Seçimlere «Çeyrek» kala AB’nin Beklentileri…


 

Seçimler sonrasında karşımızda nasıl bir Türkiye Göreceğiz?!

Zamanlama açısından AB’nin Türkiye Raporu’nun yayınlanma günü ve saati ile örtüşen Devlet Bahçeli’nin Erken Seçim çağırısına ilişkin gelişme ile Avrupa ilişkilerini gündemin arka sıralarına itmiş oldu.

Peki erken seçimler Türkiye’nin AB ilişkileri ve AB üyelik perspektifi açısından ne anlama geliyor? Öncelikle bu seçimlerin adil ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi, seçim öncesinde muhalif seslere de yeterince propaganda imkânı tanınması ve bu şekilde seçim sonuçlarına gölge düşürülmemesi önemli.

© photocredit

Bunun yanında, bu seçimlerin Türkiye’nin yeni bir siyasi yönetim sistemine adım attığı seçimler olacağını da unutmamak gerekiyor. AB tarafından denge ve denetleme açısından değerlendirildiğinde, yürütmeye orantısız bir güç veren, kuvvetler ayrılığı ilkesini yeterince karşılayamayan, yargı ve yasama üzerinde yürütmenin hâkimiyetini tanıyan bir sistem olmakla eleştiriliyor.

Brüksel’de de üç aşağı beş yukarı Türk Halkı’nın sorular soruluyor, beklentiler sıralanıyor. Türkiye bu yeni sisteme geçtiğinde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlükler açısından AB kriterlerini karşılamayan bir sisteme mi geçmiş olacak? Yoksa OHAL’in bugüne kadar devam etmesine yol açan güvenlik sorunlarını yeni ve güçlendirilmiş bir yönetim ile aşarak, yeniden AB reform gündemine geri dönecek mi?

AB hedefi doğrultusunda, sistemin daha demokratik, kuvvetler ayrılığı ve denge ve denetleme ilkelerine uyumlu olması, temel hak ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması için adımlar atılacak mı?

Peki Brüksel ve Strasbourg’un Seçim öncesi sıraladığı ama Seçim sonrasını hedefleyen önemli diğer beklentileri neler?

***

Continue reading

SEÇİMLER E-DEVLET ORTAMINDA YAPILMALI


 

At ile ulaşımın sağlanabildiği çağlardan, günümüze!

***

Continue reading

Bu Memleket Bizim!


 

Çekin Ellerinizi Eyüp Üzerinden!

Dört nala gelip uzak Asyadan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim

Kapansın el kapıları
Bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim

Yaşamak bir agaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşcesine
Bu hasret bizim

Nazım Hikmet

***

Continue reading

«Yeni» Gümrük Birliği…


Türk Tarımını Nasıl Etkileyecek?

© photocredit

***

Continue reading

«New Turkey of Erdoğan…»


 

The West wants to weaken Turkey!

What are the core components of modern Turkish nationalism ?
What is the size and shape of this constituency, and is it coherent ?
What are the beliefs driving its apparent resurgence?

The Turkish electorate is pessimistic about the direction of the country and the economy. While Erdoğan remains by far the most popular political figure in the country, there is growing discontent among young voters, including among the AKP.

What this prevailing national mood and new emerging national self-perception means for Turkey’s place in the Western political, cultural, and security order is an important and open question. Certainly, the assumptions that underpin it)that Turkey is beset by enemies and that the West wants to weaken Turkey)do not bode well for the road ahead.

© photocredit

***

Continue reading

PARTİDIŞI ELEKTRONİK MUHALEFET PLATFORMU


 

‘Bıktık Artık Bu Siyasetten’ Diyenlerden misiniz?!

Sadece seçimden seçime hatırlanmak

 

Siyasetçilerin birbirlerini hain ilan etmeleri

 

Dediği dedik, çaldığı düdük liderler

 

Başarısız olan siyasetçilere katlanmak

 

Genel başkanların delegeleri, delegelerin de genel başkanları seçmesi

 

Milletvekillerinin genel başkanların kuklası gibi oy kullanması

 

Parti yöneticilerine sesinizi duyuramamak

 

Milletvekili ve belediye başkan adaylarını genel başkanların belirlemesi

 

Gönül verdiğiniz partiye katkı verme şansı bulamamak’tan sürekli, dert mi, yanıyorsunuz?

 

Özgürlük, demokrasi ve adalet arıyorsanız; Sevgi ve barış hedefliyorsanız; Sınıfların değil, bireylerin hakkını savunuyorsanız; Lider değil, ekip çalışması istiyorsanız; Yönetilmeye değil, birlikte yönetmeye talipseniz; Mucizeler değil, planlanmış hedefler bekliyorsanız; Hayallerin değil, gerçeklerin peşindeyseniz; Çekişmeden değil, uzlaşmadan yanaysanız; Sadece kendinizin değil, tüm insanlığın iyiliğini hedefliyorsanız; Aklın, bilimin ve teknolojinin kılavuzluğuna güveniyorsanız…

 

Alın Size «Seçenek!»

© photocredit

***

Continue reading

Kandırılıyor muyuz ?!


 

Mevcut Gerilimler Gerçek mi, yoksa Yapay mı?>

Türkiye’yi meşgul eden dış politikaya ilişkin konular; “gerçekçi” mi, yoksa “suni/yapay” mı?

Bu sorunun temelinde yatan ise, hem Türkiye’nin cari dış politika anlayış ve uygulamasının hâlâ ciddi ve “sorunlu” olmaya devam ettiği, hem de, dış politikaya ilişkin bu “sorunlu” anlayış ve uygulamanın münhasıran iç politikaya ilişkin mülahazaların ürünü olduğuna dair değerlendirmelerdir.

Türkiye’de iktidar, uluslararası ilişkilerini içeride sadece “oy kaygısı” ile şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kimi vakit egemenlik alanını ülke sınırları dışına taşıyan bir dış politika anlayış ve uygulamasını da sergiliyor tablosu yaratıyor.

Peki hassas bölgelerde durum ne, halk ne düşünüyor?

 

Önce; basın çıkışlı haberler veya idarecilerin en yetkili ağızlardan yaptıkları açıklamalarla örtüşen bir durum yok. Türkiye’nin önümüzdeki günlerde/dönemde sıcak bir çatışma içine girebileceğine dair bir algının işaretleri bile gelmiyor bölgelerden… Afrin konusunda bile halk yapılan açıklamaları bir ‘blöf’ olarak algılarken, tamamen iç politida hamaseti yükseltmeye yönelik olduğuna inanıyor.

İktidar hâlâ seçmeni çekmeye devam ediyor. Bunda yardımların da etkisi var elbette, ancak gerçekte, AKP’yi endişeye sevk eden bir durum var. Kapıldığı bu endişe yüzünden, dış politikaya/uluslararası ilişkilere dair konuları “suni/yapay” bir şekilde öne çıkarıyor. Gerçek durumu ise seçmenin gözünden kaçırma, gerekirse kendisini bugüne kadar desteklemiş olanların beklentilerini artık niçin karşılanmayacağını izah etmede “anlaşılabilir” bir gerekçe üretme peşinde koştuğu izlenimi ediniliyor. MHP’yi yanına çekmesi de buna dayandırılıyor.

Bölge Halkı genel olarak şöyle düşünüyor:

 

“iktidar partisi ‘bağırır-çağırır’ ama, sonuçta hiçbir şey yapmaz/yapamaz, ABD’nin dediğine gelir, bunu Kobani olayları sırasında gördük. Halkın söylediklerinden 15 yıllık iktidar süresinde AKP’yi ve idarecilerini çok yakından tanıdıklarından dolayı kaygılı olmadığını çıkarmak mümkün.

Peki, Bölgedeki seçmenin iktidar partisine bağlı kalma görüntüsü, güvenilir bir görüntü mü?

***

Continue reading

%d bloggers like this: