AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – I


 

16 Nisan’dan sonra ara da bul; ya hatıra ya da antika olacak!

press_freedom

Davanın sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi açısından , yargıca göre; önce bir kısım özgürlükler ile gazetecilik mesleğinin kısaca tanımlanması gerekmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik düşünen bir varlık olmasıdır. Düşünme , yanında bunu açıklayabilme özgürlüğünü de gerekli kılar.

Bir zamanlar “ Tanrının yeryüzündeki gölgesi “olarak tanımlanan yöneticinin ; kişiliği ve davranışlarına yönelik eleştirilerin , bir çeşit küfür ve tanrısal iradeye karşı gelme olarak değerlendirildiği günlerde ; Bu dayatmaya karşı özgürlük savaşında, fısıltı gazetesi olarak tanımlanabilecek sözlü ifadeler ile elden ele dolaşan yazıların katkısı görmezden gelinemez.

Basının görevi ; kamunun genel yararlarını ilgilendiren tüm olaylar hakkında bireyleri objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak ; toplumun ilgi ve bilgisini çeken sorunlarda kamuoyunu düşünceye sevk edecek tarzda tartışmalar açmak ; bireyi toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak ; ülke yönetimini üstlenen yöneticileri eleştirmek ve uyarmak ; kişileri , yaşadıkları toplumun ve tüm insanlığın sorunları bakımından bilinçlendirmektir. Basın bu görevini yerine getirirken , bazı kişi ve kurumları eleştirmek zorunda kalabilir.

Durumun farkında olan idareciler , tarih boyunca ; bu etkinin kırılabilmesi ve basının kontrolleri altına alınabilmesi için ; Başta , yandaş medya yaratma ; halkı gazete almamaya ve okumamaya davet etme ; ekonomik açıdan destek yerine köstek olma ve vergisel denetim tehdidi altında tutma gibi pek çok farklı yönteme başvurmuş ; çoğu zaman geçici de olsa olumlu sonuçta almışlardır.

Özgürlükçü demokrasi düşüncesi ; kamusal çıkarlara ilişkin tüm sorunların açıkça tartışılmasını , toplumsal yarar açısından gerekli görür. Eskilerin “…… Barika-ı hakikat , müsademe-i efkardan çıkar…… “olarak belirtikleri bu anlayış uyarınca , gerçeğin , karşılıklı görüşlerin çatışması ile ortaya çıkacağına inanılır.

İnsan yaradılışının doğal bir sonucu olarak , en iyi yönetimlerde dahi kötü davranışlar ortaya çıkabilir. Etkin kontrol sistemi ile bu çeşit sapmaların önlenmesi ve daha iyisi bulunana kadar mevcutlar içinde en güzel rejim olan Demokrasinin güvence altına alınması olanaklıdır. Etkili bir kontrol ; ancak birbirinden bağımsız kurumlar tarafından karşılıklı olarak yapıldığı takdirde sonuç verebilir..

Ancak demokrasi sadece seçimden ibaret değildir. “ Seçim sandığı bütün sorunların çözümüdür “ şeklindeki anlayış ; Bazen seçilmişlere …Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirirsiniz… “dedirtebildiğinden ve demokrasiyi araç olarak kullanıp iktidara geldikten sonra onu yok etmeye kalkışanlar çıkabildiğinden ; demokratik rejimler açısından bu anlayış kabul edilemez.

***

Peki ya Türkiye’deki Kuvvetler Ayrılığı’nın işleyişi ne durumda? Devlet mekanizmasını en iyi ve etkin biçimde denetleyebilecek yegâne güç olması gereken basın görevini özgürce yapabiliyor mu? (nö)

***

Continue reading

«Düşünce»den sınıfta kalanlar…


 

…ve de düşünerek «kendini aşanlar» DÜNYAsı!

rodin

Yaşam, durmaksızın sorunlar üreten ve de durmaksızın sorunlara çözümler üreten bir düzenektir. Bu düzeneğin kuralı, salt insanlar için de değil, tüm öteki canlar, tüm öteki canlılar için de, hatta, hatta tüm cansız varlıklar için de böyle işler..!

İnsanların büyüklüğünün tek bir koşulu vardır: O da, ünün, şanın, paranın, mevki hırsının gümüş veya altın kelepçelerinden, sadece aklının bileğini değil, tüm varlığını tümüyle kurtarmış olması, tüm çıkarlarından arınmış olması, tam bağımsızlığına ulaşmış olabilmesidir..!

Düşünce tembelliğinden beynimizi azat eder de, geniş açılı pencerelerden bakarsak, her İNSAN, kendisi ne olmak ve nasıl olmak isterse o olur; öyle olur..! Gel bil ki, istemek başka şeydir, arzu etmek çok daha başka bir şeydir..! İstemek bir eylemdir. Her eylem gibi, yaptırımları vardır istemenin. İstence eylemi bizden, istenen koşulların tüm gereklerini eksiksizce yerine getirilmesini emreder… Arzu etmek ise, Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin bambaşkadır. Yattığımız yerden ağzımızı açıp, kış ortasında bahçedeki elma ağacından, armudun ağzımıza düşmesini düşlemek kadar aykırı düşer istemekle arzu etmek.

İşte bu yüzden; Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin..! Diğer bir başka deyişle; Yeniliği yakalamakla kalma, Yenilikle yaşamasını da, Yeniliği yaşatmasını da, yeni yeni yenilikler yaratmasını da bil..! Kendini aşmasını da bil..! Tanrılaşmasını bil..! Yarat…Yaşat… Niye mi?

***

Continue reading

CoE: Memorandum on freedom of expression and media freedom in Turkey


 

Urgent measures are needed to restore freedom of expression in Turkey

48dd2ff8-d9d1-42e3-9624-24ea6dfd1914

The space for democratic debate in Turkey has shrunk alarmingly following increased judicial harassment of large strata of society, including journalists, members of parliament, academics and ordinary citizens, and government action which has reduced pluralism and led to self-censorhip. The authorities should urgently change course by overhauling criminal legislation and practice, re-develop judicial independence and reaffirm their commitment to protect free speech

Legitimate dissent and criticism of government policy is vilified and repressed, thus shrinking the scope of democratic public debate and polarising society.

The deterioration goes hand-in-hand with the erosion of the independence and impartiality of the Turkish judiciary. While this problem affects the whole judiciary, it is in particular the role of the criminal judges of peace that is the most concerning, because these formations have transformed into an instrument of judicial harassment to stifle opposition and legitimate criticism and are now at the origin of some of the most obvious violations of the right to freedom of expression.

A first step is to lift the current state of emergency and reverse the numerous unacceptable infringements of freedom of expression, and in particular media freedom and academic freedom.

© photocredit

Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğüne ilişkin Memorandum

Des mesures urgentes sont nécessaires pour rétablir la liberté d’expression en Turquie

***

Continue reading

MANTIKSIZ MANTIK


 

Mantık; eIeştiri aracı; matematik ise buIuş aracıdır.
GaIiIeo GaIiIei

logic

Mantık, insanı gerçekIere uIaştırmaz; yaInız birtakım yanıImaIardan korur – İbn-i Sina; MantıkIı düşünüp mantıksız davranmak insan yapısının özeIIiğidir – AnatoIe France; MantıkIı oImak her zaman koIaydır. Sonuna kadar mantıkIı oImak ise neredeyse imkansız – AIbert Camus; KabuI etmediğimiz fikirIere karşı, ne kadar kuvvetIi mantığımız vardır – Cenap Şahabettin; BiIgi sahibi ahmak buIunabiIir; ama mantık sahibi ahmak görüImemiştir – François de Ia RochefaucauId; İki türIü ifrat vardır; mantığı hesaba katmamak ve mantıktan başka bir şey tanımamak – PascaI; SorunIar onIarı yaratanIarın mantığı iIe çözümIenemez – Einstein;

 

***

Continue reading

EU/EP : Modernisation of the Customs Union – 55 Amendements…


Two Key Conditionality to Start Upgrate Negocations: Political Reforms & Cyprus!

eu_customs_head

***

Continue reading

Council of Europe : No to open the urgent monitoring procedure for Turkey…


Better to carry on bilateral dialogue

pace

In the light of current developments, it necessary that the Assembly decides to re-open the monitoring procedure for Turkey, currently subject to a post-monitoring dialogue.But, challenging the credentials of the Turkish parliamentary delegation would not only be erroneous but also counterproductive. It would target majority and opposition members from the Turkish parliament alike, harm the dialogue that has been engaged and could lead to distancing the country from the Organisation. We should count on the continuing and full co-operation with the Turkish parliamentary delegation.

***

Continue reading

Erdemin Armağanı Onurdur…


…ve Milli Şeref, Milli Servetin en yüksek değeridir!
James Monroe

onur_meselesi

Bana sual sorma, cevap müşküldür, Her sırrı ben sana açamam hocam.
Hakkın hazinesi darı değildir, Cami avlusunda saçamam hocam.
Kayd-i âhiretle düşmem mihnete, Ben burda memurum şimdi hizmete, Hayvan otlatırken gidip cennete, Sana hülle donu biçemem hocam.
Miracı anlatma, eşek değilim, Bildiğin kadar da melek değilim, Günahkâr insanım, ördek değilim, Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.
Halka korku verme velvele salıp, Dünya ve âhiret bu köhne kalıp, Ben softa değilim cübbemi alıp, İmaret imaret göçemem hocam.
Ölümden ürker mi tez ölen kimse? Çoktan mazhar oldum ben hak nefese, Bu demi sürerken ecel gelirse, İşimi bırakıp kaçamam hocam. Şarabı men etme, o değil hüner, Aşıkım bâdesiz pek başım döner, Gönlümde muhabbet ateşi söner, Özrüm var, sade su içemem hocam. Nâr-ı cehennemi önüme serme, Günahımı döküp kaygular verme, Kitapta yerini bana gösterme, Ben pek o yazıyı seçemem hocam.
Feylesof Rıza’yım dinsiz anlama, Dini ben öğrettim kendi babama, Her ipte oynadım cambazım amma, Sırat köprüsünü geçemem hocam. Rıza Tevfik Bölükbaşı

***

Continue reading

%d bloggers like this: