Avrupa’dan Referanduma Gözlemci Heyeti


[OSCE/ODIHR opens observation mission for the constitutional referendum in Turkey]

[CoE/PACE – Spring session 2017: the functioning of democratic institutions in Turkey]

***

Continue reading

Venice Commission Opinions on Turkey…


The E U calls on Turkey to address the concerns and recommendations of Venice Commission!

***

Continue reading

Venedik Komisyonu’nun Mütalası Ne Anlama Geliyor?


 

Avrupa Konseyi ile Tamamı mı; Devamı mı?
Hani nerede verdiğiniz o sözler?

Türkiye, Avrupa Konseyi ilke ve kurallarında belirlenen demokrasi ve insan hakları alanlarında geriye gitme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor:

İstibdat Rejimine doğru ilerliyor;

Her türlü denetim ve dengeleri ortadan kaldıracak, Kuvvetler Ayrılığı düzenini yıkacak biçimde her türlü keyfî ve gözetimsiz uygulamalara açık bir Otoriter Başkanlık Sistemi’ne yönelik adımlar atıyor; Yeni başkanı olağanüstü yetkilerle donatıyor; Partili Başkan sıfatıyla meclis üzerinde aşırı derecede yetkili kılıyor; Hiçbir demokratik başkanlık sisteminde rastlanmayan şekilde can istediği an meclisi feshetme yetkisi veriyor;

Bugün bile doğru dürüst işlemeyen ve yetersiz kalan gözetim, denetleme, Anayasal yargı gibi frenleyici mekanizmaları zayıflatılıyor; Yine bağımsızlığını giderek kaybeden yargıyı iyice zayıflatıyor,her türlü siyasi etki ve müdahaleye açık hâle getiriyor.

Değişiklikler Referandum’da kabul edilirse, Ne olacak Türkiye’nin «Demokrasiler Kulübü» Avrupa Konseyi’ndeki hâli?

***

Continue reading

Türkiye’deki Demokrasi ve İnsan Hakları Mercek Altında!


 

tr_mercek

Türkiye’de terör tanımı şiddet içermeyen fiillere de uygulanmakta ve bu durum ifade özgürlüğü açısından sakıncalar içermekte…

Ne ‘Darbe Girişimi’ ne de terör tehditleri hukukun özgürlüğünün zedelenmesini haklı çıkarabilir. Haklı nedenlerden dolayı Terörle Mücadele Kanunu’nun yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı olumlu bir adım olarak görülse de yeterli değil…

Muhalefet bastırılıyor, demokratik tartışma ortamı giderek yok kılınıyor, toplum kutuplaştırılıyor ve toplumda çoğulculuğu azaltan uygulamalara başvuruluyor…

Muhalefeti susturmak ve meşru eleştiriyi bastırmak için ceza davaları bir araç olarak kullanılıyor. Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı da ihlâl ediliyor…

Bu ve diğer temel hak ve özgürlükleri gerileten adım ve uygulamalar Türkiye Demokrasisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor…

© mainphotocredit

***

Continue reading

AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – I


 

16 Nisan’dan sonra ara da bul; ya hatıra ya da antika olacak!

press_freedom

Davanın sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi açısından , yargıca göre; önce bir kısım özgürlükler ile gazetecilik mesleğinin kısaca tanımlanması gerekmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik düşünen bir varlık olmasıdır. Düşünme , yanında bunu açıklayabilme özgürlüğünü de gerekli kılar.

Bir zamanlar “ Tanrının yeryüzündeki gölgesi “olarak tanımlanan yöneticinin ; kişiliği ve davranışlarına yönelik eleştirilerin , bir çeşit küfür ve tanrısal iradeye karşı gelme olarak değerlendirildiği günlerde ; Bu dayatmaya karşı özgürlük savaşında, fısıltı gazetesi olarak tanımlanabilecek sözlü ifadeler ile elden ele dolaşan yazıların katkısı görmezden gelinemez.

Basının görevi ; kamunun genel yararlarını ilgilendiren tüm olaylar hakkında bireyleri objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak ; toplumun ilgi ve bilgisini çeken sorunlarda kamuoyunu düşünceye sevk edecek tarzda tartışmalar açmak ; bireyi toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak ; ülke yönetimini üstlenen yöneticileri eleştirmek ve uyarmak ; kişileri , yaşadıkları toplumun ve tüm insanlığın sorunları bakımından bilinçlendirmektir. Basın bu görevini yerine getirirken , bazı kişi ve kurumları eleştirmek zorunda kalabilir.

Durumun farkında olan idareciler , tarih boyunca ; bu etkinin kırılabilmesi ve basının kontrolleri altına alınabilmesi için ; Başta , yandaş medya yaratma ; halkı gazete almamaya ve okumamaya davet etme ; ekonomik açıdan destek yerine köstek olma ve vergisel denetim tehdidi altında tutma gibi pek çok farklı yönteme başvurmuş ; çoğu zaman geçici de olsa olumlu sonuçta almışlardır.

Özgürlükçü demokrasi düşüncesi ; kamusal çıkarlara ilişkin tüm sorunların açıkça tartışılmasını , toplumsal yarar açısından gerekli görür. Eskilerin “…… Barika-ı hakikat , müsademe-i efkardan çıkar…… “olarak belirtikleri bu anlayış uyarınca , gerçeğin , karşılıklı görüşlerin çatışması ile ortaya çıkacağına inanılır.

İnsan yaradılışının doğal bir sonucu olarak , en iyi yönetimlerde dahi kötü davranışlar ortaya çıkabilir. Etkin kontrol sistemi ile bu çeşit sapmaların önlenmesi ve daha iyisi bulunana kadar mevcutlar içinde en güzel rejim olan Demokrasinin güvence altına alınması olanaklıdır. Etkili bir kontrol ; ancak birbirinden bağımsız kurumlar tarafından karşılıklı olarak yapıldığı takdirde sonuç verebilir..

Ancak demokrasi sadece seçimden ibaret değildir. “ Seçim sandığı bütün sorunların çözümüdür “ şeklindeki anlayış ; Bazen seçilmişlere …Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirirsiniz… “dedirtebildiğinden ve demokrasiyi araç olarak kullanıp iktidara geldikten sonra onu yok etmeye kalkışanlar çıkabildiğinden ; demokratik rejimler açısından bu anlayış kabul edilemez.

***

Peki ya Türkiye’deki Kuvvetler Ayrılığı’nın işleyişi ne durumda? Devlet mekanizmasını en iyi ve etkin biçimde denetleyebilecek yegâne güç olması gereken basın görevini özgürce yapabiliyor mu? (nö)

***

Continue reading

«Düşünce»den sınıfta kalanlar…


 

…ve de düşünerek «kendini aşanlar» DÜNYAsı!

rodin

Yaşam, durmaksızın sorunlar üreten ve de durmaksızın sorunlara çözümler üreten bir düzenektir. Bu düzeneğin kuralı, salt insanlar için de değil, tüm öteki canlar, tüm öteki canlılar için de, hatta, hatta tüm cansız varlıklar için de böyle işler..!

İnsanların büyüklüğünün tek bir koşulu vardır: O da, ünün, şanın, paranın, mevki hırsının gümüş veya altın kelepçelerinden, sadece aklının bileğini değil, tüm varlığını tümüyle kurtarmış olması, tüm çıkarlarından arınmış olması, tam bağımsızlığına ulaşmış olabilmesidir..!

Düşünce tembelliğinden beynimizi azat eder de, geniş açılı pencerelerden bakarsak, her İNSAN, kendisi ne olmak ve nasıl olmak isterse o olur; öyle olur..! Gel bil ki, istemek başka şeydir, arzu etmek çok daha başka bir şeydir..! İstemek bir eylemdir. Her eylem gibi, yaptırımları vardır istemenin. İstence eylemi bizden, istenen koşulların tüm gereklerini eksiksizce yerine getirilmesini emreder… Arzu etmek ise, Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin bambaşkadır. Yattığımız yerden ağzımızı açıp, kış ortasında bahçedeki elma ağacından, armudun ağzımıza düşmesini düşlemek kadar aykırı düşer istemekle arzu etmek.

İşte bu yüzden; Kendini değiştirip, geliştirmedikçe öz kendin olamazsın! Değiş ki özünü bulabilesin, kendin olabilesin..! Diğer bir başka deyişle; Yeniliği yakalamakla kalma, Yenilikle yaşamasını da, Yeniliği yaşatmasını da, yeni yeni yenilikler yaratmasını da bil..! Kendini aşmasını da bil..! Tanrılaşmasını bil..! Yarat…Yaşat… Niye mi?

***

Continue reading

CoE: Memorandum on freedom of expression and media freedom in Turkey


 

Urgent measures are needed to restore freedom of expression in Turkey

48dd2ff8-d9d1-42e3-9624-24ea6dfd1914

The space for democratic debate in Turkey has shrunk alarmingly following increased judicial harassment of large strata of society, including journalists, members of parliament, academics and ordinary citizens, and government action which has reduced pluralism and led to self-censorhip. The authorities should urgently change course by overhauling criminal legislation and practice, re-develop judicial independence and reaffirm their commitment to protect free speech

Legitimate dissent and criticism of government policy is vilified and repressed, thus shrinking the scope of democratic public debate and polarising society.

The deterioration goes hand-in-hand with the erosion of the independence and impartiality of the Turkish judiciary. While this problem affects the whole judiciary, it is in particular the role of the criminal judges of peace that is the most concerning, because these formations have transformed into an instrument of judicial harassment to stifle opposition and legitimate criticism and are now at the origin of some of the most obvious violations of the right to freedom of expression.

A first step is to lift the current state of emergency and reverse the numerous unacceptable infringements of freedom of expression, and in particular media freedom and academic freedom.

© photocredit

Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğüne ilişkin Memorandum

Des mesures urgentes sont nécessaires pour rétablir la liberté d’expression en Turquie

***

Continue reading

%d bloggers like this: