Referandum: Hile-yi Şerriye (mi?)


 

…Yoksa Allah’ın «Emri» mi!

akp_refo

Referandum, bir partinin iktidara gelmesi için yapılan bir seçim çalışması gibi halka tanıtılamaz. Bu resmen Hile-yi Şeriyye olur.Yani Kanuna karşı hile olur. Hile yapan asla iflah olmaz. AKP yasal bir partidir. Çok Partili Parlamenter sistem içinde kalmalıdır. Bu partiyi Cumhurbaşkanının emrinde ülkede tek adam partisi yaparak Kuvvetler Birliğine dönüştürmek hem partiye hem de ülkeye çok büyük zararlar verir.

AKP’nin, Başbakan Binali Yıldırım öncülüğünde başlattığı bu kampanyalar aldatıcıdır.
Niye?

(…)FETÖ ile bu adamın arasında ne fark var? O da ağlayarak insanları inandırmaya çabalıyor. O da sızlanıyor. O da aynen FETÖ gibi geleceği okuyor. İslam adına, Peygamber adına karar verip, hüküm ortaya koyuyor.

Kim Allah’ın neyi neden ve nasıl yapacağını, neyi istediğini veya istemediğini bilebilir? Ama, Allah’ın ne yapacağını, nelere karar verdiğini, işleri nasıl yönettiğini yanı başında duruyormuş gibi tam ve net olarak biliyor bu adam. Arlanma, utanma, sıkılma, korkma, ürperme olmaksızın! Din, politikacılara teslim edildiğinde işte bu şekle döndürülür. İktidar amaçlı kullanılır. Politik kişilere hizmet eden bir araca dönüşür. Yetmediği yerde referandum için hadis bile bulunur. Yoksa da icat edilir.(…)

Bunları yazan ben değilim. AKP’li de olsanız eğer aklı-ı selim sahibi bir müdeyyin iseniz, beş dakikanızı verip açın okuyun, haksız mı söyleyen?!

Değilse atacağınız oyun rengini değiştirebilecek güç ve cesareti kendinizde görebiliyor musunuz?

© photocredit

***

Continue reading

AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – 2


 

Kadın Özgürlüğü!

kart_rte_kabaali

Tarafıma gönderilen ve emsal teşkil ettiğine, jurisprudence/içtihat niteliğinde olduğuna inandığım mahkeme kararlarını [AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – I]okurken dikkatimi çeken bir isim oldu, yargıç Mithat Ali Kabaali! Gerçeği söylemem gerekirse; hiç duymadığım bir isimdi… Araştırma motorlarına daldığımda çok sayıda (5000 üzerinde) Kabaali çıktı karşıma!

Birinde şu şekilde tanıtılıyor:
CB’nin Başbakanlığı sırasında kedi kafalı bir RTE karikatürü için açtığı davayı reddetmiş, (Musa Kartboşuna değil tutukladılar) bu yüzden Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Basın Özgürlüğü Ödülü lâyık görülmüş kendilerine. Geçen hafta yayımladığım birinci kararı okuyanlar niçin olduğunu anlayacaklardır! Bu alanda altına imza atığı kararlar hiç te az değil. Agos Gazetesi çalışanlarını tehdit eden Muhammet Karay’ın 3 yıllık cezası gibi…

Bir başka tanımda; ‘Kral gibi adamdır’ deniliyor. Elbette Kral burada mecazî anlamda kullanılıyor. Ve şu ekleme yapılıyor: Adaletin ve Tarafsızlığın Hakimi! Diğer bir deyişle; Kadı Kafalı Yargıç’lardan değil…
Ne diyorlar hep?
Berlin’de hakimler var!
Burnumuzun dibinde Türkiye’ninkiler de varmış ama bendeniz dahil, kaçınızın haberi olmuş…

Şimdilerde, kendilerine vekil ve danışman diyorlar!
CHP’de…
‘Vay be ne gerçek değerler varmış, bu Parti’de!’ dedirtmek için olmalı bizlere…

Bu haftaki «emsal» karar; giderek azalan kadınların gezinti özgürlüğü namı diğer Cinsel Taciz açısından ciddi risk yaratanlarla ilgili. İyi okumalar… – nö

***

Continue reading

AKP Dönemi’nden «Emsâl» Mahkeme Kararları – I


 

16 Nisan’dan sonra ara da bul; ya hatıra ya da antika olacak!

press_freedom

Davanın sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi açısından , yargıca göre; önce bir kısım özgürlükler ile gazetecilik mesleğinin kısaca tanımlanması gerekmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik düşünen bir varlık olmasıdır. Düşünme , yanında bunu açıklayabilme özgürlüğünü de gerekli kılar.

Bir zamanlar “ Tanrının yeryüzündeki gölgesi “olarak tanımlanan yöneticinin ; kişiliği ve davranışlarına yönelik eleştirilerin , bir çeşit küfür ve tanrısal iradeye karşı gelme olarak değerlendirildiği günlerde ; Bu dayatmaya karşı özgürlük savaşında, fısıltı gazetesi olarak tanımlanabilecek sözlü ifadeler ile elden ele dolaşan yazıların katkısı görmezden gelinemez.

Basının görevi ; kamunun genel yararlarını ilgilendiren tüm olaylar hakkında bireyleri objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak ; toplumun ilgi ve bilgisini çeken sorunlarda kamuoyunu düşünceye sevk edecek tarzda tartışmalar açmak ; bireyi toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak ; ülke yönetimini üstlenen yöneticileri eleştirmek ve uyarmak ; kişileri , yaşadıkları toplumun ve tüm insanlığın sorunları bakımından bilinçlendirmektir. Basın bu görevini yerine getirirken , bazı kişi ve kurumları eleştirmek zorunda kalabilir.

Durumun farkında olan idareciler , tarih boyunca ; bu etkinin kırılabilmesi ve basının kontrolleri altına alınabilmesi için ; Başta , yandaş medya yaratma ; halkı gazete almamaya ve okumamaya davet etme ; ekonomik açıdan destek yerine köstek olma ve vergisel denetim tehdidi altında tutma gibi pek çok farklı yönteme başvurmuş ; çoğu zaman geçici de olsa olumlu sonuçta almışlardır.

Özgürlükçü demokrasi düşüncesi ; kamusal çıkarlara ilişkin tüm sorunların açıkça tartışılmasını , toplumsal yarar açısından gerekli görür. Eskilerin “…… Barika-ı hakikat , müsademe-i efkardan çıkar…… “olarak belirtikleri bu anlayış uyarınca , gerçeğin , karşılıklı görüşlerin çatışması ile ortaya çıkacağına inanılır.

İnsan yaradılışının doğal bir sonucu olarak , en iyi yönetimlerde dahi kötü davranışlar ortaya çıkabilir. Etkin kontrol sistemi ile bu çeşit sapmaların önlenmesi ve daha iyisi bulunana kadar mevcutlar içinde en güzel rejim olan Demokrasinin güvence altına alınması olanaklıdır. Etkili bir kontrol ; ancak birbirinden bağımsız kurumlar tarafından karşılıklı olarak yapıldığı takdirde sonuç verebilir..

Ancak demokrasi sadece seçimden ibaret değildir. “ Seçim sandığı bütün sorunların çözümüdür “ şeklindeki anlayış ; Bazen seçilmişlere …Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirirsiniz… “dedirtebildiğinden ve demokrasiyi araç olarak kullanıp iktidara geldikten sonra onu yok etmeye kalkışanlar çıkabildiğinden ; demokratik rejimler açısından bu anlayış kabul edilemez.

***

Peki ya Türkiye’deki Kuvvetler Ayrılığı’nın işleyişi ne durumda? Devlet mekanizmasını en iyi ve etkin biçimde denetleyebilecek yegâne güç olması gereken basın görevini özgürce yapabiliyor mu? (nö)

***

Continue reading

CoE: Memorandum on freedom of expression and media freedom in Turkey


 

Urgent measures are needed to restore freedom of expression in Turkey

48dd2ff8-d9d1-42e3-9624-24ea6dfd1914

The space for democratic debate in Turkey has shrunk alarmingly following increased judicial harassment of large strata of society, including journalists, members of parliament, academics and ordinary citizens, and government action which has reduced pluralism and led to self-censorhip. The authorities should urgently change course by overhauling criminal legislation and practice, re-develop judicial independence and reaffirm their commitment to protect free speech

Legitimate dissent and criticism of government policy is vilified and repressed, thus shrinking the scope of democratic public debate and polarising society.

The deterioration goes hand-in-hand with the erosion of the independence and impartiality of the Turkish judiciary. While this problem affects the whole judiciary, it is in particular the role of the criminal judges of peace that is the most concerning, because these formations have transformed into an instrument of judicial harassment to stifle opposition and legitimate criticism and are now at the origin of some of the most obvious violations of the right to freedom of expression.

A first step is to lift the current state of emergency and reverse the numerous unacceptable infringements of freedom of expression, and in particular media freedom and academic freedom.

© photocredit

Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğüne ilişkin Memorandum

Des mesures urgentes sont nécessaires pour rétablir la liberté d’expression en Turquie

***

Continue reading

Türkiye’nin kalkınma hamlesine Santiago Kıstasları…


 

Her işte bir hayır vardır!
santiago_kriterleri

Bunlar; Varlık Fonu’nun riayet etmesi gereken kurallar ve prosedürler; yürütme, yatırım kararlarının verilmesi, uygulanması ve fon denetimi aşamalarında açık bir şekilde ortaya koyan standartlar. Tam uyum sağlanması zaman alabiliyor. İlkelerin genel ve kapsayıcı yapısı, birbirinden farklı özelliklere sahip ülkelerde de geçerli olmasını sağlıyor. İlkelere uyum düzeyinin değerlendirilmesi, kriterlerin gözden geçirilmesi ve güncel gelişmeler ışığında, gerek duyulduğunda revize edilmeleri mümkün..

Kıstaslar uyarınca; kamu bilgilendirme, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine riayet etmek zorunda. Fonların yönetiminde keyfi davranılması, siyasi etkilerin geçerlilik kazanması ya da mali ve ekonomik koşullar açısından uygun olacak doğru kararların verilmemesi, fon kaynaklarının yanlış yönetimi gibi olasılık ve risklerin asgariye indirilmesi şart. Türkiye Varlık Fonu’nun sevk ve idaresinde de bu şeffaflık, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim ilkelerini öne çıkaran bu standartlara uyulması hem demokratik denetim hem de fon kaynaklarının optimal kullanımı açısından olumlu sonuçlar doğurması öngörülebilir.

Turkish Sovereign Wealth Fund will support development if it is governed well.

***

Continue reading

Turkey: A difficult choice between West and East…


Time for carrots and sticks!

carrot-stick-motivation-1

© photocredit

***

Continue reading

«Yandaşlık Fonu»ndan «Varlık Fonu»na


 

Bugünlere nasıl geldik; neredeyiz ve nereye doğru ilerliyoruz ?!

tepe

Bugün geldiğimiz nokta, sonuç safhasına ramak kalmış bir durumdur. 1 – 0 önde götüren Güçlüler, tek adam monarşi referandum tekniğiyle kabul ettirmenin hesabıyla yanıp tutuşmakta. Bir tarafta; mutfak enflasyonu karşısında içine düştüğü şaşkınlıklarını, yandaşlık psikolojisiyle giderebileceklerine inandırılmış «güçsüzler»; tepede ise, «Varlık Fonu» adı altında yandaş olsun olmasın, referandum için “EVET” fonu oluşturan «güçlüler» oturuyor… Türkiye «kayıt dışı ekonomi»yle yönetilen bir ülkedir. Türkiye’de kamu gelir ve giderlerinin ana kaynağı vergilerdir. Bu vergilerle elde edilen gelir ve kamu harcamaları «devlet sırrı»dır. Çünkü «gerçek kazanç kayıt dışı»dır. Ülke bir önceki yıla göre katma değer / üretim artışı sağlamamış ama oldukça yüksek bütçe açıklarının yanında, Babaanne ve / veya anne annelere maaş, Yanında yaşlı anne baba veya engelli çocuğu olanların her birine maaş, İşkur vasıtasıyla küçük-orta ve büyük boy işletmelere maaşı devletten işçi istihdam edilmesi, odun, kömür hatta buzdolabı elektriksiz köylüye çamaşır makinası, havada uçuşarak dağıtılan ulufeler, katma değere denk gelmeyen paralara kaynak yaratma girişiminin adıdır, «Varlık fonu…» Bütün bu «maddiyat yoluyla oy satınalma»ya bir de dini değerleri, din dışı hükümlerle «korkutma yöntemi»ni de ekleyip, karlı ortamda Tropikal Meyvelerle donatılmış ağızlarınızı sulandıran «Referandum Sepeti»yle karşınıza dikildiklerinde direnç mi göstereceksiniz? Sonrası mı?

 

***

Continue reading

%d bloggers like this: