The Congress: Cypriot Chairmanship and Political Situation in Turkey


 

Turkey must respect our common standards with regard to human rights, democracy and the rule of law! [Speech]

The Congress asks the Committee of Ministers of the Council of Europe to invite the Turkish authorities to rescind the legislative measures on “mayors appointed by the central authorities” and restore the capacity of municipal councils to choose a replacement mayor. It also points out that the arrest of a local elected representative must be a decision duly substantiated in domestic law, taken in conformity with the standards of the Council of Europe and, in particular, with the European Convention on Human Rights.

Le Congrès demande au Comité des Ministres du Conseil de l’Europe d’inviter les autorités turques à annuler les mesures législatives relatives aux « maires nommés par les autorités centrales » et à rétablir la capacité des conseils municipaux concernés. Il rappelle, par ailleurs, que l’arrestation d’un élu local doit être une mesure dûment fondée en droit interne, prise en conformité avec les standards du Conseil de l’Europe et, en particulier, avec la Convention européenne des droits de l’homme.

The Congress suggests that the Venice Commission prepare an opinion on the constitutionality of the measures in Decree Law No. 674 which concern the exercise of local democracy in Turkey.

Congrès des pouvoirs locaux et régionaux demande à la Commission de Venise préparer un avis sur la constitutionnalité des mesures prises sur la base du décret-loi n° 674 concernant l’exercice de la démocratie locale en Turquie.

***

Continue reading

Suriye’de gelinen nokta…


 

…ve Türkiye için «Kâbus Senaryosu!»

💀 Suriye, özgürleşme ve demokratikleşme bir yana, parçalanma noktasına gelmiş bulunuyor;

☠Kürt hareketinin devlete dönüşmesi ve Irak’ın parçalanması an meselesi;

💀Bölgesel dengeler derinden etkilendiği gibi, bölge ülkelerinin sınırlarının değişme ihtimalini içeren ciddi bir tehdit mevcut;

☠Ve bütün bunların arkasında ABD, Rusya, İsrail ve İran var;

💀Türkiye, Kürt nüfusa sahip bir bölge ülkesi olduğundan ve hem gücünden, hem de inandırıcılığının yanısıra çok şey kaybettiğinden dolayı tam bir tecrit altında bulunuyor;

☠Bölgede ilerlenen süreç ile çıkacak sonuçların Türkiye’ye yansımaması mümkün değil;

💀Ankara’nın Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İran ile ilişkilerinin mevcut durumu, bu tabloyu daha da kötüleştiriyor;

☠ABD kuvvetlerinin Suriye üzerinden Türkiye’ye girip bir haftada İstanbul’a varmalarını işleyen, “Metal Fırtına” kurgu romanı gerçeğe mi dönüştürülüyor? [Özet]

© photocredit

***

Continue reading

Suyumu kesme İzmir!


 

İzmir’de belediyenin son kaynak suyu satış noktaları da 31 Mart 2017’de kapatılıyor. Su şirketlerinin baskısıyla…Halk memnundu. Karşıyaka ve Bornova’da açık kalanlar da yok olacak. Kendi kabını getiren buralardan litresi 7,5 kuruştan kaynak suyu alıyordu. Şirketler bunları sağlığa çok aykırı buldular. “Dünyanın neresinde böyle bir sistem var” diyorlar. Resimlerde göreceğiniz gibi Roma’da halka getirdikleri kaplarda su sağlayan çokça merkez bulunduğu gibi tarihi çeşmelerden akan sular da hem turistler hem de halk taraından ücretsiz içiliyor. Hastalanan da yok üstelik! Roma Belediyesi gazlı su için para alıyor.

Peki ya İzmir? İzmir de mi su şirketlerine boyun eğdi?

***

Continue reading

Sonun Başlangıcı…


 

Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

Continue reading

Başkanlık sayesinde her şey «Millî» olacak!


İktidar «Milli» mi, [*] yoksa Millet için değil çok uluslu şirketler için mi politikalar üretiyor?

 

yerel_tohum

Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek? Tarım Bakanlığı yaptığı destekleri sertifikalı tohum kullanma şartına bağlayan bir politika değişikliğine doğru gidecek gibi görünüyor. Sertifikalı tohum kullanımının verimliliği arttıracağı gerekçesi ileri sürülüyor. Yerel tohuma dayalı ürünleri ve üretim bölgelerini saptamak oldukça güç. Sınırlama getirilmesi yerel tohumların yayılmasının önünde ciddi engel oluşturacak. Bakanlığın bilmediği birçok yerel tohum var. Çiftçiler hangi kıstasa göre istisnadan yararlanmaya geçebilecekler. Mirza Gökgöl ve arkadaşları, 1930’lu yıllarda Türkiye’de 18 bin buğday çeşit ve tipi olduğunu belirlemişti. . Bugün de birçok yörede şirketlerin üretemediği, daha verimli, lezzetli, dayanıklı yerel tohumlar mevcut. Bunlar, ayrıntıda nasıl belirlenecek? Bu çeşitlerin başarısız olduğunu hangi otorite hangi yetki ile belirleyebilecek?Bakanlık daha rasyonel bir kararla yerel tohum yetiştiren çiftçiyi desteklerden nasıl yasaklayacak? Bu politika daha çok yine uluslararası tohum şirketlerine yarayacağı gibi yerel tohumun yayılmasının önüne de set çekme amacı güdüyor! [*]

 

***

Continue reading

Bir Zamanlar Akhisar…


Ah çocukluğum, vah çocukluğum!

Çocukluk dönemi anıları nedense en iyi hatırlananlardır. Bu gerçeği hemen herkes bir şekilde deneyimlerine dayanarak bilir çünkü çok eskileri dünden daha iyi hatırladığına tanık olur. akhisarNeden bu iş böyledir diye sorarsanız buna bilimsel temellere dayanarak cevap verebileni kolayca bulamazsınız. Bulduğunuz bilgeler de size bazı varsayımları anlatmaktan öteye gidemez çünkü bu işin sırrı sanırım henüz tümüyle çözülememiştir. O çok eskilerde kalmış olaylar ve kişiler anımsanır zaman zaman. Hiç beklenmedik bir söz, bir yazı, bir fotoğraf, bir müzik parçası, ilk bakışta alakasız gibi görünen herhangi bir şey, anılarda çok gerilere gidilmesi için yeterli olur. Anamızın ağzından çıkan bir sözcük bile, sanki insanın yanıbaşında söylüyormışçasına işitiliverir… Acaba anılarda ne kadar geriye gidebilir, neleri anımsayabiliriz? Bir bileniniz var mı?

© photocredit

***

Continue reading

Sözüm First Lady’yedir!


Siirtli «hemşehri»miz olduğundan dolayı…

İktidar sahipleri ikrah ettiren konuşmaya, yazmaya tahammül göstermiyorsa, gazeteciyi, akademisyenleri, memleketin hayrına olur niyetiyle erdogan_ciftiyazanları, sözle yetinmeyip ardından da bir de fiili olarak tutuklama cihetine giderse, bu İKRAH olur. Yüce dinimiz Meşvereti (Meseleleri naklederek Karşılıklı konuşmayı/tek başına karar ver-me-meyi) emretmiştir. Bugünkü sosyal medya işte bu görevi yerine getirmektedir. Kalem suresi ise, meşverette; hakkı savunmayı ve haktan ayrıl-ma-mayı, ayrılındığı takdirde, son günlerde herkesin diline doladığı “Kurunun yanında yaş ta yanar” sözünün haklılığına Siirt’ten bir örnekle misal verir. İşte bu yüzden Emine Erdoğan Hanımefendiye sesleniyorum. Kendisinin değerli aile büyükleri mutlaka gerçek vakalara örnek teşkil eden dini bilgilerle onu yetiştirmişlerdir.

© photocredit

***

Continue reading

%d bloggers like this: