Reassessing EU-Turkey relations


It’s time to take a new direction and new beginnings?!

***

Continue reading

Journalists are under threat in Europe!


 

Unwarranted interference, fear and self-censorship in Europe (2017)

☃ Freedom of expression is one of the basic conditions for the progress of society. Without safeguards for the safety of journalists there can be no free media.

☃ Different forms of violence against journalists have increased significantly over the last decade: from physical attacks, to intimidation and harassment, targeted surveillance and cyberbullying, we now see a range of tactics deployed to silence critical voices and free speech. Together with impunity for the perpetrators of unwarranted interference on journalists, these are among the most serious challenges facing media freedom today. Self-censorship is hardly surprising in such circumstances.

☃ This study, conducted among almost 1 000 journalists and other news providers in the 47 Council of Europe member states and Belarus, sheds new light on how these issues impact on journalists’ behaviour. The results of the study provide quantitative evidence on such unwarranted interference, fear and how this relates to consequent self-censorship. These striking results confirm the urgent need for member states to fully implement Recommendation CM/Rec(2016)4 on the protection of journalism and safety of journalists and other media actors, and represent an essential and reliable tool for strategic planning in this field to guarantee freedom of expression.

☃ Journalists could provide information about a maximum of three countries. 78% of participating journalists provided information about their work reporting from the European Union and non-EU Western European countries; 24% from Eastern European countries; 23% from South-East European countries; 6% from South Caucasus countries; and 13% from Turkey.

En Europe, les journalistes sont exposés à la violence, aux intimidations et à l’autocensure

***

Continue reading

Referendum in Turkey: European & International Reactions…


 

Türkiye’deki Referandum: Tepkiler!

☔ The EU institutions awaiting the assessment of the OSCE/ODIHR International Observation Mission, also with regard to alleged irregularities.

☔ This is yet another decisive step away from Europe. Erdoğan has closed his doors to the EU with this referendum. The EU accession talks should be suspended.

☔ Erdoğan is increasingly turning Turkey into a personal authoritarian regime. This is a sad day for all democrats in Turkey. In an unfair election environment a very narrow majority has endorsed a constitutional change that will give president Erdoğan unchecked powers. With such a constitution, Turkey cannot join the EU.

☔ Erdoğan’s strategy was to insult journalists, Kurds, the opposition, dissenters and even EU countries and to declare them enemies. This made him look like a strong man and close ranks behind him. This referendum took place under unfair conditions: the governing AKP abused the state of emergency to block, threaten and ban opponents.

☔ The result is a devastating blow to democracy in Turkey. The EU must now make clear that it stands on the side of those who, despite intimidation and prosecution, have stood up for democracy.

☔ Despite this result, now is not the time to turn our back on Turkey. We must continue a critical dialogue if we are to hope to influence developments in the country for the better.

***

Continue reading

PACE Spring session 2017


 

The functioning of democratic institutions in Turkey!

Le fonctionnement des institutions démocratiques en Turquie sera au centre de la Session plénière de printemps de l’Assemblée parlementaire du Conseil de l’Europe [APCE](Mardi 25 avril)

The functioning of democratic institutions in Turkey will take centre-stage at the Spring plenary part-session the Council of Europe Parliamentary Assembly [ PACE] (Tuesday 25 April)

The Monitoring Committee is worried about the detention of parliamentarians and journalists, repeated violations of the freedom of expression and of the media and the situation in south-east Turkey, leading to a serious deterioration of the functioning of democratic institutions.

The committee has moreover expressed concern about the constitutional amendments (in particular respect for the separation of powers, checks and balances and independence of the judiciary) to secure a presidential system and the conditions of the organisation of the referendum of 16 April 2017.

In the light of these developments, the Monitoring Committee urges Turkey to take urgent measures (including the lifting of the state of emergency and the release of MPs and journalists) and proposes that the Parliamentary Assembly reopen the monitoring procedure so as to intensify its co-operation with the Turkish authorities and all forces in the country.

Le fonctionnement des institutions démocratiques en Turquie

***

Continue reading

Avrupa’dan Referanduma Gözlemci Heyeti


[OSCE/ODIHR opens observation mission for the constitutional referendum in Turkey]

[CoE/PACE – Spring session 2017: the functioning of democratic institutions in Turkey]

***

Continue reading

Venice Commission Opinions on Turkey…


The E U calls on Turkey to address the concerns and recommendations of Venice Commission!

***

Continue reading

AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – I


 

16 Nisan’dan sonra ara da bul; ya hatıra ya da antika olacak!

press_freedom

Davanın sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi açısından , yargıca göre; önce bir kısım özgürlükler ile gazetecilik mesleğinin kısaca tanımlanması gerekmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik düşünen bir varlık olmasıdır. Düşünme , yanında bunu açıklayabilme özgürlüğünü de gerekli kılar.

Bir zamanlar “ Tanrının yeryüzündeki gölgesi “olarak tanımlanan yöneticinin ; kişiliği ve davranışlarına yönelik eleştirilerin , bir çeşit küfür ve tanrısal iradeye karşı gelme olarak değerlendirildiği günlerde ; Bu dayatmaya karşı özgürlük savaşında, fısıltı gazetesi olarak tanımlanabilecek sözlü ifadeler ile elden ele dolaşan yazıların katkısı görmezden gelinemez.

Basının görevi ; kamunun genel yararlarını ilgilendiren tüm olaylar hakkında bireyleri objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak ; toplumun ilgi ve bilgisini çeken sorunlarda kamuoyunu düşünceye sevk edecek tarzda tartışmalar açmak ; bireyi toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak ; ülke yönetimini üstlenen yöneticileri eleştirmek ve uyarmak ; kişileri , yaşadıkları toplumun ve tüm insanlığın sorunları bakımından bilinçlendirmektir. Basın bu görevini yerine getirirken , bazı kişi ve kurumları eleştirmek zorunda kalabilir.

Durumun farkında olan idareciler , tarih boyunca ; bu etkinin kırılabilmesi ve basının kontrolleri altına alınabilmesi için ; Başta , yandaş medya yaratma ; halkı gazete almamaya ve okumamaya davet etme ; ekonomik açıdan destek yerine köstek olma ve vergisel denetim tehdidi altında tutma gibi pek çok farklı yönteme başvurmuş ; çoğu zaman geçici de olsa olumlu sonuçta almışlardır.

Özgürlükçü demokrasi düşüncesi ; kamusal çıkarlara ilişkin tüm sorunların açıkça tartışılmasını , toplumsal yarar açısından gerekli görür. Eskilerin “…… Barika-ı hakikat , müsademe-i efkardan çıkar…… “olarak belirtikleri bu anlayış uyarınca , gerçeğin , karşılıklı görüşlerin çatışması ile ortaya çıkacağına inanılır.

İnsan yaradılışının doğal bir sonucu olarak , en iyi yönetimlerde dahi kötü davranışlar ortaya çıkabilir. Etkin kontrol sistemi ile bu çeşit sapmaların önlenmesi ve daha iyisi bulunana kadar mevcutlar içinde en güzel rejim olan Demokrasinin güvence altına alınması olanaklıdır. Etkili bir kontrol ; ancak birbirinden bağımsız kurumlar tarafından karşılıklı olarak yapıldığı takdirde sonuç verebilir..

Ancak demokrasi sadece seçimden ibaret değildir. “ Seçim sandığı bütün sorunların çözümüdür “ şeklindeki anlayış ; Bazen seçilmişlere …Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirirsiniz… “dedirtebildiğinden ve demokrasiyi araç olarak kullanıp iktidara geldikten sonra onu yok etmeye kalkışanlar çıkabildiğinden ; demokratik rejimler açısından bu anlayış kabul edilemez.

***

Peki ya Türkiye’deki Kuvvetler Ayrılığı’nın işleyişi ne durumda? Devlet mekanizmasını en iyi ve etkin biçimde denetleyebilecek yegâne güç olması gereken basın görevini özgürce yapabiliyor mu? (nö)

***

Continue reading

%d bloggers like this: