«Elle gelen düğün bayram anlayışı»ndakiler karşısında…


 

Analarından «Çiğ Süt» Emenler Dünyası (mı?!)

sutcu_dun_bugun

Yansıtılan amaç; vatandaşların sağlıklı çiğ süt tüketmeleri… Bunun için, küçük işletmelerin ari işletme olmaları zorunlu. Diğer deyişi ile; ari işletme belgesi gerekiyor. Olamazlarsa? Sütünü satacağı adres, büyük süt fabrikaları olacak! Tek bir ineği olan bir üreticinin bile hastalıklardan (Malta Humması veya Verem) ari işletme belgesini kolayca ve bir masraf yapmadan alabilmesi hâlinde, bu uygulamanın yararları olabileceğine kuşku yok… Belgeye sahip olabilmek için verilen süre, 1 yıl! Endişeye yol açan ise, çiftçinin garip psikolojisi sonucu, bu konuyu unutup gidecekleri… Köşeye sıkışan üretici; tekelleşmiş ve yıllardır çiftçinin sütünü bir lira civarında almaya devam eden büyük süt tekellerinin kapısını çalmak zorunda kalmayacak mı? Çiğ sütün satışına yasaklama anlamına gelecek mevzuat değişikliği çiftçinin önüne engeller dikerek, büyük süt tekellerine hizmet etmek olmayacak mı? Oysa çözüm yolları mevcut! Neler mi bunlar?

 

***

Continue reading

Başkanlık sayesinde her şey «Millî» olacak!


İktidar «Milli» mi, [*] yoksa Millet için değil çok uluslu şirketler için mi politikalar üretiyor?

 

yerel_tohum

Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek? Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek?Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu politika daha çok yine uluslararası tohum şirketlerine yarayacağı gibi yerel tohumun yayılmasının önüne de set çekme amacı güdüyor! [*]

 

***

Continue reading

Bakım, Özen, Saygı ve Sevgini hissettirmek…


Bir başarı adamı olmaktan daha çok, değerlerin adamı olmaya çalış!

İkisi de başlı başına nevi şahsına münhasır birer sanattır! Birinin «bodurlaştırılması»; diğerinin ise yükseltilmesi zorunludur. sanatAma, ortak yanları; büyütülmekten geçer bir; bir de bakım, özen ve zaman zaman budanma ihtiyacı duyulmasıdır, iki… Birini doğadan elde edebilirseniz; diğerini de size teslim edilen temel yapı sağlamsa ve sadece bakımlı davranmak şartıyla yolunuza devam etme olanağı veriyorsa, yıllarla ifade edilebilecek bir zaman tasarrufu kazanmış olursunuz. Birincisini üç yıl gibi kısa bir sürede gereken terbiye ve özen ile arzu ettiğiniz şekle sokabilirsiniz; diğerini de kimi vakit dört-beş yıllık bir dönemde, teslim aldığınızdan mükemmel bir yararlanmaya geçirebilirsiniz. Peki neymiş bunlar?

***

Continue reading

Geleceğin Taşımacılığına Hazır mısınız?


Sizleri neler bekliyor?

 

transport_future

Toplu taşımacılığın günümüz dünyasında taşımacılık politikalarının kaçınılmaz bir parçası olduğu kuşkusuz. AB ve Türkiye’de toplu taşımayı her yıl yaklaşık 900 milyon kişi kullanmakta. Kentsel taşıma, kara taşımacılığı emisyonların yüzde 40’ını ve diğer çevre kirleticilerinin yüzde 70’ini oluşturmakta. Kentsel alanlar ve çevresinde gerçekleşen trafik sıkışıklığı, Her yıl yaklaşık 100 milyar avro tutarında zarara yol açmakta. AB, şehir içi ulaşımda temiz ve enerji açısından verimli bir toplu taşıma politikasına yönelmekte. AB çapında birçok şehirde Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planları yürürlüğe geçirilmekte. AB, 2050 Ulaştırma Stratejisi’nde toplu taşıma politikaları açısından oldukça önemli hedefler belirliyor. Peki önce 2030, sonra da 2050 yıllarını kapsayan bu hedefler neler? En önemlisi 2050 karayolu ulaşımında ölüm oranını sıfıra indirmek! Ortak hedeflerinden biri de; Çevrenin korunması ve iklim anlaşmasına eksiksiz uymak… Bu arada «fütürist» üretimciler de geleceğin taşıtları üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmış bulunuyorlar.

 

***

Continue reading

2017 Global Forecast


What are the main risks in the Middle East?

 

css2

Turkey’s in-tervention in northern Syria has complicated U.S. and partnered security efforts, as U.S. and Turkish objectives clash with regard to the role and reach of Syrian Kurdish forces. Additionally, Arab-Kurd ten-sions present a specter of a civil war to come. Washington could also reduce support to lo¬cal Syrian rebels in order to deescalate ten¬sions with Russia, Assad, and Turkey. Help Iraq find some solution to the post-ISIS tensions and divisions between its Sunnis and Shi’ite and Arabs and Kurds. These ef¬forts cannot be separated from the threat to Iraq posed by an unstable Syria, and the con¬flicting pressures on Iraq from Iran, Turkey, and outside Arab states. Some form of feder¬alism may be needed, Restructure its relations with a post-coup “Erdogan” Turkey whose relations with the United States and Europe have become steadily more authoritarian, and that is in¬tervening actively in Syria and Iraq. Turkey presents a steadily growing prospect of become a repressive and divisive regime that could lock itself into excessive security measures and pro¬long conflict with its own Kurds while seeking to intervene to deal with Kurds and Turkoman minorities in Syria and Iraq. Turkey will at best be a difficult strategic partner, and is a major “wild card” the Trump administration will have to deal with.

 

***

Continue reading

HİÇLİĞİNİ YİTİREN ÖLÜM!


 

İçimizi, dışımızı temiz tutamazsak, insanlığımız temiz kalabilir mi, ey İnsanoğlu?!

kainat

Hava kirli…
Toprak kirli…
Su kirli…
İnsan eline esir düştüğü için kirli, tüm bu temizlik aracı, tertemiz varlıklar…

Gökyüzü mavi…
Güneş pırıl pırıl…
Yıldızlar, ışıltılı ışınlarıyla kalaylıyorlar durmadan karanlık geceleri…

Şükürler olsun ki insan eli yetişemiyor henüz bu yüceltilere..!

 

© photocredit

***

Continue reading

«Darbe» yemeyenin bırakılmayacağı bir Türkiye…


…Özlemi ile «tutuşanlar!»

aldatmak

Polisler mi kontrol edecek? Koruyucu Uluslararası Anlaşmalar’a karşı bir yola mı girilecek? Haklara saygı gösterilmesi, desteklenmesi daha doğru değil mi? Yoksa, tekel olan şirketlere destek mi çıkılacak? Sen kalk, hastalıksız ve verimi yüksek olanları yasakla; hastalık yayan, zararlı ve olumsuz özellikler taşıyanları sahiplen. Getirilecek yasak ve kısıtlamalar giderek Türkiye’ye hâkim olan yabancı ve onların yanında aynı çıkarları savunan yerlilerin yanında olacak. Bu bir zulümdür. Üstelik, utanmaksızın toplumun gözünün içine baka baka kandırmakla meşguller! Hem de STK «yöneticileri»ni kullanarak…

***

Continue reading

%d bloggers like this: