. Darbe sırasında önemli bir rol oynamıştır. 1952-1953 yıllarında Kore’de savaşmış ve hizmetlerinden ötürü Amerikan Liyakat Nişanı almıştır.’
Albay Sami Küçük: ‘İngiliz Kurmay Koleji mezunudur. Amerikan yanlısı olduğunu açıkça belirtmektedir. Gelecekte siyasete atılmak istemektedir.’
Albay Haydar Tunçkanat: ‘İngiltere’de Havacılık eğitimi almış ve daha sonra Kanada’ya Hava Ataşesi yardımcısı olarak atanmıştır.’
Yarbay Suphi Karaman: ‘ABD tarafında yönetilen Atom Silahları Uygulaması Kursu mezunudur. Saldırgan, kendinden emin, egoist bir subaydır. Yapılan son subay tasfiyesinde önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.’
Yarbay Ahmet Yıldız: ‘ABD’deki Fort Sill Topçu Okulu mezunudur ve Fort Bragg’daki Psikolojik Savaş Merkezi’nde eğitim görmüştür.’
Binbaşı Suphi Gürsoytrak: ‘Hafif Havacılık eğitimini Fort Sill’de yapmış ve Fort Leawenworth’daki Amerikan Komuta ve Kurmay Koleji’nden mezun olmuştur.

1950-60’lar arasındaki süreçte Türkiye, ‘ticari kapitalizm’ modelini uyguladı. Endüstriyel kapitalizmden farklı bir şeydi bu ve aslında bir problem teşkil ediyordu. Çünkü lira çok güçlü tutulmuştu. 1958’e kadar 2,5 lira bir dolardı. 1958’den sonra ise neredeyse 10 lira bir dolar oldu. Bu yanılgılar Türkiye’de ücretli kesimi -askerler, öğretmenler, bürokratlar- çöküşe uğrattı. Demokrat Parti, ekonomiyi yeniden planlamayı düşündü. Nasıl planlanacaktı ekonomi? – Prof. Feroz Ahmad

***

Continue reading

«Devlet Ciddiyeti Komedyası…»


 

ABD SİLAH SATMAZ İSE, TÜRKİYE BUNA KARŞILIK VERECEKMİŞ!…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Türk Dış Politikası, bana göre, tam bir komedi…

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına bir tepki olarak ABD’de Türkiye’ye silah satılmasını engellemeyi öngören bir yasa tasarısının gündemde gelmesi üzerine, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor ve diyor ki, bu yasa çıkarsa, Türkiye buna “karşılık” verir [Turkey says it will retaliate if U.S. halts] + [ABD’ye F-35 mesajı].

Bu açıklamayı da, komedinin yeni bir parçası, son örneği gibi görüyorum.

Niye böyle gördüğümü aşağıda açıklıyorum.

***

Continue reading

Balkan Ülkeleri bile Türkiye’yi Geçtiler…


 

Batı Balkanlar için Bir Sonraki Durak!

Genişleme Paketi, Şubat ayında ortaya koyulan ve Karadağ ile Sırbistan için 2025’in üyelik tarihi olarak telaffuz edildiği Batı Balkanlar Stratejisi’yle paralellik taşıyor.

Batı Balkan ülkelerinin son bir buçuk yıl içerisinde AB yolunda kat ettiği mesafe değerlendirildiğinde, 2018 Genişleme Paketi’nden en kârlı çıkan iki ülkenin Komisyonun kaydedilen ilerleme ışığında katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye ettiği Arnavutluk ile Makedonya olduğu görülüyor. Katılım müzakerelerine başlanması konusundaki nihai kararın, konuyu haziran ayındaki AB Zirvesi’nde değerlendirecek olan AB liderleri tarafından verileceği öngörülüyor.

Kosova’nın bağımsızlık bildirisini tanımayan beş AB üyesi devletten biri olan ve Katalonya’daki bağımsızlık referandumunun ardından zorlu bir süreçten geçen İspanya’nın itirazı üzerine zirvede kabul edilmesi beklenen sonuç bildirgesinde, Batı Balkan ülkelerinin “devlet” yerine “ortak” olarak nitelendirilmesi, Sofya Batı Balkanlar Zirvesi’nden beklentilerin düşürülmesine etkili oldu.

Genişleme paketinin açıklanmasıyla aynı gün Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un AP üyelerine hitaben gerçekleştirdiği konuşmada, AB’nin kurumsal derinleşmesini ve reformunu tamamlamadan yeni bir genişlemeye onay vermeyeceğini açıkça ortaya koyan sözleri de eklenince, genişleme sürecinin Komisyonun öngördüğü çizgide ilerlemeyebileceği anlaşılıyor.

***

Continue reading

Seçim Sonrasında Türkiye’yi Bekleyen Tehlikeler…


RUSYA’NIN AVRUPA ENERJİ PAZARINDAN ÇEKİLİYOR GÖZÜKMESİ ÜZERİNE!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Rusya’nın,  Avrupa’daki rafinerilere sağladığı petrolde, geçen yılın aynı dönemine göre, % 19 oranında gerileme olduğu ve 2018 yılının ilk çeyreğinde Çin’e sağladığı petrol miktarının % 43 oranında artarak günde 750 bin varile ulaştığı; ABD’nin ise, geçtiğimiz Nisan (2018) ayının son haftası itibarıyla, petrol satışının günde 2,3 milyon varile ulaştığı ifade edilmiş; bu verilerden hareketle, enerji pazarında Rusya’nın yüzünü Avrupa’dan Çin’e doğru çevirdiği ileri sürülmüştür. [Rusya petrol ihracatında Çin’e yöneldi, Avrupa’ya satışları azalttı]

 

***

Continue reading

%d bloggers like this: