Şiir Pazarı: İnsanlığın İsyanı…


 

…Ama sen suçlu değilsin ki arkadaş!

Aya öfkelenmişim ben,
işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.
Padişaha kızmışım,
çırılçıplak bir yoksul olmuşum.
Güzeller sıltanı gel demiş,
evine çağırmış beni.
Ben bir yolunu bulmuşum,
yola baş kaldırmışım

Sevgilim baş çeker, naz ederse,
gamlara atar, kararsız korsa beni,
bir kez olsun ah demem, inad için.
Ah’a da kızmışım ben.

Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o.
Bir bakarsın şanla şerefle aldatırlar beni.
Oysa altın falan istemiş değilim ondan,
şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.

Ben bir demirim,
mıknatıstan kaçıyorum.
Bir saman çöpüyüm ben,
mıknatıslara yan çizmişim.

Ben öyle bir zerreyim ki,
bütün âleme isyan etmişim.
Havaya, toprağa isyan etmişim,
Ateşe, suya isyan etmişim.
Altı yöne isyan etmişim.
Beş duyuya isyan etmişim.

Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,
altı yön de neymiş,
beş duyu da ne.
Benim için hiç bir şey umurumda değil.

Mevlâna Celalettin Rumî

© All of the pictures: Üzeyir Lokman Çaycı

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Öyle bir Dünya ki…


 

İnsanlığın Temel Değerlerini Artık Dilenmemiz Gerekiyor!

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen’ e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama.

William Shakespeare

© photocredit

***

Continue reading

Şiir Pazarı: «Leş Kargaları» Gözetiminde…


 

Adalet ve Özgürlük Olur mu Hiç!

Hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
Ne vakit geçse anlı şanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
En başta bir kanlı bayrak.
Kanlı bir taç gelir arkasından.
Sonra araçlar sökün eder kan içinde:
Balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
Arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
En son alay alay esirler geçer.
Yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen haklı, yiğnenen hapı yuttu.
Yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağılık ve namussuzluk,
doğruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
Bir gerçek var, tek bir gerçek:
Eli kolu bağlayan zincir.
Bir tek şey var sözü geçen: yumruk.
Hak güçlünün, kötünün yanı.
Uzun lafın kısası:
Ezmeyen ezilir! (…)

Ey kan içen kargalar,
bütün karanlıklar sizinle dolu!
Artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.(…)

Ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!

Namık Kemal.
[Tamamı]

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Yalnız İnsan…


 

Buğdayın Türküsünü Söyler!

Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan
Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de
Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.

Pablo Neruda

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Yaşam denen keskin dişli…


 

Çatlatır yontuyu, soğutur mermeri!

Ne idiysen onu yansıtan
amansız bir ayna şu beyaz kağıt.
Senin sesinle konuşur beyaz kağıt
senin gerçek sesinle
beğendiğinle değil;
senin eserindir, boşuna harcadığın
bu hayat.
Yeniden ele geçirebilirsin belki
seni başladığın yere
fırlatan bu kayıtsız nesneye
tutunabilirsen eğer.
Bunca yer gezdin; aylar , güneşler gördün
ölülere, dirilere dokundun
inlemesini bir kadının
kinini büyümemiş bir çocuğun –
ama bir hiç olacak bütün bu duydukların
sen bu boşluğa güvenmedikçe.
Yitirdiğini sandığın şeyleri bulacaksın
belki orada:
gençliğin filizlenişini, yaşlılığın çöküşünü.
Hayatın sen ne verdiysen odur
bu boşluk sen ne verdiysen odur
bu beyaz kağıt.

Yorgo Seferis

***

Continue reading

Dışlanmışlık Duygusu…


 

…veya ; Esse Est Percipi – var olduğunun bilincinde olmak!

⚜ Yaşamak, bir başkasına ait olmaktır. Ölmek, bir başkasına ait olmaktır. Yaşamak ve ölmek aynı şeydir. Ama yaşamak başkasına dışarıdan ait olmakken, ölmek içeriden ait olmaktır. Bu ikisi birbirine benzer, tek fark, hayat ölümün dış tarafıdır – Fernando Pessoa;

⚜ Başkalarını çoğu zaman en dar aidiyetleri içine sıkıştıran bizim bakışımız ve onları özgür kılacak da gene bizim bakışımız – Amin Maalouf;

⚜ Bireylerin sosyal açlığa yol açan sosyal dışlanma deneyimlerinin, önyargılardan uzak sosyal kabul ve onaylanma deneyimlerinden oldukça farklı sonuçlar ve etkiler zincirini beraberinde getireceği aşikardır – Howard Gardner;

⚜ Kuvvetten korkmaktan kaynaklanan itaat, insan yüreğinden kaynaklanan bir itaate dönüştürülmelidir – Erich Fromm;

⚜ Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır – Aristoteles;

⚜ Sorgulanmayan yaşam yaşanmaya değer değildir – Sokrates;

⚜ Esse Est Percipi- Var olmak algılamaktır. Ağaçlar algılayan birileri olduğu sürece vardırlar. Ormanda Bir Ağaç Devrilse Kimse Duyar mı? – George Berkeley;

⚜ Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir – Euripides;

⚜ Tanıdığımız çoktur, ama dostumuz azdır, zira güvenmeden sevilmez, insanlığı hümanistçe severiz, ama her insan görünüşlü ile dost olamayız – Yakup Yurt;

© photocredit

***

Continue reading

Şiir Pazarı: Herkes Kendi Havasında…


 

Bir Garip Dünyada…

Garip bir dünyada yaşıyoruz
Sevgi, saygı, mutluluk
Dostluk, eşitlik, özgürlük
Herşeyin dolara endekslendiği
Herşeyin tüketildiği
İstatistiksel
Ve sanal…
Para oltanın ucunda bir yem
İnsanlar ona takılma yarışında
Kimi yirmi, kimi kırk yaşında
Sonuçta da güzellikler
Ya konserve kutusunda
Ya da birer ızgara
Sermayenin tavasında…
Eski gerçek değerler
Ya tozlu raflardaki
Kimsenin okumadığı
Kitaplar arasında
Ya da kimsenin dinlemediği
Yaşlı uzmanların kafasında
Ve kimse kimseyi umursamıyor
Herkes kendi havasında…

Yakup Yurt

© Desenler: Üzeyir Lokman Çaycı

***

Continue reading

%d bloggers like this: