EP calls on Turkey to lift state of emergency


 

MEPs condemn Turkey’s repression of criticism over its assault on Afrin

EP says; The state of emergency declared after the coup attempt of 16 July 2016 is currently being used to further stifle legitimate and peaceful opposition. Since then, more than 160 media outlets have closed and Turkey’s civil society faces a massive crackdown.

EP urges the Turkish authorities:

 

lift the state of emergency in the country;

 

to immediately and unconditionally release all those who have been detained only for carrying out their legitimate work, exercising freedom of expression and association and are being held without compelling evidence of criminal activity;

 

calls on the Turkish authorities to allow trade unions to exercise legitimate union activity;

only a fair political settlement of the Kurdish question can bring sustainable stability and prosperity, both to the area and to Turkey as a whole, and therefore calls on both sides to return to the negotiating table;

seriously concerned about the humanitarian consequences of the military intervention in this Kurdish-majority region of Syria and warns against the continuation of disproportionate actions;

to release pastor Andrew Brunson and to allow him to return home;

 

AP’nin “Türkiye’de Mevcut İnsan Hakları Durumu” başlıklı kararına DİB Tepkisi

Turkey’s Reaction on the Resolution of the European Parliament Entitled “Current Situation of Human Rights in Turkey

Résolution du Parlement européen du 8 février 2018 sur la situation actuelle des droits de l’homme en Turquie [DE] [FR] [NL]

***

Continue reading

EU Foreign Affairs Council Meeting


 

Middle East:Top Agenda of Ministers

The Foreign Affairs Council will discuss the state of play on the Middle East Peace Process, including the latest developments in the region.

In its conclusions of 14 December 2017, the European Council reiterated its firm commitment to the two-state solution and, in this context, recalled that the EU position on Jerusalem remains unchanged.

EU foreign ministers and the High Representative will have an informal lunch with Palestinian President Mahmoud Abbas, to discuss the Middle East Peace Process, bilateral relations and regional developments.

A similar meeting was held on 11 December with Israeli Prime Minister and Minister for Foreign Affairs Benjamin Netanyahu.

The Council is also expected to endorse the objectives and the proposed policy approach detailed in the communication and thereby to establish the strategic objectives of the EU in Iraq.

The conclusions also are expected to underline the relevance of the upcoming Kuwait international conference for reconstruction on Iraq.

***

Continue reading

Kapalı Kapılar Ardında «Döndürülen Dolaplar…»


 

…ve AKP Hükümeti’nin Dış Politika’daki «Zavallılığı!»

Vize kısıtlamaların kaldırılması konusu, eş zamanlı gelişmeler ışığında, Türk Dış Politikasının bugünü ve görünür geleceği açısından hiç de iyi şeyleri çağrıştırmıyor.

Bir kere; ABD’nin Türkiye’yi hedef alan terör örgütlerine yönelik yaklaşımında herhangi bir değişiklik işareti yok! Buna rağmen Türkiye’nin ABD’den vazgeçemediği ve yeniden yaklaşma eğilimi sergilediği görülüyor.

Suriye konusunda ise; kimi analistlerce “Rusya’yı arkadan vurma” şeklinde nitelendirilen Cumhurbaşkanı’nın Esad açıklamasının zamanlaması, Washington ile örtülü bir yakınlaşma içine girmiş olabileceği izlenimi yaratıyor. ABD Dışişleri Bakanının ‘Suriye’de Esad ile çalışmayız ama Rusya ile çalışabiliriz‘ açıklaması da bu algıyı güçlendiriyor.

Ankara ile Washington’un, Suriye konusunu “örtülü” olarak ele almış olabileceklerini düşündürüyor. ABD’nin Suriye’de Rusya ile çalışabileceği açıklaması da, bu örtülü işbirliğine Rusya’dan gelebilecek tepkiyi yumuşatma amacını güden ortak bir düşüncenin ürünü sayılabilir.

Son gelişmelere bakıldığında; ABD’nin Türkiye’yi hedef alan duruşunda değişiklik olmamasına karşın, iktidarın hâlâ yanaşmanın yollarını araması; diğer taraftan Rusya’nın güvensizliğini besleyebileceği algısı yaratması, Türk Dış Politikası’nın ve genelde Türkiye’nin onuru açısından alçaltıcı bir algıya yol açmayacağına emin olmak mümkün mü?

© photocredit

***

Continue reading

Söz var kese savaşı; Söz var kestire başı.


 

Veya; «ahd-u peyman»dan dönmek!

☞ İnsanlar konuşarak ilişkilerini sürdürürler. Öyle sözler edilir ki muhatabı etkiler ve ondan umulan davranışı ortaya çıkarır. Ancak yine öyle sözler vardır ki muhatabı kızdırıp kötü olayların ve felâketlerin ortaya çıkmasına yol açar. Konuşurken yumuşak, olumlu, ılımlı, tatlı ve ikna edici konuşmalı; hakaret dolu, ölçüsüz, sert ve kötü sözler söylememelidir. Ölçülü ve yapıcı konuşmak gereklidir.

☞ Bir sözün insan üzerinde büyük etkisi vardır.Yerinde söylenmiş bir söz, karşıdakini yumuşatır, inandırır; işimizin olmasını sağlar. Ölçüsüz, sert, kırıcı sözler ise kavgaya, kargaşaya yol açar.

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” Ve yine söz söze geldiğinde “Babam da olsa ben haktan ayrılmam” diyerek objektif dürüstlüğümüzü öne sürüyoruz. Öyleyse, Hükümet olsun RTE olsun, onun da has bel beşer yanlışlıklarını yapıcı eleştirilerle düzeltmeye çalışmak, hem vatan sevgimiz ve hem de objektif dürüstlüğün gereği gibi görülmeli, anlaşılmalıdır.

☞ İran, Rusya ve Türkiye, 22 Kasım 2017de Soçi’de, Garantör Devlet statüsünde anlaştıklarını Cumhurbaşkanı kamuoyuna beyan etti mi? Etti… Basın bu üç liderin ellerini biri birinin üstüne koyarak ahd-u peyman (Namus sözü) ettiklerini tüm dünyaya duyurdu mu? Duyurdu…

☞ Peki ne oldu, bitti de bir ay sonra amiyane tabiri ile çark etti ve; “Esed, kesinlikle açık ve net söylüyorum, devlet terörü estirmiş aslında bir teröristtir” dedi! Bu sözleri niçin çıkıp da Soçi’de telaffuz etmedi ve bildiriye koydurtmadı?!

Namus Sözü, Soçi’de başka, Türkiye’de başka anlama mı geliyor yoksa?!

***

Continue reading

BM Filistin Oylaması: Kabaramazsın Kel Fatma, Annen Güzel Sen Çirkin…


 

Dolduruşa Gelme Ey Halkım!

Karar tasarısının 2/3 çoğunlukla BM Genel Kurulu’nda kabul görmüş olması, hiç şüphesiz önemlidir ve bir başarıdır. Karar, BM üyesi ülkeleri hukuksal açıdan bağlamasa da, kararın siyasal açıdan bir değeri vardır. “Dünya milletler ailesi”, ABD’nin Kudüs konusunda almış olduğu kararı doğru bulmamış ve BM sistemi içinde ABD’nin bu kararına tepki vermiştir.

Ancak görülen, kararın çok abartılmış olduğudur. Bu doğru değildir. Bu büyütmeden Türkiye için  çok fazla “pay çıkarmak“ ise hiç doğru değildir!

Bu karara bakarak, Türkiye’nin dış politikada dip yapmış değerli yalnızlığından kurtulma sürecine girdiği hiç düşünülmemelidir.

Peki, Niçin öyledir ?!

***

Continue reading

Tahran’ın Son Kudüs Hamlesi…


 

Quo Vadis Ortadoğu?!

İran’ın Doğu Akdeniz’deki varlığının Lübnan’dan ve Suriye’den sonra Filistin yönetimindeki Gazze Şeridi’nde de kendisini gösterebileceğidir.

Tahran’ın Kudüs sorunu üzerinden Filistin’e verdiği destek, İsrail için, İran tehdidine güç katmakla kalmayacak, bu tehdidi daha da “yakınlaştırmış” olacaktır. ABD için de, İran daha güçlü bir hedef haline gelmiş olacaktır.

Peki ABD Kudüs kararı alırken, böyle bir tablonun ortaya çıkacağını tahmin etmedi mi. Etmez olur mu! Kararın hemen sonrası, İsrail’in başlattığı devasa tatbikat ve hemen uygulamaya koyduğu diğer tedbirler; Washington ile Tel Aviv’in koordineli çalıştığını gösteriyor. İyi de, ABD-İsrail ikilisi mevcut tabloyu nereye kadar taşırlar ve tüm bu hazırlıkların sınırı nereye dayanıyor?

Orta Doğu eskisi değil, değişti. Bu değişimin kontrolü zor, bilinmeyeni çok. Bölgedeki muhtemel yeni büyük karmaşa tahmin edilenden daha ciddi olacağa benziyor. Çatışmalar, artık düzenli ordular arasında ve cephede olmayacak; her şey, her konu, her alan hedeftir. Asimetrik tehdit, öne çıkmıştır. Önleyici istihbarat, artık kolay değildir. Bu, önce krizin yönetimini, sonra da sıcak bir çatışmanın yönetimini zorlaştıran bir durum. Bu da, Orta Doğu’daki muhtemel karmaşanın tahmin edilenden çok daha ciddi olacağını gösteriyor.

***

Continue reading

Filistin’in desteğe ihtiyacı var ama!


 

İİT Toplantısı Arifesinde «Cihad-ı Ekber…»

Artar cihadla şanımız
Fahr-i resul Sultanımız
Şer’i bize ihsan-ı Hak
Uğrunda aksın kanımız.

Osmanlıyız Osmanlıyız
Ünvanlı namlı şanlıyız
Allah deyüp cenk ederiz
Var nusrete imanımız

Cihadı Ekber Marşı

***

Continue reading

%d bloggers like this: