Cumhurbaşkanı ve Başbakan bariz suç işliyor…


 

Cumhuriyet’i koruma yemini etmiş Anayasa Mahkemesi ve Savcılar ise SUSKUN, suçu görmezden geliyorlar!

Anayasa Mahkemesi Kararları kesin hüküm içerir temyiz edilemez. Bu hüküm karşısında verilen kararlara -Hukukun üstünlüğü nedeniyle- herkesin kabulü emredicidir.

Cumhurbaşkanı; “Benim dönemimde eyalet sistemi asla ve kat’a olmaz” dedi.

Hükümetler; Devletin yönetimi için, millet tarafından uygun görülmüş yasal bir parti örgütüdür.

Hükümetler, Devlet yönetimini anayasa başta olmak üzere, Hukuk kurallarına bağlı kalarak yürütmek mecburiyetindedirler. Hukukun üstünlüğü, hükümetlerin sorumluluk alanını belirler.

Devletin varlığında devamlılık esastır. Hükümetler ise geçicidir.

Bu durumda, Cumhurbaşkanının beyanının doğurduğu suç unsurları şunlardır:

☠Türkiye’de görünürde hükümet; Adalet ve Kalkınma Partisidir. Ama Cumhurbaşkanı beyanatında kendini kast etmektedir. Bu durumda hükümet, Siyasi Partiler Yasasına karşın Kanuna karşı hile yapmış olmaktadır.

☠ Hukuk kurallarına göre, şu anda mer’i anayasa hükmü gereği tarafsız olması gerekirken yapılan hile sonucu Partisi adına Referandum seçimine taraf olmaktadır.

☠ Cumhurbaşkanı, kendinden sonra gelecek kişinin ne tür bir yetki kullanacağını belirsiz kılmakta ve bununla referandumdan şahsi bir beklenti içine girmektedir. Bu beklentinin ne olup olmadığı ise Ülkemizde Cumhuriyet Savcılarının uhdesine düşen bir KOVUŞTURMA görevidir.

***

Continue reading

Hayır Oyu’nun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?


 

DIVIDE & RULE!

Türkiye’nin üniter yapısını ayakta tutmak için HAYIR…

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamını Kürdistan Özerk Bölgesi ilan etmeye HAYIR…

Kerkük’ü Kürt eyaleti yapmaya HAYIR…

İsrail, ABD ve AB güdümünde bir Kürt Piyon Devleti kurma plânına HAYIR…

Siyonizmin “ARZ-I MEV’UD” Plânına HAYIR…

Yunanistan’ın ve Kıbrıslı Rumların Μεγάλη Ιδέα – Megalo idea’sına HAYIR…

Ermeni Soykırımı ve daha bir çok konuda, sorunda AKP hükümetinin çaresizliğini, Kasımpaşa kabadayılığıyla, marifete dönüştürmesine HAYIR…

Zira, Evet’le ortaya çıkacak pişmanlık, sıradan pişmanlık değil, geriye dönmeyi imkansız hale getiren hüsrandır…

***

Continue reading

«Tuzak Anayasa» Referandumuna çeyrek kala…


 

Yakın geçmişin en kötü Anayasalarını bile düşleyeceksiniz!

Erdoğan, milletin zekâsını sınıyor, aklî yapısı ile âdeta oynayarak Referanduma götürüyor onu… Çünkü biliyor ki; tıpkı muhalefetin HAYIR Çadırı’ndaki «acemi çaylaklar» gibi tek bir seçmen dahi oturup değişiklik teklifini okumayacak; satır aralarını irdelemeyecek; irdeleyen, bilimsel açıdan analize tabi tutanlar da iktidar tarafından «Vatan haini, terörist, fetöcü, pkkli» sıfatlarına sahil edildildiğinden bu kişilere ne güven duyacak, ne de zaten oturup yazılanları dikkate alacak. Ortaya fırlayıp AKP’lilere gereken soruları sorma kapasitesine erişemeyecek. Katakulliye getirildiğini belki ileride – o da menfaatleri darbe yemeye başladı zaman – dişini göstermeye kalkacak, ama işi raylarına oturtanları karşısında bulacak, en hafifinden kafası kırılacak.

Erdoğan tek, sadece tek bir amacı vardır: Kendisini ve kendisinin temsil ettiği düzeni muktedir kılmak, diktatör veya masumane tabiri ile Tek Adam olarak yaşamı boyunca yönetimde kalmak!

İddia edildiği gibi getirilmek istenen sistem de Başkanlık değildir… Çünkü Başkanlık Sistemi, sert bir kuvvetler ayrılığınının temelleri üzerinde oturur. Bu sistemde yasama ve yürütme organları birbirinden kesin çizgilerle ayrıdır. Bunlar birbirilerinin görevlerine son veremezler. Bu yüzden Erdoğan ve şürekasının yerleştirmek istediği Kuvvetler Birliği Sistemi’dir. Bu sistemde Yargı Erki de Beştepe sakininin mutlak kontrolü altına girecektir. Adalet ve Yargının mevcut anayasada bağımsız olmasına karşın siyasî müdahalelerden kendisini kurtaramadığı günümüz mazi olacak, Cumhurbaşkanı muhaliflerine tabiri caizse terör estirecektir. Tıpkı son GS kongresinde olduğu gibi…

Manisalı III.Murad ne diyor?

uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
azrail’in kastı canadır inan
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

bu dünya fanidir sakın aldanma
mağrur olup tac-u tahta dayanma
yedi iklim benim deyu güvenme
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

Uyan da tavladan, futboldan, diziden, okeyden, piştiden, seksten biraz vakit ayırıp, tarafsız hukukçular ne diyorlar biraz oku. Şunun şurasında iki haftalık ömrün kaldı – (nö)

***

Continue reading

Referandum’a doğru ilerlerken…


 

Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver…

Vakit geldi zaman ilerliyor
Geri sayım artık başlıyor
Kordan oy atacaksın sandığa
Aha bak o zaman çıkan dumana
Elin varmıyorsa atmana
Belâlı dayım getirir seni imana

Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver
Oyunu vermeye gidiver
Gımıldanamazsan söylerim dayıma
Kahve yerine zehir doldurur fincana

Akmazsın, çağlamazsın
Gülersin hep halimize, ağlamazsın
Bi oy ver deriz
Umursamazsın
Gımıldan, ımıldan, gımıldanıver
Silkelen de kendine geliveriver

Bahçelerde açtı Hanımeli
Referandum yolu doldu deli
Adın tarihe geçer
Çıkmazsa sandıktan Milletin eli
Aha o zaman söyle bana
Nerelere kaçalım bi deyiver
Gımıldan, gımıldan, gımıldanıver
Uykundan uyan beri beri gel

Çökertme’den uyarlama (nö)
Doğa İçin Söyle’den aslını dinle!

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – VII.


 

Kuvvetler Ayrılığı Yoksa Hürriyet de, Demokrasi de Yoktur!

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin tek elde toplandığı bir sistemde hiçbir şekilde özgürlük ol(a)maz. Aynı idarenin kişilik veya yapısında, yasama erki yürütme erkiyle birleşmişse, zalimce yürütmek için zalimce kanunlar yapmasından korkulur.

Yargı erki de, yasama ve yürütme erklerinden ayrılmış değilse ve yasama erkiyle birleşirse, toplum keyfî bir idare tarafından yönetilir. Çünkü yargıç kanun koyucu olur. Yargı erki, yürütme erkiyle birleşirse, yargıç korkunç bir zalim kesilir.

Müstebit olmak isteyen hükümdarlar da, bütün idare otoritesini kendi kişiliklerinde birleştirmekle işe başlarlar. Kuvvetlerin aynı elde toplandığı bir sistemde kimse güvende değildir. Böyle bir sistemde medenî yaşam tehdit altındadır.

Türk demokrasisi ne bir deney laboratuvarıdır ne bir kumarhane ortamı! Bu alanda kumar oynamaya kalkmak Rus Ruleti’nden başkaca bir şey değildir. Bunun diğer anlamı da; bile bile intihardır…

‘Türkiye’nin güçlü bir liderliğe ihtiyacı var’ türünden söylemlerle, kuvvetler birliği sistemini savunanlar ve övgü düzenler toplumun gözünün içine baka baka yalan söyleyenlerdir.

Bu söylemlere ve ballandırarak, yaldızlayarak aktaranlara inanmakta elbette serbestsiniz. Ancak iş işten geçtikten sonra bırakın pişmanlığı, gözyaşı dökmeye bile vaktiniz olmayacaktır.

***

Continue reading

Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – VI


 

Sonuca doğru: II.Abdulhamid kimdi?

Bu çalışmayı yaparken amacımız, şahıslar hakkında hükme varmaktan çok, müesseselerin nasıl ve niçin değişmiş olduğunu anlatmaya çalışmaktı.

Padişah hakkında lehte ve aleyhte keskin ve kesin hükümlere varılmıştır. Devrimizin aydınları arasında da sözlü bu yönde tartışmalar devam etmektedir.

Lehte olanlar; O’nun Islahatçı ve mahir bir diplomat olduğu; 33 yıllık saltanatında, İmparatorluğun birliğini korumayı başardığıdır.

Aleyhinde olanlara gelince; İmparatorluğun en büyük yıkıcısı ve Makyavelist bir diplomat olduğu; genlerinde istibdatçılık bulunduğudur. Oysa; ne bir reformistti ne de tek adam yönetici fıtratı ile doğmuştu.

Bu görüşe ve sonuca varmamızın nedenlerine gelince…

***

Continue reading

Sonun Başlangıcı…


 

Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

Continue reading

%d bloggers like this: