Hadi yine iyisiniz…


 

«İlahî» tövbe ya; «Reisî Kefalet» altındasınız!

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumuna kefillik denir, Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi ise kefalettir.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Ne kadar ağır(!) biri olunursa, alınmasi gereken sorumlulukların da o denli azaldığ eylem şeklidir kefalet.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Müteselsil ve Adi olarak iki çeşidi mevcuttur. Diğer deyişiyle;  müteselsil kefillikte alacaklı, borcunuzu ödemeniz için başvurmadan önce kefilinize giderek “bu adamın borcunu öde lan” diyebilir. Diyemez çünkü karşısında kapı gibi kefalet sahibi, dahası adlî dokunulmazlık zırhı var artık. adi kefillikte ise öncelikle asıl borçluya gelmesi, eğer ödemezse kefile giderek az önceki cümleyi sarfetmesi sözkonusu. Hiçbir şey değiştirmez, evele gevele getirir işi aynı yere… İlgili kanunlar daha doğrusu OHAL kapsamındaki KHK gereği bütün eylemlerin kefalet şekilleri kendiliğinden müteselsil sayılmış bulunuyor. Üstelik   «Kefalet Sahibi» cin gibi, kendini de sağlama alıyor.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ «Kefalet Sahibi»nin  kefil olması demek, kişiyi kendisi olmaktan ziyade o ağızdan çıkan sözlerle şekillenen bireye dönüşmesi oluyor. O saatten sonra asla düzgün olmayan bir hareket yapamaz.  Döküldüğü kabın şeklini alması gerekiyor ve bunun bedelini de, aslını geride bırakarak ödemek zorunda bırakılıyor. Kefalet altına girmeyi kabul etmeyenlerin ise; kızma, düzgün olmayan davranışlarda bulunma veya itiraz etme gibi «lüks»leri bile kalmıyor. Çünkü tepesinde, âdeta «Azrail’in Tırpanı» sallanıp duracak.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Peki, kefalet altına girmeyi kabul edenler veya eğilimi sergileyenler ne düşünüyorlar acaba? «Vaad edilen çıkarlar»a sahip olabilmek adına, insan olma değer ve özgürlüklerinden sıyrıldıklarını/sıyrılacaklarının farkındalar mı? Yoksa; ‘şeyimden aşağı Kasımpaşa’ demeyi mi yeğliyorlar/tercih edecekler bundan sonra…

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ İyi de yeni düzenleme nasıl işleyecek?

***

Continue reading

«Apışıp» Kalmak…


 

…veya Günümüzün Türkiye’sinde Karşılıklı «Dil Yutmak!»

Bir dönem, Cumhurbaşkanı Erdoğan; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şaşkınlıktan kimileri dillerini yutmuşlardı!

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Dillerini yutanlar mutlaka kerpetenle geri çekip, elastikileştiğinden dolayı yine bırakıvermişlerdir. Her seferinde dil yutma zahmetinden kurtulmak için!

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır.

Ha bir de karşılıklı «yolsuzluk» iddiaları, suçlamalar, yalanlamalar…Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… iktidarın konuşmalarından hareketle; hukukun öngördüğü savunmaby-pass ediliyor. Bu durumda da iddia doğruluk kazanıyor!

‘Ruhsar işine döndü Milletin hâli’ desek yanlış olmaz!

Şaştık kaldık afalladık. Vay canına şimdi yandık. Akıllara zarar valla. Ruhsar gitti ruhla kaldık. Yandık yandık nedir bizlerdeki bu ruh hâli?!

***

Continue reading

Hökümete sesimizi duyuramiyok…


 

‘Bana oy verin, sizlere ev yapıp, mağaralardan kurtaracağım!’
Süleyman Demirel

Gul, gurban olduğum Hökümet Baba!
Baa bir alfabe veremez miydin?
Gara dağlar gar altında galanda
Ben gülmezem
Dil bilmezem
Şavata’dan Hakkari’ye yol bilmezem
Gurban olam, çaresi ne, hooy babooov ?

Bebek yanir, bebek hasda, bebek ataş içinde
Ben fakiro,
Ben hakiro
Dohdor ilaç, çarşı bazar tam – takiro
Gurban olam bu ne işdir hooy babooov !

Çoçiğ ağliir, çoçiğ öliir, geçit vermiy Zap suyu
Parasizo,
Çaresizo
Ben halsizo, ben dilsizo, şeher uzah, yolsizo
Bu ne haldır, bu ne iştir hooy babooov !

Gara dağda, gar altında ufağ ufağ mezerler
Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyunda yüzerler
Hökümata arz eylesem azarlar
Ben ketimo
Ben hetimo
Ben ne biçim vatandaşım hooy babooov ?

Şavata’tan Angara’ya ses getmiir
Biz getmeğe guvvatımız hiç yetmiir
Malımız yoh
Yolumuz yoh
Angara’ya ses verecek dilimiz yoh
Ganadımız, golumuz yoh
Bu ne biçim memlekettir hooy babooov ?

Yerin, yurdun adresesin bilmirem
Angara’da: Anayasso !
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov ?

Şemsi Belli

***

Continue reading

Türkiye’nin «Mühendisleri!»


 

Kalmadı Millete «Çektirdikleri!»

☪ ♚ (…) Zor şartlar altında gerçekleştirdiğimiz anayasa değişikliğiyle 94 yıllık yönetim geleneğimizde köklü bir değişikliğe gidilmiştir. Parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş olarak adlandırabileceğimiz bu değişiklik ülkemizin gelecek yıllarını istikrar ve güven bakımından teminat altına alacaktır. Yeni sistem üniter yapıyı daha da tahkim etmiş, sürekli iktidar, kalıcı istikrarı garanti altına almıştır. Bu değişik ülkemizin bulunduğu zor coğrafyada karşılaşabileceği kritik iç ve dış gelişmelere karşı koyabilmek için çok önemli bir imkan sağlamıştır. Hedefimiz Gazi Mustafa Kemal’in işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesinin daha da ilerisidir. (…)

☪ ♚ Beni hayrete düşüren ifade; ”..(..).. sürekli iktidar, kalıcı istikrarı garanti altına almıştır… (..)..” ifadesi olmuştur. İktidar nasıl sürekli olur? Eğer iktidar sürekli olursa o zaman, Cumhurun Demokratik tercihleri, Milli irade ne iş görüyor? İktidarın sürekliliği mümkündür. Ama Demokratik Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde bu mümkün değil. İktidarın sürekliliği, ancak ve ancak Mutlak Monarşi yani Padişahlıkla yönetilen ülkeler için söz konusu olabilir. Demek 16 Nisan 2017 referandumu ile ortaya çıkan Anayasa değişikliği bu sonucu doğurmuş. Öyle mi?!

© photocredit

***

Continue reading

Council of Europe: Concerns over situation in Turkey


Nuriye Gülmen and Semih Özakça’s cases a matter of priority for Strasbourg!

Le Secrétaire Général fait part de ses inquiétudes concernant la situation en Turquie

***

Continue reading

KUVVETLERİ BİRBİRİYLE DENGELEMEK


 

Kuvvetler Ayrılığının Olmazsa Olmazı Özgür Yargıdır!

⚖ Cumhuriyet ; halkın tamamının veya bir kısmının egemen güç olduğu bir rejimdir.

⚖ Despotluk ise; yasası, kuralı olmayan, tek bir kişinin irade ve kaprislerinin geçerli olduğu rejimdir.

⚖ Namus, onur ve dürüstlük temelleri üzerine kurulu Cumhuriyet ve Monarşi rejimleri despotluktan uzak dururlar. Zira, namus ve dürüstlük gibi değerler despotlar için gereksizdir. Onurlu davranış ise despotlar açısından bir tehlikedir.

⚖ Yargı erki yasama ve yürütmeden ayrı değilse, özgürlükten söz etmek mümkün değildir.

⚖ Herhangi bir güç iktidarını kendi kötü emelleri için istismar etmeye cüret etmesin diye, gerekli düzenlemelerin tesisi şarttır.

⚖ Her yargı döneminde gücün kötüye kullanılmasının önüne geçmek için, görev süresinin kısalığı önemlidir.

⚖ Despotluğun hüküm sürmemesi için ılımlı hükümetlerin her erkin sınırlarını belirleyici bir sistem oturtmaları zorunludur. Ve özellikle de çıkar çatışmalarından uzak tutacak yönde gereken tedbirleri almaları…

⚖ Devletin içinden hiçbir çatlak ses gelmediğini tespit ederseniz, emin olunuz ki özgürlükler kilitlenmiş demektir.

⚖ Herhangi birini hedef alan haksızlık, bütün topluma yapılmış demektir.

⚖ Özgürlüklerin sınırları yasalarca belirlenmelidir.

⚖ Her toplum lâyık olduğu kişilerce yönetilir.

Montesquieu

© photocredit

***

Continue reading

Suçlu Ayağa Kalk!


 

Türkiye’de ‘Adalet Var, Bağımsız Yargı var’ mı diyorsunuz?

⚖ Türkiye’nin önündeki asıl engel uygulama aşamasında gözlemleniyor. Bunların en önemlileri arasında; kuvvetler ayrılığının ihlal edilmesi ve var olan yasal çerçeveye, anayasal düzene uyulmaması. Yürütme organları, sözkonusu alanların tümü üzerinde baskı oluşturması, denge ve denetleme mekanizmalarının işlemesini engelliyor. Yürütme organlarının elinde bulundurduğu güç demokrasiye aykırı nitelikte ve siyasi muhalefet, medya veya sivil toplum içinde muhalif düşünce yapısını barındıran kurumlar baskı altında tutuluyor.

⚖ T.B.M.M, yasal çerçeve içerisinde bağımsız bir niteliğe sahip olsa da milletvekillerinin hesap verebilirliklerinin olmaması; barajı aşamayan partilerin meclise girememeleri yürütme organları üzerindeki denetim gücünü yok kılıyor.

⚖ H.S.Y.K’nın, yargı süreçlerinde daha etkili ve hesap verebilir durumda olabilmesi gerekiyor. Bunun yolu da, daha şeffaf ve bağımsız olmasından geçiyor. Sağlanabilmesi ise, bağımsız ve etkin bir Savcılık ve Emniyet Teşkilatını zorunlu kılıyor.

⚖ Savcılara ve polis teşkilatına yoğun müdahalelerin yapıldığı bir siyasi sistem de bu mümkün görülmüyor. Zira, savcılar tehdit altında bırakılıyor, hukuki ve cezai yaptırımlara uğratılıyor.

⚖ Polis teşkilatının etkinliği, kayırmacılık ve taraf tutma faaliyetleri yüzünden yok denecek düzeyde azaltılmış, yolsuzluk davalarına atanan ve görevlerini gerektiği gibi yapan polislerin görevden alınmaları teşkilatın bağımsızlığı ve dürüstlüğü konusunda ciddi şüpheler ortaya çıkarıyor.

⚖ Peki neler yapılması gerekiyor, alınması gereken ivedi önlemler nelerdir?

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: