Destek var, inanç yok…


 

Toplumun %68,8 üyeliğin yakın bir gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor.

Anket sonuçları Türk halkının hâlâ büyük ölçüde AB üyeliğini desteklediğini ortaya koyuyor. Halk, refah ve istikrar beklentisini önde tutuyor ve bu yüzden AB üyeliğini desteklemeye devam ediyor. Destek oranı geçen seneye göre % 3 puan artışla, %78,9’u bulurken; katılımcılar, Türkiye’nin yakın bir gelecekte AB üyesi olacağı konusunda olumlu bir beklenti içinde değiller. İnanan oranı % 31’de seyrediyor. Bu da, AB hedefine yönelik bir inanç ve güven bunalımı olduğunu gösteriyor.

Ankete katılanlar; Türkiye’nin AB üyeliğini engelleyen başlıca unsurlar arasında ekonomik nedenlerin, AB’nin çifte standart politikalarının, Avrupa’daki Türkiye’ye yönelik önyargıların ve kültürel farklılıkların bulunduğuna inanıyor. Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırmanın temel mekanizması olması gereken katılım müzakereleri sürecinin işlemediğinin Halk da farkında…

Kamuoyu AB’yi Türkiye’nin birinci ekonomik partneri olarak görüyor ama siyasi açıdan AB’ye kuşkuyla bakıyor ve Türkiye’nin yanında yeterince destek vermediğinden yakınıyor. Siyasi müttefik ve ortak olarak AB ikinci sırada kalırken, ilk sırayı Rusya ve Türki Cumhuriyetler alıyor.

***

Continue reading

Daha Adil ve Eşitlikçi bir AB…


 

Mümkün mü?!

AB dünyada en gelişmiş refah sistemlerine, en iyi uygulamalara ve birçok sosyal yeniliğin çatısı olsa da, benzeri görülmemiş toplumsal zorluklarla yüzleşmek ve bunlara uyum sağlamak zorunda.

AB’nin 20 yılın ardından sosyal konulara ağırlık verme zorunda kalmasının önemli nedenleri var. Avrupa sosyal sisteminin önemli bir risk altında olduğu söylenebilir. Üye ülkeler arasındaki uçurum artıyor. İşsizler ve çalışanlar arasındaki fark gittikçe açılıyor. Bu son derece tehlikeli ve Avrupa sosyal sistemini tehdit ediyor.

Bu bağlamda; fırsat eşitliğine, daha iyi çalışma koşullarına ve adil ücretlendirmeye dayanan daha adil bir Avrupa inşa etme yolunda adımlar atılması gerekiyor.

Şimdi; kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin yaratılması, işsizlik ve yoksulluk oranlarının düşürülmesine dair kâğıt üzerinde kayıt altına alınan ilkelerin yaşama geçirilmesi ve uygulanmaya başlaması beklenecek.

***

Continue reading

Taşımacılıkta «Diyalog» Tamam da…


 

Öyleyse Bu Neyin Davası?

Sisteme göre, bazı ülkeler sınırlarından belirli bir kota miktarında Türk plakalı aracın ücretsiz geçişine izin veriyor. Kota aşıldığında Türk araçlarından değişik isimler altında transit geçiş ücretleri alınıyor ve bu durum Gümrük Birliği’nin temel prensibi olan malların serbest dolaşımı ilkesini ihlal ediyor.

Kota engeline takılmayan yabancı lojistik firmaları ise, Türk ihraç mallarını üçüncü ülkelere taşıyarak Türkiye aleyhinde ciddi kazançlar elde ediyor.

Bu kapsamda; Macaristan, Avusturya, Bulgaristan, Slovenya, İtalya, Romanya ve Yunanistan başta olmak üzere, Türk TIR’larına ayrımcı uygulamalar benimseyen ülkelerle mücadele kararı alındı.

Avrupa Komisyonuna verilen şikâyet dosyasında; geçiş belgeleri kotaları ile ücretleri, profesyonel sürücü vizesi işlemlerindeki karmaşıklıklar, yüksek maliyetler ve kalış süresi kısıtlamaları sebebiyle, Almanya ve diğer AB ülkeleriyle yapılan ticaretin ciddi boyutlarda zarar gördüğü ifade edildi.

Şimdi yeni bir sürece girilmiş bulunuluyor. Hukukî sürecin siyasî karar mekanizmalarını hareketlendirmesi ve zorlayıcı güç olması bekleniliyor.

Gümrük Birliği’ne hizmetlerin dâhil edilmesi, karayolu taşımacılığının da içinde olacağı geniş bir yelpazede, derin bir serbestleşme sağlayacak ve ilgili hizmetlerde AB müktesebatına uyumu da artırmış olacak.

Peki nasıl gelindi bu aşamaya?!

© photocredit

***

Continue reading

AB Fonları’ndaki «Siyasî» Kesinti…


 

Avrupa Parlamentosu’ndaki Türkiye Tepkilerine «Sus Payı!»

AB’ye üye olmak için başvuran ve resmi olarak adaylığı tanınmış ülkelere özel mali destekler verilmekte. Türkiye de aday ülke statüsü ile katılım öncesi yardım adı altında oluşturulmuş bu mali yardımlardan faydalanabilmekte. Söz konusu yardımlar, ülkelere AB üyeliği süreci kapsamında AB müktesebatına uyum ve uygulama yönünde ülke tarafından alınması gereken siyasi, ekonomik, yasal ve idari tedbirler için mali kaynak  sunmakta.

Merkezi Finans ve İhale. Türkiye’de Avrupa Birliği tarafından finanse edilen programlar çerçevesinde gerçekleşen hizmet, mal, iş ve hibelere ilişkin ihalelerin genel bütçeleme, ihaleye çıkma, sözleşme imzalama, ödeme, muhasebe ve mali raporlaması bakımından tek sorumlu.  Bu Birim,  hizmetlerin, malların, işlerin ve hibelerin ihalesine ilişkin Avrupa Birliği kural, düzenleme ve usullerine bağlı kalınmasını ve uygun bir raporlama sisteminin işlemesini sağlıyor.

Katılım Öncesi Yardım Aracı  [IPA] kapsamında Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürütmekte olduğu BROP, hedef bölgedeki illerden gelecek başvurular doğrultusunda proje finansmanı sağlıyor. KOBİ’lerin doğrudan başvurusuna açık olmayan programa, ilgili bölgede yer alan kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra KOBi’lerin ortak çıkarlarını korumak gibi bir misyonları da bulunan oda, birlik ve borsa benzeri kuruluşlar da başvurabiliyor.

***

Continue reading

Evrensel Temel Gelir Tahsisi Sorunu…


Koşulsuz Sosyal Güvenlik Düzenlemesinin Neresindeyiz?

© photocredit

***

Continue reading

Avro Grubu’nda Bir Devir Sona Ererken…


© photocredit

***

Continue reading

AB: Aşırı Sağın Durdurulamaz Yükselişi…


…Ve «Suya Düşen» Aşırı Sağın Yenilgisi Algısı!

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: