Söz var kese savaşı; Söz var kestire başı.


 

Veya; «ahd-u peyman»dan dönmek!

☞ İnsanlar konuşarak ilişkilerini sürdürürler. Öyle sözler edilir ki muhatabı etkiler ve ondan umulan davranışı ortaya çıkarır. Ancak yine öyle sözler vardır ki muhatabı kızdırıp kötü olayların ve felâketlerin ortaya çıkmasına yol açar. Konuşurken yumuşak, olumlu, ılımlı, tatlı ve ikna edici konuşmalı; hakaret dolu, ölçüsüz, sert ve kötü sözler söylememelidir. Ölçülü ve yapıcı konuşmak gereklidir.

☞ Bir sözün insan üzerinde büyük etkisi vardır.Yerinde söylenmiş bir söz, karşıdakini yumuşatır, inandırır; işimizin olmasını sağlar. Ölçüsüz, sert, kırıcı sözler ise kavgaya, kargaşaya yol açar.

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” Ve yine söz söze geldiğinde “Babam da olsa ben haktan ayrılmam” diyerek objektif dürüstlüğümüzü öne sürüyoruz. Öyleyse, Hükümet olsun RTE olsun, onun da has bel beşer yanlışlıklarını yapıcı eleştirilerle düzeltmeye çalışmak, hem vatan sevgimiz ve hem de objektif dürüstlüğün gereği gibi görülmeli, anlaşılmalıdır.

☞ İran, Rusya ve Türkiye, 22 Kasım 2017de Soçi’de, Garantör Devlet statüsünde anlaştıklarını Cumhurbaşkanı kamuoyuna beyan etti mi? Etti… Basın bu üç liderin ellerini biri birinin üstüne koyarak ahd-u peyman (Namus sözü) ettiklerini tüm dünyaya duyurdu mu? Duyurdu…

☞ Peki ne oldu, bitti de bir ay sonra amiyane tabiri ile çark etti ve; “Esed, kesinlikle açık ve net söylüyorum, devlet terörü estirmiş aslında bir teröristtir” dedi! Bu sözleri niçin çıkıp da Soçi’de telaffuz etmedi ve bildiriye koydurtmadı?!

Namus Sözü, Soçi’de başka, Türkiye’de başka anlama mı geliyor yoksa?!

***

Continue reading

Hadi yine iyisiniz…


 

«İlahî» tövbe ya; «Reisî Kefalet» altındasınız!

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumuna kefillik denir, Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi ise kefalettir.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Ne kadar ağır(!) biri olunursa, alınmasi gereken sorumlulukların da o denli azaldığ eylem şeklidir kefalet.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Müteselsil ve Adi olarak iki çeşidi mevcuttur. Diğer deyişiyle;  müteselsil kefillikte alacaklı, borcunuzu ödemeniz için başvurmadan önce kefilinize giderek “bu adamın borcunu öde lan” diyebilir. Diyemez çünkü karşısında kapı gibi kefalet sahibi, dahası adlî dokunulmazlık zırhı var artık. adi kefillikte ise öncelikle asıl borçluya gelmesi, eğer ödemezse kefile giderek az önceki cümleyi sarfetmesi sözkonusu. Hiçbir şey değiştirmez, evele gevele getirir işi aynı yere… İlgili kanunlar daha doğrusu OHAL kapsamındaki KHK gereği bütün eylemlerin kefalet şekilleri kendiliğinden müteselsil sayılmış bulunuyor. Üstelik   «Kefalet Sahibi» cin gibi, kendini de sağlama alıyor.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ «Kefalet Sahibi»nin  kefil olması demek, kişiyi kendisi olmaktan ziyade o ağızdan çıkan sözlerle şekillenen bireye dönüşmesi oluyor. O saatten sonra asla düzgün olmayan bir hareket yapamaz.  Döküldüğü kabın şeklini alması gerekiyor ve bunun bedelini de, aslını geride bırakarak ödemek zorunda bırakılıyor. Kefalet altına girmeyi kabul etmeyenlerin ise; kızma, düzgün olmayan davranışlarda bulunma veya itiraz etme gibi «lüks»leri bile kalmıyor. Çünkü tepesinde, âdeta «Azrail’in Tırpanı» sallanıp duracak.

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ Peki, kefalet altına girmeyi kabul edenler veya eğilimi sergileyenler ne düşünüyorlar acaba? «Vaad edilen çıkarlar»a sahip olabilmek adına, insan olma değer ve özgürlüklerinden sıyrıldıklarını/sıyrılacaklarının farkındalar mı? Yoksa; ‘şeyimden aşağı Kasımpaşa’ demeyi mi yeğliyorlar/tercih edecekler bundan sonra…

☜☪♔⚔⚖©®™☠✞ İyi de yeni düzenleme nasıl işleyecek?

***

Continue reading

Kudüs’ü Anonim Şirket gibi Yönetmek…


 

‘Hadi yaaaa’ demeyin hemen öyle!

Değerli arkadaşlarım. Sizden istirhamım şudur.Yeni Anayasayı, Başkanlık sistemini,Yeni Türkiyeyi her fırsatta anlatmanızdır. Sizleeer…..BİR İŞ ADA-MI gibi… Ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Değerli arkadaşlarım…. Benim derdim ne biliyormusunuz? Bir Anonim Şirket nasıl yönetiliyorsa, işte öyle yönetilmelidir!

Olmazsa ne mi olur?

 

Bileklerine bağlıyorlar prangayı yürü yürüyebilirsen…

BM Genel Kurulu Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanıma kararına aleyhte oy kullanması Recep Tayyip Erdoğan’ın değil, Vatikan Devleti’nin Başkanı Papa Francis’in zaferidir. Trump’un aba altından sopa göstermesine karşılık, Papa Francis, Hrıstiyan, Ortodoks ve hatta etkili olduğu Müslüman ülkeler nezdinde girişim yapmış ve oylamanın sonucunu belirlemede ana unsur olmuştur.

Türkiye, Kudüs’ün İsrail’in başkenti yapılmasına direnç göstermiştir. Ama şurası da mutlaka bilinmelidir ki, eğer Kudüs sadece Müslüman Filistin ile Yahudi İsrail arasında bir mesele olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan’ın direncinin kesinlikle bir kıymet-i harbiyesi olmazdı.

Gelelim Anonim Şirket gibi yönetme olayına….

© photocredit

***

Continue reading

«Apışıp» Kalmak…


 

…veya Günümüzün Türkiye’sinde Karşılıklı «Dil Yutmak!»

Bir dönem, Cumhurbaşkanı Erdoğan; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şaşkınlıktan kimileri dillerini yutmuşlardı!

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Dillerini yutanlar mutlaka kerpetenle geri çekip, elastikileştiğinden dolayı yine bırakıvermişlerdir. Her seferinde dil yutma zahmetinden kurtulmak için!

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır.

Ha bir de karşılıklı «yolsuzluk» iddiaları, suçlamalar, yalanlamalar…Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… iktidarın konuşmalarından hareketle; hukukun öngördüğü savunmaby-pass ediliyor. Bu durumda da iddia doğruluk kazanıyor!

‘Ruhsar işine döndü Milletin hâli’ desek yanlış olmaz!

Şaştık kaldık afalladık. Vay canına şimdi yandık. Akıllara zarar valla. Ruhsar gitti ruhla kaldık. Yandık yandık nedir bizlerdeki bu ruh hâli?!

***

Continue reading

Reis’e Sevgide, Saygıda Kusur İşlemek mi?


Sümme Hâşâ… Ama!

***

Continue reading

Millet ne eylesin…


Reis; ‘Böyle Olacak…’ dediyse!

© photocredit

***

Continue reading

«Reis» diye diye…


Kafaları «afyonlaştıran» gündemler!

***

Continue reading

%d bloggers like this: