Kaderleri Benzer İki Ülkenin Dün ve Bugünü…


Şili ve Türkiye arasında bugün pergelin ayağı iyiden iyiye açılmış durumda… Şili’de bugün parlamenter demokrasi egemendir, yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden bağımsızdır, basın ve demokratik kitle örgütleri özgürdür. Türkiye’de ise bugün yasama, yürütme ve yargı erkleri tek kişinin elinde toplandı. Meclis yasama ve denetleme görevini yapmaktan aciz, yerel yönetimler “kayyum” uygulamaları ve tehditleriyle felç ediliyor. Ana akım medyanın mülkiyeti cumhurbaşkanına göbekten bağlı kapitalistlerin elinde toplandı, özgür gazeteciler ya hapiste ya da sürgünde….

***

Continue reading

Terörle Mücadele (!) Defterini Açmak…


Aktörlük saygın bir meslektir. Rolü gereği yalan söylese de kendisi özel yaşamında yalancı olmayabilir. Ama bir politikacı, politikası gereği yalan söylüyorsa, özel yaşamında da yalancıdır. Davutzade Bay Ahmet; suçu ve suçluları gizliyerek; suça ve suçluya yardım ve yataklık etmekten niçin yargılanmıyor?

***

Continue reading

NE İSTEDİLER DE VERMEDİK?!


Politikacı ağzını balla tatlandırmak ve alkışlanmak için; hasmına öfkeyle saldırır, karalar,yerden yere vurur. Hasmını batırmalıdır ki, üste çıkabilsin. Yalancı ve iftiracı sayılabileceğini gözardı ederek, ağzındaki balı zehir olarak kusmaya can atar. Çünkü DUYGUSALdır. Halk da duygusal hareket ettiğine göre, böyle başa böyle traş, duygusal halka duygusal politikacı…

***

Continue reading

31 Mart 2019: Sandığa Gitmek; Sağduyulu Olmak; Keyfiyet ve Sonuca Katlanmak!


Demokrasi, Laiklik ve Bağımsız yargı olmadan devam etmesi asla mümkün değildir. Çünkü, Demokrasi Halk iradesiyle sonuç doğurur.. Öyleyse; Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devlet düzeninde, Halkın yumuşak karnı olan İslam ve Milliyetçilik, Demokrasi ve Çağdaş Hukukla şekillenen Bağımsız yargı sayesinde ayakta kalırlar. Aksi halde, hak ettikleri yerden saptırılarak, siyasetin aracı haline getirildiğinde; artık ülkenin bölünmesi, parçalanması, bağımsızlığını kaybetmesi ve sosyo-psikolojik krizlerin önüne geçmek artık imkânsızlaşır.

***

Continue reading

Hadi yine iyisiniz…


 

«İlahî» tövbe ya; «Reisî Kefalet» altındasınız!

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumuna kefillik denir, Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi ise kefalettir.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Ne kadar ağır(!) biri olunursa, alınmasi gereken sorumlulukların da o denli azaldığ eylem şeklidir kefalet.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Müteselsil ve Adi olarak iki çeşidi mevcuttur. Diğer deyişiyle;  müteselsil kefillikte alacaklı, borcunuzu ödemeniz için başvurmadan önce kefilinize giderek “bu adamın borcunu öde lan” diyebilir. Diyemez çünkü karşısında kapı gibi kefalet sahibi, dahası adlî dokunulmazlık zırhı var artık. adi kefillikte ise öncelikle asıl borçluya gelmesi, eğer ödemezse kefile giderek az önceki cümleyi sarfetmesi sözkonusu. Hiçbir şey değiştirmez, evele gevele getirir işi aynı yere… İlgili kanunlar daha doğrusu OHAL kapsamındaki KHK gereği bütün eylemlerin kefalet şekilleri kendiliğinden müteselsil sayılmış bulunuyor. Üstelik   «Kefalet Sahibi» cin gibi, kendini de sağlama alıyor.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ «Kefalet Sahibi»nin  kefil olması demek, kişiyi kendisi olmaktan ziyade o ağızdan çıkan sözlerle şekillenen bireye dönüşmesi oluyor. O saatten sonra asla düzgün olmayan bir hareket yapamaz.  Döküldüğü kabın şeklini alması gerekiyor ve bunun bedelini de, aslını geride bırakarak ödemek zorunda bırakılıyor. Kefalet altına girmeyi kabul etmeyenlerin ise; kızma, düzgün olmayan davranışlarda bulunma veya itiraz etme gibi «lüks»leri bile kalmıyor. Çünkü tepesinde, âdeta «Azrail’in Tırpanı» sallanıp duracak.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Peki, kefalet altına girmeyi kabul edenler veya eğilimi sergileyenler ne düşünüyorlar acaba? «Vaad edilen çıkarlar»a sahip olabilmek adına, insan olma değer ve özgürlüklerinden sıyrıldıklarını/sıyrılacaklarının farkındalar mı? Yoksa; ‘şeyimden aşağı Kasımpaşa’ demeyi mi yeğliyorlar/tercih edecekler bundan sonra…

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ İyi de yeni düzenleme nasıl işleyecek?

***

Continue reading

«Apışıp» Kalmak…


 

…veya Günümüzün Türkiye’sinde Karşılıklı «Dil Yutmak!»

Bir dönem, Cumhurbaşkanı Erdoğan; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şaşkınlıktan kimileri dillerini yutmuşlardı!

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Dillerini yutanlar mutlaka kerpetenle geri çekip, elastikileştiğinden dolayı yine bırakıvermişlerdir. Her seferinde dil yutma zahmetinden kurtulmak için!

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır.

Ha bir de karşılıklı «yolsuzluk» iddiaları, suçlamalar, yalanlamalar…Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… iktidarın konuşmalarından hareketle; hukukun öngördüğü savunmaby-pass ediliyor. Bu durumda da iddia doğruluk kazanıyor!

‘Ruhsar işine döndü Milletin hâli’ desek yanlış olmaz!

Şaştık kaldık afalladık. Vay canına şimdi yandık. Akıllara zarar valla. Ruhsar gitti ruhla kaldık. Yandık yandık nedir bizlerdeki bu ruh hâli?!

***

Continue reading

Hökümete sesimizi duyuramiyok…


 

‘Bana oy verin, sizlere ev yapıp, mağaralardan kurtaracağım!’
Süleyman Demirel

Gul, gurban olduğum Hökümet Baba!
Baa bir alfabe veremez miydin?
Gara dağlar gar altında galanda
Ben gülmezem
Dil bilmezem
Şavata’dan Hakkari’ye yol bilmezem
Gurban olam, çaresi ne, hooy babooov ?

Bebek yanir, bebek hasda, bebek ataş içinde
Ben fakiro,
Ben hakiro
Dohdor ilaç, çarşı bazar tam – takiro
Gurban olam bu ne işdir hooy babooov !

Çoçiğ ağliir, çoçiğ öliir, geçit vermiy Zap suyu
Parasizo,
Çaresizo
Ben halsizo, ben dilsizo, şeher uzah, yolsizo
Bu ne haldır, bu ne iştir hooy babooov !

Gara dağda, gar altında ufağ ufağ mezerler
Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyunda yüzerler
Hökümata arz eylesem azarlar
Ben ketimo
Ben hetimo
Ben ne biçim vatandaşım hooy babooov ?

Şavata’tan Angara’ya ses getmiir
Biz getmeğe guvvatımız hiç yetmiir
Malımız yoh
Yolumuz yoh
Angara’ya ses verecek dilimiz yoh
Ganadımız, golumuz yoh
Bu ne biçim memlekettir hooy babooov ?

Yerin, yurdun adresesin bilmirem
Angara’da: Anayasso !
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov ?

Şemsi Belli

***

Continue reading

%d bloggers like this: